TBK ▸ Madde 470

TBK 470. Madde

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

TBK 470. Madde Gerekçesi

Tasarının tek fıkradan oluşan 470 inci maddesinde, eser sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 355 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede yapılan tanıma göre: “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” Bu tanımla, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355 inci maddesindeki tanımda kullanılan “semen mukabilinde” ve “bir şey imalini” şeklindeki hatalı ibareler düzeltilmiş olmaktadır. Gerçekten, “semen” teriminin, satış bedelini ifade etmek için kullanılması yerinde olmakla birlikte, yükleniciye ödenecek karşılığın, “bedel” terimiyle ifade edilmesi gerekir. “Bir şey imali” şeklindeki ibare yerine, “bir eser meydana getirme”den söz edilmesi yerinde olur. Çünkü, burada “şey” ile “eser” kastedilmekte, ayrıca “imal” sözcüğü yerine, mevcut bir eser üzerinde yapılacak değişikliklerin de eser sözleşmesinin konusunu oluşturabilmesi sebebiyle, “meydana getirme” sözcüklerinin kullanılması daha uygun düşmektedir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi, Borçlar Kanunu’nun Yedinci Bölümünü açan ve eser sözleşmesinin yasal tanımını veren temel hükümdür. Tek fıkradan oluşan madde, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun 355. maddesindeki "istisna akdi" tanımının modernize edilmiş ve dildeki sadelik ile doğruluk ilkeleri çerçevesinde yeniden düzenlenmiş şeklidir.

Madde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde kaleme alınmıştır. Bu tanım, dört temel unsuru bünyesinde toplar: taraflar, eser, bedel ve karşılıklı yükümlülükler.

Sözleşmenin taraflarından biri yüklenicidir (eski Borçlar Kanunu’ndaki "müteahhit"). Yüklenici, eseri meydana getirmeyi taahhüt eden taraftır; profesyonel bir işletmeci olabileceği gibi bireysel bir zanaatkar da olabilir. Yüklenici sözleşme gereği belirli bir sonucu (eseri) ortaya çıkarmakla yükümlüdür; süreç değil, sonuç odaklı bir taahhüt söz konusudur.

Diğer taraf iş sahibidir. İş sahibi, eserin yapılmasını isteyen ve karşılığında bedel ödemeyi üstlenen taraftır. Hukuki açıdan alıcı veya sipariş veren konumundadır. İş sahibi gerçek kişi, tüzel kişi, devlet veya kamu kurumu olabilir; bir inşaat sözleşmesinin iş sahibi bir belediye veya bir Bakanlık olabileceği gibi, bir elbise diktirme sözleşmesinin iş sahibi bir gerçek kişidir.

Sözleşmenin konusu "eser"dir. 818 sayılı Kanun’daki "bir şey imali" ifadesi düzeltilerek "bir eser meydana getirme" şeklinde ifade edilmiştir. Bu değişiklikle iki önemli gelişme sağlanmıştır: (1) "İmal" kelimesi yeni bir nesne yapmayı çağrıştırırken, "meydana getirme" mevcut bir eser üzerinde yapılacak değişiklik, onarım, tamir işlerini de kapsayacak biçimde daha geniştir; (2) "Şey" soyut bir ifadeyken, "eser" somut (maddi) veya gayri maddi olabilen bir yaratıcı ürünü ifade eder.

Eser kavramı geniş bir yelpazeyi kapsar. Maddi eserler: İnşaat, bina, araba tamiri, elbise dikimi, mobilya yapımı, çeyiz hazırlama. Gayri maddi eserler: Mimari proje, yazılım geliştirme, web sitesi tasarımı, müzik bestesi, kitap çevirisi, logo tasarımı, pazarlama kampanyası geliştirme. Her iki türde de önemli olan belirli bir sonucun ortaya çıkarılması ve bu sonucun teslim edilmesidir.

Karşılığında ödenecek bedel unsuru da tanımın kurucu parçasıdır. Bedel parasal olabileceği gibi bir miktar para ve mal veya hizmet şeklinde karma da olabilir. "Semen" (eski hukuk terimi, satış bedeli anlamında) yerine "bedel" ifadesinin kullanılması, eser sözleşmesinin karşılığının satış bedelinden farklı bir hukuki nitelikte olduğunu gösterir.

Eser sözleşmesi hizmet sözleşmesinden önemli ölçüde farklıdır. Hizmet sözleşmesinde işçi, iş yapmayı taahhüt eder (süreç); ücret çalışma süresi ve emek karşılığında ödenir. Eser sözleşmesinde yüklenici, eser meydana getirmeyi taahhüt eder (sonuç); bedel sonucun teslimine bağlıdır. Hizmet sözleşmesinde işçi işverene bağımlıdır, iş talimatlarına uyar; eser sözleşmesinde yüklenici bağımsızdır, sonucu bizzat seçtiği yöntemlerle üretir.

Eser sözleşmesi ayrıca vekalet sözleşmesinden de (TBK m.502 vd.) farklıdır. Vekalet belirli bir iş yapmayı taahhüt eder ancak sonuç garantisi yoktur; eser sözleşmesinde yüklenici sonuçtan sorumludur. Avukat vekaleti, hekim muayenesi vekalet örnekleridir; avukat davayı kazanmayı garanti etmez, sadece iyi niyetle savunma yapar. Buna karşılık bir elbise dikiş sözleşmesinde dikimci elbiseyi (sonucu) teslim etmek zorundadır.

Eser sözleşmesi, TBK m.470-486 arasındaki hükümlerle düzenlenmiştir. İnşaat sözleşmeleri için ayrıca 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Bayındırlık Genel Şartnamesi gibi özel düzenlemeler de uygulanır. Uygulamada eser sözleşmesi, modern ekonominin en sık karşılaşılan sözleşme türlerinden biridir ve ticari, mimari, inşaat, bilgi teknolojisi, tasarım ve sanat sektörlerinin temelini oluşturur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-470/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık