İşletme Devri Sonrası Eski Borçlar: Dükkanı Devraldım, Tedarikçi Borcu Kapıma Geldi

Bir dükkanı ya da işletmeyi devralan kişi, birkaç ay sonra eski sahibin tedarikçisinden ödeme talebi veya icra takibi alabilir. Bu durumda ilk soru, devralınan borç için yeni sahibin sorumlu olup olmadığıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 202, işletme devri hâlinde eski borçlar için devralanın ve önceki sahibin alacaklılara karşı sorumluluğunu düzenler. Devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ilan ettiği tarihten itibaren işletme borçlarından sorumlu olur. Önceki sahip ise iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak kalır. Ticari işletme devri ayrıca TTK m. 11’deki yazılı şekil, tescil ve ilan kurallarına bağlıdır. Bu yazı dükkan devri ve ticari işletme devri sonrasında tedarikçi taleplerini, bildirim yapılmamasının sonucunu ve koruyucu sözleşme hükümlerini ele alır. İşçilik alacakları ile vergi ve prim borçları ayrı kurallara tabidir; yazı bunlara kısa bir ayrımla değinir.

Son güncelleme: 02.11.2026. Mevzuat kontrolü, 02.11.2026 tarihinde yürürlükte olan metinler üzerinden yapılmıştır. Esas alınan metinler TBK, TTK, İİK, HMK, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve İş Kanunudur. TBK m. 202’nin resmî metni Mevzuat Bilgi Sistemi sitesinde yer alır.

İşletme Devri Hâlinde Eski Borçlar: TBK m. 202 Ne Söyler?

TBK m. 202, bir malvarlığının veya bir işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte devralınmasını düzenler. Aktif, işletmenin mal, alacak ve haklarını; pasif ise borçlarını ifade eder. Hüküm, devralanın işletmedeki borçlardan alacaklılara karşı hangi tarihten itibaren sorumlu olacağını belirler. Bunun yanında önceki borçlunun sorumluluğunun ne kadar süreceğini de gösterir.

Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili…

TBK m. 202 güncel kanun metni →

Maddenin dört fıkrası bir bütün oluşturur. Birinci fıkraya göre devralanın sorumluluğu, devri alacaklılara bildirdiği veya ilanla duyurduğu tarihten başlar. İkinci fıkra, önceki borçlunun iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu kalmasını öngörür. Üçüncü fıkra, bu yoldan borç üstlenmenin sonuçlarını dış üstlenme sözleşmesinin sonuçlarıyla özdeş sayar. Son fıkra ise bildirim veya ilan yapılmadıkça iki yıllık sürenin işlemeye başlamayacağını belirtir.

Kanun metni, devralanın sorumluluğunu devraldığı aktiflerin değeriyle sınırlamaz. Öte yandan hüküm, malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan söz eder. Bu nedenle işletme devrinde önceki sahibin işletmeyle bağlantısı olmayan kişisel borçları bu sorumluluğun dışında kalır. Bir borcun işletmeye ait olup olmadığını ise borcun işletme faaliyetiyle bağlantısı ve devrin kapsamı gösterir.

Hangi işletme devri bu kapsama girer?

Hükmün uygulanması için devrin aktif ve pasifleri birlikte kapsaması gerekir. Örneğin bir kafenin yalnız masa, sandalye ve kahve makinesini satın alan kişi, aktif ve pasiflerle bir devir yapmış olmayabilir. Mahkeme devrin niteliğini, tarafların kullandığı sözcüklere bakmaksızın gerçek ve ortak iradelerine göre belirler (TBK m. 19/1). Dolayısıyla sözleşmede yalnız bazı eşyaların satıldığı yazsa da alacaklı, devrin gerçekte işletmenin bütününü kapsadığını ileri sürebilir.

Şirket paylarının satın alınması ise farklı bir işlemdir. Pay devrinde işletme ve borçları şirketin malvarlığında kalır; borçlu olan şirket değişmez. Bu nedenle pay devrinde TBK m. 202 kural olarak gündeme gelmez. Payın devri için aranan şekil ve onayı limited şirket hisse devri, noter ve genel kurul onayı yazısı ayrıca anlatır.

Devralınan işletmenin ticari işletme mi yoksa esnaf işletmesi mi olduğu, ilanın yerini belirler. Ticari işletmeler için TBK m. 202 Ticaret Sicili Gazetesini öngörür. Diğer işletmelerde ise devralan, ilanı Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlatır. Mahalledeki küçük bir dükkan devri, işletmenin niteliğine göre bu ikinci gruba girebilir.

Ticari İşletme Devri ve TTK m. 11: Yazılı Sözleşme, Tescil ve İlan

Türk Ticaret Kanunu, ticari işletmeyi esnaf işletmesinden gelir düzeyine göre ayırır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan gelir hedefiyle faaliyetlerin devamlı ve bağımsız yürütüldüğü işletmedir. İki işletme türü arasındaki sınırı Cumhurbaşkanı kararı belirler (TTK m. 11/1-2).

Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü…

TTK m. 11 güncel kanun metni →

Taraflar ticari işletme devrini, malvarlığı unsurları için ayrı ayrı tasarruf işlemi yapmadan bir bütün hâlinde gerçekleştirebilir. Aksi öngörülmemişse devir sözleşmesi; duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını ve ticaret unvanını kapsar. Diğer fikrî mülkiyet hakları ile işletmeye sürekli özgülenen unsurlar da bu kabulün içindedir. Sözleşme yazılı yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir (TTK m. 11/3).

TTK m. 11/3’teki ilan, devir sözleşmesinin sicile yansımasına ilişkindir. Buna karşılık TBK m. 202’deki ilan, devri ve borçların üstlenildiğini alacaklılara duyurma işlevi görür. Sicil ilanının bu ikinci işlevi de karşılayıp karşılamadığı, ilan metninin içeriğine bağlıdır. Bu yüzden işletmenin aktif ve pasifleriyle devredildiğini ilan metnine açıkça yazmak tartışmayı azaltır.

Devirle birlikte ticaret unvanı da yeni sahibe geçebilir. Ticaret unvanı ve unvanın korunması yazısı, unvanın seçimi, değiştirilmesi ve korunmasına ilişkin kuralları ele alır.

İşletme Devri Duyurulunca Devralanın Sorumluluğu

Devralanın alacaklılara karşı sorumluluğu, bildirim veya ilan tarihinde başlar. Bildirim, devrin alacaklılara tek tek haber verilmesidir. İlanı ise ticari işletmede Ticaret Sicili Gazetesi, diğer işletmelerde ulusal dağıtımlı bir gazete yayımlar. Kanun bildirim için belirli bir şekil öngörmez; ancak ispat kolaylığı bakımından yazılı ve tarihli bir yol seçmek yararlıdır. Örneğin noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü mektup veya kayıtlı elektronik posta bu amaca hizmet eder.

Bu tarihten sonra tedarikçi, işletmeye ait alacağını devralandan isteyebilir. Devralınan borç için alacaklı artık devralana da başvurabilir. Ancak devralanın borçlu sıfatı, TBK m. 202’deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Bu nedenle devrin aktif ve pasiflerle yapılmadığı veya borcun işletmeye ait olmadığı itirazı önem taşır.

Devralan hangi savunmaları ileri sürebilir?

Kanun, bu yoldan borç üstlenmenin sonuçlarını dış üstlenme sözleşmesinin sonuçlarıyla özdeş sayar (TBK m. 202/3). Dış üstlenmede üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı yeni borçluya geçer (TBK m. 199/1). Örneğin malın teslim edilmediği, ayıplı olduğu, bedelin önceden ödendiği veya alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasını devralan da ileri sürebilir.

Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer…

TBK m. 199 güncel kanun metni →

Aynı maddeye göre dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu, önceki borçlunun kişisel savunmalarında bulunamaz (TBK m. 199/2). Yeni borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları da alacaklıya karşı ileri süremez (TBK m. 199/3). İşletme devrinde bu kural şu sonucu doğurur: satıcının eski borçları kendisinin ödeyeceğini taahhüt etmesi, alacaklıya karşı kural olarak bir savunma oluşturmaz. Devir sözleşmesi bazı borçları devrin dışında bırakmışsa bu sınırlamanın alacaklıya etkisini duyurunun içeriği ve somut olay belirler.

Zamanaşımına uğramış borç ve icra takibi yazısı, zamanaşımı savunmasının ileri sürülme biçimini ve kısmi ödemenin etkisini anlatır.

İşletme Devri Sonrası Önceki Sahibin İki Yıllık Sorumluluğu

Devirden sonra önceki sahip borçtan hemen kurtulmaz. TBK m. 202/2’ye göre önceki borçlu, iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını veya bir kısmını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir (TBK m. 163/1).

İki yıllık sürenin başlangıcı borcun vadesine göre değişir. Devir anında muaccel olan borçlarda süre, bildirim veya duyuru tarihinden işler. Buna karşılık daha sonra muaccel olacak borçlarda süre, muacceliyet tarihinden başlar. Örneğin devralan devri mart ayında ilan etmişse, eylül vadeli bir faturanın iki yıllık süresi vade tarihinden itibaren işler.

Bu iki yıllık süre ile alacağın kendi zamanaşımı farklı kurumlardır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kira bedelleri ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar ise beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147). TBK m. 202/2’deki süre, önceki borçlunun sorumluluğunun ne kadar süreceğini gösterir. Alacağın zamanaşımı ise ayrı bir meseledir. Ancak zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur (TBK m. 155/1).

Kanun, iki yıllık sürenin niteliğini ve alacaklının bu süre içinde hangi işlemle hakkını koruması gerektiğini ayrıca düzenlemez. Sürenin hak düşürücü nitelikte değerlendirilmesi hâlinde yalnız ihtar veya ödeme talebi hakkı korumayabilir. Bu yüzden önceki sahibe de başvurmak isteyen alacaklının, süre dolmadan dava veya icra takibi yoluna gitmesi temkinli bir yoldur.

İç ilişkide borcu kim üstlenir?

Alacaklıya karşı müteselsil sorumluluk, borcun devralan ile devreden arasında kime ait olduğunu göstermez. Müteselsil borçlular, aksi kararlaştırılmadıkça veya ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur (TBK m. 167/1). İşletme devrinde bu ilişkinin niteliğini çoğu durumda devir sözleşmesi belirler.

Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan…

TBK m. 167 güncel kanun metni →

Örneğin taraflar satış bedelini işletmenin borçlarını düşerek belirlemişse borcun iç ilişkide devralana ait olduğu sonucu çıkabilir. Buna karşılık satıcı, listede göstermediği borçları üstleneceğini taahhüt etmişse bu borçlar iç ilişkide satıcıya kalır. Kendisine düşen paydan fazla ödeyen borçlu, fazlayı diğer borçludan isteyebilir (TBK m. 167/2). Müteselsil sorumlulukta rücu hakkı yazısı, rücu hakkının işleyişini ayrıntılı olarak anlatır.

İşletme Devri Bildirilmez veya İlan Edilmezse Ne Olur?

Uygulamada sık karşılaşılan durumlardan biri, devrin alacaklılara hiç duyurulmamasıdır. Bu durumda TBK m. 202 iki ayrı sonuca yol açar. Birincisi devralanın, ikincisi önceki sahibin sorumluluğuyla ilgilidir.

Kanunun lafzına göre devralanın alacaklılara karşı sorumluluğu, bildirim veya ilan tarihinden başlar. Bu nedenle hiç bildirim yapılmamışsa devralan, TBK m. 202’ye dayanan sorumluluğun henüz doğmadığını savunabilir. Bununla birlikte kanun bildirim için bir kalıp öngörmediğinden, devralanın devri alacaklıya bir yazı veya e-postayla haber vermesi de bildirim sayılabilir. Hangi davranışın bildirim niteliği taşıdığını somut olay belirler.

Devralan eski borçları kendi adına ödemeye başlamışsa durum değişebilir. Çünkü TBK m. 196/3’e göre alacaklı, çekince ileri sürmeden üstlenenin ifasını kabul ederse borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır. Dolayısıyla duyurusuz bir devirde bile devralanın davranışı, belirli bir alacaklıyla borç üstlenme ilişkisi kurabilir.

Önceki sahip yönünden sonuç daha açıktır. Bildirim veya ilan yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe iki yıllık süre işlemeye başlamaz (TBK m. 202/4). Böylece duyuru yapılmadığı sürece devreden, işletmenin eski borçlarından sorumlu olmaya devam eder. Bu sorumluluk, alacağın zamanaşımına ilişkin kurallar saklı kalmak üzere sürer. Bu yüzden devir duyurusu, en az devralan kadar devredenin de yararınadır.

Alacaklının tasarrufun iptali yolu

Alacaklının başvurabileceği yol TBK m. 202 ile sınırlı değildir. İcra ve İflas Kanunu, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemlerin iptalini düzenler. Ticari işletme devrinde İİK m. 280’in son fıkrası, devralan aleyhine özel bir karine içerir.

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun…

İİK m. 280 güncel kanun metni →

Bu fıkraya göre ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralanın, borçlunun zarar verme kastını bildiği kabul edilir. Aynı hâlde borçlunun da zarar verme kastıyla hareket ettiği kabul olunur. Devralan bu karineyi, iptal davasını açan alacaklıya devirden en az üç ay önce yazılı bildirim yapıldığını ispat ederek çürütebilir. Devirden en az üç ay önce, işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levha asılmasıyla birlikte Ticaret Sicili Gazetesinde ilan yapıldığının ispatı da aynı sonucu doğurur. Bu ilan mümkün değilse, devirden en az üç ay önce bütün alacaklıların öğrenmesini sağlayacak uygun araçlarla ilan yapıldığının ispatı yeterlidir (İİK m. 280/3).

Bu yol, TBK m. 202’deki sorumluluktan farklı şartlara bağlıdır. Karine yalnız kastın ispatını kolaylaştırır; iptal için borçlunun malvarlığının borçlarına yetmemesi de gerekir (İİK m. 280/1). İptal davasını kural olarak elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açar (İİK m. 277). İşlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır (İİK m. 280/1). Dava hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m. 284). Mahkeme davayı kabul ederse alacaklı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazanır (İİK m. 283/1).

İşletme Devri ve Ayrı Rejimler: İşçilik Alacakları, Kira ve Kamu Borçları

Her eski borç için tek ölçü TBK m. 202 değildir. İşyeri hukuki bir işlemle devredildiğinde iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer (İş K. m. 6/1). Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan iki işveren birlikte sorumludur. Devreden işverenin bu sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır (İş K. m. 6/3). Bu sürenin başlangıcı, TBK m. 202’den farklı olarak bildirim tarihi değil devir tarihidir. İflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu yapılan devirde ise bu hükümler uygulanmaz (İş K. m. 6/6).

Dükkan kiralıksa kiracılık hakkının devri, kiraya verenle ilişkiyi de etkiler. TBK m. 323/1’e göre kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren ise işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz. Yazılı rızaya dayanan devirde devreden kiracı, sözleşmenin bitimine kadar ve en fazla iki yıl devralanla birlikte müteselsil sorumlu olur (TBK m. 323/3).

İşyeri kirasının devri ve dükkan sahibinin devir hakkı yazısı, kiraya verenin rızasını ve hava parası meselesini ayrıntılı olarak anlatır.

Devredenin vergi ve sosyal güvenlik prim borçları kamu alacağıdır ve kendi özel kanunlarına tabidir. Bu borçlarda devralanın durumu bu yazının kapsamı dışındadır. Devirden önce vergi dairesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını incelemek, bu riski görünür hâle getirir.

İşletme devri sonrası rejimlerin karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, devirden sonra gündeme gelen başlıca sorumluluk rejimlerini yan yana gösterir. Tablo genel çerçeveyi verir; somut sözleşme ve olay sonucu değiştirebilir.

Rejim Dayanak Sebep Kim, kime karşı Süre Sonuç
Devralanın sorumluluğu TBK m. 202/1, 202/3 İşletmenin aktif ve pasifleriyle devri; alacaklılara bildirim veya ilan İşletme alacaklısı, devralana karşı Sorumluluk bildirim veya ilan tarihinden başlar; alacağın zamanaşımı ayrıca işler Devralan işletme borçlarından sorumlu; borca ilişkin savunmalar ona geçer
Önceki sahibin sorumluluğu TBK m. 202/2, 202/4 Aynı devir İşletme alacaklısı, devredene karşı İki yıl; muaccel borçta bildirim veya duyurudan, sonra muaccel olanda muacceliyetten; duyuru yoksa süre başlamaz Devreden, devralanla birlikte müteselsil borçlu
İç ilişkide rücu TBK m. 167; devir sözleşmesi Payından fazla ödeme veya sözleşmedeki tazmin hükmü Ödeyen taraf, diğer tarafa karşı Sözleşmedeki düzen ve zamanaşımı kuralları birlikte incelenir Fazla ödenen kısmın veya taahhüt edilen tutarın istenmesi
Tasarrufun iptali İİK m. 277, 280, 283, 284 Zarar verme kastıyla devir; ticari işletme devrinde kanuni karine Aciz belgesi bulunan alacaklı, borçlu ve devralana karşı İşlemden itibaren beş yıl içinde takip şartı; dava hakkı beş yılda düşer Davaya konu mal üzerinde cebri icra yetkisi
İşçilik alacakları İş K. m. 6 İşyerinin hukuki işlemle devri; iflas tasfiyesi sonucu devir hariç İşçi, devreden ve devralan işverene karşı Devredenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl İş sözleşmeleri devralana geçer; devir öncesi borçlarda birlikte sorumluluk
Kira ilişkisinin devri TBK m. 323 Kiraya verenin yazılı rızasıyla devir Kiraya veren, devreden ve devralan kiracıya karşı İşyerinde sözleşmenin bitimine kadar, en fazla iki yıl Devralan kiracının yerine geçer; devreden müteselsil sorumlu

Dükkan Devri Sözleşmesine Konacak Koruyucu Hükümler

Devralan ile devreden arasındaki anlaşma, kural olarak alacaklıyı bağlamaz. Buna karşılık taraflar, kendi aralarındaki ilişkiyi ayrıntılı biçimde düzenleyebilir. Bir dükkan devri veya ticari işletme devri sözleşmesinde aşağıdaki hükümler bu amaca hizmet eder.

  • Devrin kapsamı: Taraflar, işletmenin aktif ve pasifleriyle mi yoksa belirli malvarlığı unsurlarıyla mı devredildiğini açıkça yazar. Devrin dışında kalan borçlar varsa sözleşme bunları ayrıca sayar.
  • Devralınan borç listesi: Sözleşmenin eki, devir tarihi itibarıyla alacaklının adını, tutarı, vadeyi ve borcun dayanağını gösterir. Taraflar, listede gösterilmeyen borçların iç ilişkide satıcıya ait olduğunu kararlaştırabilir.
  • Satıcının beyanı ve tazmin taahhüdü: Satıcı, listede gösterilmeyen bir işletme borcu bulunmadığını beyan eder. Beyan gerçeğe aykırı çıkarsa devralanın ödediği tutarı ve masrafları karşılamayı üstlenir.
  • Bildirim ve ilan takvimi: Sözleşme, devralanın alacaklılara bildirimi ve ilanı hangi süre içinde ve hangi yolla yapacağını gösterir. Bu takvim, devreden yönünden iki yıllık sürenin başlaması bakımından da önem taşır.
  • Üç aylık ön bildirim: İİK m. 280’deki karineye karşı taraflar, alacaklılara devirden en az üç ay önce yazılı bildirim yapmayı planlayabilir. Bildirimi hangi tarafın yapacağını sözleşme belirler.
  • Bedel tutma ve mahsup: Taraflar, satış bedelinin devralınan borç tutarını karşılayacak bir kısmını belirli süre emanette tutabilir. Devralan, ödemek zorunda kaldığı eski borçları kalan bedelden düşme hakkını da sözleşmeye yazdırabilir.

İşletme devri sözleşmesinde teminat ve alacaklıyla anlaşma

  • Teminat: Devralan, satıcıdan banka teminat mektubu veya kefalet isteyebilir. Kefalet sözleşmesi, yazılı yapılmadıkça ve azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 583/1). Kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve varsa müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi de şarttır.
  • Belgelerin teslimi: Satıcı, borçlara ilişkin sözleşme, fatura, ödeme ve itiraz belgelerini devralana teslim eder. Böylece devralan, borca ilişkin savunmaları belgeye dayanarak ileri sürebilir.
  • Alacaklıyla borç üstlenme anlaşması: Önemli bir tedarikçiyle ayrıca anlaşma yapmak mümkündür. Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur (TBK m. 196/1).

Kefilin sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi yazısı, eşin rızası gibi diğer geçerlilik şartlarını da ele alır.

Bu hükümler devralan ile devreden arasındaki ilişkiyi düzenler. Alacaklı ise sözleşmede başka bir düzenleme bulunsa da TBK m. 202’deki haklarını kullanabilir. Bu nedenle tazmin taahhüdünün değeri, satıcının ödeme gücüne ve alınan teminata bağlıdır.

İşletme Devri Sonrası Eski Borç İçin Takip veya Dava

Ödeme emri gelirse ilk adım

Alacaklı, devralan hakkında ilamsız icra takibi başlatabilir. Bu durumda devralan, itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirir (İİK m. 62/1). Devralan itirazında devrin aktif ve pasiflerle yapılmadığını, bildirim veya ilanın bulunmadığını ya da borcun işletmeye ait olmadığını ileri sürebilir. Ödeme, ayıp veya zamanaşımı gibi borcun kendisine ilişkin savunmalar da itirazın konusu olabilir.

Sürenin hesabını ve dilekçenin verileceği yeri ödeme emrine itiraz süresi yazısı anlatır. İtirazdan sonra alacaklının açabileceği davayı ise itirazın iptali davası süresi ve şartları yazısı ele alır.

Dava kime karşı açılır?

Alacaklı, bildirim veya ilandan sonra işletme borcu için devralana karşı dava açabilir. İki yıllık süre içinde önceki sahip de devralanla birlikte müteselsil borçludur. Bu nedenle alacaklı davayı ikisine birlikte veya yalnız birine karşı açabilir (TBK m. 163/1). Duyuru hiç yapılmamışsa önceki sahip, TBK m. 202/4 uyarınca sorumlu olmaya devam eder. Bu durumda devralanın davalı sıfatı, TBK m. 202 dışında ayrı bir dayanak gerektirebilir.

Devralan ile devreden arasındaki uyuşmazlık ise ayrı bir ilişkidir. Eski borcu ödeyen devralan, devir sözleşmesindeki tazmin hükmüne veya TBK m. 167’deki rücu hakkına dayanarak satıcıya başvurur. Alacaklının devralana yönelttiği talepte devralanın sorumluluğu kanundan doğar. Devralanın satıcıya yönelttiği talep ise sözleşmeye veya rücu ilişkisine dayanır.

Görevli ve yetkili mahkeme

TBK m. 202 ve 203’te öngörülen hususlardan doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (TTK m. 4/1-c). Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakar (TTK m. 5/1). Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde ise ticari davaya asliye hukuk mahkemesi devam eder (TTK m. 5/4).

Devir sözleşmesindeki tazmin taahhüdüne dayanan uyuşmazlığın niteliği ayrı bir değerlendirme gerektirir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır (TTK m. 4/1). İki esnaf arasındaki bir dükkan devri uyuşmazlığında ise davanın niteliğini talebin dayanağı belirler.

Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Menfi tespit ve istirdat davaları ise takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yerde veya davalının yerleşim yerinde açılabilir (İİK m. 72).

Arabuluculuk dava şartı mı?

TTK m. 5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan bazı davalarda arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Hüküm alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını sayar. TBK m. 202’ye dayanan para alacağı davası ticari dava olduğundan bu kapsama girer. Aynı şekilde devralanın açacağı menfi tespit davası da bu kapsamdadır.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa mahkeme, davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (6325 s.K. m. 18/A). Öte yandan icra dairesine itiraz bir dava değildir. Bu nedenle devralan, yedi günlük itiraz süresini arabuluculuk sürecini beklemeden kullanır.

Hangi deliller kullanılır?

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190/1). Buna göre alacaklı; alacağını, işletmenin aktif ve pasifleriyle devrini ve bildirim veya ilanı ispat eder. Devralan ise borcun işletmeye ait olmadığını veya sona erdiğini ileri sürüyorsa bunu ortaya koyar. Başlıca deliller şunlardır.

  • Devir sözleşmesi, ekleri ve devralınan borç listesi.
  • Ticaret Sicili Gazetesi ilanı veya ulusal gazetedeki ilan.
  • Alacaklılara gönderilen bildirimler ve tebliğ belgeleri.
  • Faturalar, irsaliyeler, cari hesap ekstreleri ve ticari defterler.
  • Devir tarihindeki envanter, bilanço veya mizan.
  • Vergi levhası, esnaf veya ticaret sicili kayıtları ve kira sözleşmesi.
  • Banka dekontları ve ödeme kayıtları.

Bilirkişi, defter ve hesap kayıtları üzerinde teknik görüş verir. Buna karşılık borcun işletmeye ait olup olmadığı ve devrin TBK m. 202 kapsamına girip girmediği, mahkemenin hukuki değerlendirmesidir.

Harç ve dava değeri

Harç, arabuluculuk ücreti ve dava değerine bağlı parasal sınırlar, yürürlükteki tarife ve kanun hükümlerine göre her yıl değişebilir. Bu nedenle yazı tutar vermez; dava açmadan önce güncel tarifeye bakmak gerekir.

Geçici Koruma: Menfi Tespitte Tedbir ve İhtiyati Haciz

TBK m. 202, işletme devrinden doğan uyuşmazlıklar için özel bir geçici koruma önlemi öngörmez; bu nedenle genel hükümler devreye girer. İcra takibinden önce menfi tespit davası açan devralan, takibin durdurulması için ihtiyati tedbir isteyebilir. Mahkeme bu kararı, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında verebilir (İİK m. 72/2).

Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ise tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikme zararını karşılayacak ve alacağın yüzde on beşinden az olmayan bir teminat gösterebilir. Bu teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK m. 72/3).

Alacaklı ise rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için ihtiyati haciz isteyebilir (İİK m. 257/1). Tasarrufun iptali davasında da hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebiyle ihtiyati haciz kararı verebilir (İİK m. 281/2). İhtiyati haciz şartları, itiraz ve süreler yazısı, şartları ve itiraz yollarını anlatır.

Devralan ile satıcı arasındaki uyuşmazlıkta da taraflar genel tedbir hükümlerine başvurabilir. Örneğin emanetteki bedelin serbest bırakılması hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa taraf, ihtiyati tedbir isteyebilir (HMK m. 389/1). Tedbir isteyen taraf, sebebi ve türü açıkça belirtir ve haklılığını yaklaşık olarak ispat eder (HMK m. 390/3).

Sonuç

İşletme devri, eski borçların akıbetini TBK m. 202’deki iki aşamalı düzene bağlar. İşletme aktif ve pasifleriyle devralınmışsa devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ilan ettiği tarihten itibaren işletme borçlarından sorumlu olur. Önceki sahip ise iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu kalır. Bu süre, bildirim veya ilan yapılmadıkça işlemeye başlamaz.

Ticari işletme devri ayrıca TTK m. 11 uyarınca yazılı şekle, tescile ve ilana bağlıdır. Esnaf işletmelerinde ilan yolunu seçen devralan, TBK m. 202’deki ilanı Türkiye genelinde dağıtımı yapılan bir gazetede yayımlatır. Devralan, üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürebilir; satıcıyla arasındaki anlaşmayı ise alacaklıya karşı kural olarak ileri süremez.

Duyurusuz devirde devralanın TBK m. 202’ye dayanan sorumluluğu, kanunun lafzına göre başlamamış olur; ancak devrin alacaklıya başka yoldan bildirilmesi sonucu değiştirebilir. Devredenin sorumluluğu ise sürer. Alacaklı ayrıca İİK m. 280’deki karineye dayanarak tasarrufun iptalini isteyebilir. İşçilik alacakları, kira ve kamu borçları kendi kurallarına tabidir. Sözleşmedeki borç listesi, tazmin taahhüdü, bedel tutma ve teminat hükümleri iç ilişkideki riski dağıtır. TBK m. 202’ye dayanan para alacağı davaları ticari davadır ve arabuluculuk dava şartına bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

İşletme devri yapılınca eski sahibin borçları devralana geçer mi?

İşletme aktif ve pasifleriyle devralınmışsa devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ilan ettiği tarihten itibaren işletme borçlarından sorumlu olur (TBK m. 202). Belirli eşyaların satın alınması bu sonucu her durumda doğurmaz. İşletme devrinde önceki sahibin işletmeyle ilgisi olmayan kişisel borçları kural olarak bu kapsamda değildir.

Eski sahip devirden sonra ne kadar süre sorumlu kalır?

Önceki sahip, iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Süre muaccel borçlarda bildirim veya duyuru tarihinden, sonra muaccel olan borçlarda muacceliyet tarihinden işler. Duyuru yükümlülüğü yerine getirilmedikçe iki yıllık süre işlemeye başlamaz.

Dükkan devri ilan edilmezse devralan eski borçlardan sorumlu olur mu?

Kanunun lafzına göre devralanın TBK m. 202’deki sorumluluğu bildirim veya ilan tarihinden başlar. Devrin alacaklıya başka bir yolla yazılı olarak haber verilmesi de bildirim sayılabilir; sonuç somut olaya göre değişir. Ticari işletme devrinde alacaklı, İİK m. 280’deki karineye dayanarak tasarrufun iptalini de isteyebilir.

Ticari işletme devri sözleşmesi hangi şekilde yapılır?

Ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan devir sözleşmesi yazılı yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir (TTK m. 11/3). Aksi öngörülmemişse sözleşme duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını ve ticaret unvanını kapsar. Borçlar bakımından ayrıca TBK m. 202’deki bildirim veya ilan önem taşır.

Devralınan borç için ödeme yapan devralan satıcıdan parayı geri isteyebilir mi?

Devir sözleşmesi borcu iç ilişkide satıcıya bırakmışsa devralan, sözleşmedeki tazmin hükmüne veya TBK m. 167’deki rücu hakkına dayanarak ödediği tutarı satıcıdan isteyebilir. Sözleşmede düzenleme yoksa iç ilişkideki payı ilişkinin niteliği belirler. Bu iç ilişki, alacaklıya karşı kural olarak bir savunma oluşturmaz.

Eski borç için açılan davada arabuluculuk zorunlu mu?

TBK m. 202’den doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (TTK m. 4/1-c). Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Mahkeme, arabulucuya başvurulmadan açılan davayı usulden reddeder.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.