TBK 471. Madde
I. Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
II. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
III. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
IV. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.
TBK 471. Madde Gerekçesi
Tasarının dört fıkradan oluşan 471 inci maddesinde, genel olarak yüklenicinin borçları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 356 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Akdin Hükümleri / I. Müteahhidin borçları / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Hükümleri / I. Yüklenicinin borçları / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 356 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, yüklenicinin sorumluluğunun belirlenmesinde, hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlere yollama yapılması yerine, yüklenicinin, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 356 ncı maddesinden farklı olarak, yükleniciden beklenen özen ölçüsüne yer verilmiştir. Buna göre, yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışının esas alınacağı kabul edilmiştir. Böylece, yükleniciden beklenecek özenin belirlenmesinde, objektif bir ölçütün göz önünde tutulması benimsenmiştir.
Maddenin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 356 ncı maddesinin son fıkrasında kullanılan “imal olunacak şeyin icrası için” şeklindeki ibare, Tasarının 471 inci maddesinin gerekçesinde belirtilen sebeplerle, “eserin meydana getirilmesi için” şeklinde düzeltilmiştir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 364 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesi, eser sözleşmesinde yüklenicinin genel borçlarını dört fıkra hâlinde düzenler. Madde, eser sözleşmesinin bir "sonuç borcu" olması özelliğini somutlaştıran en temel hükümdür ve yüklenicinin iş sahibine karşı üstlendiği tüm yükümlülüklerin çatısını çizer.
Birinci fıkra, yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğunu düzenler. Bu kural eser sözleşmesinin tam borç ilişkisi niteliğini vurgular ve yüklenicinin iki temel yükümlülüğünü öne çıkarır: sadakat ve özen.
Sadakat yükümlülüğü, yüklenicinin iş sahibinin menfaatini korumayı, çıkar çatışması yaratacak davranışlardan kaçınmayı, elde ettiği bilgileri kötüye kullanmamayı gerektirir. Özen yükümlülüğü ise eserin meydana getirilmesinde gösterilmesi gereken dikkat ve titizliği ifade eder; mesleki standartların altında iş çıkarılmasına izin vermez.
İkinci fıkra, yüklenicinin özen borcunun belirlenmesinde objektif bir ölçüt getirir: Benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. Bu "basiretli yüklenici" ölçütü, subjektif niyet veya kapasite yerine objektif sektör standardını baz alır. Mimar, mühendis, müteahhit, yazılımcı, sanatçı gibi yüklenicinin mesleki kariyerine uygun, benzer büyüklükteki işleri yapan ortalama bir profesyonelin davranışıyla karşılaştırılır.
Bu objektif ölçüt önemli sonuçlar doğurur: (1) Yüklenicinin "elimden geldiği kadar yaptım" savunması yeterli değildir; sektör standardı aranır; (2) Deneyimsiz veya yetersiz yüklenici, işini deneyimsizliğiyle haklı göstermez; bu işi üstlenmekle sektör standartını kabul etmiş sayılır; (3) Teknik kurallar, yönetmelikler, TSE standartları, sektör örgütü kuralları, mesleki yönergeler özen değerlendirmesinde otomatik referanstır.
Üçüncü fıkra, yüklenicinin eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlü olduğunu düzenler. Bu hüküm iki alternatif sunar: ya bizzat yaparak ya da kendi sorumluluğunda bir ekip yöneterek üretmek. "Kendi yönetimi altında" ifadesi, yüklenicinin eserin tüm aşamalarını denetlemesi, kalite kontrol yapması, çalışanları yönlendirmesi anlamına gelir. Yüklenici, alt yüklenicilere veya taşerona tamamen devretme serbestisine sahip değildir.
Ancak aynı fıkranın ikinci cümlesi, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özelliklerinin önem taşımaması hâlinde işin başkasına da yaptırılabileceğini düzenler. Bu istisna, standart endüstriyel üretim, rutin teknik işler için geçerlidir. Buna karşılık sanatçı tablosu, ünlü mimar tasarımı, kişisel zanaat eserleri gibi kişilik unsurunun baskın olduğu işlerde devir yasaktır; bu durumda eserin başka kişi tarafından yapılması sözleşmenin ihlalidir.
Dördüncü fıkra, aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenicinin eserin meydana getirilmesi için kullanılacak araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorunda olduğunu düzenler. Bu kural, yüklenicinin profesyonel bir işletmeci olduğu varsayımına dayanır; mesleğinin gereği olan araçları (takım çantası, ekipman, yazılım, makina) zaten bulundurması beklenir. İş sahibi, yüklenicinin her işi için ayrı alet sağlamak zorunda değildir.
Ancak bu kural da "aksine âdet veya anlaşma" ile değiştirilebilir. Bazı sektörlerde iş sahibi özel araç sağlar (ör. inşaat için özel vinç, karmaşık yazılım için özel lisans); bu sektörel âdete göre belirlenir. Ayrıca sözleşmede de açıkça araçların iş sahibi tarafından sağlanacağı kararlaştırılabilir.
Uygulamada 471. madde, yüklenicinin sorumluluk sınırını belirleyen çerçeve hükümdür. Mahkeme, eserin ayıplı olduğu iddiası karşısında bu madde çerçevesinde "basiretli yüklenici ölçütü"nü uygulayarak sorumluluğu değerlendirir. Yüklenicinin bu ölçütün altında kaldığı durumlarda ayıp sorumluluğu (TBK m.474 vd.) gündeme gelir.
