TTK 1326. Madde
(1) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde sayılan gemi alacaklılarının sahip oldukları rehin hakkı, gemi alacağının doğduğu tarihten itibaren geçecek bir yılın sonunda düşer; meğerki, bu sürenin geçmesinden evvel gemi ihtiyaten haczedilmiş ve bunun sonucunda cebrî icra yolu ile satılmış olsun. Bu bir yıllık süre;
a) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan alacaklar bakımından, alacaklının gemiden ayrılması tarihinde,
b) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (b) ilâ (e) bentlerinde sayılan alacaklar bakımından, kanuni rehin hakkıyla teminat altına alınan alacakların doğduğu tarihte, işlemeye başlar.
(2) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde sayılan gemi alacaklılarının sahip olduğu rehin hakkı;
a) Geminin, zararın tespitinin ve paylaştırılmasının yapılacağı varma yerine ve eğer gemi buraya varmazsa yolculuğun bittiği limana vardığı günden itibaren işleyecek altı ay içinde; gemi cebrî icra yoluyla satışla sonuçlanacak şekilde ihtiyaten haczedilmemişse altı ayın geçmesiyle,
b) Geminin iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılması hâlinde, alıcının gemiyi, sicil yeri hukukuna uygun olarak kendi adına tescil ettirdiği günden itibaren işleyecek altmış günün sonunda, düşer. Bu sürelerin ikisi de işlemeye başlamışsa, rehin hakkı ilk sürenin dolmasıyla düşer.
(3) Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı, bu sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Diğer sebeplerden sürenin durması veya kesilmesi söz konusu değildir.
TTK 1326. Madde Gerekçesi
Maddenin birinci ve üçüncü fıkraları 1993 tarihli Sözleşmenin 9 uncu maddesinden; ikinci fıkrası aynı Sözleşmenin 6 ncı maddesinin (b) bendinden alınmıştır. Bu maddede sadece ayni bir hak olarak rehin hakkının düşeceği süre hükme bağlanmış olup, rehin hakkının kendisini teminen bahşedildiği, alacak hakkının zamanaşımı ise Tasarının 1327 nci maddesinde düzenlenmiştir.
TTK 1326. Madde Açıklaması
TTK Madde 1326, TTK’nın dördüncü kitabında düzenlenen deniz ticaret hukukunun gemi alacaklısı hakkına ilişkin hükümleri çerçevesinde düşmesi konusunu düzenlemektedir. Gemi alacaklısı hakkı, tescil gerektirmeyen ve belirli deniz alacaklarından kaynaklanan, gemi üzerinde kanun gereği doğan özel nitelikte bir ayni güvence hakkıdır. Bu hak, alacaklılara ipotek alacaklılarına göre dahi öncelikli bir güvence sağlamakta; geminin el değiştirmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürmekte ve uluslararası deniz ticaretinin finansmanında kritik bir işlev üstlenmektedir. Söz konusu hüküm, TTK m.1320 hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada TTK Madde 1326, gemi üzerindeki güvence haklarının kapsamı, öncelik sıralaması ve icra prosedürü açısından belirleyici sonuçlar doğurmaktadır. gemi ipoteği alacaklıları, gemi adamları, kurtarma şirketleri ve liman idareleri arasındaki uyuşmazlıklarda alacağın güvence altına alınması ve öncelik sırası bu madde hükmü çerçevesinde belirlenmektedir. Gemi alacaklısı hakkı tescile gerek olmaksızın doğmakta; ipotek alacaklılarına karşı dahi öncelik sağlamakta ve geminin el değiştirmesiyle sona ermemektedir. Bu özellik, özellikle uluslararası sefer yapan gemilerin Türk limanlarında hacze konu olması ya da zorunlu satışa çıkarılması hâllerinde uygulamacıların en kritik normatif dayanağını oluşturmaktadır. Alacaklının rehin hakkını kullanabilmesi için öngörülen süre içinde harekete geçmesi şart olup bu sürenin kaçırılması hakkın düşmesine yol açmaktadır.
TTK Madde 1326 kapsamındaki gemi alacaklısı haklarının öncelik sıralamasına ilişkin uyuşmazlıklar, özellikle zorunlu gemi satışlarında ve icra takiplerinde belirleyici hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Maddenin birinci ve üçüncü fıkraları 1993 tarihli Sözleşmenin 9 uncu maddesinden; ikinci fıkrası aynı Sözleşmenin 6 ncı maddesinin…” Bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmasıyla birlikte hak düşmekte; bu süre mahkemelerce katı biçimde uygulanmaktadır. Gemi alacaklısı hakkının devri veya intikali de bu madde çerçevesinde ayrıca düzenlenmiştir. Yargıtay’ın deniz icra hukukuna ilişkin kararlarında gemi üzerindeki ipotek, kanuni rehin ve gemi alacaklısı haklarının yarışmasının nasıl çözümleneceği, TTK Madde 1326’nin öngördüğü öncelik sıralaması esas alınarak belirlenmekte; uluslararası bağlantılı uyuşmazlıklarda hangi hukukun uygulanacağı meselesi ise özellikle ayrı bir inceleme konusu oluşturmaktadır.
