TTK 1299. Madde
(1) Bu Bölüm hükümleri;
a) Kurtaranın, mevzuat gereğince kurtarma yükümlüğünün bulunması,
b) Kurtarma faaliyetinde bulunan aracın, kurtarılan araçla aynı malike ait olması, hâllerinde de uygulanır.
TTK 1299. Madde Gerekçesi
1989 Sözleşmesi bakımından, kurtarma faaliyetini kimin yaptığı önem taşımaz; faydalı bir sonuç sağlayan herhangi bir yardımı yapan kişi, “kurtaran” sayılır. Bu husus, Tasarının 1298 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “her türlü” ibaresi ile vurgulanmıştır. Ancak, kamu kurumları tarafından kanun hükmü icabı yapılan kurtarma faaliyetlerinde ücret talep edilip edilemeyeceği hususu, uygulamada tereddütlere yol açmıştır. Bir yandan, “gönüllülük”ün, kurtarma hukukunun temel ilkesi olduğu kabul edilmekte, diğer yandan kurtarma tekeli bulunan kamu kurumlarının kurtarma ücreti talep edebileceği şüphe götürmemektedir. 1910 Sözleşmesinin 13 üncü maddesi ve 1989 Sözleşmesinin 5 inci maddesi, bu hallerde ücret istenip istenemeyeceği hususundaki kararı millî hukuka bırakmıştır. Milletlerarası alanda, nitelikli kurtarma hizmetlerinin verilebilmesi için, bu alanda uzmanlaşmış işletmeler kurulmasının şart olduğu, onların kamu kurumu niteliğinde olup olmamalarının, önem taşımadığı vurgulanmaktadır. Ayrıca, kamu kaynaklı teşviklerin çok sınırlı olması dolayısıyla, kurtarma işletmelerine mutlak surette ücret ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu ilkeler, uygulamaya zaten hakim olduğundan Tasarıda da benimsenmiş ve (a) bendinde kabul edilmiştir. Mevzuat gereği kurtarma yükümlülüğü, Anayasanın 123 ilâ 135 inci maddeleri uyarınca Türkiye Cumhuriyeti “İdare”sini oluşturan merkezi ve mahallî teşkilatın çeşitli birimleri ile bazı kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına yüklenmiştir. Bunların dışında, bazı özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri de kurtarma faaliyeti yapmakla yükümlü tutulabilir. Önemli olan, kurtaranın mevzuat gereği böyle bir yükümlülüğün bulunmasıdır; yoksa kurtarma ile kimin yükümlü tutulduğunun önemi yoktur. Maddenin (b) bendinde, aynı donatanın gemileri arasındaki kurtarmada da bu Bölüm hükümlerinin uygulanacağı, 1989 Sözleşmesinin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına uygun olarak bildirilmiştir. Esasen bu kural, 1910 Sözleşmesinin 5 inci maddesinden, Alm. TK.’nın 2001 değişikliğinden önceki 743 üncü paragrafı vasıtasıyla iktibas edilmiş olan 6762 sayılı Kanunun 1222 nci maddesinin ikinci fıkrasında da yer almaktaydı.
TTK 1299. Madde Açıklaması
TTK Madde 1299, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun kurtarma faaliyetlerine ilişkin hükümleri içinde diğer hâller konusunu düzenlemektedir. Kurtarma hukuku, tehlike altındaki gemi, yük veya diğer deniz aracını kurtaran kişiye faydalı sonuç ilkesi temelinde adil bir ücret güvencesi tanıyan, aynı zamanda çevre zararlarının önlenmesini de teşvik eden özel bir hukuki rejimdir. 6102 sayılı TTK kurtarma hükümlerini 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde düzenlemiş; çevre zararı tehdidine yönelik özel tazminat mekanizmasını da iç hukukumuza taşımıştır.
Uygulamada TTK Madde 1299, kurtarma operasyonunun başlatılmasından kurtarma ücretinin güvence altına alınmasına kadar uzanan tüm süreçte belirleyici bir işlev üstlenmektedir. kurtarma şirketleri, gemi maliklerini ve yük sahipleri arasında ortaya çıkan kurtarma ücretine ilişkin uyuşmazlıklarda bu madde doğrudan uygulanmaktadır. Kurtarma ücretinin hesaplanmasında faydalı sonuç ilkesi esas olmakla birlikte; tehlikenin derecesi, kurtarılan değerlerin miktarı, kurtaranın başarısı ve kurtarma operasyonu boyunca gösterilen risk, TTK Madde 1299’nin öngördüğü ölçütler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Çevre kirliliği riski yaratan araçların kurtarılmasında ise kurtarana özel tazminat verilmesi imkânı tanınmış; bu yolla çevrenin korunmasına yönelik kurtarma operasyonları ayrıca teşvik edilmiştir.
TTK Madde 1299 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali ya da kurtaranın ağır kusuru, kurtarma ücreti alacağının tamamen sona ermesine veya esaslı biçimde azaltılmasına neden olabilmektedir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “1989 Sözleşmesi bakımından, kurtarma faaliyetini kimin yaptığı önem taşımaz; faydalı bir sonuç sağlayan herhangi bir yardımı yapan…” Faydalı sonuç gerçekleşmeden ücret talep edilemeyeceği kuralı emredici nitelikte öngörülmüş; kurtarılan araç ve yük üzerindeki rehin hakları ile avans mekanizması da bu bölümde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamasında kurtarma ücreti hesaplamasında dikkate alınan ölçütlerin somutlaştırılması, birden fazla kurtaranın bulunması hâlinde paylaşım esasları ve kurtarma sözleşmesinin iptali halleri bu madde sistematığı içinde değerlendirilmektedir. Kurtarma alacaklarına ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin titizlikle takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından zorunludur.
