TMK 793. Madde
(1) Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.
(2) Ancak, irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa, durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa, bu parsellerin maliklerinden her biri, kendi taşınmazı üzerindeki irtifak hakkının terkinini isteyebilir.
(3) Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.
TMK 793. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 716 ncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 744 üncü maddesine uygun olarak, üçfıkra hâ linde düzenlenmiştir. Kenar başlıklarıyla birlikte mehaz hüküm de göz önünde tutularak, arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu bağlamda, bir önceki maddede olduğu gibi, “fiilen bir kısım üzerinde kullanılmaz ve ya kullanılamaz ise” yerine “irtifak hakkıbelirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa, durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa” denilmiştir. Maddede “parsel” deyiminin kullanılış amaç ve nedeni 792 nci maddenin gerekçesinde açıklandığından burada tekrara gerek duyulmamıştır.
Açıklama
793. madde, taşınmaz lehine irtifak hakları içinde yüklü taşınmazın bölünmesi konusunu ele alarak bir taşınmaz yararına diğer taşınmaz üzerinde kurulan sınırlı kullanım yetkisi amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 2 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 716. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece bir taşınmaz yararına diğer taşınmaz üzerinde kurulan sınırlı kullanım yetkisi bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 3 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Ancak, irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa, durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa, bu parsellerin maliklerinden her biri,…” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, yararlanan taşınmaz, yüklü taşınmaz, tescil, tadilat, süre bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 779-836, Tapu Kanunu, Tapu Sicili Tüzüğü, Kadastro Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. yüklü taşınmazın bölünmesina ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 793. maddeyi değil, TMK 704 (tescil), 779 (tanım), 836 (sona erme), Tapu K. m.26 gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 793. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi içtihatlarında, yüklü taşınmazın bölünmesi konulu davalarda maddenin koruduğu menfaatin niteliğine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kararlarda öne çıkan ortak ölçüt; iddianın somut olayda maddenin unsurlarını tam karşılayıp karşılamadığı ve karşı tarafın savunmasının hakkaniyete uygun olup olmadığıdır. Hak düşürücü sürelerin re’sen gözetileceği, zamanaşımının ise ileri sürülmesi halinde değerlendirileceği de yerleşik kabul görmektedir.
Pratik açıdan 793. madde, hem dava açılırken hem de savunma kurulurken dikkatle işlenmelidir. yüklü taşınmazın bölünmesi iddiasının unsurları dilekçede sistematik biçimde sunulmalı; her unsur için hangi delile başvurulacağı HMK m.194 çerçevesinde açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın savunmasında kullanabileceği def’iler (zamanaşımı, ifa, takas, dürüstlük kuralı) önceden öngörülmeli; bilirkişi incelemesi gerektiren hususlar için usulüne uygun talep açılışta yapılmalıdır. Bu metodolojik titizlik, taşınmaz lehine irtifak hakları alanındaki davaların öngörülebilir biçimde sonuçlanmasına hizmet eder.
Son değerlendirmede yüklü taşınmazın bölünmesi kapsamındaki davalarda başvurulacak yöntem şu üç aşamadan oluşur: ilk olarak maddenin sözünden hareketle hükmün kapsamı belirlenir; ardından sistematik konum ve komşu hükümler (TMK 704 (tescil), 779 (tanım), 836 (sona erme), Tapu K. m.26) ışığında yorum yapılır; son olarak da somut olayın koşulları hakkaniyet süzgecinden geçirilir. Bu aşamalı yaklaşım, Yargıtay’ın bozma sebeplerinden birini —maddenin dar veya geniş yorumu— ortadan kaldırır. Avukat ve hâkim için ortak nokta; maddenin lafzına sadık kalırken özünden uzaklaşmamak, öz adına lafzı bertaraf etmemektir.
