Uzun süren bir hastalık, evlilikteki dengeyi kolayca bozabilir. Tedavi sürecinde eşinden ilgi göremeyen kişi, hasta eşe bakmamak davranışının hukukta bir karşılığı olup olmadığını merak eder. Aramalarda bu soru çoğu zaman hasta eşine bakmayan koca biçiminde dile gelir; oysa kanun iki eşe de aynı yükümlülüğü yükler. Türk Medeni Kanunu eşlerin birbirine yardımcı olmasını evliliğin temel yükümlülükleri arasında sayar. Bu nedenle eşin hastalığı ile ilgilenmemesi yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilebilir ve boşanma davasında kusur tartışmasının konusu olur. Mahkemenin boşanmada ağır kusur tespiti ise tazminat ve nafaka taleplerinin sonucunu belirgin biçimde etkiler. Bu yazı yardım yükümlülüğünü, dayanılabilecek boşanma sebeplerini, tazminat ve nafaka şartlarını, geçici korumayı, ceza hükümlerini ve süreleri kanun metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, TCK ve HMK ile 4787, 6325, 6284 ve 492 sayılı kanunların metinlerini kapsadı.
Hasta Eşe Bakmamak Hukuken Ne Anlama Gelir?
Evlilik birliğinin temel yükümlülükleri TMK m. 185’te sayılır. Hükme göre eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Eşler ayrıca birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdür. Yardım yükümlülüğü, eşlerden birinin hastalandığı dönemde somut bir anlam kazanır. Tedaviye eşlik etmek, günlük bakımı üstlenmek ya da bakımın başka biçimde sağlanmasını organize etmek bu yükümlülüğün olağan görünümleridir. Kanunun bütün metni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni üzerinden okunabilir.
TMK m. 185 güncel kanun metni →
Kanun, yardım yükümlülüğünün hangi davranışlarla yerine getirileceğini tek tek saymaz. Bu yüzden hasta eşe bakmamak iddiası olayın bütün koşulları içinde değerlendirilir. Bakımın başka bir aile üyesi ya da profesyonel bir bakıcı aracılığıyla sağlanması, kendi başına yükümlülüğün ihlali sayılmayabilir. Bakımı üstlenemeyen eşin çalışma düzeni, kendi sağlık durumu ve ekonomik imkânları da hesaba katılabilir. Buna karşılık eşini tedavi sürecinde bilerek yalnız bırakan, ilaç ve bakım ihtiyacını karşılıksız bırakan eşin durumu farklıdır. Böyle olaylarda eşin hastalığı ile ilgilenmemesi yükümlülüğün ihlali olarak ileri sürülebilir.
Yardım yükümlülüğünün ekonomik bir yönü de vardır. TMK m. 186’ya göre eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılır. Tedavi ve bakım giderleri de ailenin giderleri arasında düşünülebilir. Gelir sahibi eşin bu giderlere katılmaktan kaçınması, aşağıda anlatılan parasal katkı ve önlem taleplerinin konusu olabilir. Hastanın sağlık kurumlarına karşı hakları ise sitemizdeki hasta hakları nelerdir yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Hastalık Kusur Değildir: Hasta Eş Bakımından Ayrım
Boşanma hukukunda kusur, hastalığın kendisine değil eşlerin davranışına bağlanır. Hastalanan eş, yalnız hastalığı nedeniyle kusurlu sayılmaz. Kanunda hastalığa özgü olarak düzenlenen boşanma sebebi akıl hastalığıdır. TMK m. 165’e göre eşlerden biri akıl hastası olup bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse diğer eş dava açabilir. Bunun için hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Hükmün metninde hasta eşin kusuru aranmaz.
Akıl hastalığı dışındaki hastalıklar için kanunda ayrı bir boşanma sebebi yoktur. Eşinin hastalığı nedeniyle evliliği sürdüremeyen kişi, şartları varsa genel boşanma sebebine dayanabilir. Genel sebepte ise kusur karşılaştırması yapılır. Hastalık sürecinde iki eşin birbirine karşı davranışı bu karşılaştırmada önem kazanır.
Hasta Eşe Bakmamak Hangi Boşanma Sebebine Girer?
Kanunda hasta eşe bakmamak adıyla düzenlenmiş özel bir boşanma sebebi bulunmaz. Somut olayın niteliğine göre genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması gündeme gelir. Özel sebeplerden terk ya da pek kötü davranış da şartları gerçekleşmişse ileri sürülebilir. Her sebebin şartı, süresi ve ispat yükü birbirinden farklıdır.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK m. 166)
TMK m. 166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu sebep belirli bir davranış türüyle sınırlı değildir. Hasta eşin tedavi sürecinde yalnız bırakılması, ilgisizlik ve maddi destekten kaçınma bu sebebin olguları arasında ileri sürülebilir. Kanun bu davranışları ayrıca saymaz; kusur sayılıp sayılmayacakları somut olaya göre değerlendirilir. Sarsılmanın varlığına ve kusurun kime ait olduğuna mahkeme delillere göre karar verir.
TMK m. 166 güncel kanun metni →
Maddenin ikinci fıkrası kusur karşılaştırmasına özel bir sonuç bağlar. Davacının kusuru daha ağırsa davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Hasta eşi bakımsız bırakan eşin, bu eş aleyhine dava açtığı bir olayda hasta eşin itirazı bu fıkraya göre değerlendirilir.
Maddenin üçüncü fıkrası anlaşmalı boşanmayı düzenler. Anlaşmalı boşanma için evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı, eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir. Hâkim de tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve malî sonuçlar ile çocuklara ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Dördüncü fıkraya göre ilk davanın reddi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş ve ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Terk (TMK m. 164)
Hasta eşi evde bırakıp ortak konutu terk eden eş için terk sebebi de düşünülebilir. TMK m. 164’e göre terk, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla yapılmış olmalıdır. Haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemek de terk sayılır. Ayrılığın en az altı ay sürmesi, hâlâ devam etmesi ve hâkim veya noter ihtarının sonuçsuz kalması gerekir. Tedavi için hastanede ya da bir yakınının yanında kalan hasta eş ise bu nedenle terk etmiş sayılmayabilir; çünkü terk için yükümlülüklerden kaçınma maksadı aranır.
İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemenin sonuçları bildirilir. İhtar, altı aylık sürenin dördüncü ayı bitmeden istenemez. İhtardan sonra iki ay geçmeden de terk sebebiyle dava açılamaz. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan ya da haklı sebep olmadan dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu sebebin bütün şartları TMK m. 164 terk sebebiyle boşanma sayfasında okunabilir.
Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)
Bakım sürecindeki davranış, ilgisizliği aşıp aşağılama, şiddet ya da ağır onur kırıcı bir tutuma dönüşebilir. Davranış bu ağırlığa ulaşmışsa TMK m. 162 eşe özel bir dava hakkı tanır. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her durumda sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü süredir. Affeden eşin bu sebebe dayanma hakkı yoktur. Şiddet iddiasında sağlık kayıtlarının önemi darp raporu nasıl alınır yazısında anlatılmıştır.
Hasta Eşe Bakmamak ve Boşanma Sebepleri Tablosu
Aşağıdaki tablo, hastalık sürecindeki ihmalle ilişkili olabilecek sebepleri ve evliliği sürdüren eşin başvurabileceği yolu birlikte gösterir.
| Yol | Dayanak | Sebep ve şart | Kim açabilir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK m. 166/1-2 | Ortak hayatın beklenemeyecek derecede sarsılması; ihmal ve ilgisizlik olgu olarak ileri sürülebilir | Eşlerden her biri; davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; itiraz hakkın kötüye kullanılmasıysa ve korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya yine karar verilebilir | Maddede dava süresi öngörülmemiştir | Boşanma veya ayrılık; kusur durumu tazminat ve nafakayı etkiler |
| Terk | TMK m. 164 | Yükümlülüklerden kaçınma maksadıyla terk veya haklı sebepsiz dönmeme; en az altı ay ayrılık; sonuçsuz kalan hâkim veya noter ihtarı | Terk edilen eş | İhtar dördüncü ay bitmeden istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz | Boşanma veya ayrılık |
| Pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Hayata kast, pek kötü davranış veya ağır derecede onur kırıcı davranış | Bu davranışa maruz kalan eş; affeden eşin dava hakkı yoktur | Öğrenmeden itibaren altı ay, her durumda sebebin doğumundan itibaren beş yıl (hak düşürücü) | Boşanma veya ayrılık |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Ortak hayatın diğer eş için çekilmez olması; hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti | Hasta olmayan eş | Maddede dava süresi öngörülmemiştir | Boşanma veya ayrılık; hükümde hasta eşin kusuru aranmaz |
| Ayrı yaşama ve parasal katkı (boşanma değil) | TMK m. 195, 196, 197 | Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi; ayrı yaşamada haklı sebep ya da diğer eşin haklı sebepsiz birlikte yaşamaktan kaçınması | Eşlerden biri | Parasal katkı geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir (m. 196) | Evlilik sürer; hâkim istem üzerine katkı ve konut gibi önlemler alır |
Boşanmada Ağır Kusur Ne Demektir?
Kanun kusuru derecelendiren bir tanım yapmaz. Bununla birlikte birçok hüküm kusurun varlığına ya da ağırlığına sonuç bağlar. TMK m. 166/2 davacının daha ağır kusurunu, m. 174/1 kusursuz veya daha az kusurlu tarafı, m. 175 ise kusurun daha ağır olmamasını esas alır. Günlük dilde kullanılan boşanmada ağır kusur ifadesi, bu karşılaştırmanın kısa adıdır.
Kusurun ağırlığı, eşlerin davranışları birlikte ele alınarak somut olaya göre değerlendirilir. Bu değerlendirmede hasta eşe bakmamak tek olgu olarak değil, hastalığın ağırlığı ve bakımın gerektirdiği emekle birlikte ele alınabilir. Bakımı üstlenmeyen eşin davranışı, hasta eşin kendi davranışlarıyla da karşılaştırılır. Bakım vermeyen eşin buna karşı ileri sürdüğü sebepler de dinlenir. Bir olayda boşanmada ağır kusur bulunup bulunmadığı bu yüzden somut koşullara göre değişir.
Örneğin kanser tedavisi gören bir eşin tedavi günlerinde hastaneye götürülmediği, ilaç giderlerinin karşılanmadığı ve aylarca aranmadığı bir olay düşünülebilir. Bu olayda hasta eşe bakmamak iddiası hastane kayıtları, yazışmalar ve tanıklarla desteklenirse kusur tartışmasında ağırlık kazanabilir. Diğer eş ise bakımı ortak çocuklar ya da bir bakıcı aracılığıyla sağladığını ispatlayabilir. Bu durumda mahkeme kusur dağılımını farklı belirleyebilir. Mahkeme, eşin hastalığı ile ilgilenmemesi olgusunu evliliğin bütün tablosu içinde değerlendirir.
Hasta Eşine Bakmayan Koca ya da Kadın: Tazminat Talepleri
Kanun bu konuda eşler arasında ayrım yapmaz. Aramalarda sıkça geçen hasta eşine bakmayan koca bakımından geçerli olan kurallar, hasta kocasına bakmayan kadın için de aynen geçerlidir. Tazminat talepleri boşanma davasıyla birlikte ya da süresi içinde ayrıca ileri sürülebilir. Her talebin dayanağı ve şartı farklıdır.
Maddi Tazminat (TMK m. 174/1)
TMK m. 174/1’e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Tazminat, kusurlu taraftan istenir. Evlilik süresince eşin sağladığı geçim ve bakım desteği bu menfaatler arasında ileri sürülebilir. Talep edenin kusursuz ya da daha az kusurlu olması şarttır. Örneğin hasta eşine bakmayan koca hakkında bu talebi ileri süren kadın, kendi kusurunun daha hafif olduğunu da ortaya koymalıdır.
TMK m. 174 güncel kanun metni →
Manevi Tazminat (TMK m. 174/2)
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir. Hastalık döneminde eşini aşağılayan ya da onu bakıma muhtaç hâlde bırakıp kişiliğini zedeleyen davranışlar bu talebin konusu olabilir. Hükmün metni davalının kusurlu olmasını ve kişilik hakkının saldırıya uğramasını arar. Kanun, talep eden eşin kendi kusur durumu için bu fıkrada ayrı bir hüküm içermez. Bu noktanın talebe etkisi somut olaya göre değerlendirilir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176/1). Manevi tazminatın genel esasları sitemizdeki manevi tazminat yazısında anlatılmıştır.
Hasta Eşe Bakmamak ve Yoksulluk Nafakası
TMK m. 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan nafaka isteyebilir. Miktar, yükümlünün malî gücü oranında belirlenir. Hükme göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Nafaka talebinde hasta eşe bakmamak bu yüzden dolaylı bir rol oynar. Diğer eşin ağır kusuru, hasta eşin kusurunun daha ağır sayılmasını zorlaştırabilir. Böylece boşanmada ağır kusur tartışması nafaka talebinin sonucunu da etkiler.
TMK m. 175 güncel kanun metni →
Madde metnindeki bir değişikliğe de dikkat etmek gerekir. Kanun metnindeki dipnota göre Anayasa Mahkemesi, birinci fıkradaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal kararının 30.06.2027 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu tarihten sonra nafakanın süresine ilişkin kural, yapılacak yasal düzenlemeye göre şekillenecektir. O tarihten sonra açılacak davalarda güncel kanun metninin ayrıca kontrol edilmesi güvenli olur.
Yoksulluk nafakası toptan ya da irat biçiminde ödenebilir (TMK m. 176/1). İrat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumu değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir. Ödenmeyen nafaka nedeniyle maaşa uygulanacak haciz maaş haczi ne kadar kesilir yazısında ele alınmıştır.
Hasta Eşe Bakmamak Hâlinde Boşanmadan Önceki Yollar
Hasta eş her durumda boşanmak istemeyebilir. Kanun, evliliği sürdürmek isteyen eş için de yollar öngörür. TMK m. 195’e göre evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde eşler hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, uzlaştırmaya çalışır ve gerektiğinde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aile mahkemesi de görev alanında eşleri uyarabilir ve ailenin ekonomik varlığının korunması için önlem alabilir (Aile Mahkemeleri Kanunu m. 6/1).
Eşler birlikte yaşarken de parasal katkı istenebilir. TMK m. 196’ya göre hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Bu katkılar geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir. Eşlerden biri birliğin giderlerine katılmazsa hâkim, onun borçlularına ödemeyi diğer eşe yapmalarını emredebilir (TMK m. 198).
Ortak hayat hasta eşin kişiliğini, ekonomik güvenliğini ya da ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa eşin ayrı yaşama hakkı vardır (TMK m. 197/1). Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma ile malların yönetimine ilişkin önlemleri alır. Diğer eş haklı bir sebep olmadan birlikte yaşamaktan kaçınıyorsa, hasta eş de aynı önlemleri isteyebilir (TMK m. 197/3). Ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi de aynı istemlere imkân verir. Kanun metninde bu ad geçmese de bu yolda hükmedilen parasal katkı tedbir nafakası olarak bilinir. Hükmün metni TMK m. 197 birlikte yaşamaya ara verilmesi sayfasında yer alır.
Hasta Eşe Bakmamak Davasında Geçici Koruma
Boşanma Davasında Geçici Önlemler (TMK m. 169)
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri re’sen alır. Kanun özellikle eşlerin barınmasını, geçimini, mallarının yönetimini ve çocukların bakımını sayar. Hasta eşin dava süresince geçimi ve barınması bu önlemlerle güvenceye alınabilir. Tedavi giderlerinin karşılanması da geçim ihtiyacı kapsamında ileri sürülebilir.
TMK m. 169 güncel kanun metni →
Hâkim bu önlemleri re’sen alsa da ihtiyacın dava dilekçesinde açıkça gösterilmesi yararlıdır. TMK m. 169’un metni, geçici önlemler için eşlerin kusurunu şart olarak saymaz; kusurun etkisi somut olaya göre değerlendirilir. Nafaka davaları ile geçici hukuki koruma talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a, b).
Şiddet Varsa 6284 Sayılı Kanun
Bakımsızlık bazı olaylarda psikolojik ya da ekonomik şiddet boyutuna ulaşabilir. 6284 sayılı Kanun m. 2, ekonomik ve psikolojik zarar doğuran davranışları da şiddet tanımına alır. Aile mahkemesi hâkimi, korunan kişi için ayrı yerleşim yeri belirlenmesi gibi koruyucu tedbirlere karar verebilir (m. 4). Şiddet uygulayan bakımından müşterek konuttan uzaklaştırma gibi önleyici tedbirler de alınabilir (m. 5). Tedbir kararı ilgilinin talebi üzerine de verilir (m. 8/1).
Malların Korunması ve İhtiyati Tedbir
Mallar bakımından önce TMK m. 199’daki özel önlem gündeme gelir. Bu önlem, ailenin ekonomik varlığının korunması ya da evlilikten doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde alınır. Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak o eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Hâkim taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa, durumun tapu kütüğüne şerhine re’sen karar verir. Hüküm birliğin korunmasına ilişkin önlemler arasında yer alır ve boşanma davası açılmasını şart koşmaz. Eşin malları elden çıkarma girişimi bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir.
Bu özel önlemler yetersiz kalırsa HMK m. 389’daki genel ihtiyati tedbir gündeme gelebilir. Mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından endişe ediliyorsa tedbir istenebilir. Dava açılmadan önce tedbir, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenir (HMK m. 390/1). Talep eden, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Tedbir dava açılmadan önce alınmışsa, uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalıdır. Dava açıldığını gösteren evrak da kararı uygulayan memura ibraz edilerek dosyaya konulmalıdır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1).
Ortak hesaptaki parayı çekmek ya da eşyaları alıp götürmek gibi fiilî adımlar ise ayrı uyuşmazlıklara yol açabilir. Korumanın mahkeme kararıyla sağlanması bu yüzden daha güvenli bir yoldur. Boşanma sürecinde ortak hesaptaki paranın durumu müşterek hesaptaki para kimin yazısında incelenmiştir.
Hasta Eşe Bakmamak Suç mu?
Hasta eşe bakmamak her olayda suç oluşturmaz. Aile hukukundan doğan bir yükümlülüğün ihlali ile bir suç tipinin gerçekleşmesi ayrı konulardır. Ceza sorumluluğu, kanundaki suç tanımının bütün unsurları gerçekleşmişse doğar. Ceza hukuku yönünden eşin hastalığı ile ilgilenmemesi konusunda üç hüküm öne çıkar.
Terk Suçu (TCK m. 97)
TCK m. 97/1’e göre yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumdaki kişiyi kendi hâline terk eden kişi cezalandırılır. Suçun oluşması için mağdurun, bu nedenle failin koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunması gerekir. TCK m. 97, bu yükümlülüğün hangi ilişkiden doğacağını ayrıca saymaz. Eşin TMK m. 185’teki yardım yükümlülüğünün bu kapsamda sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Terk sonucunda mağdur hastalanmış, yaralanmış veya ölmüşse ceza, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre belirlenir (m. 97/2). Suçun tanımı TCK m. 97 terk suçu sayfasında yer alır.
Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi (TCK m. 98)
TCK m. 98/1, kendini idare edemeyecek durumdaki kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişiyi cezalandırır. Hükmün metni, fail ile mağdur arasında özel bir yükümlülük ilişkisinden söz etmez. Mağdurun yaşı, hastalığı, yaralanması ya da başka bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olması şarttır. Yardım ya da bildirim yapılmaması nedeniyle kişi ölmüşse daha ağır ceza öngörülür (m. 98/2).
TCK m. 98 güncel kanun metni →
Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüğün İhlali (TCK m. 233)
TCK m. 233/1’e göre aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi şikâyet üzerine cezalandırılır. Eşin hastalık döneminde destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi şartları varsa bu hükmün kapsamına girebilir. Şikâyet süresi altı aydır ve şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve faili öğrendiği günden başlar (TCK m. 73/1-2). Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işler. TCK m. 97 ve m. 98’in metninde ise şikâyet şartı yer almaz. Hükmün tam metni TCK m. 233 aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali sayfasındadır.
Ceza yolu boşanma davasının yerini tutmaz. Ceza yargılamasının sonucu, tazminat ya da nafaka gibi aile hukuku taleplerini karşılamaz. Bu talepler aile mahkemesinde ayrıca ileri sürülür.
Hasta Eşin Kendisi Dava Açabilir mi?
Ayırt etme gücü yerinde olan hasta eş boşanma davasını kendisi açabilir. TMK m. 13’e göre akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir. Bir hastalığın bulunması ayırt etme gücünü her durumda ortadan kaldırmaz; işlem anındaki durum önem taşır. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri ise kanundaki ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).
Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, yasal temsilcinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada ise bu rıza gerekli değildir (TMK m. 16). Boşanma davası açmanın bu kapsamda nasıl değerlendirileceği ve ayırt etme gücü bulunmayan eş adına davayı kimin açabileceği somut olayda ayrıca incelenmelidir. Bu konular vesayet hükümleriyle birlikte ele alınması gereken ayrı sorulardır.
Dava sürerken hasta eşin ölmesi de mümkündür. TMK m. 181/2’ye göre ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve diğer eşin kusuru ispatlanırsa birinci fıkra uygulanır. Bu durumda sağ kalan eş, ölen eşin yasal mirasçısı olamaz. Ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder. Mirasçılardan hiçbiri davaya devam etmezse bu sonuçlar doğmaz.
Hasta Eşe Bakmamak Nedeniyle Dava Kime Karşı ve Nerede Açılır?
Davalı Sıfatı
Boşanma, tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri diğer eşe karşı ileri sürülür. Sözgelimi dava hasta eşine bakmayan koca aleyhine açılıyorsa davalı kocadır. Eşin anne babası, kardeşleri ya da bakımı üstlenmesi beklenen diğer yakınlar boşanma davasında davalı sıfatı taşımaz. Hasta eşin bakımıyla ilgili kurumlara karşı talepler ise ayrı hukuki ilişkilere dayanır. Bakım kurumlarının sorumluluğu huzurevinde ihmal ve bakım kuruluşlarının sorumluluğu yazısında ele alınmıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma ve buna bağlı talepler, TMK’nın aile hukukunu düzenleyen İkinci Kitabından doğar. Aile Mahkemeleri Kanunu m. 4/1’e göre bu dava ve işlere aile mahkemesi bakar. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi görevlidir (m. 2/2). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177).
Arabuluculuk Dava Şartı mı?
Boşanma davası, dava şartı arabuluculuğu düzenleyen hükümlerde sayılmaz. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B; kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar. Aynı Kanunun m. 1/2 hükmü, Kanunu tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla sınırlar. Bu hüküm, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz. Aile mahkemesi ise esasa girmeden önce sorunların sulh yoluyla çözümünü teşvik eder (Aile Mahkemeleri Kanunu m. 7/1).
Hasta Eşe Bakmamak İddiası Hangi Delillerle İspatlanır?
Boşanma davasında hâkim, dava olgularının varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış sayamaz (TMK m. 184/1). Tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder (m. 184/3-4). Hasta eşe bakmamak iddiasının birbirini destekleyen delillerle kurulması bu yüzden önem taşır.
Hastane kayıtları, refakat bilgileri ve tedavi sürecini gösteren belgeler önemli delillerdir. HMK m. 199, yazılı metinlerin yanında fotoğraf, görüntü, ses kaydı ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Eşler arasındaki yazışmalar, bakım için yapılan ödemeler ve banka hareketleri de kullanılabilir. Bakımı fiilen üstlenen yakınlar, komşular ve bakıcılar tanık olarak dinlenebilir. Davada eşin hastalığı ile ilgilenmemesi çoğu zaman bu delillerin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya konur.
Delilin elde ediliş biçimi de sonucu etkiler. HMK m. 189/2’ye göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Eşin telefonuna gizlice erişilerek elde edilen kayıtların değerlendirilmesi bu nedenle tartışmalı hâle gelebilir. Bu tür bir erişim, şartları varsa TCK m. 132’deki haberleşmenin gizliliğini ihlal ya da m. 134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturabilir. İki hükümde de ihlalin kayıt yoluyla gerçekleşmesi cezayı artırır. Hastalığın ağırlığı ve bakım ihtiyacı tartışılırsa mahkeme bilirkişiden görüş alabilir. Bilirkişi tıbbi durumu açıklar; kusurun hukuki değerlendirmesi mahkemeye aittir.
Hasta Eşe Bakmamak Davasında Süreler ve Adli Tatil
Boşanma sebeplerinin süreleri birbirinden farklıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan dava için TMK m. 166’da bir dava süresi öngörülmemiştir. Pek kötü veya onur kırıcı davranışta dava hakkı, öğrenmeden itibaren altı ay ve sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 162). Terk sebebinde ise süre, ayrılığın altı ay sürmesine ve ihtar aşamalarına bağlıdır (TMK m. 164).
Boşanma hükmünden sonra ileri sürülecek talepler için ayrı bir süre vardır. TMK m. 178’e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar. Maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası boşanma davasında istenmemişse bu süre önem kazanır. Bu süre bir zamanaşımı süresidir ve m. 162’deki hak düşürücü sürelerle karıştırılmamalıdır. Hükmün metni TMK m. 178 boşanmada zamanaşımı sayfasındadır.
Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). Boşanma davası, HMK m. 103’te adli tatilde görülecek işler arasında sayılmaz. Her çeşit nafaka davası ile ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri ise adli tatilde de görülür. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, adli tatile tabi işlerde HMK’nın belirlediği süreler içindir. TMK’daki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bu uzamanın kapsamında yer almaz.
Hasta Eşe Bakmamak Davasında Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Boşanma talebinin kendisi belli bir değerle ilgili değildir; bu talep bakımından maktu harç gündeme gelir. Harçlar Kanunu, boşanma davasıyla birlikte istenen maddi ve manevi tazminat taleplerinin harcını ayrıca düzenlemez; bu konuda mahkemenin uygulaması belirleyicidir. Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde tarifede yazılı değerler esas alınır (m. 16). Harç tutarları her yıl güncellenen tarifeye bağlı olduğundan bu yazıda verilmemiştir.
Sonuç
Eşler TMK m. 185 uyarınca birbirine yardımcı olmakla yükümlüdür ve bu yükümlülük hastalık döneminde somut bir anlam kazanır. Hasta eşe bakmamak, kanunda adı konmuş bir boşanma sebebi değildir. Somut koşullara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması, terk ya da pek kötü davranış sebeplerinden biri ileri sürülebilir. Her sebebin şartı ve süresi farklıdır. Hastalığın kendisi ise hasta eş için bir kusur sayılmaz.
Kusur karşılaştırmasında eşin hastalığı ile ilgilenmemesi önemli bir olgudur ve sonucu bütün delillerle birlikte belirlenir. Tarafların davranışları birlikte tartıldığında ortaya çıkan boşanmada ağır kusur, maddi tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından belirleyici rol oynar. Delillerin hukuka uygun yollarla toplanması da sonucu etkiler. Kanun bu konuda eşler arasında ayrım yapmaz; hasta eşine bakmayan koca için de kadın için de aynı kurallar uygulanır.
Evliliği sürdürmek isteyen hasta eş, hâkimin müdahalesini, parasal katkıyı ve ayrı yaşama önlemlerini isteyebilir. Dava sürerken geçici önlemler ve şiddet varsa 6284 sayılı Kanundaki tedbirler gündeme gelir. Ceza hükümleri ancak suç tanımının bütün unsurları varsa uygulanır. Boşanma kesinleştikten sonra açılacak tazminat ve nafaka davaları için bir yıllık zamanaşımı süresi gözetilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Hasta eşe bakmamak boşanma sebebi mi?
Hasta eşe bakmamak, kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmaz. Şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166), terk (TMK m. 164) ya da pek kötü davranış (TMK m. 162) sebeplerine dayanılabilir. Davanın sonucu, eşlerin kusurlarının delillere göre karşılaştırılmasına bağlıdır.
Hasta eşine bakmayan koca tazminat öder mi?
Şartları varsa ödeyebilir. TMK m. 174/1’e göre menfaati zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, maddi tazminatı kusurlu olan diğer eşten isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu eşten manevi tazminat da isteyebilir. Aynı kurallar hasta kocasına bakmayan kadın için de geçerlidir.
Eşin hastalığı ile ilgilenmemesi suç mu?
Her olayda suç oluşturmaz. Eşin hastalığı ile ilgilenmemesi; TCK m. 97, m. 98 veya m. 233’teki unsurlar gerçekleşmişse ceza sorumluluğu doğurabilir. Bu hükümler, mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olması gibi ayrı şartlar arar. TCK m. 233/1’deki suç şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi altı aydır.
Boşanmada ağır kusur nafakayı nasıl etkiler?
TMK m. 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru ise aranmaz. Bu nedenle boşanmada ağır kusur, nafaka talebinin kabulünü ya da reddini belirleyebilir. Nafaka yükümlünün malî gücü oranında belirlenir.
Boşanma davası açmadan eşten bakım ve geçim katkısı istenebilir mi?
İstenebilir. Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için eşlerin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (TMK m. 196). Ayrı yaşamada haklı sebep varsa TMK m. 197 uyarınca istem üzerine parasal katkı, konut ve eşya kullanımı için önlem alınabilir. Diğer eş haklı sebep olmadan birlikte yaşamaktan kaçınıyorsa da aynı önlemler istenebilir. Bu talepler aile mahkemesinde ileri sürülür.
Boşanmadan sonra tazminat ve nafaka ne zamana kadar istenebilir?
TMK m. 178’e göre boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre zamanaşımıdır ve TMK m. 162’deki hak düşürücü sürelerden ayrıdır. Adli tatildeki HMK m. 104 uzaması bu süreye uygulanmaz.
İlgili Yazılar
- Dinen Boşanma Resmi Nikahı Bitirir mi? Mal Rejimi, Miras, Nafaka ve Çocukların Soybağı
- Kaynana ile Aynı Evde Yaşamak Zorunlu mu? Oturulacak Konutu Kim Seçer?
- Anne Babaya Bakmak Kanunen Zorunlu mu? Yardım Nafakası ve Kardeşlerin Payı
- Yatalak Hasta Vekalet Verebilir mi? Yoğun Bakımdaki Hasta Adına Maaş, Banka ve Noter İşlemleri
- Akıl Hastası Evlenebilir mi? Alzheimer ya da Demans Hastasının Evliliği ve Evliliğin İptali
