Anne Babaya Bakmak Kanunen Zorunlu mu? Yardım Nafakası ve Kardeşlerin Payı

Yaşlanan, hastalanan ya da geliri tükenen bir anne veya baba karşısında ilk sorulan soru çoğu zaman şudur: kanunen evlat anne babaya bakmak zorunda mı? Türk Medeni Kanunu bu soruyu nafaka yükümlülüğü hükümleriyle cevaplar. Yükümlülük, yardım görmezse yoksulluğa düşecek hısımlar için öngörülür ve parasal bir yardım istemi olarak kurulur. Kardeşler arasında payın nasıl bölüneceği, yardım nafakası kardeş ilişkisinde aranan refah şartı ve kayınpedere bakmak konusunun kanundaki yeri ayrı ayrı incelenmelidir. Anne babaya bakmayan evlat hakkında ise nafaka davası, mirasçılıktan çıkarma ve şartları varsa ceza hükümleri gündeme gelebilir. Bu yazı yükümlülüğün şartlarını, davanın taraflarını, görevli mahkemeyi ve sonuçlarını kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, TBK, TCK, HMK ve İİK metinlerini kapsadı. Aile mahkemeleri, arabuluculuk, sosyal hizmetler, aile içi şiddet ve yargı harçları hakkındaki kanunlar da aynı tarihli metinlerden okundu.

Kanunen Anne Babaya Bakmak Zorunlu mu?

Yaşlı ebeveynin geçimi, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ayrılan İkinci Kitabında, “Hısımlık” kısmındaki nafaka hükümleriyle düzenlenir. TMK m. 364’e göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Anne ve baba evladın üstsoyudur; bu nedenle yükümlülüğün kapsamına girer. TMK m. 365 bu davayı “bir yardım istemi” olarak tanımladığı için yükümlülük yardım nafakası olarak da anılır. Kanun, anne babaya bakmak meselesini ahlaki bir beklentiden ibaret bırakmaz; şartları oluşursa dava ile istenebilen bir hak olarak kurar. Madde metninin tamamı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür…

TMK m. 364 güncel kanun metni →

Kanun aile içindeki genel dayanışma ödevini ayrıca TMK m. 322’de düzenler. Bu hükme göre ana, baba ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirlerine yardım etmek ve saygı göstermekle yükümlüdür. Bu genel ödev, aile ilişkisinin yorumunda yol gösterir. Dava yoluyla istenebilecek parasal yardımın şartları ise m. 364 ve m. 365’te ayrıca gösterilmiştir. Bu nedenle bir evladın ebeveynine karşı hukuki sorumluluğu, bu iki maddenin şartları üzerinden değerlendirilir.

Anne Babaya Bakmak İçin Yoksulluğa Düşme Şartı

Nafaka isteyebilmenin kurucu şartı, istemde bulunan kişinin yardım görmezse yoksulluğa düşecek olmasıdır. Kanun yoksulluk için bir gelir eşiği ya da tutar belirlemez. Bu şart, kişinin geliri, malvarlığı, sağlık giderleri ve zorunlu ihtiyaçları birlikte ele alınarak somut olaya göre belirlenir. Emekli aylığı ya da başka bir geliri zorunlu ihtiyaçlarını karşılayan bir ebeveyn bakımından şartın gerçekleşmediği sonucuna varılabilir. Ebeveynin kendi malvarlığını kullanma imkânı bulunması da değerlendirmeye girebilir. Dolayısıyla anne babaya bakmak yükümlülüğü, ebeveynin yaşlanmasıyla değil, yardıma muhtaç hâle gelmesiyle doğar.

Anne Babaya Bakmak Parasal Yardım mı Demektir?

Kanuna göre dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir (TMK m. 365). Madde metni, evladın ebeveynini kendi evine almasını ya da bizzat bakım hizmeti vermesini zorunlu kılan bir hüküm içermez. Aynı madde, hâkimin nafakanın irat biçiminde ödenmesine karar verebileceğini de öngörür. Bu yüzden anne babaya bakmak kavramı, hukuk bakımından kural olarak parasal bir katkı yükümlülüğü olarak karşılık bulur. Evde bakım, birlikte yaşama ya da bir bakım kurumunu seçme gibi konular tarafların kararına ve ebeveynin iradesine bağlıdır. Ebeveynin rızası dışında bir kuruma yerleştirilmesi ise farklı kurallara tabidir ve bu yazının konusu dışındadır.

Anne Babaya Bakmak Kimlerin Yükümlülüğüdür?

Nafaka yükümlüleri bakımından TMK m. 364 üç grup sayar: üstsoy, altsoy ve kardeşler. Üstsoy ve altsoy kavramları TMK m. 17’de kan hısımlığı başlığı altında tanımlanır. Buna göre biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy ve altsoy hısımlığı vardır. Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba üstsoydur; çocuk ve torun ise altsoydur. Yükümlülük karşılıklıdır: ihtiyaç içindeki ebeveyn evladından, yoksulluğa düşecek ergin evlat da ebeveyninden nafaka isteyebilir. Kan hısımlığının türü ve derecesi TMK m. 17 kan hısımlığı sayfasında okunabilir.

Aynı madde, eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümleri saklı tutar. Eşler TMK m. 185 uyarınca birbirine yardımcı olmak zorundadır ve birliğin giderlerine güçleri oranında katılır (TMK m. 186). Yaşlı ebeveynin eşi hayattaysa, eşler arasındaki bu yükümlülük ayrı bir dayanaktır. Ebeveynin yoksulluğa düşüp düşmeyeceği değerlendirilirken eşinin katkısı da gündeme gelebilir. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin ana ve babaca karşılanması ise TMK m. 327 ve devamındaki maddelere tabidir; bu, yardım nafakasından ayrı bir kurumdur.

Yardım Nafakası Kardeş Bakımından: Refah Şartı

Kanun kardeşler için ayrı ve daha ağır bir şart koyar. Aynı maddeye göre kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Bu şart, yardım nafakası kardeş ilişkisinde iki yönde önem taşır. Çocuğu bulunmayan yaşlı bir kişi ihtiyaç içine düştüğünde, kardeşinden nafaka ancak o kardeş refah içindeyse isteyebilir. Aynı şekilde yoksulluğa düşen bir yetişkin de kardeşine başvurabilir; ancak geçimini zorlukla sağlayan bir kardeşe bu yükümlülük yüklenemez. Üstsoy ve altsoy bakımından kanun refah şartı aramaz; onlar için davalının malî gücüne uygunluk ölçütü uygulanır. Refahın varlığı da bir gelir eşiğine bağlanmamıştır ve somut olaya göre değerlendirilir.

Kayınpedere Bakmak Kanunen Zorunlu mu?

Gelin ya da damat bakımından sorulan soru, kayınpedere bakmak ya da kayınvalideye bakmak için bir yükümlülük bulunup bulunmadığıdır. TMK m. 18’e göre eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. Ancak TMK m. 364 nafaka yükümlülerini üstsoy, altsoy ve kardeşler olarak sayar ve kayın hısımlarını ayrıca anmaz. Bu nedenle madde metninde kayınpedere bakmak, gelin ya da damat için ayrı bir nafaka yükümlülüğü olarak öngörülmemiştir. Kayın hısımlığının diğer sonuçları TMK m. 18 kayın hısımlığı sayfasında görülebilir.

Kayınpederin kendi çocukları ise m. 364 uyarınca yükümlüdür. Evli bir oğlun ya da kızın malî gücü belirlenirken eşinin gelirinin dikkate alınıp alınmayacağı ayrı bir sorudur. Kanun bu konuda açık bir hüküm içermez; değerlendirme somut olaya göre yapılır. Bu ayrım, kayınpedere bakmak konusundaki ailevi beklentinin hukuki bir borçla karıştırılmaması bakımından önemlidir.

Anne Babaya Bakmak Yükümlülüğünde Kardeşlerin Payı

Kanuna göre nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır (TMK m. 365). Yaşlı bir ebeveynin birinci derece mirasçıları altsoyudur (TMK m. 495). Bu nedenle ebeveyn, kural olarak önce çocuklarına başvurur. Çocuklar arasında kanun eşit bir pay öngörmez. Her çocuktan istenebilecek yardım, o çocuğun malî gücüne uygun olmalıdır. Bu ölçüt nedeniyle geliri yüksek kardeşe daha yüksek, geliri düşük kardeşe daha düşük bir nafaka takdir edilebilir.

Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır…

TMK m. 365 güncel kanun metni →

Aynı madde hâkime bir düzeltme yetkisi de tanır. Nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Kardeşlerden yalnız birine dava açıldığında, diğer kardeşlerin durumu bu hakkaniyet değerlendirmesinde önem kazanabilir. Kanun, bütün çocukların aynı davada davalı gösterilmesini açıkça şart koşmaz. Bununla birlikte payın adil dağılımı için diğer kardeşlerin malî durumunun dosyaya yansıtılması yararlıdır. Bakımı fiilen üstlenen kardeşin katkısının yardım nafakası kardeş payı hesabına katılıp katılmayacağı da sorulur. Bu soruya ilişkin ayrı bir kanun hükmü yoktur; hakkaniyet değerlendirmesi somut olaya göre yapılır.

Mirasçılık sırası esas alındığında torunlar, kural olarak anne veya babaları ölmüşse onların yerine geçer (TMK m. 495). Altsoyu bulunmayan bir kişinin mirasçıları ise ana ve babası ile onların altsoyudur (TMK m. 496). Böyle bir kişi için kardeşler gündeme gelir; ancak kardeşler bakımından refah şartı ayrıca aranır. Sıra kuralı, yükümlülerin kim olduğunu ve hangi sırayla başvurulacağını belirlemeye yarar. Her yükümlünün katkısının miktarı ise kendi malî gücüne göre ayrıca belirlenir.

Anne Babaya Bakmak ve Yakın Kurumların Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, ebeveyn bakımıyla ilgili hükümlerin dayanağını, şartını, kimin isteyebileceğini, süresini ve sonucunu birlikte gösterir.

Rejim Dayanak Şart Kim isteyebilir / kime karşı Süre Sonuç
Üstsoy ile altsoy arasında yardım nafakası TMK m. 364, 365 Yardım edilmezse yoksulluğa düşme; nafakanın davalının malî gücüne uygun olması Yoksulluğa düşecek hısım ya da ona bakan resmî veya kamuya yararlı kurum; mirasçılık sırasına göre yükümlü üstsoy veya altsoya karşı TMK m. 364 ve 365’te dava açma süresi öngörülmemiştir; nafakanın başlangıç tarihi ayrıca değerlendirilir Geçinme için gerekli ve malî güce uygun nafaka; hakkaniyete aykırılıkta azaltma veya kaldırma; irat biçiminde ödeme
Kardeşler arasında yardım nafakası TMK m. 364, 365 İstemde bulunanın yoksulluğa düşecek olması ve yükümlü kardeşin refah içinde bulunması Yoksulluğa düşecek kardeş ya da ona bakan kurum; refah içindeki kardeşe karşı Kanunda dava açma süresi öngörülmemiştir Refah şartı yoksa nafakaya hükmedilmez; varsa malî güce uygun nafaka
Kayın hısımları (kayınpeder, kayınvalide) TMK m. 18, 364 Kayın hısımları m. 364’te nafaka yükümlüsü olarak sayılmamıştır Kayınpeder ya da kayınvalide kendi çocuklarına başvurabilir; madde metninde gelin veya damada karşı nafaka istemi öngörülmemiştir Kendi çocuklarına karşı açılacak davada yukarıdaki ilk satır uygulanır Gelin veya damat için ayrı bir nafaka yükümlülüğü öngörülmemiştir; kendi çocuklarının yükümlülüğü saklıdır
Korunmaya muhtaç kişinin bakım masrafı TMK m. 365, 366; 2828 sayılı Kanun m. 30 Kişinin bakımının yükümlü kurumca sağlanması Bakımı sağlayan kurum; nafaka yükümlüsü hısımlara karşı İncelenen hükümlerde ayrı bir süre gösterilmemiştir Kurumun yaptığı masrafların nafaka yükümlüsü hısımlardan istenmesi
Bakan evladın denkleştirme alacağı TMK m. 370, 371 Ergin altsoyun ana ve baba ya da büyükanne ve büyükbaba ile birlikte yaşaması ve emeğini veya gelirini aileye özgülemesi Ergin altsoy; sağlığında borçluya, ölümünden sonra onun mirasçılarına karşı Zamanaşımına uğramaz; en geç terekenin taksimi anına kadar istenmelidir Uygun bir bedel; uyuşmazlıkta miktarı, güvencesi ve ödeme şekli hâkimce belirlenir

Anne Babaya Bakmayan Evlat Hangi Sonuçlarla Karşılaşabilir?

Hukuken anne babaya bakmayan evlat hakkında üç ayrı sonuç gündeme gelebilir: nafaka davası, mirasçılıktan çıkarma ve şartları varsa ceza soruşturması. Her birinin dayanağı, şartı ve sonucu farklıdır; biri diğerinin sonucu değildir. Nafaka davası ebeveynin bugünkü geçimini sağlamaya yöneliktir ve yukarıdaki şartlara bağlıdır. Mirasçılıktan çıkarma ise ebeveynin ölüme bağlı tasarrufuna dayanan bir miras hukuku kurumudur. Ceza boyutu ise ancak suçun kanuni unsurları somut olayda gerçekleşmişse söz konusu olur.

Mirasçılıktan Çıkarma

TMK m. 510’a göre mirasçı, mirasbırakana veya onun ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse mirasbırakan onu mirasçılıktan çıkarabilir. Çıkarma ölüme bağlı bir tasarrufla yapılır ve madde saklı paylı mirasçının çıkarılmasını düzenler. TMK m. 512’ye göre çıkarma, ancak sebep tasarrufta belirtilmişse geçerlidir. Çıkarılan mirasçı itiraz ederse sebebin varlığını, çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısı ispat eder. Çıkarmaya itirazın hangi yolla ve hangi süre içinde ileri sürüleceği somut olaya göre değerlendirilir. Sürenin kaçırılmaması için tasarruf öğrenilir öğrenilmez durumun ayrıca değerlendirilmesi güvenli olur. Sebep ispat edilemezse ya da tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. Mirasbırakan tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma geçersiz olur.

Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir: 1. Mirasçı, mirasbırakana veya…

TMK m. 510 güncel kanun metni →

Burada anne babaya bakmayan evlat bakımından belirleyici olan, ihmalin “önemli ölçüde” olup olmadığıdır. Seyrek ziyaret ya da aile içi kırgınlık her durumda bu eşiği karşılamayabilir. Değerlendirme, ebeveynin ihtiyacı, evladın imkânları ve ilişkinin bütün koşulları birlikte ele alınarak yapılır. Çıkarılan kişinin altsoyu ise o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir (TMK m. 511). Çıkarmanın sonuçları ve iptal yolu mirasçılıktan çıkarma sebepleri ve şartları yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.

Ceza Boyutu: TCK m. 233

TCK m. 233/1, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiyi cezalandırır. Suç şikâyete bağlıdır. Öngörülen ceza, 7593 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle üç aydan iki yıla kadar hapistir. Hükmün lafzı yükümlülüğün kaynağını aile hukuku olarak gösterir; TMK m. 364’teki nafaka yükümlülüğü de Kanunun aile hukuku kitabında yer alır. Kanun, yaşlı ebeveyne karşı nafaka yükümlülüğünün bu suç bakımından nasıl uygulanacağına dair ayrı bir hüküm içermez. Suçun oluşup oluşmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle anne babaya bakmayan evlat hakkındaki hukuki bir nafaka uyuşmazlığı, tek başına suç işlendiği anlamına gelmez.

Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile…

TCK m. 233 güncel kanun metni →

Şikâyete bağlı suçlarda süre TCK m. 73’te düzenlenir. Şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işler. Nafaka mahkeme kararıyla belirlenmiş ve ödenmiyorsa İcra ve İflas Kanunu’ndaki tazyik hapsi yolu ayrı bir imkândır. Bu yolun şartları ve süresi aşağıda ayrı bir başlıkta anlatılmıştır.

Kurumların Bakım Masraflarını İstemesi

Nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir (TMK m. 365). TMK m. 366 ise korunmaya muhtaç kişilerin bakımının bununla yükümlü kurumlarca sağlanacağını öngörür. Bu kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 30 da Kanunda “Kurum” olarak anılan idareye, yardımda bulunduğu kişiler için nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı tanır. Bu hakkın kullanılma biçimi ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Dolayısıyla ebeveyn kendisi dava açmasa da anne babaya bakmak yükümlülüğü bu yolla gündeme gelebilir.

Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır…

TMK m. 366 güncel kanun metni →

Bakım kuruluşlarında kalan yaşlıların korunmasına ve kuruluşların sorumluluğuna ilişkin konular huzurevinde ihmal ve bakım kuruluşlarının sorumluluğu yazısında ele alınmıştır.

Bakan Evladın Hakları: Denkleştirme Alacağı ve Bakım Sözleşmesi

Kardeşlerden biri yıllarca ebeveyniyle yaşayıp ona bakmışsa, bu emeğin karşılığı sorulur. TMK m. 370 bu soruya özel bir cevap verir. Ana ve baba ya da büyükanne ve büyükbaba ile birlikte yaşayan ergin altsoy, emeğini veya gelirini aileye özgülemişse uygun bir bedel isteyebilir. Uyuşmazlık hâlinde bedelin miktarına, güvence altına alınmasına ve ödeme şekline hâkim karar verir. Hükmün kurucu şartları ergin olma, birlikte yaşama ve emeğin ya da gelirin aileye özgülenmesidir. Ayrı evde yaşayıp zaman zaman yardım eden evlat bakımından bu şartların oluşup oluşmadığı somut olaya göre değerlendirilir.

Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir…

TMK m. 370 güncel kanun metni →

TMK m. 371’e göre altsoy bu bedeli kural olarak borçlunun ölümü hâlinde isteyebilir. Birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya onun iflası hâllerinde bedel borçlunun sağlığında da istenebilir. Alacak zamanaşımına uğramaz; ancak en geç terekenin taksimi anına kadar istenmelidir. Bu son sınır, bakan evladın hak kaybına uğramaması bakımından önemlidir. Miras paylaşımı tamamlanmadan önce talebin açıkça ileri sürülmesi bu nedenle güvenli yoldur. TMK m. 370 ve 371, aile hukukuna ayrılan İkinci Kitabın “Hısımlık” başlıklı İkinci Kısmında yer alır. Bu nedenle bu alacak da aile mahkemesinde istenir (4787 sayılı Kanun m. 4).

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Bir başka yol, ebeveyn ile bakımı üstlenen kişi arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmasıdır. TBK m. 611’e göre bu sözleşmede bakım borçlusu, bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi üstlenir. Bakım alacaklısı da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcu altına girer. Sözleşme TBK m. 612 uyarınca miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz. Devletçe tanınmış bir bakım kurumunun yetkili makamların belirlediği koşullara uyarak yaptığı sözleşmede ise yazılı şekil yeterlidir. Bakım alacaklısı bu sözleşme yüzünden kanuni nafaka yükümlülüğünü yerine getiremez hâle gelirse, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilir (TBK m. 615). Hâkim iptal yerine, bakım borçlusunun edimlerinden mahsup edilmek üzere bu kişilere nafaka ödenmesine de karar verebilir. Sözleşmenin mirasçılar bakımından doğurduğu sonuçlar ölünceye kadar bakma akdi ve mirasçıların dava hakkı yazısında incelenmiştir.

Anne Babaya Bakmak İçin Açılan Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yardım nafakası davası, karşı tarafı bulunan ve çekişmeli yargıda görülen bir aile hukuku davasıdır. Aile Mahkemeleri Kanunu m. 4, Türk Medeni Kanunu’nun Üçüncü Kısım hariç İkinci Kitabından doğan dava ve işleri aile mahkemesine verir. Nafaka yükümlülüğünü düzenleyen TMK m. 364 ve m. 365, İkinci Kitabın “Hısımlık” başlıklı İkinci Kısmında yer alır. Bu madde metni karşısında yardım nafakası davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2).

Yetki bakımından TMK m. 365 özel bir kural koyar: yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ebeveyn davayı kendi yerleşim yerinde ya da davalı evladın yerleşim yerinde açabilir. Davalı çocuklar farklı şehirlerde yaşıyorsa, davacının kendi yerleşim yeri mahkemesi pratik bir seçenek sunar. Kanun yardım nafakası davası için bir dava açma süresi öngörmez; ihtiyaç sürdükçe dava açılabilir. Nafakanın hangi tarihten itibaren başlatılacağı ve geçmiş dönem için istenip istenemeyeceği ise ayrı bir sorudur. TMK m. 364 ve 365 bu soruyu ayrıca düzenlemez; mesele somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle ihtiyacın doğduğu dönemde davayı geciktirmemek hak kaybı riskini azaltır.

Ebeveyn kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmışsa, vasi onu bütün hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448). Vasinin dava açabilmesi, acele hâllerde geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m. 462/8). İzin, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden alınır (TMK m. 397). Bu izin şartı, vasinin ebeveyn adına çocuklarına karşı açacağı nafaka davası bakımından da gözetilmelidir. Vasi davalı olacak çocuklardan biriyse ve bu davada menfaatleri çatışıyorsa vesayet makamı istem üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar (TMK m. 426).

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi, dava şartı arabuluculuğu kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarıyla sınırlı olarak sayar. Nafaka uyuşmazlıkları bu sayımda yer almaz. İncelenen kanun metinlerinde yardım nafakası davası için arabuluculuğu dava şartı yapan başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle dava, arabulucuya başvurulmadan açılabilir. İsteğe bağlı arabuluculuk ise uyuşmazlığın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir konu olmasına bağlıdır (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Aynı hükme göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

Adli Tatilin Etkisi

HMK m. 103/1-b’ye göre her çeşit nafaka davası adli tatilde de görülür. Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). HMK m. 104’teki bir haftalık uzama ise adli tatile tabi dava ve işler için öngörülmüştür. Nafaka davası adli tatile tabi olmadığından, bu davadaki usulî süreler kural olarak tatil içinde de işlemeye devam eder. Tarafların anlaşması hâlinde davaya bakılmasının tatilden sonraya bırakılabileceği de HMK m. 103/2’de düzenlenmiştir. Hükmün tamamı HMK m. 103 adli tatilde görülecek dava ve işler sayfasında yer alır.

Yardım Nafakası Davası Kime Karşı Açılır?

Davacı, kural olarak yardım görmezse yoksulluğa düşecek olan ebeveynin kendisidir. Ona bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı bir kurum da davayı açabilir (TMK m. 365). Davalı ise m. 364’te sayılan ve mirasçılık sırasına göre yükümlü olan hısımdır. Yaşlı bir ebeveyn bakımından bu kişi, kural olarak evladıdır. Birden çok çocuk varsa dava birine, birkaçına ya da hepsine karşı açılabilir; her davalının payı kendi malî gücüne göre belirlenir.

Gelin veya damat m. 364’te sayılmadığından, madde metnine göre yardım nafakası davasının davalısı olarak öngörülmemiştir. Kayınpedere bakmak konusundaki dava bu nedenle kayınpederin kendi çocuklarına yöneltilir. Yardım nafakası kardeş ilişkisinde ise davalı, refah içinde bulunan kardeştir. Hak sahipliği ile davanın kime yöneltileceği ayrı sorulardır: ebeveynin nafaka hakkı bulunsa bile, dava yanlış kişiye açılırsa husumet yönünden sonuç alınamayabilir.

Anne Babaya Bakmak İçin Açılan Davada Talep Kalemleri

Davadaki temel talep, ebeveynin geçinmesi için gerekli ve davalının malî gücüne uygun bir nafakadır (TMK m. 365). Hâkim, istem hâlinde, irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir. Bu talep, her yıl yeni bir dava açma ihtiyacını azaltabilir. Bakan evladın denkleştirme alacağı ise TMK m. 370’e dayanan ayrı bir istemdir ve nafaka davasının bir kalemi değildir. Mirasçılıktan çıkarma da dava değil, ebeveynin ölüme bağlı tasarrufuyla yapılan bir işlemdir.

Geçici Koruma: İhtiyati Tedbir ve Şiddet Hâlinde Koruma

Yardım nafakasını düzenleyen hükümler, boşanma davasındaki geçici önlemleri düzenleyen TMK m. 169 benzeri bir özel hüküm içermez. Bu nedenle dava sürerken ebeveynin ihtiyacının karşılanması için genel hükümlere bakılır. HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme, hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Gecikme sebebiyle bir sakıncanın ya da ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi de bu kararın sebepleri arasındadır. Yardım nafakası davasında bu hüküm uyarınca dava süresince geçici bir nafakaya hükmedilip hükmedilemeyeceği somut olaya göre değerlendirilir.

Evladın ebeveyne karşı şiddet uyguladığı durumlarda 6284 sayılı Kanun ayrıca gündeme gelebilir. Kanun ev içi şiddeti, aile bireyleri arasındaki fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti kapsayacak biçimde tanımlar (m. 2/1-b). Şiddet uygulayan kişi ailenin geçimini sağlıyor ya da buna katkıda bulunuyorsa aile mahkemesi hâkimi tedbir nafakasına hükmedebilir (m. 5/4). Bunun için TMK hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması gerekir. Bu tedbir, talep edilmese dahi şiddet mağdurunun yaşam düzeyi gözetilerek verilebilir. Koruma, Kanundaki şiddet tanımının somut olayda gerçekleşmesine bağlıdır.

Deliller: İhtiyaç ve Malî Güç Nasıl İspat Edilir?

Davada iki temel olgu ispat edilir: ebeveynin yardım görmezse yoksulluğa düşecek olması ve davalının malî gücü. Ebeveyn bakımından gelir belgeleri, emekli aylığı dökümleri, kira sözleşmesi, ilaç ve tedavi giderlerini gösteren faturalar kullanılabilir. HMK m. 199, yazılı metinlerin yanında fotoğraf, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Sağlık durumunu ve bakım ihtiyacını gösteren raporlar, giderlerin gerekçesini ortaya koyabilir. Davalı evladın malî gücü için ise geliri, malvarlığı ve kendi aile yükü birlikte değerlendirilir.

Tanıklar, ebeveynin yaşam koşullarını ve kardeşler arasındaki katkı dağılımını anlatabilir. Aile mahkemesi gerekli gördüğünde psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan araştırma ve inceleme yapmalarını isteyebilir (4787 sayılı Kanun m. 5). Bu uzmanlar sosyal inceleme ve teknik görüş sunar. Nafakanın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin hukuki değerlendirme ise mahkemeye aittir. Yardım nafakası kardeş payı tartışılıyorsa, kardeşlerden birinin yıllarca bakımı üstlendiğini gösteren banka kayıtları ve yazışmalar hakkaniyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin karar ve ilam harcı bölümünde, nafaka verilmesine dair hükümler nispi harçlar arasında sayılır. Bu hükümlerde harcın hesabında bir senelik nafaka bedeli esas alınır. Harçlar Kanunu m. 28/a’ya göre karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Harç oranı ve tutarı bu yazıda verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Nafaka Kararı Ödenmezse Ne Olur?

Mahkemenin hükmettiği nafaka ödenmezse alacaklı, ilama dayanarak icra takibi başlatabilir. İİK m. 344’e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmün tam metni İİK m. 344 nafakaya ilişkin kararlara uymama sayfasında yer alır.

İİK m. 347’ye göre bu şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve en geç fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Bu süre, TCK m. 73’teki altı aylık şikâyet süresinden ayrıdır ve onunla karıştırılmamalıdır. Şikâyet, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine yapılır (İİK m. 348). Nafaka alacağı için borçlunun maaşına haciz konulması da gündeme gelebilir. Bu konudaki sınırlar nafaka borcunda maaş haczi yazısında anlatılmıştır.

Sonuç

Kanun anne babaya bakmak meselesini, TMK m. 364 ve m. 365’teki yardım nafakası hükümleriyle düzenler. Yükümlülük, ebeveynin yardım görmezse yoksulluğa düşecek olmasına bağlıdır; yaş tek başına bu sonucu doğurmaz. Dava parasal bir yardım istemidir ve nafaka, davalının malî gücüne uygun olarak belirlenir. Madde metni, evladı ebeveynini kendi evine almaya zorlayan bir hüküm içermez.

Kardeşler arasında kanun eşit pay öngörmez; her çocuğun katkısı kendi malî gücüne göre takdir edilir ve hâkim hakkaniyete göre düzeltme yapabilir. Yoksulluğa düşen kişinin kendi kardeşinden nafaka istemesi ise yükümlü kardeşin refah içinde bulunmasına bağlıdır. Kayın hısımları m. 364’te sayılmadığından, gelin veya damat için ayrı bir nafaka yükümlülüğü öngörülmemiştir.

Anne babaya bakmak yükümlülüğünü yerine getirmeyen evlat hakkında nafaka davası, önemli ölçüde ihmal hâlinde mirasçılıktan çıkarma ve şartları varsa TCK m. 233 gündeme gelebilir. Ebeveyniyle birlikte yaşayıp emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin evlat, TMK m. 370’teki denkleştirme alacağını isteyebilir. Bu alacak en geç terekenin taksimine kadar ileri sürülmelidir. Dava aile mahkemesinde, aile mahkemesi kurulamayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde görülür. Arabuluculuk dava şartı değildir ve nafaka davaları adli tatilde de görülür.

Sık Sorulan Sorular

Anne babaya bakmak kanunen zorunlu mu?

TMK m. 364’e göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Yükümlülük ebeveynin yaşlanmasıyla değil, yardıma muhtaç hâle gelmesiyle doğar. Dava parasal bir yardım istemidir ve nafaka evladın malî gücüne uygun olarak belirlenir. Madde metni evladı ebeveynini kendi evine almaya zorlamaz.

Kardeşler anne babaya bakmak için eşit pay mı öder?

Kanun kardeşler arasında eşit pay öngörmez. Dava mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır ve her çocuktan istenecek nafaka onun malî gücüne uygun olmalıdır. Yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim onların yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Ebeveynin çocuklarından istediği nafakada refah şartı aranmaz; refah şartı, yoksulluğa düşecek kişinin nafakayı kendi kardeşinden istediği hâle özgüdür.

Gelin veya damat kayınpedere bakmak zorunda mı?

Kanun, nafaka yükümlülerini üstsoy, altsoy ve kardeşler olarak sayar; kayın hısımlarını anmaz. Bu nedenle madde metninde gelin veya damat için kayınpedere karşı ayrı bir nafaka yükümlülüğü öngörülmemiştir. Kayınpederin kendi çocuklarının yükümlülüğü ise saklıdır. Evli evladın malî gücünün belirlenmesinde eşinin gelirinin yeri somut olaya göre değerlendirilir.

Anne babaya bakmayan evlat mirastan çıkarılabilir mi?

TMK m. 510’a göre mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmeyen saklı paylı mirasçı, ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılabilir. Çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesi şarttır (TMK m. 512). İtiraz hâlinde sebebi, çıkarmadan yararlanan kişi ispat eder. Çıkarılan kişinin altsoyu kendi saklı payını isteyebilir.

Yardım nafakası davası hangi mahkemede açılır?

Dava aile mahkemesinde açılır; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 365). Arabuluculuk bu dava için dava şartı olarak öngörülmemiştir. Nafaka davaları adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-b).

Anne babaya bakan evlat emeğinin karşılığını isteyebilir mi?

TMK m. 370’e göre ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin altsoy uygun bir bedel isteyebilir. Bedel kural olarak borçlunun ölümünde, kanunda sayılan bazı hâllerde ise sağlığında istenir. Bu alacak zamanaşımına uğramamakla birlikte en geç terekenin taksimi anına kadar ileri sürülmelidir. Birlikte yaşama şartı bulunmuyorsa bu hükmün uygulanması somut olaya göre değerlendirilir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık