Kaynana ile Aynı Evde Yaşamak Zorunlu mu? Oturulacak Konutu Kim Seçer?

Evlendikten sonra eşin annesiyle aynı çatı altında yaşamak birçok ailede gündeme gelir. Kimi zaman ev kaynanaya aittir, kimi zaman kaynana sonradan gelip ortak konuta yerleşir. Bu durumda sorulan ilk soru, kaynana ile aynı evde yaşamanın hukuken zorunlu olup olmadığıdır. Kayınvalide ile aynı evde kalmak istemeyen eş, kanunun kendisine hangi yolları tanıdığını öğrenmek ister. Türk Medeni Kanunu, oturulacak konutun eşlerce birlikte seçileceğini söyler. Buna karşılık kaynana ile yaşamak konusunda eşlere bir emir ya da yasak getiren bir hüküm bulunmaz. Evden gitmeyen kaynana karşısında izlenecek yol ise evin kime ait olduğuna ve aile içinde şiddet bulunup bulunmadığına göre değişir. Bu yazı konut seçimini, hâkimin müdahalesini, ayrı yaşama hakkını, boşanma ihtimalini ve mülkiyete dayalı davaları kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, TBK, HMK, TCK, Aile Mahkemeleri Kanunu ve 6284 sayılı Kanun metinlerini kapsadı. Arabuluculuk Kanunu, Harçlar Kanunu ve 3091 sayılı Kanun da aynı tarihli metinlerden okundu.

Kaynana ile Aynı Evde Yaşamak Zorunlu mu?

Kanun, evlilik birliğinin taraflarını eşler olarak belirler. TMK m. 185’e göre evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulur. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Bu yükümlülük eşler arasındadır; metinde eşin anne ve babasıyla birlikte oturma yükümlülüğü yer almaz. Bu yüzden kaynana ile aynı evde yaşamak, kanundan doğan bir borç olarak kurulmamıştır. Aynı hüküm, eşlerin birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamasını da ister. Bu ölçü, aile büyükleriyle ilişkilerde de eşlerin birbirinin huzurunu gözetmesini gerektirebilir. Kanunun tamamı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni üzerinden okunabilir.

Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur…

TMK m. 185 güncel kanun metni →

Kayın hısımlığı da böyle bir yükümlülük doğurmaz. TMK m. 18’e göre eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları kayın hısımı olur. Bu hısımlık, evlilik sona erse de ortadan kalkmaz. Ancak kanun kayın hısımlığına birlikte oturma sonucu bağlamamıştır. Yardım nafakasını düzenleyen TMK m. 364 de yükümlüleri üstsoy, altsoy ve kardeşler olarak sayar. Kayın hısımları bu sayımda yer almaz. Yoksulluğa düşecek annenin nafakası, şartları varsa onun kendi çocuklarına yöneltilebilecek ayrı bir konudur.

Kaynana ile yaşamak zorunlu olmasa da yasak da değildir. Eşler, aile büyüklerinden birini kendi istekleriyle ortak konutta ağırlayabilir. Sorun, bu kararın eşlerden birince tek başına alınmasıyla ya da zamanla uyuşmazlığa dönüşmesiyle başlar. Bu noktada TMK m. 186’daki birlikte seçme ilkesi önem kazanır.

Oturulacak Konutu Kim Seçer?

TMK m. 186’ya göre eşler oturacakları konutu birlikte seçer. Aynı maddeye göre birliği eşler beraberce yönetir ve birliğin giderlerine güçleri oranında katılır. Kanun konut seçiminde eşlerden birine öncelik tanımaz. Konutun seçimi, hangi evde ve kiminle oturulacağı sorusunu da içine alabilir. Bu ilke gereği kayınvalide ile aynı evde oturma kararının da eşlerce birlikte verilmesi beklenir. Eşlerden birinin diğerine danışmadan annesini ortak konuta yerleştirmesi, birlikte karar verme ilkesiyle bağdaşmayabilir.

Örneğin koca, eşine sormadan annesini eve yerleştirmiş ve kadın buna baştan karşı çıkmış olabilir. Böyle bir olayda kadının ilk başvurabileceği kanuni yol, evlilik birliğinin korunmasıdır. TMK m. 195, önemli bir konuda uyuşmazlığa düşen eşlere hâkimin müdahalesini isteme imkânı tanır. Bu yol aşağıda ayrı başlıkta anlatılmıştır. Koca ise annesinin bakıma muhtaç olduğunu ileri sürebilir. Uzlaştırma aşamasında her iki eşin durumu ve birliğin huzuru birlikte göz önünde tutulabilir.

Ev Kimin? Kaynana ile Aynı Evde Kalmanın Üç Durumu

Kaynananın evde kalıp kalamayacağı sorusu, aile hukukunun yanında eşya ve borçlar hukukunu da ilgilendirir. Cevap, evin mülkiyetine ve evde hangi hukuki ilişkiyle oturulduğuna göre değişir. Aynı olay; ev eşlere aitse, kaynanaya aitse ya da kiralıksa farklı sonuç doğurur. Bu ayrım yapılmadan açılan dava, yanlış hukuki sebebe dayanabilir.

Ev Eşlere veya Eşlerden Birine Aitse

TMK m. 683’e göre malik, hukuk düzeninin sınırları içinde malını dilediği gibi kullanabilir ve ondan yararlanabilir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak davası açabilir. Her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Ev yalnız kadına aitse ve kaynana malikin rızası olmadan evde kalıyorsa, bu dava gündeme gelebilir. Kaynana kocanın daveti ve rızasıyla evde bulunuyorsa, elatmanın haksız sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Kanun, malik olmayan eşin rızasının bu değerlendirmeye etkisi konusunda ayrı bir hüküm içermez. Bu nedenle dava açmadan önce rızanın kimden alındığı ve sona erip ermediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine…

TMK m. 683 güncel kanun metni →

Ev yalnız kocaya aitse kadın, malik sıfatıyla dava açamaz. Bu durumda kadının başlıca dayanağı mülkiyet değil, evlilik birliğinden doğan haklardır. TMK m. 194’e göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez ve konutla ilgili kira sözleşmesini feshedemez. Konut üzerindeki hakları da bu rıza olmadan sınırlayamaz. Kocanın annesini eve alması, ilk bakışta bu hükmün saydığı işlemlerden biri görünmez. Bu yüzden kadın için TMK m. 195 ve m. 197’deki yollar daha elverişli olabilir; bu yollar kaynanayı değil eşler arasındaki ilişkiyi düzenler.

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu…

TMK m. 194 güncel kanun metni →

Evin bir payı kaynanaya da ait olabilir; örneğin kayınpederin ölümüyle ev mirasçılara geçmiş olabilir. Böyle bir durumda kaynana da paydaş sıfatıyla evde haklar ileri sürebilir. Ortaklığın sona erdirilmesi ise ayrı bir davanın konusudur. Bu dava ve aile konutu yönünden ayrıntılar, sitemizdeki ortaklığın giderilmesi davası ve aile konutu yazısında anlatılmıştır.

Ev Kaynanaya Aitse

Eşler kaynanaya ait evde kira ödemeden oturuyorsa, aradaki ilişki yazılı bir sözleşmeye dayanmayabilir. TBK m. 379, bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmak üzere bırakılmasını kullanım ödüncü sözleşmesi olarak tanımlar. Eşlerin kaynananın evinde oturması da somut olayın koşullarına göre bu nitelikte değerlendirilebilir. Kanun, aile büyüğünün evinde karşılıksız oturmayı ayrıca düzenleyen bir hüküm içermez. TBK m. 384’e göre kullanım süresi ve amacı belirlenmeden verilen şeyi ödünç veren dilediği zaman geri isteyebilir. Süre öngörülmeyip amaç belirlenmişse ödünç, TBK m. 383 uyarınca amaca uygun kullanımla ya da kullanabilecek kadar zaman geçmesiyle sona erer. Şey sözleşmeye aykırı kullanılırsa ya da önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ödünç verenin ivedi gereksinimi doğarsa, şey daha önce de geri istenebilir. Belirli bir kullanım süresi kararlaştırılmışsa sona erme, kural olarak sözleşmedeki bu süreye göre değerlendirilir. Hükmün metni TBK m. 384 amacı belirlenmemiş kullanım ödüncü sayfasında okunabilir.

Bu ihtimalde kaynana ile yaşamak, evde kalmanın fiilî bir şartı hâline gelebilir. Gelin ya da damat, malik kaynanaya karşı aile konutu korumasını ileri süremeyebilir. TMK m. 194’ün lafzı eşlerden birinin işlemlerine yöneliktir; konutun maliki olan üçüncü kişinin haklarını sınırlayan bir ifade içermez. Eşler kaynananın evinden ayrılmak istiyorsa, yeni konutun seçimi yine TMK m. 186 uyarınca birlikte yapılır. Eşlerden biri taşınmayı haklı bir sebep olmadan reddederse, TMK m. 195 ve m. 197’deki yollar gündeme gelir.

Ev Kiralıksa

Ev bir üçüncü kişiden kiralanmışsa, kaynananın evde kalması öncelikle eşler arasındaki bir uyuşmazlıktır. Kiracı eş, kiraya verene karşı sözleşmenin tarafıdır. TMK m. 194’ün son fıkrasına göre aile konutu kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı olabilir. Bildirimde bulunan eş, diğer eşle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Kiraya verenin kaynana olduğu durumda ise kira ilişkisi sürdükçe tahliye, kira hükümlerindeki sebeplere bağlıdır. Ev sahibinin ihtiyaç sebebiyle tahliye istemi, sitemizdeki ihtiyaç nedeniyle tahliye davası yazısında anlatılmıştır.

Evden Gitmeyen Kaynana İçin Hangi Yollar Var?

Kaynana ortak konuta misafir olarak gelmiş ve ayrılmıyor olabilir. Bu durumda evden gitmeyen kaynana karşısında ilk aşama çoğu zaman eşlerin kendi aralarında vereceği karardır. Çünkü kaynanayı eve davet eden ve kalmasına rıza gösteren çoğu zaman eşlerden biridir. Eşler uzlaşamazsa TMK m. 195 uyarınca hâkimin müdahalesi istenebilir. Hâkim bu süreçte eşleri uyarır ve uzlaştırmaya çalışır; kaynana bu sürecin tarafı değildir.

Malik eşin kaynanaya karşı başvurabileceği yargı yolu, TMK m. 683’teki elatmanın önlenmesi davasıdır. Bu dava mülkiyete dayanır; aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 2/1). Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12/1). Kesin yetki kuralının metni HMK m. 12 taşınmazın aynından doğan davalarda yetki sayfasında yer alır. Kaynana sonradan evi haksız olarak kullanmayı sürdürürse, şartları varsa ecrimisil talebi de gündeme gelebilir. Bu talebin şartları ecrimisil davası ve ihtar şartı yazısında anlatılmıştır.

Zilyetliğin korunması ayrı bir yoldur. TMK m. 983’e göre zilyetliği saldırıya uğrayan kişi, saldırıda bulunana karşı dava açabilir. Bu dava, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren iki ay içinde açılmalıdır; fiilin üzerinden bir yıl geçmesiyle de dava hakkı düşer (TMK m. 984). Yalnız zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-c). 3091 sayılı Kanun ise zilyetliğe yapılan tecavüzün vali veya kaymakamca önlenmesini düzenler. Bu başvuru öğrenmeden itibaren altmış gün içinde yapılır ve müdahaleden bir yıl sonra yapılamaz (m. 4). Rızayla eve alınmış bir aile büyüğünün kalmayı sürdürmesinin bu yollarda saldırı sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.

Fiilî Adımların Hukuki Riski

Uyuşmazlık uzadığında kaynananın eşyasını dışarı çıkarmak ya da kilidi değiştirmek gibi fiilî adımlar akla gelebilir. Bu tür adımlar, hakkı korumak yerine yeni bir uyuşmazlık doğurabilir. TMK m. 981 zilyede savunma hakkı tanır; ancak durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmayı şart koşar. Evdeki eşyaların bir kısmı kaynanaya ait olabilir ve bunlar üzerinde onun hakları bulunur. Bu nedenle evin boşaltılmasının mahkeme kararına ya da kanuni bir yola dayanması daha güvenli bir yoldur.

Ceza hukuku yönünden de dikkat gerekir. TCK m. 116/1, rızayla girdikten sonra konuttan çıkmayan kişiyi mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırır. Ancak TCK m. 116/3’e göre evlilik birliğinde aile bireylerinden birinin rızası varsa bu hükümler uygulanmaz. Bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Kocanın rızasıyla evde kalan bir kaynana bakımından suçun unsurları bu nedenle oluşmayabilir. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır ve dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işler (TCK m. 73/1-2). Hükmün metni TCK m. 116 konut dokunulmazlığının ihlali sayfasında okunabilir.

Hâkimin Müdahalesi: Kaynana ile Aynı Evde Uyuşmazlık

TMK m. 195’e göre evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde eşler hâkimin müdahalesini isteyebilir. Eşler bu istemde ayrı ayrı veya birlikte bulunabilir. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır ve onları uzlaştırmaya çalışır. Eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımı da istenebilir. Gerektiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.

Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler…

TMK m. 195 güncel kanun metni →

Kaynana ile aynı evde yaşanan anlaşmazlık, bu maddedeki önemli konu niteliğini taşıyabilir. Aile mahkemesi de 4787 sayılı Kanun m. 6/1-a uyarınca eşleri evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda uyarabilir. Gerektiğinde onları uzlaştırmaya da çalışır. Aynı Kanunun 5. maddesine göre mahkeme psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır. Hâkimin alabileceği önlemler TMK m. 196 ile m. 200 arasında düzenlenmiştir. Parasal katkının belirlenmesi, giderlere katılmayan eşin borçlularına ödeme emri ve tasarruf yetkisinin sınırlanması bunlar arasındadır. Ayrı yaşama ise m. 197’deki şartlar varsa eşin kendi hakkıdır. Ara verme haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine önlem alır. Eşler birlikte yaşarken belirlenen parasal katkı, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir (TMK m. 196). Kanun geçmişe dönük istemi bir yılla sınırladığı için talebin geciktirilmemesi önem taşır. TMK m. 195 kaynanayı taraf yapan bir yol değildir. Bu süreçte kaynananın evden çıkarılmasına karar verilmesi, kanunda açıkça sayılmış bir önlem olarak görünmez. Bu önlemler için yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 201).

Ayrı Yaşama Hakkı ve Geçici Koruma

Ortak hayat bir eşin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddî biçimde tehlikeye düşürüyorsa ayrı yaşama hakkı doğar. TMK m. 197 bu hakkı, tehlike sürdüğü sürece tanır. Kayınvalide ile aynı evde yaşamanın yol açtığı ağır baskı ve aşağılama, somut olayda bu ölçüte ulaşabilir. Ancak sıradan geçimsizlik bu sonucu doğurmayabilir; kanun tehlikenin ciddî olmasını arar. Ayrı yaşama hakkı, boşanma davası açılmadan da kullanılabilen bir haktır.

Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına…

TMK m. 197 güncel kanun metni →

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine önlem alır. Bu önlemler bir eşin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkindir. Örneğin kaynananın ağır baskısı yüzünden evden ayrılan kadın, ayrılık haklı bir sebebe dayanıyorsa eşinden parasal katkı isteyebilir. Bir eş haklı sebep olmadan birlikte yaşamaktan kaçınırsa, diğer eş de aynı istemlerde bulunabilir. Ergin olmayan çocuklar varsa hâkim, ana baba ile çocuklar arasındaki ilişkiye dair önlemleri de alır.

Geçici koruma bakımından önce özel hükümlere bakılır. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, TMK m. 169 uyarınca eşlerin barınmasına ve geçimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Dava açılmamışsa TMK m. 197’deki önlemler istenebilir. Bu özel hükümler yetmediğinde HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir şartları ayrıca değerlendirilir. İhtiyati tedbir, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da gecikmeden ciddi bir zarar doğacağı endişesine bağlıdır. Geçici hukuki koruma talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a).

Şiddet Varsa 6284 Sayılı Kanun

6284 sayılı Kanun, ev içi şiddeti aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan kişiler arasındaki şiddet olarak tanımlar (m. 2/1-b). Tanıma göre şiddet mağduru ile şiddet uygulayanın aynı haneyi paylaşması aranmaz. Şiddet tanımı fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik davranışları kapsar (m. 2/1-d). Kaynananın ya da eşin şiddet uygulaması hâlinde bu Kanundaki tedbirler gündeme gelebilir. Tedbir kararı en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir (m. 8/1).

Kanun iki tür tedbir öngörür. Kanunun 4. maddesindeki koruyucu tedbirler korunan kişiye, 5. maddesindeki önleyici tedbirler şiddet uygulayana yöneliktir. Önleyici tedbir olarak hâkim, şiddet uygulayanın müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesine karar verebilir (m. 5/1-b). Korunan kişiye ve bulunduğu konuta yaklaşmama tedbiri de verilebilir (m. 5/1-c). Koruyucu tedbir olarak, korunan kişi evliyse müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yeri belirlenebilir (m. 4/1-b). Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz (m. 8/3). Önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir (m. 8/3). Tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilebilir (m. 8/2). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir (m. 9/1). Bu Kanun kapsamındaki başvurulardan harç ve yargılama gideri alınmaz (m. 20/1).

Kaynana ile Aynı Evde Yaşamaya Zorlanmak Boşanma Sebebi mi?

TMK m. 166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bir eşin diğerini kaynana ile yaşamak zorunda bırakması, somut olayın bütün koşullarıyla birlikte değerlendirilir. Kanun, eşi aile büyüğüyle yaşamaya zorlamayı ayrıca sayılmış bir boşanma sebebi olarak düzenlemez. Kaynananın evliliğe sürekli müdahalesi, eşin buna sessiz kalması ve ayrı konut talebinin reddi bu davada ileri sürülebilecek olgulardır. Bu olguların boşanmaya ve kusurun derecesine etkisi somut olaya göre değerlendirilir. Hükmün tam metni TMK m. 166 evlilik birliğinin sarsılması sayfasındadır.

Kusur, boşanmanın mali sonuçlarını da etkiler. TMK m. 166/2’ye göre davacının kusuru daha ağırsa davalı davaya itiraz edebilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir. TMK m. 174’e göre kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu diğer taraftan manevi tazminat da isteyebilir. Manevi tazminatın genel esasları manevi tazminat yazısında ele alınmıştır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m. 175). Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).

Terk Hükmü ve Ortak Konuta Dönme

Kaynana yüzünden evden ayrılan ya da evden çıkarılan eş bakımından TMK m. 164 önem taşır. Hükme göre diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan eş de terk etmiş sayılır. Haklı bir sebep olmaksızın diğerinin ortak konuta dönmesini engelleyen eş için de aynı sonuç geçerlidir. Terk sebebiyle boşanma davası için önce bir terk hâli bulunmalıdır. Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmiş ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemiş olmalıdır. Ayrılığın en az altı ay sürmüş olması ve devam etmesi de gerekir. Ayrıca istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması şarttır.

İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmezse doğacak sonuçlar bildirilir. İhtar, altı aylık sürenin dördüncü ayı bitmeden istenemez. İhtardan sonra iki ay geçmedikçe de dava açılamaz. Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi, HMK m. 382/2-b-5’e göre çekişmesiz yargı işidir. Kaynananın evde bulunmasının dönmemek için haklı sebep sayılıp sayılmayacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Kaynana yüzünden evden ayrılan eş de bu ihtarın muhatabı olabilir. Haklı bir sebebi yoksa iki ay içinde dönmemesi, aleyhine terk sebebiyle boşanma davası açılmasına yol açabilir. Bu nedenle ayrılığın haklı sebebinin somut olaylarla ispatlanabilir olması önem taşır. İhtar alındığında iki aylık süre gözetilmeli, dönmeme kararının sonuçları bu süre dolmadan değerlendirilmelidir. Bu süreler TMK’da düzenlenmiştir; HMK m. 104’teki adli tatil uzaması yalnız HMK’nın tayin ettiği süreleri kapsar.

Dava ve Başvuru Kime Karşı Yapılır?

Her yolda karşı taraf farklıdır. TMK m. 195 ve m. 197’deki istemler eşler arasındadır; karşı taraf diğer eştir. Boşanma davası da diğer eşe karşı açılır ve kaynana bu davanın tarafı olmaz. Kaynana, olaylara tanıklık etmişse tanık olarak dinlenebilir. Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesinde ise bir davalı yoktur; ihtarın muhatabı terk eden eştir.

Mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi davası, evden gitmeyen kaynana bakımından evde oturan kaynanaya karşı açılır. Bu davada davacı, evin malikidir. Ev kaynanaya aitse ve kaynana evin boşaltılmasını istiyorsa bu kez davacı kaynana, davalı evde oturan eşlerdir. 6284 sayılı Kanundaki önleyici tedbirler, şiddet uygulayan kişi hakkında verilir; bu kişi eş olabileceği gibi kaynana da olabilir. TCK m. 116’daki suçta şikâyet hakkı mağdura aittir.

Kaynana ile Aynı Evde Uyuşmazlıkta Görevli Mahkeme

Evlilik birliğinin korunması, ayrı yaşama ve boşanma, TMK’nın İkinci Kitabında düzenlenen aile hukuku dava ve işleridir. 4787 sayılı Kanun m. 4/1’e göre bu dava ve işlere aile mahkemesi bakar; vesayeti düzenleyen Üçüncü Kısım bunun dışındadır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m. 2). 6284 sayılı Kanunda geçen hâkim de aile mahkemesi hâkimidir (m. 2/1-c).

Kaynanaya karşı açılacak mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi davası ise aile hukukundan değil eşya hukukundan doğar. Bu dava, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 2/1). Yalnız zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar ile kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar ise sulh hukuk mahkemesinin görevindedir (HMK m. 4/1-a, c). Kira uyuşmazlıklarında ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu kuralın dışındadır. Boşanma davasında eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Davadan önce son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesi de yetkilidir (TMK m. 168). Taşınmaza ilişkin ayni hak ve zilyetlik davalarında ise HMK m. 12’deki kesin yetki uygulanır.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Kanun m. 18/B, dava şartı arabuluculuğu belirli uyuşmazlıklarla sınırlar. Bunlar kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkıdır. Kira uyuşmazlıklarında ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu kuralın da dışındadır. Boşanma, TMK m. 195 ve m. 197 istemleri ile mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi davası bu listede yer almaz. Bu uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurma, m. 18/B uyarınca dava şartı değildir.

Ev kaynanadan kiralanmışsa durum farklıdır. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (m. 18/B/1-a). Ev kaynana ile ortak mülkiyetteyse ortaklığın giderilmesi istemi de aynı kurala tabidir (m. 18/B/1-b). Öte yandan 6325 sayılı Kanun m. 1/2’ye göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Şiddet iddiası bulunan bir olayda arabuluculuk yolu bu hüküm nedeniyle kapanır.

Adli Tatil ve Süreler

Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). HMK m. 103’e göre bu dönemde görülecek işler arasında geçici hukuki koruma talepleri, her çeşit nafaka davaları ve çekişmesiz yargı işleri sayılmıştır. Boşanma davası bu sayımda yer almadığından, mahkemece ivedi görülmesine karar verilmedikçe adli tatile tabidir (m. 103/1-h). TMK m. 197’deki parasal katkı istemi, nafaka niteliği taşıdığı ölçüde adli tatilde de görülebilir. Adli tatile tabi işlerde HMK’nın tayin ettiği süreler tatile rastlarsa, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır (HMK m. 104). TMK m. 164’teki terk süreleri ve TMK m. 984’teki dava süresi HMK’da değil TMK’da düzenlenmiştir; bu uzamadan yararlanmaz.

Kaynana ile Aynı Evde Yaşanan Sorunlarda Deliller

Boşanma ve ayrılık davalarında hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184, bent 4). Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz (bent 1). Tarafların bu konudaki ikrarları da hâkimi bağlamaz (bent 3). Kaynana ile ilgili iddiaların somut olaylarla desteklenmesi bu yüzden önem taşır.

HMK m. 199, yazılı metinleri, fotoğraf, görüntü ve ses kaydı gibi verileri ve elektronik ortamdaki verileri belge sayar. Eşler arasındaki mesajlar, ayrı konut talebini gösteren yazışmalar, kira ve tapu kayıtları bu kapsamdadır. Komşular, akrabalar ve evi ziyaret eden kişiler tanık olarak dinlenebilir. Aile mahkemesi gerekirse uzmanlara araştırma ve inceleme yaptırabilir (4787 sayılı Kanun m. 5). Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller ise bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Gizlice yapılan ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri bu hüküm karşısında somut olaya göre tartışılabilir.

Mülkiyete dayalı davada önce tapu kaydı ile davacının malik olduğu gösterilir. Tanık ve yazışmalar, kayınvalide ile aynı evde kalmanın hangi tarihten beri ve kimin rızasıyla sürdüğünü ortaya koyabilir. Evin boşaltılmasının istendiğini gösteren ihtarname, şartları varsa sonraki ecrimisil talebi bakımından da yararlı olabilir. 6284 sayılı Kanundaki koruyucu tedbir için ise şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz (m. 8/3). Bu kural m. 4’teki koruyucu tedbirlere ilişkindir. Uzaklaştırma gibi önleyici tedbirler için Kanun delil konusunda ayrı bir hüküm içermez; bu kararın geciktirilmeksizin verileceğini düzenler.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, tarifedeki işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Tarifede nispi karar ve ilam harcı, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalar için öngörülmüştür. Boşanma davası ve TMK m. 195 istemi gibi belli bir değer taşımayan işlerde kural olarak tarifedeki maktu harç uygulanır. Tarifeye göre nafaka verilmesine dair hükümlerde nispi karar ve ilam harcı, bir senelik nafaka bedeli üzerinden alınır. Maddi ve manevi tazminat ise bir para alacağıdır; konusu belli bir değerle ilgili davalara ilişkin nispi harç kuralı gündeme gelebilir. Bu istemler boşanmayla birlikte ileri sürüldüğünde harcın hesaplanması, taleplerin içeriğine göre değerlendirilir. Harç konusunda tereddüt varsa bu nokta dava açılmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.

Harçlar Kanunu m. 16’ya göre müdahalenin meni gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın değeri esas alınır. Aynı davada ecrimisil de istenirse harç, taşınmazın değeri ile istenen ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer belirlenebiliyorsa dava dilekçesinde gösterilmesi zorunludur. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurulardan ise harç ve yargılama gideri alınmaz (m. 20/1). Harç tutarları dönemsel olarak güncellendiği için bu yazıda tutar verilmemiştir.

Kaynana ile Aynı Evde Kalan Eşin Hukuki Yolları

Aşağıdaki tablo, kaynana ile aynı evde yaşanan uyuşmazlıkta başvurulabilecek yolları dayanak, sebep, başvuran, süre ve sonuç yönünden karşılaştırır.

Yol Dayanak Sebep Kim başvurur / kime karşı Süre Sonuç
Hâkimin müdahalesi TMK m. 195, 196, 201 Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya önemli konuda uyuşmazlık Eşler ayrı ayrı veya birlikte; kaynana taraf değil Maddede süre öngörülmemiştir Uyarı, uzlaştırma, kanunda öngörülen önlemler; geçmişe dönük katkı bir yıl
Ayrı yaşama ve önlemler TMK m. 197 Kişilik, ekonomik güvenlik veya aile huzurunun ciddî tehlikesi; önlem için haklı sebep Eşlerden biri; diğer eşe karşı Tehlike sürdüğü sürece Parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma, malların yönetimi
Boşanma TMK m. 166, 174, 175 Evlilik birliğinin temelinden sarsılması Eşlerden her biri; davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı saklı Boşanmadan doğan dava hakları kesinleşmeden itibaren bir yıl (m. 178) Boşanma; kusura göre tazminat ve nafaka
Terk TMK m. 164 Yükümlülüklerden kaçınma maksadıyla terk veya haklı sebep olmadan dönmeme; ortak konutu terke zorlama veya dönmeyi haklı sebep olmadan engelleme Terk edilen eş; terk eden eşe karşı En az altı ay ayrılık; ihtar dördüncü ay bitince; dava ihtardan iki ay sonra Boşanma
Elatmanın önlenmesi TMK m. 683; HMK m. 2, 12 Malikin rızası dışında ya da rıza sona erdikten sonra haksız kullanma Evin maliki; evde oturana karşı TMK m. 683’te süre öngörülmemiştir Elatmanın sona ermesi; şartları varsa ecrimisil ayrıca
Ödüncün geri istenmesi TBK m. 379, 383, 384 Karşılıksız oturmanın sona erdirilmesi Malik kaynana; evde oturan eşlere karşı Süre ve amaç belirlenmemişse dilediği zaman; amaç belirlenmişse m. 383’teki hâllerde Evin geri verilmesi
Şiddete karşı tedbir 6284 m. 4, 5, 8 Şiddet veya şiddet tehlikesi Korunan kişi, Bakanlık, kolluk veya savcı; şiddet uygulayana karşı Tedbir ilk defasında en çok altı ay; itiraz iki hafta Uzaklaştırma, konutun tahsisi, yaklaşmama, ayrı yerleşim yeri

Sonuç

Kaynana ile aynı evde yaşamak, kanunun eşlere yüklediği bir yükümlülük değildir. TMK m. 185 birlikte yaşama yükümlülüğünü eşler arasında kurar; kayın hısımlığı ise birlikte oturma sonucu doğurmaz. Oturulacak konut TMK m. 186 uyarınca eşlerce birlikte seçilir. Eşlerin kayınvalide ile aynı evde oturma kararı da bu ilke çerçevesinde değerlendirilir. Buna karşılık kaynana ile yaşamak yasak da değildir; eşler kendi istekleriyle aile büyüğünü evlerinde ağırlayabilir.

Uyuşmazlıkta izlenecek yol, evin mülkiyetine göre ayrılır. Ev kaynanaya aitse eşlerin oturma hakkı, kullanım ödüncü ya da kira gibi aradaki hukuki ilişkiye bağlıdır. Ev eşlerden birine aitse malik eş, şartları varsa TMK m. 683’e dayanabilir. Eşyayı dışarı çıkarmak gibi fiilî adımlar ise evden gitmeyen kaynana karşısında yeni uyuşmazlıklar doğurabilir.

Eşler arasında TMK m. 195’teki hâkimin müdahalesi ve m. 197’deki ayrı yaşama hakkı başlıca yollardır. Ortak hayat çekilmez hâle gelirse TMK m. 166 ve m. 164 kapsamında boşanma gündeme gelebilir. Şiddet varsa 6284 sayılı Kanundaki tedbirler istenebilir ve arabuluculuk yolu kapanır. Aile hukuku davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulamayan yerde bu işlere görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar. Mülkiyete dayalı davada ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Sık Sorulan Sorular

Kaynana ile aynı evde yaşamak zorunlu mu?

Kural olarak hayır. TMK m. 185’teki birlikte yaşama yükümlülüğü eşler arasındadır ve kanunda eşlerin kaynana ile yaşamak zorunda olduğuna dair bir hüküm yoktur. Oturulacak konutu eşler TMK m. 186 uyarınca birlikte seçer. Eşler anlaşamazsa TMK m. 195 uyarınca hâkimin müdahalesi istenebilir.

Kayınvalide ile aynı evde yaşamak istemeyen eş ne yapabilir?

Eş, önce TMK m. 195 uyarınca aile mahkemesinden hâkimin müdahalesini isteyebilir. Ortak hayat kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddî biçimde tehlikeye düşürüyorsa TMK m. 197 uyarınca ayrı yaşama hakkı doğar. Evlilik birliği temelinden sarsılmışsa TMK m. 166 kapsamında boşanma davası da gündeme gelebilir. Şiddet iddiasında 6284 sayılı Kanundaki tedbirler de istenebilir.

Evden gitmeyen kaynana nasıl çıkarılır?

Evden gitmeyen kaynana bakımından yol, evin kime ait olduğuna göre değişir. Ev eşlerden birine aitse malik eş, şartları varsa TMK m. 683’e dayanarak elatmanın önlenmesi davası açabilir. Kocanın rızası ve daveti bu değerlendirmeyi etkileyebilir. Eşyayı dışarı çıkarmak ya da kilidi değiştirmek gibi fiilî adımlar yerine kanuni yolu izlemek daha güvenlidir. Şiddet varsa 6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma tedbiri istenebilir.

Ev kaynanaya aitse eşler evden çıkarılabilir mi?

Eşler kaynananın evinde karşılıksız oturuyorsa ilişki, somut olaya göre kullanım ödüncü sayılabilir. Süre ve amaç belirlenmemişse ödünç veren TBK m. 384 uyarınca şeyi dilediği zaman geri isteyebilir. TMK m. 194’teki aile konutu koruması eşlerden birinin işlemlerine yöneliktir. Ev kaynanadan kiralanmışsa tahliye kira hükümlerindeki sebeplere bağlıdır. Kira uyuşmazlığında arabuluculuk, ilamsız icra yoluyla tahliye hariç dava şartıdır.

Kaynana yüzünden boşanma davası açılabilir mi?

Evlilik birliği ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede sarsılmışsa eşlerden her biri TMK m. 166 uyarınca boşanma davası açabilir. Eşin aile büyüğüyle birlikte yaşamaya zorlanması somut olayın bütün koşullarıyla birlikte değerlendirilir. Eşi ortak konutu terke zorlamak, TMK m. 164’e göre terk sayılır ve bu hükmün süre ve ihtar şartları ayrıca aranır. Tazminat ve nafaka istemleri kusur durumuna bağlıdır.

Bu uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunlu mu?

Boşanma, TMK m. 195 ve m. 197 istemleri ile mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi davası 6325 sayılı Kanun m. 18/B listesinde yer almaz. Bu nedenle bu davalar için arabuluculuk dava şartı değildir. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar ile ortaklığın giderilmesinde ise arabuluculuk dava şartıdır; ilamsız icra yoluyla tahliye bu kuralın dışındadır. Aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık