TMK 669. Madde
(1) Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
(2) Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.
TMK 669. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 603 üncü maddesini karşılamaktadır. Kenar başlık madde ile uyumlu hâ le getirilmiştir. Birinci fıkrada hüküm değişikliği yoktur. İkinci fıkrada denkleştirmeye tâ bi olan ve örnek olarak sayılan sağlararasıkarşılıksız kazandırmalar arasına, İsviçre Medenî Kanununun 626 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yapılan, fakat yürürlükteki metinde bulunmayan “bir malvarlığınıdevretmek” hususu da eklenmiştir.
Açıklama
669. madde, mirasta denkleştirme yükümlülüğü içinde mirasçılar arasında konusunu ele alarak mirasbırakanın sağlığında altsoya yaptığı kazandırmaların paylaşmada dikkate alınması amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birb…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 603. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece mirasbırakanın sağlığında altsoya yaptığı kazandırmaların paylaşmada dikkate alınması bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekey…” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın alts…” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, altsoyun denkleştirmesi, iade yükümlülüğü, karşılıksız kazandırma, eğitim ve çeyiz giderleri bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 668-675, 505 vd. (saklı pay), 560 vd. (tenkis), Noterlik Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. mirasçılar arasındana ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 669. maddeyi değil, TMK 560 (tenkis), 669 (iade seçeneği), 674 (sağlıklılar lehine sayışma) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 669. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. ve 8. Hukuk Daireleri kararları, mirasçılar arasında konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 669. madde, mirasta denkleştirme yükümlülüğü alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, mirasçılar arasında kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 668-675, 505 vd. (saklı pay)) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 669. madde, mirasta denkleştirme yükümlülüğü içinde mirasbırakanın sağlığında altsoya yaptığı kazandırmaların paylaşmada dikkate alınması amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
