Hasta Hakları Yönetmeliği 23. Madde
I. Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
II. Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.
III. Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.
IV. Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.
V. Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 23. maddesi, sağlık hizmetinin özünde yer alan “tıbbi sır” kavramını koruyarak hekim-hasta ilişkisinin temel taşı olan gizlilik ilkesini güvence altına alır. Hasta, sağlık hizmetine başvurduğunda hekime en mahrem bilgilerini — tıbbi, psikolojik, cinsel, sosyal ve ekonomik boyutlarda — paylaşır; bu paylaşım ancak gizliliğin güvence altında olduğu bir ortamda mümkündür.
Birinci fıkra mutlak bir prensip koyar: “Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.” “Hiçbir şekilde” ifadesi, kuralın istisnasız olduğunu, istisnaların yalnızca “kanun ile müsaade edilen haller” olduğunu belirtir. Yönetmelik veya idari uygulama ile istisna yaratılamaz; ancak kanun düzeyinde düzenleme gerekir.
Kanunda belirlenen istisnalar arasında 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu kapsamındaki bulaşıcı hastalıkların bildirimi, 5237 sayılı TCK m.280’deki kamu sağlığı zorunluluklarında bildirim, CMK m.135’teki dinleme ve benzeri tedbirler ile CMK m.160’taki soruşturma yükümlülükleri sayılabilir. Ayrıca 6698 sayılı KVKK’nın 6. maddesindeki sağlık verileri için özel izin rejimi de bu sistematiğin bir parçasıdır.
İkinci fıkra, rızanın varlığının tıbbi sırrın ihlalini meşrulaştırmayacağı haller tanımlar: “Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.” Bu hüküm, TMK m.23/2 ile uyumludur; kişilik haklarının mutlak olarak feragat edilemeyeceği ilkesine dayanır. Örneğin hasta rıza verse bile, hastalığının TV programında tüm ayrıntılarıyla ifşa edilmesi, kişilik hakkının aşırı kısıtlanması sonucunu doğurduğu için hekimi sorumluluktan kurtarmaz.
Üçüncü fıkra ağır bir yaptırım hükmü içerir: “Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.” Bu, üç unsuru barındırır: geçerli/haklı sebep yokluğu, zarar verme ihtimali ve ifşa. Üç unsurun birlikte varlığı halinde hem hukuki (tazminat) hem cezai (TCK m.258 göreve ilişkin sırrın açıklanması veya m.136 verileri hukuka aykırı ele geçirme) sorumluluk doğar.
Dördüncü fıkra, araştırma ve eğitim amaçlı faaliyetlerde bile hastanın kimlik bilgilerinin rıza olmaksızın açıklanamayacağını düzenler. Bu, akademik yayınlarda vaka sunumları yapılırken hastanın kimliğinin korunması gereğine işaret eder. Tıp dergilerine gönderilen makalelerde hastanın açık rızası alınmadığı sürece fotoğraflarının, ses kayıtlarının veya tanımlanabilir verilerinin paylaşılması yasaktır. Anonimleştirme yeterli olmadığında, tam onam alınmadan yayın yapılamaz.
Uygulamada 23. madde, çeşitli somut vakalarla gündeme gelir. Hastane personelinin bir hastayı sosyal medyada konuşması, bir hastanın tedavi bilgilerinin işverenine paylaşılması, özel sigortanın talep etmediği ayrıntıların verilmesi bu madde kapsamında değerlendirilir. Yargıtay kararları, tıbbi sırrın ihlalinde sadece hizmet veren değil, bu sırrı öğrenip ifşa eden üçüncü kişilerin de sorumlu tutulabileceğini kabul eder.
KVKK ile olan ilişki önemlidir. Sağlık verileri KVKK m.6 kapsamında özel nitelikli kişisel veri olduğu için, bunların işlenmesi kural olarak açık rıza veya kanuni istisna gerektirir. KVKK m.17 ile TCK m.135-138 arasında bağlantı kurulmuş olup kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması 1 ila 3 yıl hapis cezası gerektiren bir suçtur.
Avukat perspektifinden 23. madde, hem tıbbi sır ihlali tazminat davalarında hem de ceza davalarında temel dayanaktır. Manevi tazminatta, zarar ispat edilmek zorunda değildir; kişilik hakkının ihlali tek başına zarar yaratır. Cezai sorumluluk, hekim için 258. madde, diğer personel için m.135 veya özel yasadaki ilgili suç tipi kapsamında değerlendirilir.
