TMK 660. Madde
(1) (Mülga: 30/4/2014-6537/9 md.)
(2) c. Özgülenmenin hangi mirasçıya yapılacağı
TMK 660. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 597 nci maddesinin ikinci cümlesini karşılamaktadır. Bu hüküm, İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kaldırılan 620 bis maddesini tekrarlamaktadır ve İsviçre Medenî Kanunundaki gibi ayrıbir madde hâ line getirilmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 660. maddesi, tereke paylaşımının usul ve esasları bakımından taşınırların özgülenmesi başlığı altında serbest paylaşma, paylaşmanın düzenlenmesi, payların oluşturulması, aile konutu, tarımsal işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrıntılı bir düzen kurmaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “(Mülga: 30/4/2014-6537/9 md.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; hükmün tek fıkrası içinde kuralın tüm unsurları toplanmıştır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 597. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi ve bireysel mülkiyete geçişte denge bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Maddenin tek fıkrası “(Mülga: 30/4/2014-6537/9 md.)” ifadesiyle hükmün esasını kurmaktadır. Bu düzenlemenin unsurları tek tek ele alındığında, serbest paylaşma, paylaşmanın düzenlenmesi, payların oluşturulması, aile konutu, tarımsal işletme bütünlüğü kavramlarının somut olayda nasıl karşılanacağı ortaya çıkar. Özellikle kuralın uygulanabilmesi için öngörülen koşulların her birinin ispatı ayrı ayrı yapılmalı; aksi takdirde hak talebinin dayanaktan yoksun kalma riski doğar.
Madde, TMK 647-682, HMK (taksim davası), Tapu Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. taşınırların özgülenmesina ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 660. maddeyi değil, TMK 640 (miras ortaklığı), 699 (paydaşların hakları), 703 (paylaşmayla elbirliğinin sona ermesi) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 660. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. ve 8. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu kararları, taşınırların özgülenmesi konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 660. madde, tereke paylaşımının usul ve esasları alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, taşınırların özgülenmesi kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 647-682, HMK (taksim davası)) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 660. madde, tereke paylaşımının usul ve esasları içinde elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi ve bireysel mülkiyete geçişte denge amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
