Yatalak Hasta Vekalet Verebilir mi? Yoğun Bakımdaki Hasta Adına Maaş, Banka ve Noter İşlemleri

Bir yakın hastanede uzun süre yattığında aile çoğu zaman aynı soruyla karşılaşır: yatalak hasta vekalet verebilir mi, verdiyse bu vekâlet ne zamana kadar geçerlidir? İlk sorun, babam yoğun bakımda diyen bir kişi için genellikle kira, fatura, maaş ve banka işlemleridir. Yoğun bakımdaki hastanın parası hastaya aittir; eşi veya çocukları bu para üzerinde genel bir tasarruf yetkisini kanunen kazanmaz. Hastanın bilinci açıksa noter aracılığıyla vekâlet verilebilir. Bilinç kapalıysa temsil kayyımı, uzun süreli durumlarda ise yatalak hastaya vasi tayini gündeme gelebilir. Bu yazı her yolun şartını, görevli mahkemeyi, süreleri ve sınırlarını Türk Medeni Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, TBK, HMK ve TCK metinlerini kapsadı. Noterlik, Harçlar, Aile Mahkemeleri ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanunlarının aynı tarihli metinleri de okundu.

Yatalak Hasta Vekalet Verebilir mi? Belirleyici Olan Ayırt Etme Gücü

Yatağa bağlı olmak bedensel bir durumdur ve fiil ehliyetini kendi başına ortadan kaldırmaz. TMK m. 10’a göre ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Fiil ehliyeti olan kişi, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir (TMK m. 9). Vekâlet vermek de bir hukuki işlemdir. Bu yüzden yatalak hasta vekalet verirken aranan ölçüt, kişinin yürüyüp yürüyememesi değil ayırt etme gücüdür.

TMK m. 13’e göre akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzeri bir sebeple akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir. Bilinç bulanıklığı veya ağır sedasyon gibi durumlar, kanundaki benzeri sebepler arasında değerlendirilebilir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Ayırt etme gücü yokken imzalanan bir vekâletname, bu sebeple vekile geçerli bir temsil yetkisi kazandırmaz. Tanım TMK m. 13 ayırt etme gücü sayfasında yer alır. Sonuç ise TMK m. 15 ayırt etme gücünün bulunmaması sayfasında okunabilir.

TMK m. 13 ayırt etme gücünü bir teşhise değil, kişinin akla uygun davranma yeteneğine bağlar. Aynı hasta bir gün sorulanı anlayıp cevap verebilirken başka bir gün bilinci kapalı olabilir. Kanun, ayırt etme gücünün hangi anda ve hangi işlem için ölçüleceğine dair ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her taraf, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Vekâletin geçersizliğini ileri süren kişi, bu kural uyarınca ayırt etme gücünün yokluğunu ortaya koymak durumunda kalabilir.

Tıbbi müdahaleye kimin rıza vereceği bu yazının konusu değildir; o soru tıbbi müdahalelerde rıza ve onam yazısında ele alınmıştır. Yaşam desteğine bağlı hastalara ilişkin ceza hukuku boyutu ise mekanik ventilatörün kapatılması ve yaşam desteği yazısında incelenmiştir.

Yatalak Hasta Vekalet Verirken Noter Eve veya Hastaneye Gelebilir mi?

Noterler işlemlerini kural olarak dairelerinde yapar. Noterlik Kanunu m. 83’e göre işlemin dairede yapılması gecikmeye sebep olur veya başka bir zorluk doğurursa, sebebi iş kâğıtlarında gösterilerek daire dışında da işlem yapılabilir. Hastaneden çıkamayan ya da evde yatağa bağlı kişi için bu hüküm önem taşır. Daire dışında yapılan işlemin ücreti bu yazıda ele alınmamıştır.

Noter, iş yaptıracak kişinin kimliğini, adresini, yeteneğini ve gerçek isteğini tamamen öğrenmekle yükümlüdür (Noterlik Kanunu m. 72). Kanun bu incelemenin nasıl yapılacağını ayrıca saymaz. Noterin bu amaçla hekim raporu isteyip istemeyeceği konusunda Noterlik Kanunu ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta ilgili idari düzenlemeye ve noter uygulamasına göre değişebilir; işlemden önce istenecek belgelerin noterden öğrenilmesi yararlı olur. Noter, görevini yaparken vesayet altına alınmayı gerektiren bir durum öğrenirse bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK m. 405).

İmza atamayan yatalak hasta vekalet vermek istediğinde kanun başka yollar öngörür. İmza atamayan ve imza yerine geçen el işareti de kullanamayan ilgili için mühür, yoksa sol elin başparmağı bastırılır (Noterlik Kanunu m. 75). Okuma ve yazma imkânı olmayan ilgili, hazır bulundurulacak iki tanık huzurunda maksadını notere beyan eder (m. 87). İşitme, konuşma veya görme engelli ilgilide işlemler, engellinin isteğine bağlı olarak iki tanık huzurunda yapılır (m. 73). Hastanın eşi ve kanunda sayılan derecedeki hısımları, yasaklılık nedeniyle işleme tanık olarak katılamaz (m. 76). Bu hükümlerin tam metni 1512 sayılı Noterlik Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Yatalak Hasta Vekalet Verirken Vekâletnamenin Kapsamı

Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK m. 504/1). Ancak bazı işler için genel bir vekâlet yetmez. TBK m. 504/3’e göre vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz ve taşınmazı devredemez. Kambiyo taahhüdünde bulunma, hakeme başvurma ve taşınmazı bir hakla sınırlama da özel yetki gerektirir. Bu nedenle yatalak hasta vekalet verirken hangi işlerin yaptırılacağını önceden belirlemek yararlı olur.

Tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekâletnameler, Noterlik Kanunu m. 89 uyarınca düzenleme şeklinde yapılır. Bankaların hesap işlemleri için hangi yetki ifadelerini aradığı ise kanunda değil kurum uygulamasında belirlenir ve bankadan bankaya değişebilir. Özel yetki gerektiren işlerin listesi TBK m. 504 vekâletin kapsamı sayfasında yer alır.

Babam Yoğun Bakımda: Daha Önce Verilen Vekâlet Geçerli mi?

Babam yoğun bakımda ama aylar önce bana vekâlet vermişti diyen kişinin durumu farklıdır. TBK m. 513’e göre sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer. TBK m. 43’e göre de hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, temsil olunanın fiil ehliyetini kaybetmesiyle sona erer. Bu kuralın istisnası, aksinin taraflarca kararlaştırılması veya işin özelliğinden anlaşılmasıdır. TMK m. 14’e göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. Kanun metnine göre fiil ehliyetinin yokluğu kısıtlama kararına bağlı değildir; ayırt etme gücünün bulunmaması da bu sonucu doğurur. Kanun, geçici ve sürekli bilinç kaybı için ayrı bir hüküm içermez; kaybın vekâleti hangi andan itibaren etkileyeceği somut olaya göre değerlendirilir.

Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile…

TBK m. 513 güncel kanun metni →

Aynı madde önemli bir koruma da getirir. Vekâletin sona ermesi bazen vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürür. Böyle bir durumda vekil, vekâlet veren ya da temsilcisi işleri görebilecek duruma gelinceye kadar vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür (TBK m. 513). Hükmün amacı menfaatlerin tehlikeye düşmesini önlemektir; bu nedenle devam eden ifanın bu amaçla sınırlı tutulması güvenli olur. Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren veya mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur (TBK m. 514). Temsil yetkisinde ise temsilci yetkinin sona erdiğini bilmediği sürece, temsil olunan temsilcinin yaptığı işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdır (TBK m. 45). Üçüncü kişi yetkinin sona erdiğini biliyorsa bu koruma uygulanmaz. Hastanın ayırt etme gücünü yitirdiğini bilen vekil bu korumaya dayanamaz; onun için TBK m. 513’teki sınırlı ifaya devam yükümlülüğü gündeme gelir. Bu nedenle eski vekâletle yapılacak her işlemden önce hastanın durumunun gözetilmesi güvenli olur.

Yatalak Hasta Vekalet Verdiyse Vekilin Hesap Borcu

Vekil, işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür (TBK m. 506). Vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını ona teslim etmek zorundadır (TBK m. 508). Hasta adına vasi atanmışsa hesap istemek, vasinin hastayı hukuki işlemlerinde temsil yetkisi kapsamında gündeme gelebilir (TMK m. 448).

Hastanın parasını kendi yararına harcayan vekil hakkında güveni kötüye kullanma suçu da gündeme gelebilir. TCK m. 155/1, belirli amaçla zilyetliği devredilen mal üzerinde kendisi veya başkası yararına amaç dışı tasarrufta bulunan kişiyi şikâyet üzerine cezalandırır. Mal, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak teslim edilmişse TCK m. 155/2’deki ağırlaştırılmış hâl gündeme gelebilir. Yağma ve nitelikli yağma dışındaki malvarlığına karşı suçlarda TCK m. 167/1 bir şahsi cezasızlık sebebi öngörür. Suç, hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşin, üstsoy veya altsoyun ya da bu derecedeki kayın hısımlarından birinin zararına işlenmişse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Evlat edinen veya evlatlığın ve aynı konutta beraber yaşayan kardeşin zararına işlenen suçlar da bu kapsamdadır. Hastanın bakımını üstlenen gelin veya damat, kayın hısımlığı nedeniyle bu hükmün kapsamına girebilir. Böyle bir durumda hesap verme ve iade talebi hukuk yargılamasında ileri sürülebilir. Suç şikâyete bağlı ise bu hak, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla fiil ve fail öğrenildikten sonra altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m. 73). Suçun unsurları TCK m. 155 güveni kötüye kullanma sayfasında yer alır.

Yatalak Hasta Vekalet Veremiyorsa: Temsil Kayyımı

TMK m. 426/1, ergin kişinin hastalık veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisinin göremediği hâli düzenler. Kişi bu durumda bir temsilci de atayamıyorsa vesayet makamı, ilgilinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir (TMK m. 397). Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yerindeki vesayet makamınca atanır (TMK m. 430).

Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar: 1. Ergin bir…

TMK m. 426 güncel kanun metni →

Kayyım atanması kişinin fiil ehliyetini etkilemez (TMK m. 458). Bu yön, kayyımlığı kısıtlamadan ayıran temel noktadır. Belli bir iş için görevlendirilen kayyım, vesayet makamının talimatına aynen uymak zorundadır (TMK m. 459). Temsil kayyımlığı, kayyımın görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer (TMK m. 477). Birkaç ivedi işin beklediği ve yatalak hasta vekalet veremediği durumda bu yol, kısıtlamaya göre daha dar kapsamlı bir çözümdür.

Örneğin bilinci kapalı bir babanın kiracısından kira bedelinin tahsili ya da ödenmesi gereken bir faturanın ödenmesi, temsil kayyımının görev kapsamına konu edilebilir. Kayyımın hangi işleri yapacağını vesayet makamının kararı belirler. Bu nedenle başvuruda görülmesi istenen işlerin açıkça yazılması yararlı olur. Tahsil için dava gerekirse, ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri dışındaki kira uyuşmazlıklarında önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Kayyım hakkında da aksi belirtilmedikçe vasiye ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 403). Bu nedenle kayyımın dava açması da kural olarak vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m. 462/8). Kayyımın görev süresi ve ücreti de vesayet makamınca belirlenir (TMK m. 458).

Malvarlığının Yönetimi İçin Yönetim Kayyımı

Sorun tek bir iş değil de hastanın malvarlığının bir süre yönetilmesiyse TMK m. 427 gündeme gelir. Bu hükme göre vesayet için yeterli sebep bulunmayan, ancak malvarlığını yönetme veya temsilci atama gücünden yoksun kişiye yönetim kayyımı atanır (TMK m. 427/1-2). Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yerdeki vesayet makamınca atanır (TMK m. 430).

Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir…

TMK m. 427 güncel kanun metni →

Yönetim kayyımı, o malvarlığının yönetimi ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir (TMK m. 460). Bunun dışındaki işler, temsil olunanın vereceği özel yetkiye bağlıdır. Temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının izni gerekir. Yönetim kayyımlığı, atanmayı gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer (TMK m. 477).

Uzun Süreli Durumda Kısıtlama ve Yatalak Hastaya Vasi Tayini

Bilinç kaybı kalıcıysa ya da hasta uzun süre işlerini göremeyecekse, tek tek işler için kayyım atanması yetersiz kalabilir. TMK m. 405’e göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergin kısıtlanır. Aynı sebeple korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin de kısıtlanır. Bu hükümde sebep akıl hastalığı veya akıl zayıflığıdır. Bilinci açık ama bedensel olarak yatağa bağlı bir kişi bu maddenin kapsamına kendiliğinden girmez. Kalıcı olarak bilinci kapalı bir hastanın bu kapsamda değerlendirilmesi ise resmî sağlık kurulu raporuna ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

Yatalak hasta vekalet vermek yerine kendisi için kalıcı bir koruma da isteyebilir. Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, kendi kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m. 408). İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa ergin kişiye kendi isteği üzerine kayyım da atanabilir (TMK m. 428). Bu iki yol, hastanın kendi iradesiyle bir koruma düzeni kurmasına imkân verir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409). Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. Haklı sebepler engel olmadıkça vesayet makamı, vasilik koşullarını taşıyan eşi veya yakın hısımlardan birini öncelikle vasi atar (TMK m. 414). Kısıtlama kararı kesinleşince ilan olunur ve iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m. 410). Ayırt etme gücünün yokluğuna ilişkin hükümler ise saklıdır.

Yatalak hastaya vasi tayini kararıyla hasta vesayet altına girer ve vasi onu bütün hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448). Vasi tayininin usulü bu yazının konusu dışındadır. Kısıtlama sebeplerinin ayrıntısı zorla tedavi ve kısıtlama sebepleri yazısında anlatılmıştır. Rapor şartı ise TMK m. 409 dinleme ve sağlık kurulu raporu sayfasında yer alır.

Vasinin Vesayet Makamı İzni Olmadan Yapamadığı İşler

TMK m. 462, vesayet makamının izni gereken işleri on dört bent hâlinde sayar. İlk bent, taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulmasıdır. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi de izne bağlıdır. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri, ödünç verme ve alma ile kambiyo taahhüdü altına girme de listededir. En az bir yıllık ürün kirası ve en az üç yıllık taşınmaz kirası sözleşmeleri de izin ister. Hastanın evini kiraya vermek isteyen vasi için bu bent önem taşır.

Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması da izne bağlıdır. Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklıdır; bunun dışında dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato izne bağlıdır. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri de bu kapsamdadır. Borç ödemeden aciz beyanı, vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası ve çıraklık sözleşmesi yapılması da listede yer alır. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi ve yerleşim yerinin değiştirilmesi de aynı listededir.

İzinle de Yapılamayan İşler, Denetim Makamı İzni ve Taşınmaz Satışı

Bazı işler izinle de yapılamaz. Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır (TMK m. 449). Hastanın parasından çocuklara veya diğer yakınlara yapılacak önemli bir bağış bu yasağın kapsamına girebilir.

Mirasın kabulü veya reddi ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi işlerde, vesayet makamının izninden sonra denetim makamının izni de gerekir (TMK m. 463). Gerekli izin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir (TMK m. 465). Taşınmaz satışı, vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığında mümkündür (TMK m. 444). 31.10.2026 tarihinden itibaren satış, kural olarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır. İhale, vesayet makamının onamasıyla tamam olur (7589 sayılı Kanunla değişik TMK m. 444/2). Denetim makamı istisnaen pazarlıkla satışa da karar verebilir (TMK m. 444). Değişiklik, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz (7589 sayılı Kanun geçici madde 1/5). İzin gerektiren işlerin tam listesi TMK m. 462 vesayet makamının izni sayfasında yer alır.

Geçici Koruma: Karar Beklenirken Hangi Önlemler Alınabilir?

Kısıtlama yargılaması zaman alabilir ve bu sürede hastanın işleri korumasız kalabilir. TMK m. 420’ye göre vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de re’sen gerekli önlemleri alır. Özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Vesayet makamının bu kararı ilan olunur.

Vesayet işleri zorunlu kıldığı takdirde vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de re’sen gerekli önlemleri alır; özellikle, kısıtlanması istenen…

TMK m. 420 güncel kanun metni →

Kısıtlama gerektirmeyen ivedi işlerde TMK m. 426’daki temsil kayyımı daha dar kapsamlı bir araç olarak kullanılabilir. HMK m. 389/2 ise ihtiyati tedbire ilişkin genel hükmün, niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanacağını öngörür. Hastanın malvarlığının devri tehlikesi varsa önce vesayet hukukundaki özel önlemler, gerekiyorsa genel ihtiyati tedbir değerlendirilir.

Adli Tatil ve İtiraz Süreleri

İhtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri, vesayete ilişkin işler ve çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a, b ve ğ). Bu işler adli tatile tabi olmadığından HMK m. 104’teki bir haftalık uzama bunlar için gündeme gelmez. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir (TMK m. 461). Vasinin atanmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürmek isteyen ilgili için ayrı bir süre vardır. Bu süre, atamanın öğrenildiği günden başlayarak on gündür (TMK m. 422). Çekişmesiz yargı kararlarına karşı istinaf yolu ise HMK m. 387/1’de düzenlenmiştir. İstinaf süresi, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.

Bu üç süre farklı işlemlere ilişkindir ve farklı anlardan başlar. TMK m. 461’deki itiraz süresi vesayet makamı kararının tebliğinden başlar; itiraz, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine yapılır. TMK m. 422’deki aykırılık iddiası vesayet makamına bildirilir; vesayet makamı itirazı yerinde görmezse durumu denetim makamına iletir. Kısıtlama veya kayyım kararına karşı bu yollardan hangisinin izleneceğini eşleştiren ayrı bir hüküm kanunda yer almaz. Sürenin kaçırılmaması için kararın tebliğinden ya da öğrenilmesinden başlayan en kısa sürenin esas alınması güvenli olur. Yol konusunda tereddüt varsa başvurudan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir.

Yatalak Hasta Vekalet Vermeden Eş ve Çocuklar İşlem Yapabilir mi?

Kanun eşe sınırlı bir temsil yetkisi tanır. TMK m. 188’e göre eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder. Ailenin diğer ihtiyaçları için temsil ise iki hâlde mümkündür. Birincisi, diğer eşin ya da haklı sebeplerle hâkimin yetki vermesidir. İkincisi, birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunması ve diğer eşin hastalığı gibi bir sebeple rızasının alınamamasıdır.

Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder…

TMK m. 188 güncel kanun metni →

Bu yetki evlilik birliğini temsil yetkisidir; hasta eşin kişisel malvarlığı üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisi olarak anlaşılmamalıdır. Yetkinin kullanıldığı hâllerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur (TMK m. 189). Bankaların bu yetkiye dayanarak hasta eşin hesabından işlem yaptırıp yaptırmayacağı kanunda düzenlenmemiştir ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Eşin birliği tek başına temsil etmek konusunda yetkili kılınması çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382/2-b-6). Bu iş TMK’nın aile hukukuna ilişkin İkinci Kitabında yer aldığından aile mahkemesinin görev alanındadır (4787 sayılı Kanun m. 4/1). Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu işe görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2).

Çocukların hasta ana veya babayı kendiliğinden temsil etmesini sağlayan bir hüküm incelenen kanun metinlerinde yoktur. Yakın hısımlık, vasi veya kayyım atanırken öncelik sebebi olarak önem taşır (TMK m. 414). Çocukların hasta adına hukuken geçerli işlem yapabilmesi, yatalak hasta vekalet veremiyorsa kural olarak vesayet makamının atamasına bağlıdır. Çocuklar ve diğer yakınlar, ilgili sıfatıyla temsil kayyımı atanması için vesayet makamına başvurabilir (TMK m. 426).

Yoğun Bakımdaki Hastanın Parası, Maaşı ve Banka Hesabı

Hastanede yatmak, yoğun bakımdaki hastanın parası üzerindeki mülkiyeti değiştirmez. Para hesap sahibinin malvarlığında kalır ve ona ilişkin işlemler, hesap sahibinin ya da yasal veya iradi temsilcisinin işlemiyle yapılabilir. Ortak hesaplarda hesap sahipleri arasındaki iç ilişki ayrıca önem taşır. Bu konu müşterek hesaptaki paranın kime ait olduğu yazısında ele alınmıştır.

Bankaların vekâletname, kayyım kararı veya vasi belgesiyle hangi işlemleri kabul ettiği, incelenen kanun metinlerinde düzenlenmemiştir. Bu nedenle başvurudan önce ilgili bankanın istediği belgeleri öğrenmek pratik bir yoldur. Emekli aylığı veya diğer sosyal güvenlik ödemelerinin hasta yerine vekile, kayyıma ya da vasiye ödenmesi konusunda 5510 sayılı Kanun ayrı bir hüküm içermez. Bu ödemelerin kime ve hangi belgeyle yapılacağını ilgili idari düzenleme belirler; kurum uygulamasına göre değişebilir. Ödemenin aksamaması için başvurudan önce Sosyal Güvenlik Kurumunun istediği belgelerin öğrenilmesi güvenli olur.

Örneğin babam yoğun bakımda diyen bir kişi, babasının kira gelirini tahsil etmek ve bakım giderlerini ödemek isteyebilir. Babanın daha önce verdiği ve kapsamı uygun bir vekâlet varsa, önce babanın ehliyetini kaybedip kaybetmediği gözetilmelidir. Ehliyet kaybı varsa vekâlet kural olarak sona erer; menfaat tehlikedeyse yalnız TBK m. 513’teki ifaya devam yükümlülüğü sınırında işlem yapılabilir. Böyle bir vekâlet yoksa vesayet makamından temsil kayyımı istenmesi gündeme gelir. Her iki durumda da yoğun bakımdaki hastanın parası yalnız hasta yararına ve belgelenerek kullanılmalıdır.

Vasi Atanmışsa Paranın Yönetimi

Vasi atanmışsa hastanın kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere vesayet makamınca belirlenen millî bir bankaya yatırılır. Kanun, bankaya yatırma yerine bu paraların Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilmesini de öngörür (TMK m. 441). Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz kaybını ödemekle yükümlüdür. Vasi, yönetimle ilgili hesap tutar ve hesabı vesayet makamının belirlediği tarihlerde, en az yılda bir kez onun incelemesine sunar (TMK m. 454). Bakım ve tedavi giderleri gibi zorunlu ödemeler de bu yönetimin parçasıdır ve hesapta gösterilmesi gerekir.

Hangi Durumda Hangi Yol: Yatalak Hasta Vekalet ve Vesayet Seçenekleri

Aşağıdaki iki tablo, hasta adına işlem yapılmasını sağlayan yolları dayanakları, şartları, başvuranları, süreleri ve sonuçlarıyla birlikte gösterir. İlk tablo hastanın kendi iradesine ya da kanundan doğan yetkiye dayanan yolları içerir.

Yol Dayanak Şart Kim başvurur / kim yapar Süre ve sona erme Sonuç
Noterde vekâletname TMK m. 10, 13; TBK m. 502, 504; Noterlik Kanunu m. 72, 83, 89 Hastanın işlem anında ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmaması Hastanın kendisi; noter gerektiğinde daire dışında işlem yapar Kanunda süre yok; geri alma ile ve aksi anlaşılmadıkça ölüm veya ehliyet kaybıyla sona erer (TBK m. 512, 513) Vekil yetki kapsamındaki işleri yapar; dava, bağışlama, taşınmaz devri gibi işler özel yetki ister (TBK m. 504/3)
Önceden verilmiş vekâlet TBK m. 43, 45, 513, 514; TMK m. 14 Vekâletin hasta ehliyetliyken verilmiş olması Vekil Aksi anlaşılmadıkça ehliyet kaybıyla sona erer; menfaat tehlikedeyse vekil ifaya devamla yükümlüdür Ehliyet kaybının hangi anda gerçekleştiği somut olaya göre değerlendirilir; ehliyet kaybını bilen vekil TBK m. 45’teki korumadan yararlanamaz
Eşin temsil yetkisi TMK m. 188, 189; HMK m. 382/2-b-6 Ortak yaşamın sürmesi; sürekli ihtiyaçlar; diğer ihtiyaçlarda hâkimin yetki vermesi ya da gecikmede sakınca ve rızanın alınamaması Eş; hâkimden yetki için aile mahkemesi Ortak yaşam sürdükçe Evlilik birliğinin temsili; eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur

Vesayet Makamı Eliyle Kurulan Yollar

Hasta vekâlet veremiyorsa veya eşin yetkisi yetmiyorsa, aşağıdaki yollar sulh hukuk mahkemesinin kararıyla kurulur.

Yol Dayanak Şart Kim başvurur / kim yapar Süre ve sona erme Sonuç
Temsil kayyımı TMK m. 426/1, 430, 459, 477 Hastalık veya benzeri sebeple ivedi işi görememe ve temsilci atayamama İlgilinin isteği veya re’sen; yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi Görevlendirilen işin bitirilmesiyle sona erer Hastanın fiil ehliyeti etkilenmez (TMK m. 458); kayyım talimata uyar
Yönetim kayyımı TMK m. 427, 430, 460 Vesayet için yeterli sebep yokken malvarlığını yönetememe ve temsilci atayamama Vesayet makamınca atanır; malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi Sebebin ortadan kalkması veya görevden alma ile sona erer (TMK m. 477) Yönetim ve koruma işleri; bunun dışındaki işler özel yetki ya da vesayet makamı izni ister
Kısıtlama ve yatalak hastaya vasi tayini TMK m. 405, 408, 409, 414, 462, 463 Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görememe ve resmî sağlık kurulu raporu; ya da m. 408’e göre kişinin kendi isteği Vesayet makamı başvuru üzerine veya re’sen karar verir; m. 408’de istem hastanındır; yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi (TMK m. 411) Vasi kural olarak iki yıl için atanır (TMK m. 456); vesayet, vesayet makamının kararıyla kaldırılır (TMK m. 472) Hastanın fiil ehliyeti kalkar; vasi temsil eder, sayılan işlerde vesayet ve denetim makamı izni gerekir
Geçici önlem TMK m. 420; HMK m. 389/2 Vesayet işlerinin önlemi zorunlu kılması Vesayet makamı re’sen alır; ilgili de talep edebilir Vasi atanmasından önceki dönem için Fiil ehliyetinin geçici olarak kaldırılması ve temsilci atanması; karar ilan olunur

Başvuru Kime Karşı Yapılır?

Kayyım atanması, kısıtlama ve vasi atanması vesayet işleridir ve çekişmesiz yargı işleri arasında sayılır (HMK m. 382/2-b-19). Çekişmesiz yargıda kural olarak bir karşı taraf aranmaz; başvuru hasta lehine bir koruma önlemi istenmesi niteliğindedir. Kısıtlanması istenen kişinin dinlenmesi ise TMK m. 409 çerçevesinde ayrıca önem taşır. Eşin yetkili kılınması istemi de HMK m. 382’de çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır.

Uyuşmazlık doğarsa durum değişir. Hastanın parasını hesapsız harcayan vekile karşı hesap verme ve iade talebi vekâlet sözleşmesine dayanır ve vekile yöneltilir (TBK m. 506, 508). Hasta kısıtlanmışsa bu talepte hastayı vasi temsil eder ve dava açmak vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m. 462). Vasi veya kayyım, görevini yaparken kusurlu davranışıyla verdiği zarardan sorumludur (TMK m. 467). Devlet de vesayet dairelerindeki görevlilerin hukuka aykırı zararlarından ve vasiye tazmin ettirilemeyen zararlardan sorumludur (TMK m. 468). Vesayetle ilgili tazminat davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür (TMK m. 469).

Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Harç

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi olduğundan kayyım, kısıtlama ve vasi atanması istemleri sulh hukuk mahkemesine yapılır (TMK m. 397; HMK m. 383). Aile mahkemelerinin görevi, TMK İkinci Kitabının vesayeti düzenleyen Üçüncü Kısmını kapsamaz (4787 sayılı Kanun m. 4/1). Vesayet işlerinde yetki, kişinin yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 411). Yönetim kayyımı için ise malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer esas alınır (TMK m. 430). Vekile karşı açılacak hesap ve iade davasında görevli ve yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarına uygulanır (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Kayyım, kısıtlama ve vasi atanması ise tarafların serbestçe tasarruf edebileceği işler değildir. Bu nedenle vesayet işlerinde arabuluculuk dava şartı olarak aranmaz. Hastanın kira alacağı gibi m. 18/B kapsamındaki bir uyuşmazlık için açılacak davada ise arabuluculuk dava şartıdır. Vekile karşı hesap ve para iadesi talebi de m. 18/B’de sayılan kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları arasında yer almaz. İncelenen hükümlerde bu talebi dava şartı arabuluculuğa bağlayan bir düzenleme görülmemiştir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 13/b, vasi tayini ve azline ait kararları harçtan müstesna sayar. Kayyım atanmasına ilişkin ayrı bir muafiyet bu bentte yer almamaktadır; bu işlemde uygulanacak harç güncel tarifeden kontrol edilmelidir. Vasinin hesabının görülmesi nedeniyle alınacak harçlar, vesayet altındaki kişi adına vasiden alınır (Harçlar Kanunu m. 11). Vekile karşı açılacak para iadesi davası bir para alacağı davası olduğundan kural olarak değer üzerinden nispi harca tabidir (m. 15). Harç tutarı bu yazıda verilmemiştir.

Yatalak Hasta Vekalet Uyuşmazlığında Hangi Deliller Önem Taşır?

Vekâletin geçerliliği tartışılıyorsa ilk delil, vekâletin düzenlendiği güne ait tıbbi kayıtlardır. HMK m. 199, yazılı metinlerin yanında elektronik ortamdaki verileri de belge sayar; hastane kayıtları bu kapsamda değerlendirilebilir. Düzenleme şeklindeki noter senetleri sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılır (HMK m. 204/1). Kanun, bu kesin delil gücünün işlemi yapanın ayırt etme gücüne ilişkin noter kanaatini de kapsayıp kapsamadığı konusunda ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta, ayırt etme gücü tartışılıyorsa tıbbi kayıtlar ve diğer delillerle birlikte somut olaya göre değerlendirilir.

Mahkeme, ayırt etme gücü tartışmalıysa özel veya teknik bilgi gerektiren bu konuda bilirkişi görüşüne başvurabilir (HMK m. 266). Bilirkişi tıbbi durumu değerlendirir; işlemin geçerliliğine ilişkin hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Kısıtlama akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle isteniyorsa karar, resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir (TMK m. 409). Noter işlemine katılan tanıklar ve hastanın o günkü durumunu bilen kişiler de tanık olarak dinlenebilir. Hasta yakınlarının sağlık kayıtlarına erişiminin genel çerçevesi hasta hakları yazısında anlatılmıştır.

Sonuç

Yatalak hasta vekalet verebilir mi sorusunun cevabı, hastanın bedensel durumuna değil ayırt etme gücüne bağlıdır. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan hasta, noterin daire dışında yapacağı işlemle vekâlet verebilir. Dava açma, bağışlama ve taşınmaz devri gibi işler için vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır.

Babam yoğun bakımda diyen kişinin elindeki eski vekâlet, aksi anlaşılmadıkça vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle sona erebilir. Ehliyet kaybının hangi anda gerçekleştiği somut olaya göre değerlendirilir. Menfaatler tehlikedeyse vekil, işleri görebilecek bir temsilci çıkana kadar ifaya devamla yükümlüdür. Hastanın ehliyetini kaybettiğini bilen vekil ise TBK m. 45’teki korumadan yararlanamaz.

Hasta vekâlet veremiyorsa ivedi işler için temsil kayyımı, malvarlığının yönetimi için yönetim kayyımı istenebilir. Kalıcı durumlarda yatalak hastaya vasi tayini kısıtlama kararıyla mümkündür. Resmî sağlık kurulu raporu, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada gerekir; hasta kendi kısıtlanmasını da isteyebilir. Eşin temsil yetkisi evlilik birliğinin ihtiyaçlarıyla sınırlıdır; kanunda çocuklara kendiliğinden temsil yetkisi veren bir hüküm yoktur. Yoğun bakımdaki hastanın parası hastaya ait kalır ve yalnız onun yararına kullanılabilir. Vesayet işlerinde sulh hukuk mahkemesi görevlidir, arabuluculuk dava şartı değildir ve on günlük itiraz ile iki haftalık istinaf süreleri adli tatilde de gözetilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Yatalak hasta vekalet verebilir mi?

Yatağa bağlı olmak fiil ehliyetini tek başına kaldırmaz. Hasta işlem anında ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse vekâlet verebilir. Noter gerektiğinde işlemi daire dışında, hastanede veya evde yapabilir. İmza atılamıyorsa parmak izi ve tanık gibi kanunda öngörülen yollar kullanılır.

Babam yoğun bakımda, önceden verdiği vekâlet geçerli mi?

TBK m. 513’e göre vekâlet, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle sona erer. Bilincin kapanmasının vekâleti hangi andan itibaren etkileyeceği somut olaya göre değerlendirilir. Menfaatler tehlikedeyse vekil, bir temsilci işleri görebilecek duruma gelinceye kadar ifaya devamla yükümlüdür. Hastanın ehliyetini kaybettiğini bilen vekil TBK m. 45’teki korumadan yararlanamaz.

Yoğun bakımdaki hastanın parası kim tarafından kullanılabilir?

Para hastaya aittir; onun adına kural olarak hastanın kendisi, yetkili vekili ya da atanmış kayyım veya vasi işlem yapabilir. Eşin evlilik birliğini temsil yetkisi ise ailenin ihtiyaçlarıyla sınırlıdır. Bankaların hangi belgeyi aradığı kurum uygulamasına göre değişebilir.

Bilinci kapalı hasta için kim başvurur ve hangi mahkeme görevlidir?

Eş, çocuklar ve diğer ilgililer temsil kayyımı atanmasını isteyebilir; vesayet makamı re’sen de harekete geçebilir. Kayyım ve kısıtlama istemlerinde görevli makam, hastanın yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Yönetim kayyımında malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer esas alınır.

Yatalak hastaya vasi tayini için sağlık raporu şart mı?

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Bilinci açık hasta ise yaşlılık, engellilik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat ederek kendi kısıtlanmasını isteyebilir. Kayyım atanması fiil ehliyetini etkilemediği için kısıtlamadan farklı bir yoldur.

Kayyım veya vasi atanması için arabulucuya gitmek gerekir mi?

Vesayet işleri tarafların serbestçe tasarruf edebileceği işler olmadığından, bu işlerde arabuluculuk dava şartı değildir. Vekile karşı hesap ve para iadesi talebi de 6325 sayılı Kanun m. 18/B listesinde yer almaz; incelenen hükümlerde bu talep için dava şartı arabuluculuk görülmemiştir. Hastanın kira alacağı gibi bu listedeki bir uyuşmazlıkta ise arabuluculuk dava şartıdır. Vasi tayini ve azline ait kararlar Harçlar Kanunu m. 13/b uyarınca harçtan müstesnadır.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık