TMK 672. Madde
(1) Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
TMK 672. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 606 ncı maddesini karşılamaktadır. Mirasçının geri vermekle yükümlüğüolduğu değer onun miras payından fazlaysa, mirasçı bu fazlalığın kendisinde kalmasınımirasbırakanın arzu ettiğini kanıtlarsa, geri vermekten kurtulur. Ancak bu durumda da diğer mirasçıların tenk ise ilişkin haklarısaklıdır. Maddede hüküm değişikliği yoktur. Yalnız, yürürlükteki maddenin son cümlesi, ilişkisi nedeniyle “Hediyeler ve evlenme giderleri” kenar başlıklı 675 inci maddeye alınmıştır.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 672. maddesi, mirasta denkleştirme yükümlülüğü bakımından miras payını aşan kazandırmalar başlığı altında altsoyun denkleştirmesi, iade yükümlülüğü, karşılıksız kazandırma, eğitim ve çeyiz giderleri çerçevesinde ayrıntılı bir düzen kurmaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; hükmün tek fıkrası içinde kuralın tüm unsurları toplanmıştır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 606. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece mirasbırakanın sağlığında altsoya yaptığı kazandırmaların paylaşmada dikkate alınması bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Maddenin tek fıkrası “Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.” ifadesiyle hükmün esasını kurmaktadır. Bu düzenlemenin unsurları tek tek ele alındığında, altsoyun denkleştirmesi, iade yükümlülüğü, karşılıksız kazandırma, eğitim ve çeyiz giderleri kavramlarının somut olayda nasıl karşılanacağı ortaya çıkar. Özellikle kuralın uygulanabilmesi için öngörülen koşulların her birinin ispatı ayrı ayrı yapılmalı; aksi takdirde hak talebinin dayanaktan yoksun kalma riski doğar.
Madde, TMK 668-675, 505 vd. (saklı pay), 560 vd. (tenkis), Noterlik Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. miras payını aşan kazandırmalarna ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 672. maddeyi değil, TMK 560 (tenkis), 669 (iade seçeneği), 674 (sağlıklılar lehine sayışma) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 672. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. ve 8. Hukuk Daireleri kararları, miras payını aşan kazandırmalar konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 672. madde, mirasta denkleştirme yükümlülüğü alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, miras payını aşan kazandırmalar kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 668-675, 505 vd. (saklı pay)) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 672. madde, mirasta denkleştirme yükümlülüğü içinde mirasbırakanın sağlığında altsoya yaptığı kazandırmaların paylaşmada dikkate alınması amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
