TMK 703. Madde
(1) Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
(2) Paylaştırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.
TMK 703. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 631 inci maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 654 üncü maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâ line getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Arılaştırılmak suretiyle kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır.
Açıklama
elbirliği mülkiyeti alanında sona ermesi meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun 703. maddesinde somut kurallara bağlanmıştır. Maddenin açılış cümlesi — “Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 2 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 631. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece kanun veya sözleşmeyle kurulan, paylara bölünmemiş bütünsel ortak mülkiyet düzeni bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 3 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Paylaştırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, oybirliği ilkesi, payın belirsizliği, tasarruf birliği, sona erme (paylaşma veya kanun gereği) bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 701-703, Miras hükümleri (640 vd.), TBK 620 vd., TTK (ortaklık türleri) ile bir bütün halinde uygulanır. sona ermesina ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 703. maddeyi değil, TMK 640 (miras ortaklığı), 688 (paylı mülkiyet), TBK 620 (adi şirket ortaklığı) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 703. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 8. ve 14. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında, sona ermesi konulu davalarda maddenin koruduğu menfaatin niteliğine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kararlarda öne çıkan ortak ölçüt; iddianın somut olayda maddenin unsurlarını tam karşılayıp karşılamadığı ve karşı tarafın savunmasının hakkaniyete uygun olup olmadığıdır. Hak düşürücü sürelerin re’sen gözetileceği, zamanaşımının ise ileri sürülmesi halinde değerlendirileceği de yerleşik kabul görmektedir.
Pratik açıdan 703. madde, hem dava açılırken hem de savunma kurulurken dikkatle işlenmelidir. sona ermesi iddiasının unsurları dilekçede sistematik biçimde sunulmalı; her unsur için hangi delile başvurulacağı HMK m.194 çerçevesinde açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın savunmasında kullanabileceği def’iler (zamanaşımı, ifa, takas, dürüstlük kuralı) önceden öngörülmeli; bilirkişi incelemesi gerektiren hususlar için usulüne uygun talep açılışta yapılmalıdır. Bu metodolojik titizlik, elbirliği mülkiyeti alanındaki davaların öngörülebilir biçimde sonuçlanmasına hizmet eder.
Son değerlendirmede sona ermesi kapsamındaki davalarda başvurulacak yöntem şu üç aşamadan oluşur: ilk olarak maddenin sözünden hareketle hükmün kapsamı belirlenir; ardından sistematik konum ve komşu hükümler (TMK 640 (miras ortaklığı), 688 (paylı mülkiyet), TBK 620 (adi şirket ortaklığı)) ışığında yorum yapılır; son olarak da somut olayın koşulları hakkaniyet süzgecinden geçirilir. Bu aşamalı yaklaşım, Yargıtay’ın bozma sebeplerinden birini —maddenin dar veya geniş yorumu— ortadan kaldırır. Avukat ve hâkim için ortak nokta; maddenin lafzına sadık kalırken özünden uzaklaşmamak, öz adına lafzı bertaraf etmemektir.
