TMK 695. Madde
(1) Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen kararlar, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazanan kimseleri de bağlar.
(2) Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin kararların sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazananları bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir.
(3) a. Paydaşın çıkarılması
TMK 695. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 647 ve 649a maddelerinden alınmıştır. Paydaşların yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda yaptıklarıdüzenleme ve almışolduklarıkararlarla mahkemece verilen kararların, sonradan paydaşolanlarıve ya pay üzerinde aynî hak kazananlarıbağlayacağı, bunun için taşınmazlarda, yararlanmaya, kullanma ya ve yönetime ilişkin kararların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerektiği esası getirilmiştir. 135
Açıklama
paylı mülkiyetin kurulması, yönetimi ve sona erdirilmesi alanında kararların bağlayıcılığı meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun 695. maddesinde somut kurallara bağlanmıştır. Maddenin açılış cümlesi — “Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen kararlar, sonradan paydaş olan veya pay üz…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, İsviçre Medenî Kanunu’nun 647. maddesinden esinlenerek Türk hukuk sistemine aktarılmış; böylece aynı eşya üzerinde birden çok kişinin paylı biçimde malik olduğu düzende yetki ve yüküm dağılımı bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen kararlar, sonradan pay…” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin kararların sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazananları bağlaması için, bunların…” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, pay, paydaş, önalım (şufa) hakkı, yararlanma ve yönetim, olağan/önemli/olağanüstü yönetim işleri bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 688-700, Kat Mülkiyeti Kanunu, Tapu Kanunu, HMK (ortaklığın giderilmesi davası) ile bir bütün halinde uygulanır. kararların bağlayıcılığına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 695. maddeyi değil, TMK 732-735 (yasal önalım), 698-699 (paylaşmanın istenmesi), 700 (intifa), KMK (kat mülkiyeti) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 695. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 8. ve 14. Hukuk Daireleri, kararların bağlayıcılığı kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, paylı mülkiyetin kurulması, yönetimi ve sona erdirilmesi alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 695, paylı mülkiyetin kurulması, yönetimi ve sona erdirilmesi alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
