TTK 1294. Madde
(1) Çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate alınmaz.
TTK 1294. Madde Gerekçesi
1910 Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasından alınmıştır. Hükmün 6762 sayılı Kanuna geçmemiş olmasının haklı bir gerekçesi bulunmamaktadır. Mehazda, “présomptions légales” terimi kullanılmıştır. Bu terimin “hukukî/kanuni karine” yerine “karine” olarak tercüme edilmesine karar verilmiştir, çünkü hukukî-fiilî karine ayırımını Türk hukukunda tanımlayan bir yasal kural yoktur; olsaydı bile, 1910 Sözleşmesi hazırlanırken, böyle bir ayırımdan hareket edildiğini gösteren bir delil mevcut değildir. Aksine, hükmün, “Sözleşmenin kabulünden önce uygulanmakta olan her türlü karinenin ilga edildiği” şeklinde anlaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, Türk mahkeme uygulamasında “fiilî karine” olarak nitelendirilen karinelerin de caiz olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim çatma yargılamalarında “demirdeki geminin kusurlu olmadığı” şeklinde “fiilî karine” esas alındığına sıklıkla karşılaşılmaktadır. Oysa demirdeki gemi, yasak bölgede demirlemişse veya demir feneri yanmıyorsa, kusurun tümü o geminin adamlarına izafe edilebilecektir. Dolayısıyla kusur oranları, tam bir tarafsızlıkla, önyargıdan uzak, bir karinenin yönlendirmesi olmadan araştırılmalıdır.
TTK 1294. Madde Açıklaması
TTK Madde 1294, TTK’nın dördüncü kitabında düzenlenen deniz ticaret hukukunun çatma hükümlerinin sistematiği içinde karine yokluğu konusunu düzenlemektedir. Denizde çatma, iki veya daha fazla deniz aracının çarpışması ya da birinin diğerine zarar vermesi sonucu doğan, sorumluluk hukuku ile deniz sigortası hukuku açısından özgün kurallar gerektiren bir deniz olayıdır. 6102 sayılı TTK çatma hükümlerini uluslararası sözleşmeler ve mukayeseli hukukla uyumlu biçimde yeniden düzenlemiş; hem maddi hem usul hukuku boyutunda ayrıntılı bir çerçeve oluşturmuştur.
Uygulamada TTK Madde 1294, iki ya da daha fazla deniz aracının çarpışmasından doğan sorumluluk ve tazminat uyuşmazlıklarında temel başvuru kaynağı konumundadır. donatan şirketleri, gemi sigortacıları, kaptan ve gemi adamları arasındaki çatma davalarında kusur oranlarının tespiti, sorumluluk sınırlarının uygulanması ve tazminat taleplerinin hukuki dayanağı bu madde hükmüyle doğrudan ilişkilidir. Çatmanın gemilerden yalnızca birinin kusurundan kaynaklanması durumunda tam sorumluluk; her iki tarafın da kusurlu olduğu hallerde ise oranlı sorumluluk rejimleri devreye girmektedir. Mücbir sebep ya da tesadüf hâlinde ise tarafların birbirine karşı herhangi bir tazminat talebi doğmamaktadır. Uygulamada sigortacılar, ortak avarya adjustor’ları ve hukuk müşavirleri bu maddenin öngördüğü usul ve sürelere titizlikle uymak durumundadır.
TTK Madde 1294’ye aykırılığın hukuki sonuçları; tazminat taleplerinin zamanaşımına uğraması, ispat yükünün ters dönmesi ve sigortacının rücu haklarını kaybetmesi gibi ağır sonuçları kapsamaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “1910 Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasından alınmıştır.” İki yıllık zamanaşımı süresinin çatmanın gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başladığı, bu süre içinde dava açılmaması hâlinde talep hakkının tamamen düştüğü Yargıtay kararlarında kararlılıkla vurgulanmaktadır. Kaptanın yardım görevini yerine getirmemesi ise donatanın sorumluluğunu etkilememekte; yardım görevinin ihmalinden kaynaklanan kişisel sorumluluk bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle çatma olayının hemen ardından delil tespiti yaptırılması, tutanakların düzenlenmesi ve sigortacının derhal bilgilendirilmesi kritik önem taşımaktadır.
