Miras hukukunda mirasçılar, mirasbırakan hayattayken kendi yasal paylarından veya saklı pay haklarından kendi özgür iradeleriyle vazgeçebilirler. Bu vazgeçme iradesi, kanun koyucunun belirlediği sıkı şekil şartlarına tabi olan mirastan feragat işlemiyle hukuken geçerli hale gelir. Taraflar bu işlemi ivazlı feragat veya karşılıksız biçimde yapar ve ileride doğabilecek aile içi uyuşmazlığı önler. Kurumun dayanağı TMK m. 528 hükmüdür. Bir tür miras sözleşmesi olan bu işlem, feragat edenin mirasın açılmasıyla mirasçı sıfatıyla terekeye katılmasını engeller. Bu yazıda, feragat işleminin kanuni şartları, altsoya etkileri ve sözleşmenin iptali davasının usul kuralları detaylıca incelenmektedir.
Yazar: Av. Mehmet Tokar | Son güncelleme: 10 Eylül 2026
Mirastan Feragat Kavramı ve Hukuki Dayanağı
Mirasbırakan hayattayken mirasçıları ile kendi terekesi üzerinde birtakım hukuki işlemler yapma hakkına sahiptir. Kanun koyucu, mirasçının kendi hakkından mirasbırakan lehine vazgeçmesini mirastan feragat olarak adlandırır. Bu kurum sayesinde yasal veya atanmış mirasçı, mirasın açılmasından çok önce mirasçılık sıfatından ayrılır. Taraflar anlaşarak gelecekteki tereke uyuşmazlıklarını bu yolla kesin biçimde sonlandırır.
TMK m. 528 güncel kanun metni →
Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 528 uyarınca mirasbırakan, mirasçısı ile karşılıksız veya ivazlı feragat içeren bir sözleşme imzalayabilir. Mirasçı, bu resmi anlaşma sayesinde tereke üzerindeki bütün haklarını daha mirasbırakan yaşarken kaybeder. Kanun, feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceğini ve terekeden pay alamayacağını açıkça düzenler. Ayrıca taraflar bu işlemi ancak karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurar.
Mirastan Feragat İşleminde İvazlı ve Karşılıksız Ayrımı
Uygulama feragat işlemlerini, mirasçının bir bedel alıp almamasına göre iki türe ayırır. Mirasbırakan, mirasçıya belirli bir malvarlığı değeri veya para vererek onun hakkından vazgeçmesini sağlayabilir. Hukuk uygulaması bu işleme ivazlı feragat adını verir. Mahkemeler, ivazlı (karşılıklı) işlemlerde mirasçının belirli bir menfaat elde ettiğini özellikle dikkate alır.
Diğer yandan mirasçı, mirasbırakandan hiçbir bedel veya maddi karşılık almaksızın kendi isteğiyle payından vazgeçebilir. Uygulama bu durumu ise ivazsız (karşılıksız) mirastan feragat sayar. Karşılıksız yapılan işlemlerde mirasçı, tamamen özgür iradesiyle tereke üzerindeki tüm yasal haklarını sıfırlar. Her iki feragat türü de mirasçılık sıfatını sona erdirir, ancak altsoya etkileri bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Mirastan Feragat İçin Miras Sözleşmesi Şekil Şartları
Kanun koyucu, tereke üzerinde yapılan bu tür kritik işlemleri TMK m. 545 ile sıkı şekil kurallarına bağlar. Mirastan feragat, hukuki niteliği itibarıyla bir miras sözleşmesi türü olarak hâkim kabul eder. Bu nedenle taraflar, TMK m. 545 hükmündeki resmî şekil kurallarına harfiyen uymak zorundadır. Kanunda öngörülen şekle uyulmaması, ölüme bağlı tasarrufun TMK m. 557 kapsamında iptalini istemeye yol açar.
TMK m. 545 güncel kanun metni →
TMK m. 545 uyarınca miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Taraflar arzularını resmi memura aynı anda bildirir ve sözleşmeyi iki tanığın huzurunda birlikte imzalarlar. Sözleşme, TMK m. 532’de sayılan sulh hâkimi, noter veya kanunla yetkilendirilmiş diğer görevli önünde yapılır. Mahkeme iptal davasında, resmi memur ve tanıkların varlığını şekil şartı olarak doğrudan inceler.
Mirasçılık Sıfatının Kaybı ve Saklı Pay
Sözleşme imzalandığı andan itibaren hukuki etkilerini doğurmaya başlar ve feragat edenin mirasçılık statüsünü kökten değiştirir. Feragat eden mirasçı, mirasbırakanın vefatında terekeye mirasçı sıfatıyla katılma hakkını yitirir. Dolayısıyla kişi, tereke üzerinde herhangi bir hak iddia etme yetkisini tamamen yitirir. Mahkemeler, geçerli bir feragat anlaşması bulunduğunda feragat edenin açtığı tapu iptal davalarını doğrudan reddeder.
Bununla birlikte, mirasçı sahip olduğu kanuni saklı pay hakkından da bu işlem vasıtasıyla vazgeçer. Türk Medeni Kanunu bazı yakın hısımlara dokunulmaz bir saklı pay güvencesi getirir. Ancak mirastan feragat sözleşmesi sayesinde mirasçı, bu korumalı payından kendi iradesiyle vazgeçer. Böylece mirasbırakan yalnız feragat edenin saklı payı bakımından serbestlik kazanır; diğer saklı paylı mirasçıların payları yerinde kalır.
Mirastan Feragat Edenin Altsoyunun Hukuki Durumu
Mirasçının kendi hakkından vazgeçmesi, onun çocuklarının veya torunlarının miras haklarını da yakından ilgilendirir. Kanun koyucu, feragat işleminin ivazlı veya ivazsız olmasına göre altsoy açısından ikili bir ayrım yapar. İvazsız (karşılıksız) yapılan feragat işlemleri, yalnız feragat edeni bağlar ve onun altsoyunu etkilemez. Bu durumda mirasbırakan öldüğünde, feragat edenin çocukları kendi yasal paylarını doğrudan talep edebilirler.
Buna karşılık Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 528 uyarınca, ivazlı feragat sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Yani mirasçı bir bedel alarak hakkından vazgeçtiğinde, çocukları da mirastan mahrum kalır. Ancak taraflar resmi sözleşmede açıkça belirterek altsoyun miras hakkını koruma altına alabilirler. Hâkim altsoyun durumunu değerlendirirken, sözleşmedeki şartları ve feragat edenin aldığı bedeli dikkate alır.
Belirli Bir Kişi Lehine Mirastan Feragat
Mirasçılar sadece mirasbırakan lehine değil, diğer bir mirasçı lehine de mirastan feragat edebilirler. Taraflar, terekenin kime kalacağını sözleşmede açıkça göstererek feragatin yönünü yasal olarak belirler. Örneğin bir kardeş, diğer kardeşinin daha fazla pay alması şartıyla kendi payından vazgeçme yoluna gider. Kanun bu durumu lehine feragat edilen kişi kurumu altında özel olarak düzenler.
TMK m. 529 güncel kanun metni →
TMK m. 529 lafzına göre belli bir kişi lehine yapılan mirastan feragat, o kişinin mirasçı olamaması hâlinde düşer. Lehine işlem yapılan kişi mirasbırakandan önce ölürse veya mirası reddederse, sözleşme ortadan kalkar. Bu ihtimalde feragat eden kişi, sanki sözleşme hiç yapılmamış gibi mirasçılık sıfatını yeniden kazanır. Mahkeme bu tür uyuşmazlıklarda, lehine feragat edilen kişinin yasal durumunu öncelikle tespit eder.
Sözleşmenin Hükümden Düşmesi ve Sonuçları
Taraflar sözleşmede belirli bir kişiyi işaret etmemişse, kanun koyucu feragat iradesini yorumlayıcı kurallarla çözer. Aynı madde, belli bir kişi lehine yapılmayan sözleşmeyi en yakın ortak kökün altsoyu lehine kabul eder. En yakın ortak kökün altsoyu da herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa feragat yine kanun gereği hükümden düşer. Sözleşme hükümden düştüğünde, daha önce ödenen bedellerin iadesi sebepsiz zenginleşme kurallarına göre davacı talep eder.
Feragat sözleşmesinin geçerliliğini yitirmesi, tereke paylaşım sürecini ve mirasçılık belgelerini doğrudan etkiler. Mirasçı sıfatını yeniden kazanan kişi, sulh hukuk mahkemesinden yeni bir mirasçılık belgesi talep eder. Hükümden düşme halleri tarafların iradesi dışında kanuni şartların gerçekleşmemesi sebebiyle ortaya çıkar. Yargıtay uygulaması, hükümden düşen sözleşmelere dayanılarak tapuda yapılan intikal işlemlerini yolsuz tescil kabul eder.
Miras Sözleşmesi ve Tam Ehliyet Kuralı
Kanun koyucu, kişilerin kendi malvarlıkları üzerindeki işlemlerini tam ehliyetli iradeyle yapmalarını arar. Mirastan feragat sözleşmesi taraflar için ağır sonuçlar doğurduğundan hâkim, ehliyet kurallarını ayrıca inceler. TMK m. 503 uyarınca tarafların ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir. Mirasbırakanın tasarruf ehliyetine sahip olmaması, TMK m. 557 kapsamında iptal sebebi oluşturur.
Küçükler veya kısıtlılar yasal temsilcilerinin izniyle dahi mirastan feragat işlemi yapamazlar. Zira bu işlem, kişinin gelecekteki miras haklarını ortadan kaldıran oldukça kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Mahkeme iptal davasında tarafların ehliyetini resmi sağlık kurulu raporlarıyla ve Adli Tıp incelemesiyle tespit eder. Ehliyetsizlik, ölüme bağlı tasarrufun iptalini gerektiren bir sebeptir. TMK m. 559 bu istemi bir yıllık süreye bağlar ve üst sınır olarak iyiniyetli davalılara karşı on, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl öngörür.
İrade Sakatlığı Halleri ve İptal Davası
Taraflar sözleşmeyi imzalarken iradelerinin tamamen özgür ve baskıdan uzak olması hukuki geçerliliğin temelidir. Mirasbırakan veya mirasçı, sözleşmeyi hata, hile ya da ikrah etkisiyle imzalama riski taşır. İradesi fesada uğratılan taraf, bu gerekçeyle mahkemede iptal davası açma hakkını elde eder. Mahkemeler irade sakatlığı iddialarını her türlü delille, özellikle tanık beyanlarıyla ve yazılı belgelerle inceler.
Örneğin mirasbırakan, tereke borçları hakkında mirasçıyı kandırarak ivazsız feragat sözleşmesi imzalatır. İradesi sakatlanan taraf, tasarrufu ve iptal sebebini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde dava açar. Bu sürenin üst sınırı da vardır: iyiniyetli davalılara karşı on, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle dava hakkı düşer. Hâkim, irade sakatlığını tespit ettiğinde sözleşmeyi geçmişe etkili olarak kesin biçimde iptal eder. İptal kararı kesinleştiğinde tarafların birbirlerine verdikleri bedeller veya tapular derhal taraflar iade eder.
Sözleşmenin İptali Davasında Davacı Sıfatı
Sözleşmenin şekil eksikliği veya ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğu durumlarda yargı süreci davacı başlatır. Mirastan feragat sözleşmesi iptali davasında davacı sıfatı, sözleşmenin iptalinde hukuki yararı bulunan kişilere aittir. İşlemi imzalayan mirasçı, irade sakatlığı veya şekil eksikliği sebebiyle iptal davası açma hakkına sahiptir. Eğer mirasçı ölmüşse, onun yasal mirasçıları da halefiyet kuralı gereğince aynı davacı sıfatını kullanır.
Ayrıca saklı payı zedelenen veya miras hakkı azalan diğer yasal mirasçılar da dava açma hakkına sahiptir. Kanun, iptal davasını tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına tanır. Davacı, sözleşmenin kanuni şartları taşımadığını mahkeme huzurunda somut delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. TMK m. 558 iptal davasını, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına tanır.
Sözleşmenin İptali Davasında Davalı Sıfatı
İptal davası, geçerli gibi görünen sözleşmeden hukuki fayda sağlayan taraflara karşı davacı yöneltir. Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını hak sahibi, mirasın açılmasından sonra açar. Davalı sıfatı, feragatten yararlanan mirasçılara ve vasiyet alacaklılarına aittir. Mahkeme, davalı sıfatının doğru kişilere yöneltilip yöneltilmediğini davanın başında usulden inceler.
Sözleşme lehine feragat edilen belirli bir üçüncü kişi için yapılmışsa, o kişi de davalı olarak davacı gösterir. Davalılar, davanın süresinde açılmadığını veya şekil şartlarının usulüne uygun yerine getirildiğini savunmalarında ileri sürebilirler. Taşınmaz devri gerçekleşmişse, tapuyu devralan kötüniyetli üçüncü kişiler de davalı sıfatını taşır. HMK m. 124 uyarınca taraf değişikliği karşı tarafın açık rızasına bağlıdır; kabul edilebilir bir yanılgı varsa hâkim rıza aramadan kabul edebilir.
Mirasbırakanın Sözleşmeden Tek Taraflı Dönmesi
Taraflar miras sözleşmesini karşılıklı mutabakatla ortadan kaldırma yetkisine sahiptir. Ancak kanun koyucu, belirli haklı sebeplerin varlığı halinde mirasbırakana tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkı tanır. TMK m. 546, tarafların yazılı anlaşmasıyla miras sözleşmesini süreye bağlı olmaksızın ortadan kaldırabileceğini belirtir. TMK m. 546’daki tek taraflı ortadan kaldırma imkânı, miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi bakımından uygulanır. Mirasbırakan bu tek taraflı ortadan kaldırmayı, vasiyetnameler için kanunda öngörülen şekillerden biriyle yapar.
Ayrıca taraflardan biri miras sözleşmesindeki sağlararası edimi zamanında yerine getirmeyebilir. TMK m. 547 uyarınca sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimler sözleşmeye uygun yerine getirilmez veya güvenceye bağlanmazsa borçlar hukuku kurallarına göre sözleşmeden döner. Haksız dönme durumlarında mirasçı, mahkemeden işlemin geçersizliğinin tespitini doğrudan talep edebilir.
Mirastan Feragat Halinde Tereke Borçlarından Sorumluluk
Miras hukukunda mirasçılar terekenin borçlarından kendi şahsi malvarlıklarıyla da sorumludurlar. Feragat eden kişi mirasçılık sıfatını kaybettiği için tereke borçlarından prensip olarak sorumlu alacaklılar sorumlu tutmaz. Ancak yasa koyucu, alacaklıları korumak amacıyla feragat edenin sorumluluğu için özel bir kural ihdas etmiştir.
TMK m. 530 güncel kanun metni →
TMK m. 530 uyarınca tereke borçları karşılamıyor ve borçlar mirasçılarca da ödenmiyorsa, feragat eden ile mirasçıları sorumlu olur. Bu sorumluluk, ölümden önceki beş yıl içinde alınan karşılıkla ve mirasın açılması anındaki zenginleşme tutarıyla sınırlıdır. Alacaklılar, feragat edene karşı dava açarak mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında tahsilat talep ederler. İvazlı feragat kurumu, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanıldığında kanun bu yolla adaleti sağlar. Feragat eden mirasçı, zenginleşmesinin kalmadığını veya borcun geçersizliğini mahkemede savunma imkânı bulur.
Tenkis Davası Açma Hakkının Düşmesi
Saklı paylı mirasçılar, mirasbırakanın sınırları aşan tasarruflarını tenkis davası yoluyla iptal ettirir. Ancak mirastan feragat sözleşmesi imzalayan kişi, saklı pay haklarından da peşinen vazgeçer. Kanun koyucu, feragat eden tarafın ölüm sonrasında tereke işlemlerine karşı tenkis davası açma hakkını bütünüyle ortadan kaldırır. Kişi, artık diğer mirasçılara veya üçüncü kişilere yapılan kazandırmalara müdahale edemez.
Bununla birlikte ivazlı feragatte ödenen bedel, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşabilir. Bu durumda saklı payının karşılığını alamayan mirasçılar TMK m. 560 uyarınca tenkis davası açabilir. Mahkeme, ödenen ivazın tasarruf edilebilir kısmı aşıp aşmadığını bilirkişi incelemesiyle hesaplar. Tenkis kararı verildiğinde iyiniyetli feragat eden, mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı TMK m. 566 uyarınca geri verir.
Karşılaştırma Tablosu: Mirastan Feragat ve Reddi Miras
Uygulamada sıklıkla karıştırılan iki farklı kurumun temel ayrım noktaları mahkeme süreçlerinde büyük önem taşır. Hangi yolun tercih edileceği, mirasçıların hukuki statüsünü ve borç sorumluluğunu doğrudan belirler.
| Özellik / Kurum | Mirastan Feragat Sözleşmesi | Reddi Miras (Mirasın Reddi) |
|---|---|---|
| Ne Zaman Yapılır? | Mirasbırakan hayattayken | Mirasbırakanın ölümünden sonra |
| Hukuki Niteliği | İki taraflı sözleşme | Tek taraflı irade beyanı |
| Şekil Şartı | Resmi vasiyetname şekli | TMK m. 557 iptal sebeplerine beyan |
| İvaz (Bedel) Alınması | Taraflar ivazlı veya ivazsız yapar | Bedel karşılığı yapılamaz |
| Tereke Borçlarından Sorumluluk | TMK m. 530 uyarınca 5 yıllık istisnai sorumluluk | TMK m. 530 sınırları içinde sorumluluk doğabilir |
Arabuluculuk Dava Şartı mıdır?
Türk usul hukukunda, işçi-işveren uyuşmazlıkları ve ticari davalar gibi alanlarda arabuluculuğa başvuru kanun zorunlu tutar. Dava açılmadan önce arabulucuya gidilmemesi, davanın usulden reddine doğrudan yol açar. Ancak miras hukukuna dair iptal ve tapu tescil davaları farklı bir hukuki rejimde hâkim inceler. Kanun koyucu, miras uyuşmazlıklarını zorunlu arabuluculuk kapsamında doğrudan düzenlemez.
Bu sebeple mahkeme, sözleşmenin iptali davasında arabulucu belgesi istemez. Davacı, arabuluculuk süreci işletmeden doğrudan yetkili mahkemeye dilekçe vererek yargılamayı başlatır. Elbette taraflar aralarındaki uyuşmazlığı mahkemesiz çözmek amacıyla ihtiyari arabuluculuk sürecini işletmeyi tercih edebilirler. Anlaşma sağlanamaması halinde dava süreci kaldığı yerden veya baştan davacı başlatır.
Geçici Koruma ve İhtiyati Tedbir Talebi
İptal davaları genellikle yıllarca sürer ve bu süreçte telafisi güç zararlar ortaya çıkar. İptal davası açan mirasçı, tereke mallarının üçüncü kişilere devredilmesini engellemek için mahkemeden önlem ister. Hâkimden, dava sonuna kadar taşınmazlar üzerine derhal ihtiyati tedbir konulması davacı talep eder. Tedbir kararı, davalı tarafın mülkiyet devri yapma yetkisini geçici olarak doğrudan kısıtlar.
Hâkim, HMK m. 389’daki tedbir sebeplerinden biri bulunur ve talep eden haklılığını yaklaşık olarak ispat ederse ihtiyati tedbire karar verebilir. Alternatif olarak mahkeme, tapu kayıtlarına davalıdır şerhi işlenmesine hükmederek üçüncü kişileri doğrudan uyarır. Bu geçici koruma önlemleri, yargılama sonunda çıkacak kararın infazını güvence altına alır. Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına karşı ilgili taraf, HMK m. 394 uyarınca kararı veren mahkemeye itiraz eder. Mahkeme, tedbir talebinin reddi kararını gerekçesiyle yazılı olarak verir; taraf bu karara karşı HMK m. 391 uyarınca kanun yoluna başvurur.
İspat Yükü ve Mahkemede Kullanılan Deliller
Usul hukuku ilkelerine göre, davasında haklı olduğunu öne süren taraf iddialarını mahkemede kanıtlamak zorundadır. Miras taksim veya feragat belgelerinin geçersizliğini iddia eden davacı, bu sakatlığı ispat külfeti altındadır. Şekil eksikliği veya ehliyetsizlik iddiaları genellikle resmi kayıtlar, sağlık raporları ve adli tıp incelemeleriyle taraflar ispatlar. Senetle ispat kuralı HMK m. 200’de düzenlenir; HMK m. 202’deki delil başlangıcı ve m. 203’teki istisnalarda tanık dinlenebilir.
Ancak irade sakatlığı, hata, hile ve ikrah iddiaları kanunen her türlü delille mahkemede serbestçe taraflar ispatlar. Mahkeme, davacının sunduğu tanıkları bizzat dinler ve taraflar arasındaki yazışmaları veya banka kayıtlarını detaylıca değerlendirir. Davacı iddialarını yeterli ve inandırıcı delillerle destekleyemezse, mahkeme davanın reddine doğrudan karar verir. İspat yükü kuralı, davanın kaderini belirleyen en kritik hukuki unsurdur.
Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı
Hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla kanun koyucu, iptal davaları için katı başvuru süreleri belirler. İrade sakatlığına (yanılma, aldatma, korkutma) dayalı iptal davaları, bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Süre, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işler. Bir yıllık süre geçtiğinde dava hakkı kesin biçimde düşer.
Ölüme bağlı tasarruflarda şekil eksikliği ve ehliyetsizlik, TMK m. 557 uyarınca iptal sebebidir. Bu sebepler mutlak butlan doğurmaz; iptal istemi süreye bağlıdır. Ancak ölüme bağlı tasarrufların iptali bağlamında açılan davalar TMK m. 559 uyarınca iyiniyetli davalılara karşı on ve kötüniyetlilere karşı yirmi yıllık sürelere tabidir. Davalı taraf zamanaşımı defi ileri sürerse mahkeme, esasa girmeden davayı reddeder.
İptal Davasının Hüküm ve Sonuçları
Yargılama sonucunda mahkeme iptal kararı verirse, sözleşme yapıldığı andan itibaren geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Geçersiz sayılan mirastan feragat sözleşmesi nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybeden taraf, yasal haklarını tekrar kazanır. İptal edilen sözleşme üzerinden tapuda yapılan intikaller veya devirler hukuken yolsuz tescil haline gelir. Mahkeme HMK m. 26 uyarınca taleple bağlıdır; tapu iptali ve tescile ancak bu yönde bir talep varsa hükmeder.
İvazlı feragat iptal edildiğinde, mirasçının daha önce mirasbırakandan aldığı bedeli iade etmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca taraflar verdiklerini karşılıklı olarak geri alırlar. İptal kararı kesinleştiğinde, alınan yeni duruma göre sulh hukuk mahkemesinden güncel bir mirasçılık belgesi taraflar çıkartır. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri davasını kaybeden tarafa mahkeme yükletir.
Sonuç
Sonuç olarak, mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan mirastan feragat işlemi, gelecekteki aile içi uyuşmazlıkları daha doğmadan sonlandıran temel ve vazgeçilmez bir miras hukuku kurumudur. Tarafların serbest iradesiyle ve kanunda öngörülen resmi vasiyetname formunda düzenlenen bu özel anlaşmalar, yasal kurallar çerçevesinde feragat edenin mirasçılık sıfatını bütünüyle sonlandırır. Özellikle bir karşılık sağlanarak yapılan ivazlı feragat işlemlerinde altsoy doğrudan etkilenir. Kanunda veya sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu yasal miras hakkını yitirir. Bu nedenle taraflar sözleşmeyi hazırlarken altsoyun ve diğer mirasçıların durumunu açıkça düzenler.
Öte yandan, şekil kurallarına uyulmadan resmi memur önünde yapılmayan işlemler geçersizdir. İrade sakatlığı veya ehliyet eksikliği taşıyan feragat işlemi de iptal davasına konu olur. Mahkemenin vereceği iptal kararı, hatalı ve geçersiz işlemleri geçmişe dönük olarak ortadan kaldırır ve mağdur tarafların kanuni paylarına tekrar kavuşmasını temin eder. Tereke borçlarına ilişkin beş yıllık istisnai sorumluluk kuralları dikkate alınmalıdır. Bu nedenle feragat sürecinin mirasbırakan ve mirasçılar açısından büyük bir hukuki titizlikle yürütülmesi önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Feragat sözleşmesi notersiz yapılabilir mi?
Hayır, kanun koyucu bu tür sözleşmelerin geçerli olması için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesini emreder. Mirasçıların kendi aralarında adi yazılı şekilde veya sözlü olarak yaptıkları feragat anlaşmaları mahkemeler nezdinde hukuken tamamen geçersizdir.
Bedel alınarak yapılan feragat altsoyu etkiler mi?
Evet, mirasçı belirli bir para veya mal karşılığında miras hakkından vazgeçerse, sözleşmede aksi açıkça öngörülmedikçe çocukları da mirastan mahrum kalır. Altsoyun hakkını korumak için sözleşme metnine bunu koruyan özel bir madde eklenmelidir.
Feragat eden kişi borçlardan sorumlu mudur?
Feragat eden kişi mirasçılık sıfatını kaybettiği için tereke borçlarından sorumlu alacaklılar sorumlu tutmaz. Ancak miras açıldığında tereke borca batıksa, alacaklılar feragat edenin ölümden önceki son beş yıl içinde aldığı bedeller için yasal sorumluluğuna başvurabilirler.
Feragat sözleşmesinden sonradan dönülebilir mi?
Miras sözleşmesi kural olarak tarafların yazılı anlaşmasıyla ortadan kalkar; TMK m. 546 ve m. 547 ise kanunun tanıdığı tek taraflı imkânları düzenler. Taraflar sözleşmeyi yazılı anlaşmayla, süreye bağlı olmaksızın ortadan kaldırabilir. Mirasçı sözleşmeden sonra ıskat sebebi oluşturan bir davranışta bulunursa mirasbırakan TMK m. 546 uyarınca sözleşmeyi tek taraflı olarak ortadan kaldırır.
