TMK 697. Madde
(1) Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir.
(2) a. Paylaşma istemi
TMK 697. Madde Gerekçesi
Madde yürürlükteki Kanunun 626b maddesinden alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmak ve terim birliği sağlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 626b maddesinin birinci cümlesi, İsviçre Medenî Kanununun 649c maddesini karşılamaktadır.
Açıklama
697. madde, paylı mülkiyetin kurulması, yönetimi ve sona erdirilmesi içinde diğer hak sahiplerinin çıkarılması konusunu ele alarak aynı eşya üzerinde birden çok kişinin paylı biçimde malik olduğu düzende yetki ve yüküm dağılımı amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında …” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; hükmün tek fıkrası içinde kuralın tüm unsurları toplanmıştır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 626. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece aynı eşya üzerinde birden çok kişinin paylı biçimde malik olduğu düzende yetki ve yüküm dağılımı bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Maddenin tek fıkrası “Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın…” ifadesiyle hükmün esasını kurmaktadır. Bu düzenlemenin unsurları tek tek ele alındığında, pay, paydaş, önalım (şufa) hakkı, yararlanma ve yönetim, olağan/önemli/olağanüstü yönetim işleri kavramlarının somut olayda nasıl karşılanacağı ortaya çıkar. Özellikle kuralın uygulanabilmesi için öngörülen koşulların her birinin ispatı ayrı ayrı yapılmalı; aksi takdirde hak talebinin dayanaktan yoksun kalma riski doğar.
Madde, TMK 688-700, Kat Mülkiyeti Kanunu, Tapu Kanunu, HMK (ortaklığın giderilmesi davası) ile bir bütün halinde uygulanır. diğer hak sahiplerinin çıkarılmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 697. maddeyi değil, TMK 732-735 (yasal önalım), 698-699 (paylaşmanın istenmesi), 700 (intifa), KMK (kat mülkiyeti) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 697. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 8. ve 14. Hukuk Daireleri içtihatlarında, diğer hak sahiplerinin çıkarılması konulu davalarda maddenin koruduğu menfaatin niteliğine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kararlarda öne çıkan ortak ölçüt; iddianın somut olayda maddenin unsurlarını tam karşılayıp karşılamadığı ve karşı tarafın savunmasının hakkaniyete uygun olup olmadığıdır. Hak düşürücü sürelerin re’sen gözetileceği, zamanaşımının ise ileri sürülmesi halinde değerlendirileceği de yerleşik kabul görmektedir.
Pratik açıdan 697. madde, hem dava açılırken hem de savunma kurulurken dikkatle işlenmelidir. diğer hak sahiplerinin çıkarılması iddiasının unsurları dilekçede sistematik biçimde sunulmalı; her unsur için hangi delile başvurulacağı HMK m.194 çerçevesinde açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın savunmasında kullanabileceği def’iler (zamanaşımı, ifa, takas, dürüstlük kuralı) önceden öngörülmeli; bilirkişi incelemesi gerektiren hususlar için usulüne uygun talep açılışta yapılmalıdır. Bu metodolojik titizlik, paylı mülkiyetin kurulması, yönetimi ve sona erdirilmesi alanındaki davaların öngörülebilir biçimde sonuçlanmasına hizmet eder.
Son değerlendirmede diğer hak sahiplerinin çıkarılması kapsamındaki davalarda başvurulacak yöntem şu üç aşamadan oluşur: ilk olarak maddenin sözünden hareketle hükmün kapsamı belirlenir; ardından sistematik konum ve komşu hükümler (TMK 732-735 (yasal önalım), 698-699 (paylaşmanın istenmesi), 700 (intifa), KMK (kat mülkiyeti)) ışığında yorum yapılır; son olarak da somut olayın koşulları hakkaniyet süzgecinden geçirilir. Bu aşamalı yaklaşım, Yargıtay’ın bozma sebeplerinden birini —maddenin dar veya geniş yorumu— ortadan kaldırır. Avukat ve hâkim için ortak nokta; maddenin lafzına sadık kalırken özünden uzaklaşmamak, öz adına lafzı bertaraf etmemektir.
