TBK ▸ Madde 551

TBK 551. Madde

I. Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.

II. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.

TBK 551. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 551 nci maddesinde, ticarî vekil düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Diğer ticaret vekilleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Ticarî vekil” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, “bir ticarethane veya fabrika veya ticarî şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi” şeklindeki ibare, “ticarî işletme sahibi” şeklinde kısaltılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “muhakeme ve murafaada bulunamaz.” şeklindeki ibare, Tasarıda “dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 551. maddesi, ticari vekili tanımlamakta ve bu yardımcıya tanınan temsil yetkisinin sınırlarını çizmektedir. Hüküm, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 453. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının yerini almakta olup esas itibarıyla korunmuş, yalnızca dili sadeleştirilmiş ve kenar başlığı "Diğer ticaret vekilleri" ifadesinden "Ticari vekil" ibaresine dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, ticari vekilin TTK anlamındaki ticari temsilciden (TBK m. 547 vd.) ayrılmasını sağlamaktadır. Ticari temsilciden farklı olarak ticari vekilin yetkisi ticaret siciline tescil edilmez; yetki doğrudan doğruya işletme sahibinin iradesine dayanır ve iç ilişkide daha dar bir çerçevede oluşturulur. Ticari vekil, işletmenin tamamının yönetimi ile yetkilendirilebileceği gibi yalnızca belirli bir şubenin yahut belirli türde işlerin görülmesi için de görevlendirilebilir. Uygulamada satın alma şefi, muhasebe müdürü, şube müdürü, satış sorumlusu gibi kişiler ticari vekil sıfatını taşıyabilmektedir.

İkinci fıkra, ticari vekilin kanuni yetki çerçevesini belirlemektedir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. "Alışılmış işlem" kavramı somut olayın niteliğine, işletmenin faaliyet konusuna, büyüklüğüne ve ticari teamüllere göre belirlenir; bu nedenle yetki çerçevesi objektif bir değerlendirmeye tabi tutulur. Bununla birlikte kanun koyucu, işletme sahibinin mali durumunu ağır biçimde etkileyebilecek bazı olağanüstü işlemleri ticari vekilin olağan yetkisi dışında tutmuştur. Buna göre ticari vekil, açıkça yetkili kılınmadıkça ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez. Bu dört sınır emredici biçimde olmayıp işletme sahibi tarafından özel yetki verilmek suretiyle aşılabilir niteliktedir; ancak kambiyo taahhüdü ve dava takibi gibi işlemler için yetkilendirmenin açık biçimde yapılmış olması aranır.

Yargıtay uygulamasında ticari vekilin yaptığı alışılmış işlemlerin işletme sahibini doğrudan bağladığı kabul edilmekte; buna karşılık özel yetki gerektiren işlemlerin bu yetki bulunmaksızın yapılması durumunda işletme sahibinin icazeti alınmadıkça sonucun kendisine yüklenemeyeceği vurgulanmaktadır. Üçüncü kişinin ticari vekilin yetki sınırlarını bilmesi veya bilebilecek durumda olması halinde iyiniyet korumasından yararlanamayacağı, buna karşılık görevin niteliğinden doğan olağan yetkiye güvenen üçüncü kişinin korunacağı yerleşik içtihattır. Ayrıca işletme içinde sürdürülen fiili durumun, zımni yetki verme olarak değerlendirilebileceği, ticari vekilin uzun süredir görülmekte olan işleri yapmasına ses çıkarmayan işletme sahibinin sonradan yetkisizlik iddiasında bulunamayacağı kabul edilmektedir. Hüküm, işletme sahibi ile üçüncü kişiler arasındaki güven ilişkisini koruma ve ticari hayatın akışkanlığını sağlama amacına hizmet eder.

Ticari vekilin vekâlet ilişkisi ile aralarında kurulan hukuki bağ çoğunlukla bir hizmet sözleşmesine dayanmakla birlikte vekâlet, ortaklık veya münferit yetkilendirme işlemine de dayanabilir. Ticari vekilin iç ilişkideki hak ve yükümlülükleri bu temel sözleşmeye göre belirlenirken dış ilişkide ticari vekile karşı üçüncü kişilerin durumu 551. madde çerçevesinde değerlendirilir. Ticari vekilin yetkisi dahilinde yaptığı işlemler işletme sahibini temsilen değil doğrudan onun hesabına hüküm doğurur. İşletme sahibinin sonradan vereceği icazet ise yetki aşımı hâllerinde ortaya çıkan hukuki boşluğu giderebilir. Hüküm, TBK’nın temsil hukukuna ilişkin genel kuralları ile birlikte değerlendirilmekte; temsil yetkisinin kapsamı, geri alınması ve üçüncü kişilere etkisi bakımından genel hükümlerle tamamlanmaktadır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-551/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık