Annenin ölümünden bir süre sonra baba yeniden evlenmeye karar verdiğinde, çocukların aklına önce miras gelir. Babam evlenmek istiyor, annemin payı ne olacak sorusu çoğu zaman yanlış bir varsayıma dayanır. Annem öldü babam evlendi diye endişelenen kişi için ilk ayrım şudur: annenin mirası onun ölüm anında mirasçılarına geçer. Babam yeniden evlendi diyen çocukların ikinci sorusu ise yeni eşin miras payı ile ilgilidir. Bu pay annenin mirasından değil, ileride babanın kendi mirasından doğabilir. İkisinin arasında bir de mal rejiminin tasfiyesi vardır ve çoğu zaman gözden kaçar. Bu yazı evlenme şartlarını, mal rejimini, mirası, babanın tasarruf serbestisini ve başvuru yollarını kanun metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol TMK, 4722 ve 4787 sayılı kanunlar, HMK ve TBK metinlerini kapsadı. Arabuluculuk ve harç hükümleri de aynı tarihli metinlerden okundu.
Babam evlenmek istiyor: kanun bu evliliğe engel mi?
Türk Medeni Kanunu, eşi ölen kişinin yeniden evlenmesini yasaklayan bir hüküm içermez. Çocukların rızası da evlenmenin şartları arasında sayılmamıştır. Kanun evlenme ehliyeti için yaş ve ayırt etme gücü arar (TMK m. 124, 125). Yasal temsilcinin izni ise küçükler ve kısıtlılar için öngörülmüştür (TMK m. 126, 127). Bu nedenle babam evlenmek istiyor diyen yetişkin çocukların, ergin ve kısıtlı olmayan bir babanın kararını hukuken durdurma imkânı kural olarak yoktur. Babanın ayırt etme gücüne ilişkin ciddi bir şüphe varsa durum farklıdır; bu, TMK m. 125 ve 133 çerçevesinde ayrıca incelenmesi gereken başka bir sorudur.
Yeniden evlenmek isteyen kişi, önceki evliliğinin sona erdiğini ispat etmek zorundadır (TMK m. 130). Evlenme başvurusunda önceki evliliğin sona erdiğine ilişkin belge de evlendirme memurluğuna verilir (TMK m. 136). Eşin ölümüyle sona eren evlilikte hangi belgenin yeterli sayılacağı, ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir.
Kanun bazı kişiler arasında evlenmeyi yasaklar. TMK m. 129’un ikinci bendine göre kayın hısımlığı doğuran evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında evlenme yasaktır. Bu yüzden baba, ölen eşinin annesiyle ya da eşinin başka bir ilişkiden doğan kızıyla evlenemez. Annenin ölümü, bu engel dışında babanın evlenebileceği kişiler bakımından kanunda ayrı bir sınırlama doğurmaz. Kanundaki diğer evlenme engelleri ise herkes için geçerlidir.
Babam evlenmek istiyor: bekleme süresi kimin için geçerli?
Kanundaki bekleme süresi yalnız kadın için öngörülmüştür. TMK m. 132’ye göre evlilik sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır. Evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâlinde de süre mahkemece kaldırılır. Eşi ölen erkek için kanunda benzer bir bekleme süresi bulunmamaktadır.
TMK m. 132 güncel kanun metni →
Babanın evlenmek istediği kişi daha önce evlenmiş ve onun evliliği yakın zamanda sona ermişse, üç yüz günlük süre bu kişi bakımından gündeme gelebilir. Sürenin kaldırılması çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır (HMK m. 382/2-b-4). Aile hukukundan doğan dava ve işlere aile mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 4, bent 1). Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu işlere, kanunda gösterilen usulle belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2). Bu işte bir karşı taraf yoktur; talep, süreye tabi olan kadın bakımından incelenir. Çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-ğ).
Annem öldü babam evlendi: önce mal rejimi tasfiyesi
Annenin mirasının ne kadar olduğunu anlamak için önce eşler arasındaki mal rejimine bakılır. TMK m. 225’e göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle sona erer. Eşler arasında mal rejimi sözleşmesi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202). Bu rejim, her eşin edinilmiş malları ile kişisel mallarını kapsar (TMK m. 218). Bir eşin rejim süresince karşılığını vererek elde ettiği değerler edinilmiş maldır; kanunun saydığı örneklerin ilki çalışmanın karşılığı olan edinimlerdir (TMK m. 219). Miras yoluyla ya da karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler ise kişisel maldır (TMK m. 220, bent 2).
TMK m. 225 güncel kanun metni →
Tasfiyede her eşin artık değeri ayrı ayrı hesaplanır. Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla bulunur (TMK m. 231). TMK m. 236’ya göre her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Karşılıklı alacaklar takas edilir. Mallar rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır, fakat tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 228, 235).
TMK m. 236 güncel kanun metni →
Hesaplamanın adımları sitedeki katkı payı ve katılma alacağı hesaplama yazısında ayrıntılı anlatılmıştır. Evlilik 1 Ocak 2002’den önce kurulmuşsa ayrıca geçiş kuralına bakılır; Türk Medeni Kanunu bu tarihte yürürlüğe girmiştir (TMK m. 1029). 4722 sayılı Kanun m. 10/1’e göre bu tarihten önce evlenen eşler arasında o tarihe kadar tâbi oldukları rejim devam eder. Eşler bir yıl içinde başka rejim seçmemişse, yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal rejimi seçmiş sayılır. Bu nedenle uzun süren evliliklerde tasfiye iki dönem için ayrı kurallara göre yapılabilir.
Katılma alacağı kime aittir?
Anne öldüğünde iki ayrı alacak gündeme gelebilir. Birincisi, babanın artık değerinin yarısı üzerinde annenin mirasçılarının hakkıdır. İkincisi ise annenin artık değerinin yarısı üzerinde babanın hakkıdır. Bu iki alacak takas edildikten sonra kalan miktar, ya annenin terekesine dahil bir alacak ya da terekenin borcu olarak ortaya çıkar. Baba aynı zamanda annenin mirasçısı olduğundan, terekeye düşen alacakta onun da payı vardır. Bu yapı, davanın taraflarını belirlerken önem kazanır ve aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır.
Bazı kazandırmalar hesaba geri eklenir. Babanın, annenin ölümünden önceki bir yıl içinde onun rızası olmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar edinilmiş mallara eklenir (TMK m. 229, bent 1). Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler de eklenir (TMK m. 229, bent 2). Bu konudaki uyuşmazlıkta verilen karar, davanın kendilerine ihbar edilmiş olması koşuluyla kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Borçlu eşin malvarlığı veya terekesi alacağı karşılamazsa, bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere eksik kalan miktarla sınırlı olarak dava açılabilir (TMK m. 241/1).
Üçüncü kişilere karşı bu dava hakkı, hakkın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2). Öğrenme tarihi ne olursa olsun, mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmesiyle de dava hakkı düşer. Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması hakkın kaybına yol açabilir. Bu davada, TMK m. 241’in kendi hükümleri ve yetki kuralları dışında, tenkis davasına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır (TMK m. 241/3).
Katılma alacağında zamanaşımı
Ölümle sona eren mal rejiminde katılma alacağı için Türk Medeni Kanunu özel bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir. TMK m. 178’deki bir yıllık süre, boşanma sebebiyle sona eren evlilikten doğan dava hakları içindir. TBK m. 146’ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kanun, bu genel sürenin ölümle sona eren rejimde hangi tarihten başlayacağı konusunda ayrı bir hüküm içermez. Hak kaybı yaşamamak için sürenin annenin ölüm tarihinden itibaren hesaplanması güvenli yoldur.
Babam evlenmek istiyor: yeni evlilik tasfiyeyi nasıl etkiler?
Babanın yeniden evlenmesi, ilk evliliğin mal rejimi tasfiyesini ortadan kaldırmaz; ilk evlilikteki rejim annenin ölümüyle sona ermiştir. Yeni evlilikle birlikte baba ile yeni eşi arasında ayrı bir mal rejimi başlar. Eşler evlenmeden önce veya sonra mal rejimi sözleşmesi yapabilir (TMK m. 203). Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Eşler evlenme başvurusu sırasında seçtikleri rejimi yazılı olarak da bildirebilir (TMK m. 205).
Yeni evlilikte ispat sorunu doğabilir. TMK m. 222’ye göre bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Oysa babanın yeni evlilikten önce sahip olduğu mallar ve anneden miras yoluyla edindiği değerler, yeni evlilik bakımından kişisel maldır (TMK m. 220, bent 2). Bu ayrımı ileride gösterebilmek için ilk tasfiyenin ve miras paylaşmasının sonuçlarını yazılı belgeyle saklamak önem taşır. Bu kayıtlar, babam yeniden evlendi diyen çocuklar için de babanın ölümünde yapılacak hesapta delil olabilir.
Annem öldü babam evlendi: annemin mirası kime kalır?
Annenin terekesi, kendi malları ile mal rejimi tasfiyesinin sonucundan oluşur. Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları altsoyudur ve çocuklar eşit olarak mirasçı olur (TMK m. 495). Sağ kalan eş, altsoyla birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini alır (TMK m. 499, bent 1). Altsoy yoksa ve eş ana baba zümresiyle birlikte mirasçı olursa onun payı mirasın yarısıdır (TMK m. 499, bent 2). Örneğin üç çocuğu ve eşi kalan bir annenin mirasında eşin payı dörtte bir, her çocuğun payı da dörtte birdir.
TMK m. 499 güncel kanun metni →
Mirasçılar mirası, mirasbırakanın ölümüyle bir bütün olarak kanun gereğince kazanır (TMK m. 599). Babanın sonradan yeniden evlenmesi, ölüm anında kazanılan bu miras payını değiştiren bir sebep olarak kanunda sayılmamıştır. Mirasçılık sıfatını gösteren belge sulh mahkemesince veya noterlikçe verilir (TMK m. 598). Belgede bir mirasçının gizlendiği durumlarda izlenecek yol, mirasçılık belgesinin iptali ve ketmi verese yazısında anlatılmıştır.
Sağ kalan eş olarak babanın, birlikte yaşanan konut ve ev eşyası üzerinde ayrıca bazı istemleri vardır. TMK m. 240 bu imkânı mal rejimi tasfiyesinde, TMK m. 652 ise miras paylaşmasında düzenler. Bu istemlerin şartları ve sınırları ayrı bir inceleme konusudur. Annem öldü babam evlendi diye babanın bu istemlerinin sona ereceğini öngören bir hüküm, incelenen kanun metinlerinde yer almamaktadır.
Paylaşma yapılmadan tereke malları kimindir?
Birden çok mirasçı varsa paylaşmaya kadar mirasçılar arasında miras ortaklığı doğar (TMK m. 640). Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder. Elbirliği mülkiyetinde yönetim ve tasarruf işlemleri için, kanunda veya sözleşmede aksine hüküm yoksa oybirliği gerekir (TMK m. 702). Bu yüzden baba, annenin terekesine giren bir taşınmazı diğer mirasçıların katılımı olmadan kural olarak satamaz. Aynı sınır çocuklar için de geçerlidir.
TMK m. 640 güncel kanun metni →
Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü değilse mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m. 642). Hükmün metni TMK m. 642 paylaşmayı isteme hakkı sayfasında yer alır. Paylaşma, mirasçıların yazılı paylaşma sözleşmesiyle de yapılabilir (TMK m. 676). Bu sözleşmenin içeriği miras taksim sözleşmesi ve elbirliği mülkiyeti yazısında, dava yolu ise ortaklığın giderilmesi davası yazısında anlatılmıştır.
Babanın yeni eşi annenin mirasçısı değildir; bu nedenle annenin terekesinin paylaşılmasında taraf olmaz. Yeni eşin terekeye giren bir evde oturması ise mirasçılar arasındaki yönetim ve kullanım meselesidir. Diğer mirasçıların eşyayı alıp götürmek ya da kişiyi evden çıkarmaya çalışmak gibi fiilî adımlar yerine kanundaki yollara başvurması gerekir. Tereke malının mirasçılardan biri tarafından kullanılması hâlinde kullanım bedeli istemi koşulları varsa gündeme gelebilir. Bu istemin şartları ecrimisil davası ve ihtar şartı yazısında anlatılmıştır.
Yeni eşin miras payı ne kadar olur?
Babanın yeni eşi bakımından miras sorusu, annenin mirasıyla değil babanın ölümüyle ilgilidir. Yeni eş, babanın ölümünde sağ kalan eş sıfatıyla mirasçı olur. Babanın altsoyu varsa yeni eşin payı mirasın dörtte biridir (TMK m. 499, bent 1). Babanın ilk evliliğinden doğan çocuklar da onun altsoyudur ve diğer çocuklarıyla eşit pay alır (TMK m. 495). Örneğin baba geride üç çocuk ve yeni eşini bırakırsa, yeni eşin miras payı dörtte bir, her çocuğun payı da dörtte bir olur.
Bu pay, babanın ölüm anındaki terekesi üzerinden hesaplanır. Anneden babaya miras yoluyla geçmiş mallar o tarihte hâlâ babanın malvarlığındaysa babanın terekesine girer. Bu nedenle yeni eşin miras payı, dolaylı olarak annenin mirasından gelen mallara da uzanabilir. Annenin mirası açısından ise yeni eşin bir hakkı yoktur, çünkü yeni eş annenin mirasçısı değildir. Bu ayrım, babam evlenmek istiyor diye kaygılanan çocukların asıl sorusunu cevaplar.
Babanın ölümünde ikinci evliliğin mal rejimi de sona erer ve tasfiye edilir (TMK m. 225). Bu tasfiyede yeni eş, babanın artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olabilir (TMK m. 236). Babanın mirasçıları da aynı şekilde yeni eşin artık değerinin yarısını isteyebilir. Eşler sözleşmeyle başka bir rejim seçmişse hesap o rejimin kurallarına göre yapılır. Bu alacak miras payından ayrıdır ve terekenin borçları arasında yer alır. Babanın yeni evlilikten önce sahip olduğu ve anneden miras kalan mallar kişisel mal olduğundan bu hesaba girmez (TMK m. 220, bent 2). Kişisel malların gelirleri ise, mal rejimi sözleşmesiyle aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş maldır (TMK m. 219, bent 4; m. 221).
Yeni eşin saklı payı ve çocukların saklı payı
Baba vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarruflarla mirasını farklı biçimde dağıtabilir, ancak saklı payları zedeleyemez (TMK m. 505/1). Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısıdır (TMK m. 506, bent 1). Sağ kalan eşin saklı payı, altsoy veya ana baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamıdır (TMK m. 506, bent 4). Yukarıdaki örnekte yeni eşin saklı payı dörtte bir, her çocuğun saklı payı ise sekizde birdir. Babanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım bu durumda mirasın sekizde üçüdür.
TMK m. 506 güncel kanun metni →
İkinci evlilikte eşler, mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada başka bir esas kabul edebilir (TMK m. 237). Kanun bu tür anlaşmaların, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemeyeceğini açıkça belirtir. İlk evlilikten doğan çocuklar, ikinci evlilik bakımından bu korumadan yararlanan ortak olmayan çocuklardır. Saklı payın zedelenip zedelenmediğinin hesabı tenkis davası ve saklı pay hesabı yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.
Babam evlenmek istiyor: mallarını yeni eşine bırakabilir mi?
Her eş, yasal sınırlar içinde kendi malları üzerinde yönetme, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir (TMK m. 223). Baba hayattayken kendi adına kayıtlı malını satabilir, bağışlayabilir ya da üzerinde başka bir hak kurabilir. Yeni eşle paylı mülkiyetteki bir maldaki payı için ise, aksine anlaşma olmadıkça yeni eşin rızası gerekir (TMK m. 223). Evi yeni eşe verecek diye düşünen ve babam evlenmek istiyor diyen çocukların bu tasarrufu önceden engelleme yetkisi kural olarak yoktur. Annenin ölümüyle doğan katılma alacağı bakımından ise şartları varsa geçici hukuki koruma yolları gündeme gelebilir. Annenin terekesine giren mallar ise farklıdır; paylaşma yapılmadıkça bunlar üzerinde baba kural olarak tek başına tasarruf edemez (TMK m. 702). Babanın miras payını devretmesi ise ayrı bir işlemdir ve TMK m. 677’deki şekle bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar saklı payları zedeliyorsa, saklı payının karşılığını alamayan mirasçılar tenkis davası açabilir (TMK m. 560). Bazı sağlararası karşılıksız kazandırmalar da tenkise tabidir. Serbestçe dönme hakkı saklı tutularak yapılan bağışlamalar bunlardandır. Ölümden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapılan bağışlamalar da bu kapsamdadır (TMK m. 565, bent 3). Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar da bu kapsama girer (TMK m. 565, bent 4). Görünürde satış olan bir devrin gerçekte bağış olduğu iddiası ise ayrı bir uyuşmazlıktır ve somut olaya göre değerlendirilir.
Tenkis süreleri ve miras sözleşmeleri
Bu tür iddiaların şartları muris muvazaası davası ve tapu iptal tescil yazısında ele alınmıştır. Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 571). Bu hak, vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılmasının üzerinden on yıl geçmekle de düşer. Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir. Tenkis iddiası def’i yoluyla ise süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir.
Çocuklar ile yeni eş arasında babanın ileride açılacak mirası hakkında yapılan bir anlaşma, babanın katılması veya izni olmaksızın geçerli değildir (TMK m. 678). Babanın katıldığı bir mirastan feragat sözleşmesinde ise feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder (TMK m. 528). Miras sözleşmesinin geçerliliği resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesine bağlıdır (TMK m. 545).
Babam evlenmek istiyor diyenler için görevli mahkeme ve yetki
Mal rejimleri, Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabının evlilik hukukuna ayrılan Birinci Kısmında düzenlenmiştir. Bu nedenle katılma alacağı davası, aile hukukundan doğan bir dava olarak aile mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m. 4, bent 1). Mal rejimi ölümle sona ermişse yetkili mahkeme ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 214, bent 1). Mirasın paylaşılmasına ilişkin davalar ise sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-b; TMK m. 642).
Terekenin paylaşılması, tenkis ve miras sebebiyle istihkak davalarında ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11/1-a). İncelenen metinlerde tenkis davası için özel bir görev hükmü bulunmadığından genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2). Mirasçılık belgesi, çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesinden ya da noterden alınabilir (HMK m. 382/2-c-6, m. 383; TMK m. 598).
Arabuluculuk dava şartı mı?
Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklar 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1’de sayılmıştır. Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar bu listededir (bent b). Bu nedenle tereke malları için açılacak ortaklığın giderilmesi davasından önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Kanun, terekenin bütün olarak paylaşılmasına ilişkin TMK m. 642 davasını bu bentte ayrıca anmaz. Bentteki paylaştırma ifadesi bu davayı da kapsayabilir. Tereddüt varsa davadan önce arabulucuya başvurmak, dava şartı yokluğundan ret riskini ortadan kaldırır.
Katılma alacağı ve tenkis davaları m. 18/B listesinde yer almaz. İncelenen kanun metinlerinde bu davalar için arabuluculuğu dava şartı yapan başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar ise arabuluculuğa elverişli değildir (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Bu sınır, annem öldü babam evlendi diye başlayan bir aile uyuşmazlığında da ayrıca gözetilmelidir.
Adli tatilin etkisi
Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). Mirasçılık belgesi ve bekleme süresinin kaldırılması gibi çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-ğ). İhtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri de bu dönemde incelenir (HMK m. 103/1-a). Katılma alacağı, paylaşma ve tenkis davaları bu listede sayılmamıştır. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, HMK’nın belirlediği süreler içindir; TMK’daki hak düşürücü süreler bu hükmün lafzına girmez.
Başvuru yolları: dayanak, süre ve sonuç
Babam yeniden evlendi diyen bir mirasçının başvurabileceği yollar farklı mahkemelere ve farklı sürelere bağlıdır. Aşağıdaki tablo bunları birlikte gösterir.
| Yol | Dayanak | Kim başvurur / kime karşı | Süre | Mahkeme ve sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Bekleme süresinin kaldırılması | TMK m. 132; HMK m. 382/2-b-4 | Süreye tabi kadın; karşı taraf yok | Kanunda başvuru süresi öngörülmemiş; bekleme süresi üç yüz gündür ve doğumla biter | Aile mahkemesi (kurulmayan yerde asliye hukuk); gebe olmadığı anlaşılırsa ya da eski eşler yeniden evlenecekse süre kaldırılır |
| Katılma alacağı | TMK m. 225, 231, 236 | Annenin mirasçıları babaya karşı; babanın alacağı terekeye karşı | TMK’da özel süre yok; TBK m. 146 genel on yıllık süreyi öngörür, başlangıç için ayrı hüküm yok; ölüm tarihini esas almak güvenlidir | Aile mahkemesi, ölenin son yerleşim yeri; artık değerin yarısı, takastan sonra |
| Üçüncü kişiye karşı dava | TMK m. 229, 241 | Alacaklı eş veya mirasçılar; kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı | Öğrenmeden başlayarak bir yıl; ayrıca rejimin sona ermesinden başlayarak beş yıl (hak düşürücü) | Mal rejimi hükmüne dayandığından aile mahkemesi gündeme gelir (kurulmayan yerde asliye hukuk); görev ve yetki somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir. Terekenin karşılamadığı eksik miktarla sınırlı |
| Paylaşma ve ortaklığın giderilmesi | TMK m. 640, 642; HMK m. 4/1-b | Bir mirasçı, diğer mirasçılara karşı; yeni eş taraf değil | Kanunda süre öngörülmemiş; ortaklığı sürdürme yükümlülüğü yoksa her mirasçı isteyebilir | Sulh hukuk; ortaklığın giderilmesinde önce arabuluculuk, paylaşma davasında da önce başvurmak güvenli; aynen ya da satış yoluyla paylaştırma |
| Tenkis | TMK m. 560, 565, 571 | Saklı payı zedelenen mirasçı; kazandırmayı elde edene karşı | Öğrenmeden başlayarak bir yıl; ayrıca açılma ya da miras açılmasından başlayarak on yıl (hak düşürücü); def’i süresiz | Asliye hukuk (incelenen metinlerde özel görev hükmü yok), ölenin son yerleşim yeri; saklı pay tamamlanıncaya kadar tenkis |
Dava kime karşı açılır?
Katılma alacağında alacaklı taraf annenin mirasçılarıdır ve baba da bu mirasçılar arasındadır. Babanın artık değerine ilişkin alacak için dava babaya karşı açılır. Mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf eder (TMK m. 640). Bu nedenle davanın, babanın dışındaki bütün mirasçılarca birlikte açılması güvenli yoldur. Birlikte hareket edilemiyorsa, bir mirasçının istemiyle sulh mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar temsilci atayabilir (TMK m. 640). Baba hem davalı hem mirasçı olduğundan temsilci yolu bu davada ayrıca önem taşır. Kanun her mirasçıya terekedeki hakların korunmasını isteme imkânı da tanır. Bu imkânın tek başına dava açmayı kapsayıp kapsamadığı konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Taraf sıfatı tartışması doğmaması için bu nokta dava açmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.
Babanın annenin artık değerine ilişkin alacağı ise terekenin borcudur. Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641). Mirasçılar, kanundaki ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak da sorumlu olur (TMK m. 599). Yasal mirasçı mirası, kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarihten başlayarak üç ay içinde reddedebilir (TMK m. 606). Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605). Terekenin borca batık olduğu düşünülüyorsa üç aylık sürenin kaçırılmaması önem taşır. Ret beyanının şekli ve hükmen ret, sitedeki reddi miras ve tereke borcu yazısında anlatılmıştır.
Paylaşma ve ortaklığın giderilmesi davaları annenin bütün mirasçılarını ilgilendirir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olduğundan, davayı açmayan mirasçıların davalı olarak gösterilmesi güvenli yoldur (TMK m. 640). Davanın kime yöneltileceği somut olaya göre ayrıca değerlendirilir. Yeni eş annenin mirasçısı olmadığından bu davada taraf değildir. TMK m. 566, geri verme borcunu kendisine tenkise tabi kazandırma yapılan kişiye yükler. Tenkis davası bu nedenle kazandırmayı elde eden kişiye karşı açılır; kazandırma yeni eşe yapılmışsa davalı yeni eştir. Bekleme süresinin kaldırılması ve mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz işlerde karşı taraf bulunmaz.
Babam evlenmek istiyor: geçici koruma ve tereke mallarının korunması
Babanın yeniden evlenmesi sürecinde, babam evlenmek istiyor diye endişelenen mirasçılar tereke mallarının korunmasını düşünebilir. Önce miras hukukundaki özel önlemlere bakılır. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK m. 640). Bir mirasçı ödemeden aciz hâlindeyse diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması da çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır (HMK m. 382/2-c-5).
Genel geçici koruma yolu ihtiyati tedbirdir. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa ihtiyati tedbir istenebilir (HMK m. 389/1). Talep dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir (HMK m. 390/1). Talep eden, tedbir sebebini ve türünü belirtmek ve haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m. 390/3).
Örneğin baba, artık değer hesabına giren ve kendi adına kayıtlı bir taşınmazı satmaya hazırlanıyor olabilir. Katılma alacağı kural olarak bir para alacağıdır. Para alacakları için İİK m. 257 ve devamındaki ihtiyati haciz yolu da gündeme gelebilir. Bu yol kural olarak vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para borcu için öngörülmüştür. Alacağın muaccel olup olmadığı somut olaya göre incelenir. Hangi geçici koruma yolunun uygun olacağı da buna göre değerlendirilir. Delillerin kaybolma tehlikesi varsa HMK m. 400 ve devamındaki hükümlere göre delil tespiti de istenebilir. Geçici hukuki koruma talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a).
Babam evlenmek istiyor diyenler için deliller
Mal rejimi tasfiyesinde ilk soru, her malın edinildiği tarih ve edinme kaynağıdır. Tapu kayıtları ve edinme tarihleri, banka hesap hareketleri, araç kayıtları ve maaş ödemelerine ilişkin belgeler bu soruya cevap verir. Evlenme tarihi ve ölüm tarihi nüfus kayıtlarıyla gösterilir. Anneye miras ya da bağış yoluyla geçen mallar kişisel mal olduğundan, bunların kaynağını gösteren belgeler ayrıca önem taşır (TMK m. 220, bent 2). Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür (TMK m. 222). Bu belgeler, babam evlenmek istiyor diyen mirasçıların ileride karşılaşabileceği ispat güçlüğünü azaltır.
Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır (TMK m. 232). Değer tartışması çıkarsa mahkeme bilirkişi incelemesine başvurabilir. Bilirkişi değer ve teknik konularda görüş verir; malın edinilmiş mal mı kişisel mal mı olduğu ise mahkemenin hukuki değerlendirmesidir. HMK m. 199’a göre elektronik ortamdaki veriler de belgedir; banka ekstreleri ve yazışmalar bu kapsamda değerlendirilebilir. İlk evliliğe ait bu kayıtların zamanında toplanması, babam yeniden evlendi diye sonradan açılacak bir davada ispatı kolaylaştırır.
Harç ve dava değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Katılma alacağı davası bir para alacağı davası olduğundan kural olarak istenen alacak üzerinden nispi harca tabidir. Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde tarifede yazılı değerler esastır (Harçlar Kanunu m. 16). Kanuna ekli tarifede miras işlerine ait harçlar ile taşınmazın paydaşlar arasında taksimine ilişkin hükümler için de değer esaslı harçlar düzenlenmiştir. Harç tutarı bu yazıda verilmemiştir; başvuru sırasında güncel tarifeye bakılmalıdır. Kanun metninin tamamı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni üzerinden okunabilir.
Sonuç
Babam evlenmek istiyor diyen çocuklar için ilk bilgi, ergin ve kısıtlı olmayan babanın evlenmesini engelleyen bir kural bulunmamasıdır. Kanundaki bekleme süresi yalnız kadın için öngörülmüştür ve mahkemece kaldırılabilir. Kayın hısımlığı engeli ise evlilik sona erse de sürer.
Annenin ölümüyle mal rejimi sona erer ve terekenin kapsamı tasfiyenin sonucuna bağlıdır. Her eş veya mirasçıları, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir ve alacaklar takas edilir. Annenin terekesi bu sonuçla birlikte mirasçılara geçer; ölüme bağlı tasarruf yoksa baba altsoyla birlikte dörtte bir pay alır. Bu pay, annem öldü babam evlendi diye değişmez; çünkü miras ölüm anında kazanılmıştır. Babanın yeni evliliği ilk evliliğin tasfiyesini de ortadan kaldırmaz. Bu nedenle babam yeniden evlendi diyen çocuklar için ilk evliliğe ait kayıtlar ayrıca önem taşır.
Yeni eşin miras payı annenin mirasından değil, babanın ileride açılacak mirasından doğar. Baba kendi malında tasarruf edebilir, ancak ölüme bağlı tasarrufları saklı paylarla sınırlıdır. Saklı payı zedelenen mirasçılar hak düşürücü süreler içinde tenkis davası açabilir. Katılma alacağı aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesinde görülür. Paylaşma davasına sulh hukuk mahkemesi bakar. Ortaklığın giderilmesinde arabuluculuk dava şartıdır; paylaşma davasından önce de arabulucuya başvurmak güvenli yoldur.
Sık Sorulan Sorular
Babam evlenmek istiyor, çocuklar bu evliliğe engel olabilir mi?
Kanun, eşi ölen kişinin yeniden evlenmesini çocukların rızasına bağlamaz. Ergin ve kısıtlı olmayan bir babanın evlenmesi için yasal temsilci izni de gerekmez. Kayın hısımlığı gibi kanuni evlenme engelleri ise saklıdır (TMK m. 129). Babanın ayırt etme gücüne ilişkin ciddi bir şüphe bulunuyorsa durum ayrıca değerlendirilir.
Annem öldü babam evlendi, annemin mirası ne olur?
Annenin mirası ölüm anında mirasçılarına geçer (TMK m. 599). Terekenin kapsamı, mal rejimi tasfiyesinin sonucuna göre belirlenir. Annenin ölüme bağlı tasarrufu yoksa baba, altsoyla birlikte mirasın dörtte birini, çocuklar kalan kısmı eşit olarak alır. Babanın yeniden evlenmesi, ölüm anında kazanılmış payı değiştiren bir sebep olarak kanunda sayılmamıştır.
Yeni eşin miras payı ne kadardır?
Yeni eşin miras payı babanın ölümünde doğar. Babanın ölüme bağlı tasarrufu yoksa ve altsoyu varsa yeni eş mirasın dörtte birini alır (TMK m. 499, bent 1). İlk evlilikten doğan çocuklar da altsoy olarak kalan kısımda eşit pay sahibidir. Yeni eşin saklı payı bu durumda yasal payının tamamıdır. İkinci evliliğin mal rejimi tasfiyesinden doğan alacak ise miras payından ayrıdır.
Babamın yeni eşi annemin mirasından pay alabilir mi?
Yeni eş annenin mirasçısı değildir ve annenin terekesinin paylaşılmasında taraf olmaz. Anneden babaya geçen mallar, babanın ölümünde hâlâ onun malvarlığındaysa babanın terekesine girer. Yeni eş bu mallardan, babanın mirasçısı sıfatıyla pay alabilir. Bu mallar ikinci evlilik bakımından kişisel mal olduğundan ikinci evliliğin katılma alacağı hesabına girmez. Bu malların gelirleri ise mal rejimi sözleşmesiyle aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal sayılır.
Erkek için yeniden evlenmede bekleme süresi var mı?
Kanundaki üç yüz günlük bekleme süresi yalnız kadın için öngörülmüştür (TMK m. 132). Süre doğumla biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığı anlaşılırsa ya da eski eşler yeniden birbiriyle evlenecekse mahkeme süreyi kaldırır. Eşi ölen erkek için kanunda benzer bir süre bulunmamaktadır.
Babam yeniden evlendi, mal rejimi tasfiyesi için süre var mı?
Ölümle sona eren mal rejiminde katılma alacağı için Türk Medeni Kanunu özel bir süre öngörmez. TBK m. 146 on yıllık genel zamanaşımını öngörür; başlangıcı için kanunda ayrı hüküm yoktur, ölüm tarihini esas almak güvenli yoldur. Üçüncü kişilere karşı TMK m. 241 davası ise öğrenmeden başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır. Bu dava, mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçince de düşer.
İlgili Yazılar
- Dinen Boşanma Resmi Nikahı Bitirir mi? Mal Rejimi, Miras, Nafaka ve Çocukların Soybağı
- Sağ Kalan Eşin Konut Hakkı: Eş Vefat Ederse Ev Kime Kalır, Mirasçılar Evden Çıkarabilir mi?
- Katkı Payı Alacağı Hesaplama: Katılma Alacağından Farkı ve Zamanaşımı
- Miras Taksim Sözleşmesi: Elbirliği Mülkiyeti ve Tapu Devri
- Reddi Miras Nedir? Mirasın Hükmen Reddi ve Tereke Borcu
