TTK 1298. Madde
(1) Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur ve onun hakkında bu Bölüm hükümleri uygulanır.
(2) “Su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer; “eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şey ile hak kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder.
(3) “Eşya” terimine;
a) Deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi, çıkartılması veya işlenmesi amacıyla kullanıldıkları sürece sabit veya yüzer platformlar ile açık deniz sondaj birimleri,
b) Deniz yatağında bulunan prehistorik, arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür eserleri, girmez.
(4) “Kurtarma faaliyeti” terimine;
a) Su aracının malikinin veya kaptanının yahut araçta bulunmayan ve bulunmuş olmayan eşyanın malikinin açık ve makul olarak karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler,
b) Tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetler,
c) Tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler, girmez.
TTK 1298. Madde Gerekçesi
“Kurtarma”ya ilişkin ilk maddede tanımlar verilmiş ve böylece bu bölümün uygulama alanı belirlenmiştir. Maddede verilen tanımlar, 1989 Sözleşmesinin çeşitli hükümlerinden biraraya getirilmiştir. Birinci fıkrada, 1989 Sözleşmesinin 1 inci maddesinin (a) bendi doğrultusunda “kurtarma faaliyeti” terimi tanımlanmıştır. 1989 Sözleşmesinde kullanılan “vessel” ve “property” kavramlarının üst başlığı olarak “eşya” terimi tercih edilmiştir. Nitekim 1 inci maddenin (a) bendinde “vessel or any other property” ibaresi kullanılmakta ve böylece “property” kavramına “vessel”ın dahil olduğu bildirilmektedir. 1989 Sözleşmesinde böyle geniş bir anlamda kullanılan “property” terimi 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 683 üncü maddesine uygun olarak “eşya” terimi ile karşılanmıştır. “Eşya” teriminin, bu geniş anlamda kullanıldığı, 1989 Sözleşmesinin 1 inci maddesinin (b) ve (c) bentlerinde hükümlerine uygun olarak kaleme alınan ikinci fıkrada açıklanmıştır. Bir kurtarma faaliyetinin konusunu teşkil edebilecek “eşya” kavramına, en geniş anlamıyla suda kullanılan her türlü araç, yük dahil olmak üzere her türlü şey ve (1910 Sözleşmesinin 1 inci maddesine de uygun olarak) henüz hak kazanılmamış navlun alacağı girmektedir. Üçüncü fıkrada ise, 1989 Sözleşmesinin 3 üncü maddesi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükümleri doğrultusunda “eşya” teriminden istisna edilen şeyler sıralanmıştır. Nihayet son fıkrada, “kurtarma faaliyeti” niteliğinde sayılmayan faaliyetler sıralanmıştır. Bu fıkranın (a) ve (c) bentleri 1989 Sözleşmesinin, sırasıyla, 19 ve 17 nci maddelerinden alınmıştır; (b) bendindeki istisna ise Alm. TK.’nın 740 ıncı paragrafının üçüncü fıkrasından iktibas edilmiş olan 6762 sayılı Kanunun 1224 üncü maddesinin ikinci fıkrasından alınmıştır. Burada düzenlenen hallerde, 1910 Sözleşmesinin 3 ve 4 üncü maddeleri, 6762 sayılı Kanunun 1224 üncü maddesi ve 1989 Sözleşmesinin 19 ve 17 inci maddeleri uyarınca “kurtarma ücreti ödenmez”. Öyleyse bu hallerde, aslında bir “kurtarma faaliyeti” yapılmış değildir. Dolayısıyla bu halleri, önce kurtarma faaliyetine dahil sayıp, ardından bunlar için ücret ödenmeyeceğini bildirmek yerine, doğrudan “kurtarma faaliyeti”nin dışına çıkartmak uygun görülmüştür.
TTK 1298. Madde Açıklaması
TTK Madde 1298, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun kurtarma faaliyetlerine ilişkin hükümleri içinde kurtarma faaliyeti konusunu düzenlemektedir. Kurtarma hukuku, tehlike altındaki gemi, yük veya diğer deniz aracını kurtaran kişiye faydalı sonuç ilkesi temelinde adil bir ücret güvencesi tanıyan, aynı zamanda çevre zararlarının önlenmesini de teşvik eden özel bir hukuki rejimdir. 6102 sayılı TTK kurtarma hükümlerini 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde düzenlemiş; çevre zararı tehdidine yönelik özel tazminat mekanizmasını da iç hukukumuza taşımıştır.
Uygulamada TTK Madde 1298, kurtarma operasyonunun başlatılmasından kurtarma ücretinin güvence altına alınmasına kadar uzanan tüm süreçte belirleyici bir işlev üstlenmektedir. kurtarma şirketleri, gemi maliklerini ve yük sahipleri arasında ortaya çıkan kurtarma ücretine ilişkin uyuşmazlıklarda bu madde doğrudan uygulanmaktadır. Kurtarma ücretinin hesaplanmasında faydalı sonuç ilkesi esas olmakla birlikte; tehlikenin derecesi, kurtarılan değerlerin miktarı, kurtaranın başarısı ve kurtarma operasyonu boyunca gösterilen risk, TTK Madde 1298’nin öngördüğü ölçütler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Çevre kirliliği riski yaratan araçların kurtarılmasında ise kurtarana özel tazminat verilmesi imkânı tanınmış; bu yolla çevrenin korunmasına yönelik kurtarma operasyonları ayrıca teşvik edilmiştir.
TTK Madde 1298 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali ya da kurtaranın ağır kusuru, kurtarma ücreti alacağının tamamen sona ermesine veya esaslı biçimde azaltılmasına neden olabilmektedir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, ““Kurtarma”ya ilişkin ilk maddede tanımlar verilmiş ve böylece bu bölümün uygulama alanı belirlenmiştir.” Faydalı sonuç gerçekleşmeden ücret talep edilemeyeceği kuralı emredici nitelikte öngörülmüş; kurtarılan araç ve yük üzerindeki rehin hakları ile avans mekanizması da bu bölümde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamasında kurtarma ücreti hesaplamasında dikkate alınan ölçütlerin somutlaştırılması, birden fazla kurtaranın bulunması hâlinde paylaşım esasları ve kurtarma sözleşmesinin iptali halleri bu madde sistematığı içinde değerlendirilmektedir. Kurtarma alacaklarına ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin titizlikle takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından zorunludur.
