Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı: Eş Vefat Ederse Ev Kime Kalır, Mirasçılar Evden Çıkarabilir mi?

Eşini kaybeden kişinin aklına gelen ilk sorulardan biri, yıllarca birlikte yaşanan evde kalıp kalamayacağıdır. Eş vefat ederse ev kime kalır, çocuklar ya da ölen eşin ailesi evi satabilir mi diye soran kişiler için kanun özel bir koruma öngörür. Sağ kalan eşin konut hakkı Türk Medeni Kanunu’nda iki ayrı yerde düzenlenir: mal rejiminin tasfiyesinde TMK m. 240, mirasın paylaşılmasında TMK m. 652. Eşim öldü evden çıkarabilirler mi sorusunun cevabı, evin kime ait olduğuna ve eşin mirasçı olup olmadığına göre değişir. Evin özgülenmesi talebinin ileri sürülüp sürülmediği de sonucu etkiler. Bu yazı mirasçıların hukuki durumunu, eşin isteyebileceği hakları, görevli mahkemeyi ve fiilî müdahaleye karşı yolları kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, HMK, TBK, TCK ve 4722, 4787, 6325, 3091 sayılı Kanunlar ile Harçlar Kanunu metinlerini kapsadı.

Eş Vefat Ederse Ev Kime Kalır?

TMK m. 599’a göre mirasçılar, mirası mirasbırakanın ölümüyle bir bütün olarak ve kanun gereğince kazanır. Mirasbırakanın taşınmazları üzerindeki mülkiyet ve zilyetlik de bu anda mirasçılara geçer. Tapuda intikal işleminin yapılmamış olması bu kazanımı engellemez; TMK m. 705/2 miras hâlinde mülkiyetin tescilden önce kazanıldığını öngörür. Ancak mirasçıların taşınmaz üzerinde tasarruf işlemi yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Kanunun tam metni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Ölen kişinin eşi de yasal mirasçıdır. TMK m. 499’a göre eş, mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini alır. Ana ve baba zümresiyle birlikte mirasın yarısı eşe düşer. Büyük ana ve büyük babalar ile onların çocukları mirasçıysa eşin payı dörtte üçtür. Bu zümrelerden kimse yoksa mirasın tamamı eşe kalır. Örneğin iki çocuğu olan bir kişi öldüğünde eş dörtte bir, çocukların her biri sekizde üç oranında mirasçı olur.

Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur: 1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa…

TMK m. 499 güncel kanun metni →

Saklı pay kuralı eşi vasiyetnameye karşı da korur. TMK m. 506/4’e göre eşin saklı payı, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamıdır. Diğer hâllerde saklı pay, yasal payın dörtte üçüdür. Mirasbırakan evi vasiyetle bir çocuğuna bırakmış ve eşin saklı payı zedelenmişse tenkis davası gündeme gelebilir. TMK m. 571’e göre bu dava, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır. Vasiyetnamede bu süre, en geç vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıldır. Hesap yöntemi sitemizdeki tenkis davası ve saklı pay hesabı yazısında anlatılmıştır.

Eşin Mirasçı Olamadığı Hâller

Boşanma davası sürerken eşlerden biri ölmüşse durum farklılaşabilir. TMK m. 181/1’e göre boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve diğer eşin kusuru ispatlanırsa bu sonuç yine doğar. Eş, mirası TMK m. 606’daki üç aylık süre içinde reddetmişse de miras payı almaz. Mirasın reddinin şartları ve sonuçları reddi miras ve tereke borcu yazısında ele alınmıştır. Mirasçı olmayan eşin TMK m. 652’ye dayanması güçtür, çünkü bu hüküm özgülemeyi miras hakkına mahsup ederek kurar. Mal rejiminden doğan TMK m. 240 istemi ise katılma alacağına bağlıdır; bu istem, şartları varsa ayrıca değerlendirilir.

Ev Kiralıksa ya da Kiraya Verilmişse

Eş vefat ederse ev, ölen eşe ait olmayabilir ya da kiralık olabilir. TMK m. 240 ve m. 652 ise ölen eşe ait ya da terekeye dahil bir konutu esas alır. Eşlerin oturduğu ev kiralıksa eşin durumu kira hükümlerine göre değerlendirilir. TBK m. 333’e göre kiracı ölürse mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak sözleşmeyi en yakın fesih dönemi sonu için feshedebilir. Sağ kalan eş mirasçıysa bu mirasçılar arasındadır. TMK m. 194’teki, kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelme imkânı ise evlilik sürerken uygulanan bir korumadır. Ölen eşin başkasına kiraya verdiği bir evde kira bedelinin kime ödeneceği ise ayrı bir sorudur. Bu konu ev sahibi ölürse kira kime ödenir yazısında incelenmiştir.

Eşim Öldü Evden Çıkarabilirler mi? Miras Ortaklığında Eşin Durumu

Birden çok mirasçı varsa terekedeki ev, paylaşmaya kadar bütün mirasçıların elbirliği mülkiyetindedir. TMK m. 640’a göre mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder. Bu ortaklığın üyelerinden biri de sağ kalan eştir. Bu nedenle çocuklar ya da diğer mirasçılar, evin tek sahibi gibi davranamaz.

Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir…

TMK m. 640 güncel kanun metni →

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur; her birinin hakkı malın tamamına yaygındır (TMK m. 701). TMK m. 702’ye göre kanunda veya sözleşmede aksine hüküm yoksa yönetim ve tasarruf işlemleri için oybirliği gerekir. Evin satılması ya da kiraya verilmesi bu nedenle kural olarak eşin katılımı olmadan yapılamaz. Ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını da sağlayabilir. Bu kural, eşim öldü evden çıkarabilirler mi diye düşünen kişi için ilk güvencedir.

Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir…

TMK m. 702 güncel kanun metni →

Mirasçılardan biri, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atanmasını sulh mahkemesinden isteyebilir (TMK m. 640). Temsilci atanması, eşin mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz. Diğer mirasçıların miras paylarını üçüncü bir kişiye devretmesi de eşin durumunu kendi başına değiştirmez. TMK m. 677’ye göre böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; paylaşma sonunda mirasçıya düşen payı isteme hakkı sağlar.

Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı Mal Rejiminden de Doğar

Ölüm, eşler arasındaki mal rejimini sona erdirir (TMK m. 225). Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılmada önce mal rejimi tasfiye edilir. TMK m. 236’ya göre her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Eşin katılma alacağı bu tasfiyeden doğar ve ölen eşin mirasçılarına karşı ileri sürülür. Tasfiye, ölen eşin terekesinin kapsamını da etkiler.

Bu bakımdan ilk hüküm TMK m. 240’tır ve sağ kalan eşin konut hakkı burada mal rejimine bağlanır. Hükme göre eş, eski yaşantısını sürdürebilmek için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde intifa veya oturma hakkı isteyebilir. Hak katılma alacağına mahsup edilir; alacak yetmezse eş bedel ekler. Eş aynı koşullarla ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı da isteyebilir. Mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup…

TMK m. 240 güncel kanun metni →

Haklı sebepler varsa sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle, intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Kanun iki sınır da koyar. Mirasbırakanın meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek için ihtiyaç duyduğu bölümlerde eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri de saklıdır. Örneğin evin zemin katı ölen eşin muayenehanesiyse ve aynı mesleği icra eden bir çocuk bu bölüme ihtiyaç duyuyorsa, eş o bölümde bu hakları kullanamaz.

Diğer Mal Rejimlerinde Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı

Paylaşmalı mal ayrılığında TMK m. 255, mal ortaklığında m. 279 benzer bir koruma öngörür. Bu rejimlerde kural, eşe mülkiyet hakkı tanınmasıdır; haklı sebeple mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir. Konut eşlerin paylı mülkiyetindeyse TMK m. 226 de dikkate alınır. Bu hükme göre eş, daha üstün bir yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyerek malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Medeni Kanun yürürlüğe girmeden önce evlenen eşlerin önceki dönemi için 4722 sayılı Kanun m. 10 ayrıca uygulanır.

Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı ve Evin Özgülenmesi Talebi

Ev terekeye dahilse ikinci koruma devreye girer. TMK m. 652, eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konutun bulunmasını arar. Bu durumda sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Evin özgülenmesi talebi bu hükme dayanır ve miras paylaşımına ilişkindir. Mal rejimi tasfiyesinden doğan hak ile paylaşmadaki hak ayrı kurumlardır; biri diğerinin yerine geçmez.

Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde…

TMK m. 652 güncel kanun metni →

Mahsup, eşin evi bedelsiz almadığı anlamına gelir; evin değeri eşin miras payından düşülür. TMK m. 652, m. 240’tan farklı olarak bedel eklenmesinden açıkça söz etmez. Evin değeri eşin miras payını aştığında farkın nasıl giderileceği konusunda TMK m. 652 ayrı bir hüküm içermez. TMK m. 642 ise paylaşmada taşınmaz değerleri arasındaki farkın para ödenmesiyle giderilerek denkleştirme sağlanmasını öngörür. Bu kuralın özgülemeye etkisi somut olaya göre değerlendirilir. Evin özgülenmesi talebi bu yüzden evin güncel değeri ve eşin miras payı birlikte hesaplanarak hazırlanmalıdır.

Haklı sebepler varsa sağ kalan eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemiyle mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir. Meslek veya sanat icrasına ayrılan bölümler ve tarımsal taşınmazlar bakımından m. 240’taki sınırlar burada da aynıdır. Haklı sebebin bulunup bulunmadığına hâkim, TMK m. 4 uyarınca hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Mülkiyet yerine sınırlı bir hak tanınması, sağ kalan eşin konut hakkı bakımından evde kalmayı yine güvenceye alabilir.

İntifa Hakkı ile Oturma Hakkının Farkı

İntifa hakkı, aksine düzenleme yoksa sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi verir (TMK m. 794). Oturma hakkı ise bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisidir (TMK m. 823). Oturma hakkı başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez. Gerçek kişinin intifa hakkı da hak sahibinin ölümüyle sona erer (TMK m. 797). Oturma hakkının kapsamı sitedeki TMK m. 823 oturma hakkı madde metni sayfasında okunabilir.

Pratik fark şudur: mülkiyet tanınırsa ev eşin malvarlığına girer ve onun ölümünde kendi mirasçılarına geçer. İntifa veya oturma hakkında ise mülkiyet diğer mirasçılarda kalır; eş evden hakkı sürdükçe yararlanır. Taşınmazda intifa hakkı tapu kütüğüne tescille kurulur (TMK m. 795). Tescil edilmiş hak, ev sonradan el değiştirse de herkese karşı ileri sürülebilir. Oturma hakkı sahibi evin tamamından yararlanıyorsa olağan bakım ve onarım giderleri ona aittir (TMK m. 825).

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı

Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü değilse mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m. 642). Anlaşma olmazsa sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir; görev HMK m. 4/1-b’den doğar. Bölünemeyen tereke malı hakkında anlaşma sağlanamazsa mal satılır ve bedeli bölüştürülür (TMK m. 651). Diğer mirasçıların satış talebi bu nedenle eş için en somut risktir.

Bu davada da sağ kalan eşin konut hakkı ileri sürülebilir. Kanun, özgüleme talebinin davanın hangi aşamasına kadar ileri sürülebileceğini ayrıca düzenlemez. Hak kaybı yaşanmaması için talebin satış kararı verilmeden önce açıkça dile getirilmesi güvenli olur. Davanın usulü, aynen taksim ve satış yöntemleri sitemizdeki ortaklığın giderilmesi davası yazısında ayrıntılı anlatılmıştır. Mirasçılar dava yerine anlaşmayı seçerse paylaşma sözleşmesi yapabilir; TMK m. 676’ya göre bu sözleşme yazılı şekle bağlıdır. Sözleşmenin şekil kuralları miras taksim sözleşmesi ve elbirliği mülkiyeti yazısında incelenmiştir.

Diğer Mirasçılar Eşten Kullanım Bedeli İsteyebilir mi?

Paylaşmaya kadar evi sağ kalan eş tek başına kullanıyorsa, diğer mirasçıların kullanım karşılığı isteyip isteyemeyeceği sorusu doğar. Ecrimisil, bir taşınmazın hak sahibinin izni olmadan kullanılması nedeniyle istenen tazminattır. TMK, ortaklar arasında ecrimisil istenip istenemeyeceğine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Diğer ortağın kullanımdan men edilip edilmediği gibi olgular somut olaya göre değerlendirilir. İhtar meselesi ile zamanaşımı sitemizdeki ecrimisil davası, ihtar şartı ve zamanaşımı yazısında incelenmiştir.

Eşin evde oturması diğer mirasçıların evi kullanmasını engellemiyorsa durum farklı değerlendirilebilir. Eşe TMK m. 240 veya m. 652 uyarınca intifa ya da oturma hakkı tanındıktan sonra ise kullanım kanuni bir hakka dayanır. Diğer mirasçıların bu aşamadan sonra kullanım bedeli istemesi, hakkın içeriği ve varsa mahsup hesabı çerçevesinde değerlendirilir.

Aile Konutu Şerhi Ölümle Ne Olur?

TMK m. 194, evlilik sürerken eşlerden birinin diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devretmesini engeller. Aynı hüküm, konut üzerindeki hakların rıza olmadan sınırlanmasını da önler. Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne bu yönde şerh verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Hükmün koruduğu ilişki eşler arasındaki evlilik birliğidir. Ölümle evlilik sona erer; kanun, şerhin bu tarihten sonraki etkisine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Bu etki somut olaya göre değerlendirilir.

Ölümden sonraki koruma bu nedenle esas olarak TMK m. 240 ve m. 652 üzerinden kurulur. Şerhin tapudan terkininin nasıl yapılacağı ise ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Eşin mülkiyeti ya da intifa hakkı tanındıysa, bu hakkın tapuya işlenmesi ayrı bir tescil işlemidir.

Fiilen Evden Çıkarma Girişimine Karşı Yollar

Eşin yokluğunda kilidin değiştirilmesi, eşyaların dışarı çıkarılması ya da eve girişin engellenmesi zilyetliğe saldırı niteliği taşıyabilir. TMK m. 973’e göre bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kişi onun zilyedidir. Evde oturmaya devam eden eş bu nedenle konutun zilyedi sayılabilir. TMK m. 982’ye göre başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kişi, üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür.

TMK m. 983, zilyetliği saldırıya uğrayan kişiye saldırıda bulunana karşı dava hakkı tanır. Dava saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur. Bu davalar HMK m. 4/1-c uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür. TMK m. 984’e göre dava hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden başlayarak iki ay geçmekle düşer. Fiilin üzerinden bir yıl geçmişse dava hakkı öğrenme tarihine bakılmaksızın düşer.

Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir…

TMK m. 983 güncel kanun metni →

İdari yol da vardır. Zilyet, 3091 sayılı Kanun uyarınca tecavüzün önlenmesi için merkez ilçede valiliğe, diğer ilçelerde kaymakamlığa başvurabilir (m. 2, 3). Başvuru, tecavüzün öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde yapılmalıdır. Tecavüzün üzerinden bir yıl geçmişse başvuru yapılamaz (m. 4). Başvuru sırasında taraflar arasındaki taşınmaz mal anlaşmazlığı hakkında mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş ya da anlaşmazlık dava konusu yapılmışsa bu Kanun uygulanmaz (m. 14). Üstün hak iddia eden kişinin yargı yoluna başvurması gerektiği kararda belirtilir (m. 7).

Güç Kullanmanın ve Konuta Girmenin Sonuçları

Güç kullanarak sonuç almaya çalışmak ise risklidir. TMK m. 981 zilyede savunma hakkı tanır; ancak durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmayı şart koşar. Aile içi bir uyuşmazlıkta eşyaları dışarı çıkarmak veya kilit değiştirmek yeni uyuşmazlıklar doğurabilir. Eşin oturduğu konuta rızasına aykırı girilmesi, şartları varsa TCK m. 116 kapsamında değerlendirilebilir. Suçun basit hâli şikâyete bağlıdır (m. 116/1). Cebir, tehdit ya da gece vakti işlenen nitelikli hâl ise m. 116/4’te ayrıca düzenlenir. Şikâyete bağlı hâlde TCK m. 73’e göre şikâyet süresi fiil ve failin öğrenilmesinden başlayarak altı aydır. Bu süre, dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işler. Konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanıldığı hâlde m. 116/3 ayrıca dikkate alınır.

Dava Sürerken Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı: Geçici Koruma

Dava sürerken evin üçüncü kişiye devredilmesi, eşin talebini boşa çıkarabilir. Terekeye özgü bir koruma önlemi de vardır. TMK m. 589’a göre mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen gerekli önlemleri alır. Bu önlemler, tereke mallarının korunmasını ve hak sahiplerine geçmesini sağlamaya yöneliktir. Bu iş HMK m. 382/2-c-5’te çekişmesiz yargı işleri arasında sayılır. Genel koruma olarak HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu hüküm, niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır (m. 389/2). Tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenir. Dava açılmadan tedbir alınırsa, uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalıdır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1). Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıkta bu süre, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 m. 18/A/16). Dava açıldıktan sonra ise tedbir davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir (HMK m. 390/1). Talep eden, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (m. 390/3).

HMK m. 391, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire imkân tanır. Tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi bu kapsamda talep edilebilir. Mirasçılardan biri ödemeden aciz hâlindeyse diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilir (TMK m. 640). Mal rejimi tasfiyesine ilişkin talepte de tedbir, esas hakkında görevli mahkemeden istenir.

Ölümden hemen sonraki dönem için de bir hüküm vardır. TMK m. 645’e göre mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişiler, üç aylık bakım ve geçim giderlerini isteyebilir. Bu giderler ölüm tarihinden başlayarak terekeden karşılanır. Eş bu şartları taşıyorsa bu istemde bulunabilir. Bu hak konutta kalma hakkı değildir; geçim giderine ilişkindir.

Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı Hangi Mahkemede İstenir?

Görev, talebin dayandığı hükme göre değişir. Mal rejimine ilişkin TMK m. 240, Medeni Kanun’un aile hukuku kitabında yer alır. 4787 sayılı Kanun m. 4’e göre aile mahkemeleri, TMK İkinci Kitabından vesayet kısmı hariç doğan dava ve işlere bakar. Mal rejiminin tasfiyesi ve buna bağlı m. 240 istemi bu nedenle aile mahkemesinin görev alanına girer. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu dava ve işlere, kanunda belirtilen usulle görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 m. 2).

TMK m. 652 ise miras hukukuna ilişkindir. Ortaklığın giderilmesi davaları HMK m. 4/1-b uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür ve özgüleme bu davada istenebilir. HMK m. 382/2-b-10, sağ kalan eşe aile konutu ve ev eşyası üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınmasını çekişmesiz iş sayar. Bu bent aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri listesindedir; mal rejimi hükümlerindeki TMK m. 240, 255 ve 279 ile ilişkilidir. Miras hukukundaki çekişmesiz işler listesinde (m. 382/2-c) TMK m. 652’ye karşılık gelen bir bent yer almaz. Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383). 4787 sayılı Kanun m. 4 ise aile hukukundan doğan dava ve işleri aile mahkemesine bırakır. Kanun bu iki hükmün ilişkisini ayrıca düzenlemez; görev somut talebe göre değerlendirilir. Görev konusunda tereddüt varsa, başvurudan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Çekişmesiz işlerin tam listesi HMK m. 382 çekişmesiz yargı işleri sayfasında yer alır.

Yetkili Mahkeme ve Kesin Yetki

Yetki de ayrıca belirlenir. TMK m. 214’e göre mal rejimi ölümle sona ermişse tasfiye davalarında ölenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Terekenin paylaşılmasına ilişkin davalarda ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11/1-a). Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar da bu kurala bağlıdır (m. 11/1-b). HMK m. 12/1 ise taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile zilyetlik davaları da bu kurala tabidir. Terekenin paylaşılması ile tek bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi aynı dava olmayabilir. Kanun iki kesin yetki kuralının ilişkisini ayrıca düzenlemez; uygulanacak kural davanın konusuna göre değerlendirilir. Yetki kesin olduğundan, dava ve tedbir talebinden önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Mal rejimi tasfiyesinde intifa veya oturma hakkı istendiğinde iki yetki kuralının ilişkisi somut talebe göre değerlendirilir.

Talep Kime Karşı Yöneltilir?

Davalı sıfatı da talebin türüne göre belirlenir. TMK m. 240’a dayanan istem mal rejimi tasfiyesinin parçasıdır ve ölen eşin mirasçılarına yöneltilir. TMK m. 652’ye dayanan özgüleme ise paylaşmaya katılan diğer mirasçıları ilgilendirir. Ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkili ve davalı sıfatı, yukarıda bağlantısı verilen ortaklığın giderilmesi yazısında ayrıca anlatılmıştır. Davayı başka bir mirasçı açmışsa sağ kalan eş o davada davalı sıfatıyla yer alır ve özgüleme talebini orada ileri sürebilir.

Çekişmesiz yargının tanımında ilgililer arasında uyuşmazlık bulunmaması ölçütü yer alır (HMK m. 382/1-a). Bu nedenle çekişmesiz yolda klasik anlamda bir karşı taraf bulunmayabilir. Ancak sağ kalan eşe mülkiyet veya intifa tanınması, diğer mirasçıların haklarını yakından etkiler. Onların sürece katılması ve itirazlarını bildirmesi bu yüzden gündeme gelebilir. Zilyetlik davası ise saldırıda bulunan kişiye karşı açılır. Bu kişi mirasçılardan biri ya da evi onların izniyle kullanan bir üçüncü kişi olabilir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-b, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı sayar. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Özgüleme talebi bu davada ileri sürülecekse arabuluculuk görüşmelerinde de gündeme getirilebilir. Mal rejiminin tasfiyesi ve zilyetlik davaları m. 18/B’de sayılmaz. Bu davalar bakımından arabuluculuk, o hüküm uyarınca dava şartı değildir.

Kanun bir sınır da koyar. 6325 sayılı Kanun m. 1/2’ye göre arabuluculuk, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanır. Aynı hükme göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Mirasçılar arasındaki konut uyuşmazlığında böyle bir iddia varsa bu sınır ayrıca değerlendirilir. Arabuluculuk anlaşmasında taşınmazla ilgili hükümler için icra edilebilirlik şerhi, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (m. 18/B/3).

Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı İçin Süreler ve Adli Tatil

Konut hakkını düzenleyen TMK m. 240 ve m. 652, ayrı bir hak düşürücü süre öngörmez. TMK m. 642’de de paylaşma istemi bir süreye bağlanmamıştır. Mirasçılara karşı ileri sürülecek katılma alacağı için TMK’nın mal rejimi hükümleri ayrı bir zamanaşımı süresi öngörmez. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Hak kaybı yaşanmaması için talebin gecikmeden ileri sürülmesi güvenli olur.

Üçüncü kişilere karşı dava için ise kanunda bir süre vardır. Tereke katılma alacağını karşılamıyorsa, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalar üçüncü kişilerden istenebilir (TMK m. 241). Bu istem, eksik kalan miktarla sınırlıdır ve kazandırmadan yararlanan kişiye yöneltilir. Dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2).

Bazı süreler ise kısadır ve birbirinden ayrı işler. Zilyetlik davasında dava hakkı, öğrenmeden itibaren iki ay geçmekle düşer (TMK m. 984). Aynı davada fiilin üzerinden geçen bir yıl, öğrenme tarihinden bağımsız üst sınırdır. İdari başvuru süresi ise 3091 sayılı Kanun m. 4’e göre öğrenmeden itibaren altmış gündür. Bu başvuru için de tecavüzden itibaren bir yıllık üst sınır vardır. Mirasın reddi süresi üç aydır (TMK m. 606). Tenkis davası için TMK m. 571’deki süreler, konut uyuşmazlığından ayrı olarak işler.

Adli tatil her yıl 20 Temmuzda başlar ve 31 Ağustosta sona erer (HMK m. 102). İhtiyati tedbir talepleri ve çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a ve ğ). Ortaklığın giderilmesi ve mal rejimi tasfiyesi davaları bu listede sayılmaz. Adli tatile tabi işlerde HMK’nın belirlediği süreler tatile rastlarsa, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır (HMK m. 104). Hüküm lafzı gereği HMK’nın belirlediği süreleri kapsar; TMK m. 984 gibi süreler bu hükümle uzamaz.

Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı: Talepler ve Dayanakları

Konutta Kalmayı Sağlayan Talepler

Eşin isteyebileceği haklar farklı maddelere ve şartlara dayanır. Aşağıdaki tablo bunları birlikte gösterir.

Talep Dayanak Şart Kim ister / kime karşı Süre Sonuç
İntifa veya oturma hakkı TMK m. 240; HMK m. 382/2-b-10 (aile hukukundaki çekişmesiz iş) Edinilmiş mallara katılma; konut ölen eşe ait ve birlikte yaşanılan konut; meslek bölümü ve tarımsal taşınmaz istisnası Sağ kalan eş; ölen eşin mirasçılarına karşı TMK’da ayrı süre yok Katılma alacağına mahsup, yetmezse bedel eklenir; haklı sebeple mülkiyet tanınabilir
Evin özgülenmesi TMK m. 652; HMK m. 4/1-b (ortaklığın giderilmesi davası) Konut terekede; eşin mirasçı olması; aynı istisnalar Sağ kalan eş; diğer mirasçılar Ayrı süre yok; paylaşma sonuçlanmadan ileri sürülmesi güvenlidir Miras payına mahsuben mülkiyet; haklı sebeple intifa veya oturma
Paylı konutun verilmesi TMK m. 226 Konut eşlerin paylı mülkiyetinde; üstün yararın ispatı Sağ kalan eş; mirasçılara karşı TMK’da ayrı süre yok Diğer payın bedeli ödenerek malın bölünmeden verilmesi
Bakım ve geçim gideri TMK m. 645 Ölümde birlikte yaşama ve mirasbırakan tarafından bakılma Sağ kalan eş; terekeden Ölümden başlayan üç aylık dönem Gider terekeden karşılanır; konutta kalma hakkı vermez

Müdahaleye Karşı Yollar

Fiilî müdahale hâlinde başvurulacak yollar da farklı süre ve sonuçlara bağlıdır.

Yol Dayanak Şart Kim ister / kime karşı Süre Sonuç
Zilyetlik davası TMK m. 982, 983; HMK m. 4/1-c Zilyetliğin gasbı veya saldırı Zilyet eş; saldırıda bulunana karşı Öğrenmeden iki ay; fiilden bir yıl üst sınır (m. 984) İade, saldırının sona erdirilmesi, zararın giderilmesi
İdari başvuru 3091 s. K. m. 2 vd. Zilyet olunan taşınmaza tecavüz; aynı taşınmaz anlaşmazlığında dava veya mahkemece verilmiş tedbir kararı bulunmaması (m. 14) Zilyet; vali veya kaymakama Öğrenmeden altmış gün; tecavüzden bir yıl üst sınır (m. 4) Tecavüzün önlenmesi; üstün hak iddiası yargıya bırakılır
İhtiyati tedbir HMK m. 389 vd. Hakkın elde edilmesinin zorlaşması tehlikesi; yaklaşık ispat Sağ kalan eş; esas hakkında görevli mahkemeden Adli tatilde de istenebilir. Dava öncesi tedbirde, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde esas dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1). Dava şartı arabuluculukta bu süre arabuluculuk sürecinde işlemez (6325 m. 18/A/16). Devir veya değişikliğin önlenmesi, şerh gibi tedbirler

Deliller

Tapu kaydı, evin kime ait olduğunu ve miras yoluyla intikalin yapılıp yapılmadığını gösterir. Mirasçılık belgesi sulh mahkemesinden veya noterden alınabilir ve yasal mirasçıların sıfatını gösterir (TMK m. 598). Nüfus kayıtları evlilik bağını ve evlilik tarihini ortaya koyar. Evin edinilme tarihi ve kaynağı, mal rejimi tasfiyesinde konutun kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğunu belirlemede kullanılır. TMK m. 222’ye göre bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

Eşlerin konutta birlikte yaşadığı; yerleşim yeri kayıtları, faturalar ve tanık beyanlarıyla gösterilebilir. HMK m. 199, fotoğraf, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Konutun ve katılma alacağının değeri bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir; TMK m. 232’ye göre tasfiyede malların sürüm değeri esas alınır. Bilirkişi teknik görüş verir; haklı sebep ve mahsup gibi hukuki değerlendirmeler mahkemeye aittir. Saldırı iddiasında kilit değişikliğine ilişkin kayıtlar, fotoğraflar, mesajlar ve tanıklar önem taşır.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Aynı Kanun m. 16, müdahalenin men’i ve tapu kaydının iptali gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın değerini esas alır. Ecrimisil ve tazminat da istenirse harç, taşınmaz değeri ile bu taleplerin tutarı üzerinden alınır. Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin karar ve ilam harcı bölümü, taşınmazın paydaşlar arasında satış yoluyla ortaklığının giderilmesinde harcı satış bedeli üzerinden öngörür. Taksime dair hükümlerde ise taksim edilen taşınmazın değeri esas alınır. Özgüleme talebinin harç esası, talebin niteliğine göre somut olayda belirlenir. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; başvuru sırasında güncel tarifeye bakılmalıdır. 3091 sayılı Kanun’a göre verilen kararlar vergi, harç ve resme tabi değildir (m. 18). Soruşturma ve infaz giderleri ise başvurana yüklenir ve tecavüz önlenirse kararda mütecavizden tahsili belirtilir (m. 17).

Sonuç

Sağ kalan eşin konut hakkı iki ayrı temele dayanır. Mal rejiminin tasfiyesinde TMK m. 240, ölen eşe ait ve birlikte yaşanılan konutta katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı tanır. Miras paylaşımında TMK m. 652 ise terekedeki konut üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasına imkân verir. Her iki hükümde de haklı sebepler sonucu değiştirebilir; meslek bölümü ve tarımsal taşınmaz istisnaları saklıdır.

Kural olarak eş vefat ederse ev, paylaşmaya kadar bütün mirasçıların elbirliği mülkiyetinde kalır ve sağ kalan eş de bu ortaklığın üyesidir. Diğer mirasçılar evi kural olarak eşin katılımı olmadan satamaz. Ortaklığın giderilmesi davası açılırsa evin özgülenmesi talebi bu davada ileri sürülebilir. Bu dava için önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Görevli mahkeme talebin dayanağına göre aile mahkemesi ya da sulh hukuk mahkemesi olabilir. Fiilî müdahalede zilyetlik davası iki aylık, idari başvuru altmış günlük sürelere bağlıdır; her iki yolda fiilden itibaren bir yıllık üst sınır vardır. Geçici korumada ihtiyati tedbir ve TMK m. 645’teki üç aylık bakım gideri gündeme gelebilir. Eşim öldü evden çıkarabilirler mi sorusunun cevabı, bu yolların hangisinin zamanında kullanıldığına göre değişir.

Sık Sorulan Sorular

Eşim öldü evden çıkarabilirler mi?

Ev terekeye dahilse paylaşmaya kadar bütün mirasçıların elbirliği mülkiyetindedir ve sağ kalan eş de mirasçıdır. TMK m. 702’ye göre yönetim ve tasarruf için kural olarak oybirliği gerekir. Diğer mirasçılar, eşi kendi başlarına evden çıkarma yetkisine kural olarak sahip değildir. Eş, TMK m. 240 ve m. 652 uyarınca konut üzerinde hak isteyebilir. Fiilî müdahale hâlinde zilyetlik davası ve 3091 sayılı Kanun’daki idari başvuru yolları kısa sürelere bağlıdır.

Eş vefat ederse ev kime kalır?

Ev ölen eşe aitse mirasçılarına geçer; sağ kalan eş de TMK m. 499’daki oranlarla mirasçıdır. Altsoyla birlikte eşin payı dörtte birdir. Paylaşmaya kadar ev mirasçıların elbirliği mülkiyetindedir. Sağ kalan eş, TMK m. 652 uyarınca evin miras payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir. Mal rejiminden doğan TMK m. 240 hakkı ayrıca saklıdır.

Evin özgülenmesi talebi hangi mahkemeye yapılır?

TMK m. 652’ye dayanan talep, ortaklığın giderilmesi davasında sulh hukuk mahkemesinde ileri sürülebilir. TMK m. 240’a dayanan istem ise mal rejimi tasfiyesine ilişkindir ve 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca aile mahkemesinin görev alanında değerlendirilir. HMK m. 382/2-b-10’daki çekişmesiz iş aile hukuku listesinde yer alır ve mal rejimi hükümleriyle ilişkilidir. Görev ve kesin yetki (HMK m. 11, 12), talebin dayandığı maddeye göre ayrıca değerlendirilir.

Sağ kalan eşin konut hakkı için bir süre var mı?

TMK m. 240 ve m. 652 bu hak için ayrı bir hak düşürücü süre öngörmez. Ancak evin özgülenmesi talebinin paylaşma sonuçlanmadan ve satış kararından önce ileri sürülmesi güvenlidir. Fiilî müdahalede zilyetlik davası öğrenmeden itibaren iki ay içinde ve en geç fiilden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 984). 3091 sayılı Kanun’a göre idari başvuru süresi öğrenmeden itibaren altmış gündür; tecavüzden bir yıl geçince başvuru yapılamaz. Mirasın reddi süresi ise üç aydır.

Eşe oturma hakkı tanınırsa ev satılabilir mi?

Oturma veya intifa hakkı tanınırsa mülkiyet diğer mirasçılarda kalır ve ev kural olarak devredilebilir. Taşınmazdaki intifa hakkı tapu kütüğüne tescille kurulur. Tescil edilmiş hak herkese karşı ileri sürülebilir. Oturma hakkına da kanunda aksine hüküm yoksa intifa hükümleri uygulanır. Ev el değiştirse bile tescilli hak eşin konuttan yararlanmasını korur.

Diğer mirasçılar evde oturan eşten kira isteyebilir mi?

TMK, ortaklar arasında kullanım bedeli istenip istenemeyeceğine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Diğer ortağın kullanımdan men edilip edilmediği gibi olgular önem taşır. Eşin oturması diğer mirasçıların kullanımını engellemiyorsa sonuç farklı olabilir. Eşe TMK m. 240 veya m. 652 uyarınca intifa ya da oturma hakkı tanındıktan sonra kullanım kanuni bir hakka dayanır. Ayrıntı somut olaya göre değerlendirilir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık