TBK 130. Madde
I. Başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur.
II. Ancak, çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir.
III. Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
TBK 130. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 129 uncu maddesinde, başkasını çalıştıran kişinin, çalıştırdığı kişiye karşı hukukî sorumluluğunu sigorta ettirmesi durumunda, sigorta tazminatının kime ait olacağı düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Sigorta ile temin edilmiş hukukî mesuliyetler” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Sorumluluk sigortalarında” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 112 nci maddesinden farklı olarak, yeni bir hüküm eklenmesi nedeniyle, Tasarının 129 uncu maddesi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde kullanılan “sigorta ücretinin en aşağı yarısını tediyeye iştirak etmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıya alınmamıştır. Böylece çalıştıran, çalıştırdığı kişi yararına hukukî sorumluluk sigortası yaptırmışsa, çalıştırılanın sigorta primlerinin en az yarısını ödemesi koşulu kaldırılarak, sigortadan doğan hakların, doğrudan doğruya çalışana ait olması kabul edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde yer verilmeyen, Tasarının 129 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, çalışana ödenecek sigorta tazminatının genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilmesi öngörülmektedir. Böylece, borçlar hukukumuzda geçerli olan zarar görenin, zarar verici olay nedeniyle elde ettiği yararların, uğradığı zararlardan indirilmesini ifade eden denkleştirme (mahsup) ilkesi gözetilmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 112 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkra ile, diğer hukukî sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı
818 sayılı Borçlar Kanununda “Üçüncü Bap / Borçların sukutu” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Üçüncü Bölüm / Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı” şekline dönüştürülmüştür. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113 ve devamı maddelerinde, dar anlamda borçların sona erme sebeplerinin düzenlendiği, buna karşılık Tasarının aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesinde geniş anlamda borcun, yani borç ilişkisinin sona erdirilmesinin de söz konusu olduğu göz önünde tutularak, Tasarının Üçüncü Bölümünün başlığında buna uygun değişiklik yapılmıştır.
BİRİNCİ AYIRIM
Sona Erme Hâlleri
Tasarının 130 uncu maddesiyle başlayan Birinci Ayırımında “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Erme Hâlleri” düzenlenmiştir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 130. maddesi, başkasını çalıştıran kişinin çalışanına karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak amacıyla yaptırdığı sigorta ilişkisini düzenleyen ve üçüncü kişi yararına sözleşme kurumunun özel bir uygulama alanını oluşturan önemli bir hükümdür. Madde, 818 sayılı Kanun’un 113. maddesini karşılamakta olup işçi koruması yönünde geliştirilmiş yeni düzenlemeler içermektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur. Bu hüküm, işverenin (veya iş sahibinin) işçisine karşı hukuki sorumluluğunu kapsayan sigorta poliçesi yaptırması durumunda, sigorta tazminatının doğrudan çalışana ödenmesini öngörür. Eski 818 sayılı Kanun’daki "sigorta primlerinin en az yarısını çalışanın ödemesi" şartı kaldırılmış; böylece işçi, işveren tam prim ödese bile sigortadan doğrudan yararlanır hâle gelmiştir. Bu değişiklik, işçi korumasını güçlendiren önemli bir gelişmedir.
İkinci fıkra denkleştirme (mahsup) ilkesini getirmektedir: çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir. Bu hüküm, aynı zararın iki kez tazmin edilmesini önleme amacı taşır. Çalışan, sigortadan tazminat almışsa, işverenin kendisine ayrıca ödeyeceği tazminattan bu miktar düşülür. Türk sorumluluk hukukunun temel prensiplerinden olan "zenginleşme yasağı" ve "zararın bir kez tazmin edilmesi" ilkesinin somut uygulamasıdır. Böylece çalışan zararını karşılar ama bundan kazanç elde edemez.
Üçüncü fıkra, diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümlerinin saklı tutulduğunu belirtmektedir. Bu düzenleme, TBK m. 130’un alanının sadece iş ilişkisi dışındaki diğer sigorta türlerinin etkilenmemesini sağlar. Trafik sigortası, mesleki sorumluluk sigortası, ürün sorumluluğu sigortası gibi özel düzenlemelerle yönetilen alanlar kendi kanunlarına tâbi kalmaya devam eder.
Doktrinde bu hüküm, "üçüncü kişi yararına sigorta sözleşmesi"nin işçi koruması için özelleştirilmiş bir formudur. Normal şartlarda işverenin sigorta yaptırması kendi zararını karşılama amacı taşırken; bu maddede sigorta haklarının doğrudan işçiye ait olması, işçiyi işverenin mali durumuna bağımlılıktan kurtarır. İşverenin iflası, faaliyetinin durması, ölümü gibi durumlarda bile işçi sigorta şirketine doğrudan başvurarak tazminatını alabilir. Yargıtay, bu hükmü geniş yorumlamakta; iş kazası ve meslek hastalığı sigortalarının yanı sıra işverenin gönüllü olarak yaptırdığı ek sigortaları da bu kapsamda değerlendirmektedir.
Uygulamada bu hüküm özellikle tehlikeli iş kollarında (inşaat, madencilik, ağır sanayi, kimya endüstrisi), mesleki sorumluluk riski yüksek alanlarda (sağlık sektörü, ulaşım), büyük ölçekli organizasyonlarda büyük önem taşır. İşverenler, hem yasal yükümlülükleri hem de işçi sadakati açısından ek sorumluluk sigortaları yaptırabilmekte; bu sigortalar işçilere doğrudan güvence sağlamaktadır. İş kazaları davalarında sigorta şirketleri genellikle birinci muhatap olarak davalı konumunda yer almakta, işveren ise sigortanın karşılamadığı bakiye için sorumluluk taşımaktadır. Bu düzenleme, modern iş hukukunun sosyal boyutunu güçlendiren temel bir mekanizmadır.
