TMK 764. Madde
(1) Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur.
(2) Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamaz.
(3) b. Taksitle satış
TMK 764. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 688 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki metinde, mülkiyeti saklıtutma anlaşmasının alıcının yerleşim yerindeki noter tarafından onaylanması ve sic ile tescil edilmesi koşulu aranmıştır. Buna karşılık maddede, sözleşmenin herhangi bir noterde resmî şekilde düzenlenmesi, fakat alıcının yerleşim yeri noterliğinde sic ile kaydedilmesi esası getirilmiştir. Resmî şekil, sözleşmeyi daha güvenilir hâ le getirecektir. Bunun herhangi bir noterde düzenlenebilmesi ise, büyük bir kolaylık sağlar. Bu sözleşme, alıcının yerleşim yeri noterliğinde sic ile kaydedilecektir. Alıcının durumunu öğrenmek isteyenler için en uygun yer burasıdır. Hayvan satışlarında mülkiyeti saklıtutma sözleşmesi yapma gereği bulunmamaktadır. Çünkühayvan satışlarında teslimsiz rehin tesisi imkâ nıvardır; böylece satışparası, teslimsiz rehinde güvence altına alınabilecektir. (m.940.) 148
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 764. maddesi, taşınır mülkiyeti bakımından mülkiyetin saklı tutulması başlığı altında zilyetliğin teslimi, iyiniyetle kazanma, buluntu eşya, sahipsiz eşya, işleme-karışma-birleşme çerçevesinde ayrıntılı bir düzen kurmaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilm…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 688. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece taşınır eşya üzerinde zilyetlik devrine dayalı mülkiyet düzeni ve iyiniyet koruması bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde öze…” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamaz.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, zilyetliğin teslimi, iyiniyetle kazanma, buluntu eşya, sahipsiz eşya, işleme-karışma-birleşme bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 762-778, TBK 207 vd. (satış), İcra ve İflas Kanunu, TTK (emre yazılı senetler), TMK 988 ile bir bütün halinde uygulanır. mülkiyetin saklı tutulmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 764. maddeyi değil, TMK 988 (iyiniyetle zilyetlik), 989-990 (çalınmış/kaybolmuş şey), TBK 207 vd. (satım) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 764. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 3., 8. ve 11. Hukuk Daireleri, mülkiyetin saklı tutulması kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, taşınır mülkiyeti alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 764, taşınır mülkiyeti alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
