TTK 390. Madde
(1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.
(2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar.
(3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.
(4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir.
(5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.
TTK 390. Madde Gerekçesi
Birinci fıkra: 6762 sayılı Kanunun 330 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, bir çok güçlüğe ve istenmeyen sonuçlara yol açtığı için şiddetle eleştirilen, ağırlaştırılmış toplantı nisabına ilişkin hüküm, Tasarıda değiştirilmiş ve esas sözleşmede daha ağır bir toplantı nisabı öngörülmemişse yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanabilmesine kanunen olanak tanınmıştır. Hüküm toplantı nisabının esas sözleşme ile hafifletilmesine izin vermemektedir. Bunun başlıca iki ana sebebi vardır: (1) Yönetim kurulunun azınlığı oluşturan sayıda üyenin varlığı ile toplanabilmesi bir taraftan “kurul” anlayışına aykırı düşer, diğer taraftan azınlıkta kalan üyelerle toplanabilen bir yönetim kurulunun içerideki üyelerinin çoğunluğu ile karar verebilmesi genel kurulun seçimi ile oluşan organ kavramı ile bağdaşmaz. Meselâ, dokuz üyeden oluşan bir yönetim kurulunun, üç üye ile toplanıp iki üye ile karar alabilmesi bu yönden kabulü güç bir sonuçtur. Toplantı nisabı ile ilgili, doğrudan bir hüküm içermeyen Alm. POK paragraf 77 (1), c.2 aynı düşünceye yöneliktir. Toplantı nisabının hafifletilmesine bir kanunî sınır çizilmesi ise çok zordur.
(2) Tasarı sisteminde bir önerinin imzalanması yolu ile (m. 390 (4)) ve elektronik ortamda yönetim kurulunun karar almasına olanak tanınmıştır. Bu olanaklar mevcutken, azınlıkta kalan üyelere yönetim kurulu olarak toplanma iznini vermek tutarlı bir çözüm olarak değerlendirilemez. İkinci ve üçüncü fıkra: İkinci ve üçüncü fıkra 6762 sayılı Kanunun 330 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmünün ikinci ve üçüncü cümlelerinin tekrarıdır. 6762 sayılı Kanunun tutanak katibine ve muhalefetlere ilişkin hükümlerinin Tasarıda yer almasına gerek görülmemiştir. Çünkü, bu hükümler doğal olanı ifade etmektedir. Diğer yandan Türk hukukuna, İngiliz hukuku anlamında “şirket katibi/sekreteri” kavramı yabancıdır. Dördüncü fıkra: 6762 sayılı Kanunun 330 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne açıklık kazandıran iki değişiklikle, hüküm Tasarının dördüncü fıkrasında korunmuştur. Bunlardan birincisinde bir önerinin elden dolaştırılarak karar alınmasında karar nisabı belirlenmiş, böylece uygulamadaki karışıklığa ve tartışmalara son verilmiş, ikincisinde ise imzaların aynı kağıtta olmasına gerek bulunmadığı ifade olunmuştur. Beşinci fıkra: 6762 sayılı Kanunun 330 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün tekrarıdır.
Açıklama
TTK Madde 390, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirket yönetim kuruluna ilişkin hükümleri çerçevesinde yönetim kurulunun toplantı ve karar alma esaslarını düzenlemektedir. Hüküm, yönetim kurulunun anonim şirket organizasyon yapısı içindeki merkezi konumunu belirleyen temel kurallardan birini ortaya koymakta; esas sözleşme serbestisi ile kanuni asgari düzenleme arasındaki dengeyi kurmaktadır. Kararların geçerliliği için öngörülen toplantı ve karar nisabı, şirketin iç yönetişim standartlarının temelidir. Yönetim kurulunun anonim şirket iç hukuku bakımından taşıdığı işlev, bu maddenin özündeki nisap kurallarının titizlikle uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Uygulamada TTK Madde 390, yönetim kurulu üyelerinin karar alma, bilgi edinme ve toplantılara katılım süreçlerini doğrudan biçimlendirmektedir. Yönetim kurulunun karar nisabına ilişkin esas sözleşme hükümleri ile genel tescil şartları, bu madde esas alınarak değerlendirilmektedir. Özellikle yönetim kurulu kararlarına itiraz, üyenin muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi ve bilgi alma hakkının kullanımı gibi konular, hem iç hukuki sorunlar hem de dava süreçleri bakımından pratik önem taşımaktadır. Toplantı yapılmaksızın sirküler karar alma yöntemi de bu madde çerçevesinde değerlendirilmektedir. Kararların iptali için açılacak davalarda mahkemeler öncelikle bu maddenin gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini araştırmaktadır. Yönetim kurulunun iç organizasyonunu düzenleyen çalışma düzeni ve yönetim kurulu iç yönergesi hazırlanırken bu hükmün öngördüğü çerçeveye uyulması zorunludur; ihlaller hem kararın geçerliliğini hem de üyelerin bireysel sorumluluğunu etkileyebilir.
TTK Madde 390’ye aykırı alınan yönetim kurulu kararları butlan yaptırımıyla karşılaşabileceği gibi, kusurlu üyeler şirkete karşı tazminat sorumluluğu da üstlenmektedir. Yargıtay, toplantı ve karar nisabına uyulmadan alınan kararların hukuki sonuç doğurmayacağını yerleşik içtihadıyla teyit etmiştir. Üyelerin bilgi alma hakkını kullananmaları ya da müzakereye katılma yasağını ihlal etmeleri, hem kararın geçerliliğini hem de bireysel sorumluluğu doğrudan etkileyen unsurlar arasındadır. Bu nedenle yönetim kurulu sekreterliğinin tutulması ve toplantı tutanaklarının titizlikle hazırlanması, uzun vadeli hukuki güvenlik açısından zorunludur. Yönetim kurulu kararlarının imzalanmadan önce hukuki uygunluk denetiminden geçirilmesi, özellikle üçüncü kişilerle yapılacak önemli sözleşmeler ve varlık devirleri söz konusu olduğunda riski en aza indirmektedir.
