TMK 657. Madde
(1) Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgülenir.
(2) Tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar sürüm değerine göre özgülenir.
(3) b. Değerin belirlenmesi
TMK 657. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 595 inci maddesini karşılamaktadır. Maddeye taşınmazların değeri ile ilgili olarak yeni bir fıkra eklenmiştir. Terekedeki tarımsal taşınmaz malların, mirasçılara satışdeğeri ile değil, gelir değeri ile özgülenmesi, mirasçılar aşırıdeğer dalgalanmaları karşısında koruma ya daha elverişli ve hakkaniyete de daha uygun olacağından, tarımsal taşınmazların gelir değeri, diğer taşınmazların da sürüm değeri ile özgüleneceği düzenlenmiştir.
Açıklama
657. madde, tereke paylaşımının usul ve esasları içinde özgülenme konusunu ele alarak elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi ve bireysel mülkiyete geçişte denge amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgülenir.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 595. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi ve bireysel mülkiyete geçişte denge bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgülenir.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar sürüm değerine göre özgülenir.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, serbest paylaşma, paylaşmanın düzenlenmesi, payların oluşturulması, aile konutu, tarımsal işletme bütünlüğü bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 647-682, HMK (taksim davası), Tapu Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. özgülenmena ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 657. maddeyi değil, TMK 640 (miras ortaklığı), 699 (paydaşların hakları), 703 (paylaşmayla elbirliğinin sona ermesi) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 657. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. ve 8. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu kararları, özgülenme konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 657. madde, tereke paylaşımının usul ve esasları alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, özgülenme kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 647-682, HMK (taksim davası)) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 657. madde, tereke paylaşımının usul ve esasları içinde elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi ve bireysel mülkiyete geçişte denge amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
