Zamanaşımına Uğramış Borç Ödenir mi? İcra Takibi, Takas ve Kısmi Ödeme

Yıllar önce verilen bir borç, ödenmemiş bir hizmet bedeli ya da eski bir kira alacağı bir gün ödeme emriyle yeniden gündeme gelebilir. Böyle bir durumda akla gelen ilk soru, zamanaşımına uğramış borç ödenir mi sorusudur. Türk hukukunda zamanaşımı dolmuş borç ortadan kalkmaz; borçluya alacaklıya karşı ileri sürebileceği bir savunma hakkı tanır. Bu savunma icra takibinde zamanaşımı itirazı, davada ise zamanaşımı def’i olarak kullanılır. Bu yazı sürelerin borcun kaynağına göre nasıl değiştiğini, kısmi ödemenin süreye etkisini ve zamanaşımı ve takas ilişkisini açıklıyor. Ayrıca icra yollarını, görevli mahkemeyi, arabuluculuğu ve delilleri Türk Borçlar Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu metinleri üzerinden ele alıyor.

Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; Türk Borçlar Kanunu (TBK), İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) ilgili hükümlerini kapsar. HMK bakımından 7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler de dikkate alındı. Arabuluculuk, ticaret, tüketici ve harç mevzuatındaki ilgili hükümler de aynı tarihli metinlerden okundu.

Zamanaşımına Uğramış Borç Silinir mi?

Zamanaşımı, alacağın kanundaki süre içinde istenmemesi hâlinde borçluya tanınan bir savunma imkânıdır. TBK m. 146’ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak sürenin dolması borcu sona erdirmez. Borç varlığını sürdürür; alacaklının onu dava veya takiple elde etmesi ise borçlunun savunmasına bağlı hâle gelir. Bu nedenle zamanaşımına uğramış borç, silinmiş bir borç değildir. On yıllık genel sürenin güncel metni TBK m. 146 on yıllık zamanaşımı sayfasında yer alır.

Kanun bu ayrımın sonucunu açıkça gösterir. TBK m. 78/2’ye göre zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Zamanaşımına uğramış borç ödendikten sonra borçlu, sürenin dolduğunu sonradan öğrense bile ödediğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak geri isteyemez. Aynı hüküm, borçlanılmamış bir edimi yanılarak ödeyen kişinin durumunu ise ayrıca düzenler. Sebepsiz zenginleşmenin genel kuralları için yanlış hesaba gönderilen paranın geri alınması yazısı ayrıntılı bilgi verir.

Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir…

TBK m. 78 güncel kanun metni →

Zamanaşımına Uğramış Borçta Hâkim Süreyi Kendiliğinden Dikkate Alır mı?

TBK m. 161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Dolayısıyla süre dolmuş olsa bile borçlu susarsa mahkeme alacağın esasını inceler ve borçlu aleyhine hüküm kurabilir. İcra takibinde de benzer bir sonuç doğar. Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmezse alacaklının talebi üzerine takip işlemlerine devam edilir (İİK m. 66). Kısacası savunmayı kullanıp kullanmamak borçlunun kararıdır ve bu karar süreye bağlıdır.

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz…

TBK m. 161 güncel kanun metni →

Zamanaşımı Süreleri Borcun Kaynağına Göre Değişir

Zamanaşımı dolmuş borç sorusunda ilk adım, borcun hangi hukuki ilişkiden doğduğunu belirlemektir. Ödünç para, kira bedeli, eser bedeli ya da tazminat farklı sürelere bağlı olabilir. Genel süre on yıldır. Buna karşılık TBK m. 147 bazı alacakları beş yıllık zamanaşımına bağlar. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler bu gruptadır. Konaklama ve lokanta bedelleri ile küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar da beş yıla tabidir.

Aynı madde ortaklık sözleşmesinden doğan bazı alacakları da sayar. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar ile ticari simsarlık ücreti dışındaki simsarlık alacakları da beş yıla bağlıdır. Eser sözleşmesinden doğan alacaklar da bu süreye tabidir. Ancak yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi hâli bu bendin dışında kalır.

TBK m. 148’e göre bu ayırımdaki zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Taraflar sözleşmeye farklı bir süre yazsa bile bu kayıt sonuç doğurmaz. Tüketici işlemleri ve kambiyo senetleri gibi alanlarda ise özel kanunlar ayrı süreler öngörebilir. Bono ve çeke ilişkin özel süreler senet ve çek zamanaşımı süreleri yazısında ayrıca ele alınır.

Borcun Türüne Göre Zamanaşımı Süreleri Tablosu

Bir borcun zamanaşımına uğramış borç sayılıp sayılmayacağı, önce aşağıdaki sürelerden hangisine tabi olduğuna bağlıdır. Tablo bu yazıda geçen başlıca süreleri ve başlangıç anlarını gösterir.

Alacağın kaynağı Süre Başlangıç Dayanak
Kanunda özel süre öngörülmeyen alacaklar 10 yıl Alacağın muaccel olması TBK m. 146, 149
Kira bedeli, anapara faizi, ücret gibi dönemsel edimler; konaklama, lokanta, küçük sanat işleri, küçük perakende satış; vekâlet, komisyon, acentalık; eser sözleşmesi (yüklenicinin ağır kusuru hâli hariç) 5 yıl Alacağın muaccel olması TBK m. 147, 149
Haksız fiilden doğan tazminat 2 yıl ve her hâlde 10 yıl; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o süre Zararın ve yükümlünün öğrenilmesi; 10 yıl için fiil tarihi TBK m. 72
Sebepsiz zenginleşme 2 yıl ve her hâlde 10 yıl Geri isteme hakkının öğrenilmesi; 10 yıl için zenginleşme tarihi TBK m. 82
Satılanın ayıbı 2 yıl; satıcı daha uzun süre üstlenmişse o süre; ağır kusurlu satıcı bu süreden yararlanamaz Satılanın alıcıya devri TBK m. 231
Eserin ayıbı 2 yıl; taşınmaz yapılarda 5 yıl; yüklenicinin ağır kusurunda 20 yıl Teslim TBK m. 478
Senetle ikrar edilen veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanan borç Yeni süre 10 yıl Senette ikrar tarihi; kararda başlangıç anını kanun ayrıca belirtmez, kesinleşme tarihi gözetilerek hesaplanması güvenli olur TBK m. 156, 157
İlama dayalı takip 10 yıl Son takip işlemi İİK m. 39
Aciz vesikasına bağlanan borç (borçluya karşı) 20 yıl; mirasçılar için ayrı kural Vesikanın düzenlenmesi İİK m. 143

Süre Ne Zaman Başlar ve Nasıl Hesaplanır?

TBK m. 149’a göre zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet bir bildirime bağlıysa süre, bu bildirimin yapılabileceği günden başlar. Sözleşmede farklı bir muacceliyet kaydı yoksa taksitli borçta her taksit kendi vadesinde muaccel olur. Bu nedenle taksitlerin süreleri farklı günlerde dolabilir. Hesapta zamanaşımının başladığı gün sayılmaz; zamanaşımı, son gün de hak kullanılmadan geçince gerçekleşir (TBK m. 151).

TBK m. 152’ye göre asıl alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur. Durma sebepleri de hesabı değiştirir. TBK m. 153’e göre örneğin evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez. Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkânı bulunmadığı süre de aynı sonucu doğurur. Durma sebebi ortadan kalkınca süre, kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Haksız Fiil, Sebepsiz Zenginleşme ve Ayıpta Savunma Hakkı

Bazı hükümler, talep zamanaşımına uğrasa bile savunma hakkını ayrıca korur. TBK m. 72’ye göre haksız fiil dolayısıyla zarar gören aleyhine bir borç doğmuşsa, zarar gören bu borcu her zaman ifadan kaçınabilir. Bu koruma, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile devam eder. Sebepsiz zenginleşmede de benzer bir kural vardır. Zenginleşme bir alacak hakkı kazanılmasıyla gerçekleşmişse diğer taraf bu borcunu her zaman ifadan kaçınabilir (TBK m. 82).

Satışta ise alıcının satılanın devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz (TBK m. 231). Bu üç hüküm, zamanaşımının dava ve takip yoluyla istemeyi sınırladığını, savunmayı ise her durumda ortadan kaldırmadığını gösterir.

Kısmi Ödeme ve Borç İkrarı Zamanaşımını Keser

Zamanaşımı işlerken borçlunun bazı davranışları süreyi keser. TBK m. 154/1’e göre borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa zamanaşımı kesilir. Rehin vermek veya kefil göstermek de aynı sonucu doğurur. Kesilmeyle birlikte işlemiş süre hesaptan çıkar ve yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156).

Bu kural, henüz zamanaşımı dolmuş borç hâline gelmemiş eski bir alacakta küçük bir ödemenin önemini gösterir. Örneğin on yıllık süreye tabi bir alacakta sekizinci yılda yapılan kısmi ödeme, sürenin yeniden başlamasına yol açabilir. Borçlunun yazılı bir mesajla borcu kabul etmesi de ikrar niteliği taşıyabilir. Beyanın ikrar sayılıp sayılmayacağı ise içeriğine ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya…

TBK m. 154 güncel kanun metni →

Yeni sürenin uzunluğu kesilme sebebine göre değişir. TBK m. 156’ya göre borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Borçlunun ikrarıyla kesilmede alacağın tabi olduğu süre, kesilmeyle birlikte yeniden işlemeye başlar. Alacaklının dava veya takip yoluyla kestiği zamanaşımında yeni sürenin başlangıcı ise TBK m. 157’ye göre belirlenir. Maddenin güncel metni TBK m. 156 yeni sürenin başlaması sayfasında yer alır.

Zamanaşımına Uğramış Borç İçin Sonradan Yapılan Ödeme veya İkrar

Kesilme, işlemekte olan bir zamanaşımı için söz konusudur. Sürenin dolmasından sonra yapılan ödeme veya ikrar ise ayrıca değerlendirilir. TBK m. 160’a göre zamanaşımından önceden feragat edilemez. Kanun, süre dolduktan sonra yapılan feragati ise yasaklamaz. Böyle bir kısmi ödemenin kalan kısım bakımından feragat sayılıp sayılmayacağına ilişkin ayrı bir hüküm ise yoktur. Bu soru somut olaya göre değerlendirilir.

Ödenen kısım ise TBK m. 78/2 gereği geri istenemez. Bu yüzden zamanaşımı dolmuş borç için alacaklıyla görüşen kişinin, ödeme veya yazılı kabulden önce sürenin dolup dolmadığını hesaplaması yararlı olur. Alacaklı açısından da durum benzerdir. Süre dolmadan alınan bir ödeme veya ikrar, alacağın yeniden istenebilmesi için önemli bir delil oluşturur.

Alacaklının Dava, Takip ve Arabuluculuk Başvurusu

Zamanaşımını kesen ikinci grup sebep alacaklının işlemleridir. TBK m. 154/2’ye göre alacaklı dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurmuşsa zamanaşımı kesilir. İcra takibinde bulunmak ve iflas masasına başvurmak da süreyi keser. TBK m. 157’ye göre icra takibiyle kesilen zamanaşımı, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Davada ise tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeni süre başlar.

Dava, mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olması, düzeltilebilecek bir yanlışlık ya da vaktinden önce açılma nedeniyle reddedilmiş olabilir. O arada süre dolmuşsa alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158). Dava şartı arabuluculukta ise büroya başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A/15). 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 109/4’e göre kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus ve tahkikatın sonuna kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Zamanaşımı ve Takas: Eski Alacak Yeni Borçtan Düşülebilir mi?

Zamanaşımı ve takas ilişkisi, karşılıklı borçlu olan kişiler için önem taşır. TBK m. 139’a göre karşılıklı para veya özdeş edim borçlarında her iki borç muaccel ise taraflardan her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Aynı maddeye göre zamanaşımına uğramış bir alacağın takası da ileri sürülebilir. Bunun koşulu, alacağın takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olmasıdır.

Örneğin bir kişinin komşusundan 2012 yılında muaccel olmuş ve on yıllık süreye tabi bir ödünç alacağı bulunsun. Komşusu da 2018 yılında muaccel olan başka bir alacak için ondan ödeme istesin. İki borç 2018 yılında karşılıklı ve muaccel hâle geldiğinden o tarihte takas edilebilir durum doğar. Ödünç alacağı o tarihte henüz dolmamış olduğundan, süre sonradan dolsa bile takas ileri sürülebilir.

İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri…

TBK m. 139 güncel kanun metni →

Takas kendiliğinden gerçekleşmez. TBK m. 143’e göre takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Bu yüzden zamanaşımı ve takas birlikte değerlendirilirken bildirimin tarihi değil, takas edilebilirliğin doğduğu an esas alınır. Yine de bildirimin yazılı ve ispatlanabilir biçimde yapılması yararlıdır.

Bazı alacaklar ise alacaklının rızası olmadan takas edilemez. TBK m. 144 tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine ve haksız olarak alınmış eşyaya ilişkin alacakları bu kapsamda sayar. Nafaka ve işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu alacaklar da aynı gruptadır. Borçlu ayrıca takas hakkından önceden de feragat edebilir (TBK m. 145).

Kefil, Alacağı Devralan ve Birlikte Borçlular

Zamanaşımı ve takas savunmaları üçüncü kişileri de etkiler. Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefil de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir (TBK m. 140). TBK m. 591’e göre kefil, asıl borçluya ait ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def’ileri alacaklıya karşı ileri sürmek zorundadır. Ancak zamanaşımına uğramış bir borca bilerek kefil olan kişi bu kuralın dışında kalır. Asıl borçlunun zamanaşımından feragati de kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).

Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefil yönünden de kesilmiş olur; kefile karşı kesilmesi ise asıl borçluyu etkilemez (TBK m. 155). Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilme, diğerlerine karşı da sonuç doğurur. Birden çok borçlu arasındaki iç ilişki için müteselsil sorumlulukta rücu hakkı yazısı ayrıntı içerir.

Eski alacaklar zaman zaman başka bir kişiye devredilir. TBK m. 188’e göre borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Devri öğrendiği anda muaccel olmayan bir alacağını da, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla takas edebilir. Alacağın devri, TBK m. 154’te sayılan kesilme sebepleri arasında yer almaz. Devrin borçluya etkileri alacağın temliki ve borçlunun durumu yazısında açıklanır.

Zamanaşımına Uğramış Borç İçin İcra Takibi

Zamanaşımına uğramış borç için icra takibi başlatılmasını engelleyen bir hüküm İİK’da yer almaz. Kanun, takip talebi aşamasında icra memurunun zamanaşımını incelemesini de öngörmez. Zamanaşımı itirazı bu yüzden borçlunun kendisinin ileri sürmesi gereken bir savunmadır. Zamanaşımı itirazı için izlenecek yol ve süre ise takibin türüne göre değişir.

İlamsız Takipte Ödeme Emrine İtiraz

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirir (İİK m. 62). İtiraz dilekçeyle veya sözlü olarak yapılabilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m. 66). İİK m. 63’e göre itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu nedenle zamanaşımı itirazı, ödeme emrine itiraz dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.

İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine…

İİK m. 62 güncel kanun metni →

Borçlu kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişse gecikmiş itiraz yoluna başvurabilir. Bu itiraz, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir. Borçlu, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itiraz etmelidir. Mazeretin kabulüne icra mahkemesi karar verir (İİK m. 65). Süre hesabı ve dilekçenin verileceği yer için ödeme emrine itiraz süresi yazısına bakılabilir. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67). Bu bir yıllık süre ile alacağın zamanaşımı arasındaki fark itirazın iptali davası süresi yazısında açıklanır.

İlamlı Takipte ve Takip Kesinleştikten Sonra

Mahkeme kararına dayalı takipte borçluya icra emri tebliğ edilir. Borçlu bu tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir. İlamdan önceki döneme ilişkin zamanaşımı savunmasının ise kural olarak yargılama sırasında ileri sürülmesi gerekir. İcra emrinin tebliğinden sonra gerçekleşen zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir (İİK m. 33). İlamın zamanaşımına uğradığı iddiasını icra mahkemesi resmî belgelere dayanarak inceler (İİK m. 33/a). İlama dayalı takip ise son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m. 39).

Takip kesinleştikten sonra da zamanaşımı gündeme gelebilir. İİK m. 71/2’ye göre borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerse m. 33/a kıyasen uygulanır. Hüküm, kesinleşmeden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımına ilişkindir. Ödeme emrine süresinde itiraz etmeyen borçlu, takipten önce dolmuş bir süreyi bu yolla ileri süremeyebilir. Hükmün metni İİK m. 71 takibin talik veya iptali sayfasındadır.

Kambiyo Senedine Dayalı Takip

Bono, poliçe veya çeke dayalı kambiyo takibinde süre daha kısadır. İİK m. 168/5’e göre borçlu, alacağın zamanaşımına uğradığını sebepleriyle birlikte beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirir. Mahkeme zamanaşımı itirazını senetteki tarihe göre yerinde görebilir (İİK m. 169/a). Bu durumda alacaklı, zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edemezse itiraz kabul edilir. İtirazın kabulü takibi durdurur; alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı ise saklıdır.

Takip Türüne Göre Zamanaşımına Uğramış Borçta İtiraz Yolları

Takip türü Dayanak Kim, nereye başvurur Süre Sonuç
Genel haciz yoluyla ilamsız takip İİK m. 62, 63, 66 Borçlu; takibi yapan icra dairesi (dilekçe veya sözlü) Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün; kusursuz engelde, engelin kalkmasından itibaren 3 gün içinde ve paraya çevirme bitinceye kadar gecikmiş itiraz (m. 65; mazereti icra mahkemesi inceler) Süresinde itiraz takibi durdurur; alacaklı itirazın iptali veya kaldırılması yoluna gider
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu İİK m. 168/5, 169, 169/a Borçlu; icra mahkemesi (dilekçe) Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün İtiraz satış dışındaki işlemleri durdurmaz; mahkeme takibi geçici durdurabilir; kabul kararıyla takip durur
İlamlı takip İİK m. 33, 33/a, 39 Borçlu; icra mahkemesi (dilekçe) İcra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün; tebliğden sonra gerçekleşen zamanaşımı için süre sınırı yok Mahkeme resmî belgelere göre icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verir
Kesinleşmiş ilamsız takip İİK m. 71/2 Borçlu; icra mahkemesi Kesinleşmeden sonra gerçekleşen zamanaşımı için m. 33/a kıyasen uygulanır İcranın geri bırakılması veya devamı kararı

Alacak Davasında Zamanaşımına Uğramış Borç Savunması

Alacaklı icra takibi yerine alacak davası da açabilir. Dava zamanaşımına uğramış borç için açılmışsa borçlu bu savunmayı kural olarak cevap dilekçesinde ileri sürer. HMK m. 127’ye göre cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Mahkeme koşulları varsa bir defaya mahsus ek süre verebilir; bu ek süre bir ayı geçemez. Basit yargılama usulünde cevap süresi yine iki haftadır ve ek süre iki haftayı geçemez (HMK m. 317).

Savunmanın genişletilmesi yasağı da önem taşır. Yazılı yargılamada taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle savunmalarını serbestçe genişletebilir; dilekçeler verildikten sonra bu yapılamaz (HMK m. 141). Basit yargılamada yasak, cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (HMK m. 319). Islah ve karşı tarafın açık muvafakati ise saklıdır. Kanun, zamanaşımı def’inin bu yasağın kapsamında olup olmadığını ayrıca düzenlemez. Def’inin geç ileri sürüldüğü için dinlenmemesi riskine karşı cevap dilekçesinde açıkça yazılması güvenli olur.

Adli tatil HMK m. 102’ye göre her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer. HMK m. 104’e göre adli tatile tabi işlerde, Kanunun tayin ettiği süre tatil içinde biterse süre tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar. Bu uzama, HMK’nın tayin ettiği süreler için öngörülmüştür. İİK metninde ise itiraz ve şikâyet sürelerini adli tatil nedeniyle uzatan bir hüküm bulunmaz. Bu yüzden İİK’daki yedi ve beş günlük itiraz ve icra mahkemesine başvuru süreleri adli tatile güvenilmeden hesaplanmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, borcun doğduğu hukuki ilişkiye göre belirlenir. Bireyler arasındaki ödünç veya satış bedeli gibi malvarlığı davalarında, aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Kira ilişkisinden doğan alacak davalarına sulh hukuk mahkemesi bakar (HMK m. 4/1-a). Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir (TTK m. 5).

Borç bir tüketici işleminden doğmuşsa tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 73). Bunun için borçlunun ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket etmesi gerekir. Karşı taraf ise işlemi kendi ticari ya da mesleki faaliyeti kapsamında yapmış olmalıdır (TKHK m. 3). Değeri her yıl belirlenen parasal sınırın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyetine başvuru zorunludur. Kanun bu kuralda tarafların İcra ve İflas Kanunundaki haklarını saklı tutar (TKHK m. 68). Takipte ise zamanaşımı itirazı, yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi takip türüne göre icra dairesine veya icra mahkemesine yapılır.

Yetki bakımından genel kural, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Menfi tespit ve istirdat davaları ise takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yerde veya davalının yerleşim yerinde açılabilir (İİK m. 72).

Dava Kime Karşı Açılır?

Davalı sıfatı, açılan davanın türüne göre değişir. Alacaklı alacak davasını veya itirazın iptali davasını borçluya karşı açar. Borçlu ölmüşse dava mirasçılara yöneltilebilir; mirasçıların sorumluluğu ise mirası reddedip reddetmemelerine göre ayrıca incelenir. Kefile karşı dava açılması, kefaletin türüne ve kanundaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Borçlu menfi tespit veya istirdat davasını, kendisine karşı takip yapan ya da alacağı talep eden kişiye karşı açar. Alacak devredilmişse dava, kural olarak alacağı devralan kişiye yöneltilir. Birden çok borçlu varsa her biri kendi savunmasını ayrıca ileri sürmelidir. Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı uyuşmazlığın türüne göre değişir. 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvuruyu dava şartı sayar. Kiralanan taşınmazların İİK’ya göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bunun dışındadır. Aynı madde paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını da sayar.

TTK m. 5/A’ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da arabulucuya başvuru dava şartıdır. Tüketici mahkemelerindeki uyuşmazlıklarda TKHK m. 73/A aynı kuralı koyar. Hakem heyetinin görevindeki uyuşmazlıklar ve heyet kararlarına itirazlar ise bu kuralın istisnaları arasındadır.

Bu listelere girmeyen, bireyler arasındaki bir ödünç alacağı davasında arabuluculuk dava şartı değildir. Taraflar yine de ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Dava şartı arabuluculukta sürecin zamanaşımına etkisi yukarıda açıklanan 18/A/15 hükmüne tabidir.

Zamanaşımına Uğramış Borçta Menfi Tespit, İstirdat ve İtirazın İptali

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir (İİK m. 72). Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış kişi, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalmışsa istirdat davası açabilir. Bu dava, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılır. Menfi tespit davasında tedbir alınmamış ve borç ödenmişse dava istirdat davası olarak devam eder.

Bu davalarda, zamanaşımına uğramış borç bakımından TBK m. 78/2 de göz önünde tutulmalıdır. Zamanaşımı borcu sona erdirmez ve bu hüküm zamanaşımına uğramış borcun ifasından doğan zenginleşmenin geri istenmesini engeller. Kanun, icra takibi sırasında ödenen zamanaşımlı borcun istirdadı için ayrı bir hüküm içermez. Ödenen paranın İİK m. 72 anlamında borçlu olunmayan para sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Zamanaşımı savunması bu nedenle ödeme yapılmadan önce ve süresi içinde kullanıldığında daha etkili sonuç verir.

Alacaklı tarafında talep kalemleri asıl alacak, faiz ve takip giderleridir. Faiz talebi asıl alacağa bağlıdır; asıl alacak zamanaşımına uğrayınca faiz de zamanaşımına uğramış olur (TBK m. 152). İtirazın iptali davasında itirazı haksız bulunan borçlu, kanundaki şartlarla ve karşı tarafın talebiyle tazminata mahkûm edilir. Takibinde haksız ve kötüniyetli görülen alacaklı da aynı yaptırımla karşılaşır. Bu tazminat, İİK m. 67’ye göre yüzde yirmiden aşağı olamaz.

Geçici Koruma: Zamanaşımına Uğramış Borç İçin Takip Durdurulabilir mi?

İlamsız takipte borçlu için ilk koruma, süresinde yapılan itirazdır; itiraz takibi durdurur (İİK m. 66). Kambiyo takibinde ise itiraz satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz (İİK m. 169). İcra mahkemesi, senedin metninden zamanaşımı kanaatine varırsa esas hakkındaki kararına kadar takibi geçici olarak durdurabilir (İİK m. 169/a).

Menfi tespit davasında sonuç, davanın açıldığı zamana göre değişir. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına tedbirle karar verebilir (İİK m. 72). Takipten sonra açılan davada ise takip tedbirle durdurulamaz. Borçlu bu durumda teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Genel ihtiyati tedbir için HMK m. 389’daki şartlar aranır. Alacaklı ise rehinle güvenceye bağlanmamış ve vadesi gelmiş para alacağı için ihtiyati haciz isteyebilir (İİK m. 257). Bir vakıanın ispatı ileride zorlaşacaksa HMK m. 400’e göre keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi yoluyla delil tespiti istenebilir. Delil tespiti için hukuki yararın varlığı gerekir.

Zamanaşımına Uğramış Borçta Deliller ve İspat Yükü

TMK m. 6’ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Zamanaşımını ileri süren borçlu, alacağın muaccel olduğu tarihi ve sürenin geçtiğini ortaya koyar. Süreyi kesen bir ödeme veya ikrar bulunduğunu ileri süren alacaklı ise bu olguyu ispatlar.

Somut ispat araçları arasında sözleşme, senet, fatura ve vade tarihini gösteren belgeler öne çıkar. Banka dekontları ve hesap hareketleri son ödemenin tarihini gösterir. Mesaj ve e-posta yazışmaları borcun kabul edilip edilmediğini ortaya koyabilir. İcra dosyası, tebligat evrakı ve takip işlemlerinin tarihleri de zamanaşımı hesabında belirleyicidir.

Delilin hukuki niteliği ile ispat gücü birbirinden ayrıdır. Örneğin dekont bir ödemenin yapıldığını gösterir; ancak ödemenin hangi borca yapıldığını tek başına ortaya koymayabilir. Senetle ispat zorunluluğu ve parasal sınırı HMK m. 200’de düzenlenir; sınırın güncel tutarı uygulamadan önce kontrol edilmelidir. Kambiyo takibinde ise icra mahkemesi, zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu ileri süren alacaklıdan resmî veya imzası ikrar edilmiş belge arar (İİK m. 169/a).

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur (Harçlar Kanunu m. 16). Malvarlığı davalarında dava değeri dava dilekçesinde yer alır (HMK m. 119/1-d). Konusu para olan alacak, menfi tespit ve istirdat davalarında harcın nispi esasla hesaplanması gündeme gelir. Harç oranları ve tutarları her yıl yeniden belirlenebildiğinden bu yazıda tutar verilmemiştir.

Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar Harçlar Kanunundaki harçlardan muaftır (TKHK m. 73/2). Türk Borçlar Kanununun güncel metninin tamamı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni sayfasındadır.

Sonuç

Zamanaşımı borcu sona erdirmez; borçluya alacaklıya karşı kullanabileceği bir savunma hakkı verir. Hâkim bu savunmayı kendiliğinden dikkate alamaz. Bu nedenle zamanaşımına uğramış borç, borçlu susarsa dava veya takip yoluyla tahsil edilebilir. Süre, borcun kaynağına göre değişir: genel süre on yıl, dönemsel edimler ve bazı sözleşmeler için beş yıldır. Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, ayıp ve ilamlar için ayrı kurallar uygulanır. Kısmi ödeme, faiz ödemesi ve borç ikrarı işleyen süreyi keser ve yeni bir süre başlatır. Sürenin dolmasından sonra ödenen kısım ise geri istenemez.

İki kurum birlikte ele alındığında, zamanaşımı ve takas bakımından belirleyici an iki borcun takas edilebilir hâle geldiği tarihtir. İcra takibinde zamanaşımı itirazının süresi takip türüne göre yedi veya beş gündür. İtirazın yapılacağı yer de icra dairesi veya icra mahkemesi olarak değişir. Takip kesinleştikten sonra kural olarak kesinleşmeden sonra gerçekleşen zamanaşımı için icra mahkemesine başvurulabilir. Davada savunmanın cevap dilekçesinde, savunmayı genişletme yasağı başlamadan ileri sürülmesi güvenli olur. Görevli mahkeme, arabuluculuk şartı ve harç ise borcun doğduğu ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Her aşamada belirleyici olan, sürenin başlangıcını ve kesilme tarihlerini gösteren belgelerdir.

Sık Sorulan Sorular

Zamanaşımına uğramış borç ödenir mi?

Borç zamanaşımı ile sona ermez; borçlu dilerse ödeyebilir. Ödenen kısım, TBK m. 78/2 gereği sonradan geri istenemez. Borçlu ödemek istemiyorsa zamanaşımını icra takibinde itirazla, davada cevap dilekçesinde ileri sürmelidir; hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.

Zamanaşımı dolmuş borç için icra takibi yapılabilir mi?

İİK, zamanaşımı dolmuş borç için takip başlatılmasını engelleyen bir hüküm içermez. Borçlu ilamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz ederek zamanaşımını ileri sürebilir. İtiraz edilmezse takip devam eder.

Zamanaşımı itirazı kaç gün içinde yapılır?

İlamsız takipte süre ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür ve itiraz icra dairesine yapılır. Kambiyo takibinde süre beş gündür ve başvuru icra mahkemesinedir. İlamlı takipte borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurur. Sonradan gerçekleşen zamanaşımı için ayrı kurallar vardır.

Kısmi ödeme zamanaşımını yeniden başlatır mı?

Süre işlerken yapılan kısmi ödeme, faiz ödemesi veya borç ikrarı zamanaşımını keser ve yeni bir süre başlatır (TBK m. 154, 156). Borç senetle ikrar edilmişse yeni süre on yıldır. Süre dolduktan sonra zamanaşımına uğramış borç için yapılan ödemenin etkisi ise somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

Zamanaşımına uğramış alacak takas edilebilir mi?

Edilebilir; ancak alacağın takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşulu aranır (TBK m. 139). Takas için iki borcun karşılıklı, para veya özdeş edim niteliğinde ve muaccel olması da gerekir. Takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Nafaka ve işçi ücreti gibi bazı alacaklar ise alacaklının rızası olmadan takas edilemez.

Zamanaşımına uğramış borcu ödeyen kişi parasını geri alabilir mi?

Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından doğan zenginleşmenin geri istenemeyeceği TBK m. 78/2’de açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle sürenin dolduğunu sonradan öğrenmek, kural olarak ödenen paranın geri istenmesine dayanak oluşturmaz.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık