TMK 785. Madde
(1) Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.
(2) Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.
TMK 785. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 709 uncu maddesini karşılamaktadır. 151 Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte, kaynak Kanun göz önünde tutularak arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Çünkü bu maddede, önceki iki maddede olduğu gibi bir sona erme hâ li düzenlendiğinden madde başlığında ayrıca “Terkin” sözcüğünün kullanılmasına gerek görülmemiştir. Yürürlükteki metinde yer alan “menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise” deyimi, aslıolan İsviçre Medenî Kanununun 736 ncı maddesine uygun olarak “hiçbir yarar kalmamışsa” şeklinde değiştirilmiştir.
Açıklama
785. madde, taşınmaz lehine irtifak hakları içinde mahkeme kararı konusunu ele alarak bir taşınmaz yararına diğer taşınmaz üzerinde kurulan sınırlı kullanım yetkisi amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 709. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece bir taşınmaz yararına diğer taşınmaz üzerinde kurulan sınırlı kullanım yetkisi bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, yararlanan taşınmaz, yüklü taşınmaz, tescil, tadilat, süre bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 779-836, Tapu Kanunu, Tapu Sicili Tüzüğü, Kadastro Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. mahkeme kararına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 785. maddeyi değil, TMK 704 (tescil), 779 (tanım), 836 (sona erme), Tapu K. m.26 gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 785. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, mahkeme kararı kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, taşınmaz lehine irtifak hakları alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 785, taşınmaz lehine irtifak hakları alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
