TBK 576. Madde
I. Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın bizzat konaklayana veya onu ziyarete gelen ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluluktan kurtulurlar.
II. Bu sorumluluk, işletenlere veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, konaklayanlardan her biri için, günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.
TBK 576. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 576 ncı maddesinde, konaklama yeri işletenlerin sorumluluk koşulları ve kapsamı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Otelciye tevdi / I. Otelcilerin mesuliyeti / 1. Şartları ve şümulü” şeklindeki ibareler, Tasarıda, “D. Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma / I. Konaklama yeri işletenlerin sorumluluğu / 1. Koşulları ve kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin ikinci cümlesi farklı bir konuya ilişkin olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 576 ncı maddesinin ikinci fıkrası olarak kaleme alınmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “otelciler, hancılar” sözcükleri, Tasarıda “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler” sözcükleriyle ifade edilerek, bu sayımın sınırlayıcı nitelikte olmadığı kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 478 inci maddesinden farklı olarak, kusursuz sorumluluk miktarının her bir konaklayan için günlük konaklama ücretinin üç katını aşamayacağı belirtilmiştir. Böylece, parasal değerlerdeki değişimler karşısında hükmün güncel durumda kalması amaçlanmıştır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 576. maddesi, konaklama yeri işletenlerin, konaklayanların getirdikleri eşyadan doğan sorumluluğunun koşullarını ve kapsamını düzenleyen temel hükümdür. Madde, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 478. maddesinin karşılığıdır; ancak hem kapsam hem de sorumluluk miktarı bakımından önemli modernleşmeler içerir. Eski kanunda yalnızca ‘otelciler ve hancılar’ ifadesi kullanılırken, yeni düzenlemede ‘otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler’ ifadesi tercih edilmiş ve bu sayımın sınırlayıcı değil örnekleyici olduğu açıkça vurgulanmıştır. Böylece hüküm, günümüzdeki çeşitlenen konaklama türlerini, misafirhane, butik otel, apart otel, kamp alanı gibi işletmeleri de kapsar hâle gelmiştir. Birinci fıkra, konaklama yeri işletenlerin kusursuz sorumluluğunu kurar. İşleten, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludur. Bu sorumluluk, olağan akit sorumluluğundan ağırlaştırılmış bir yapıya sahiptir; zira işleten, kendisinin veya çalışanlarının kusurunu ispat etmese dahi, sırf bu sıfatı taşıması sebebiyle sorumlu tutulur. Kusursuz sorumluluğun temelinde, konaklayan kişinin yabancı bir çevrede eşyasını koruma imkânının kısıtlı olması ve işletenin ise kendi ortamında güvenlik önlemi alma konumunda bulunması düşüncesi yatar. İşleten ancak, zararın bizzat konaklayana ya da onu ziyarete gelen veya beraberinde bulunan kişilere yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. İspat yükü tamamen işletene aittir ve bu üç kurtuluş sebebinin dışında başka bir sebeple sorumluluktan kaçınma imkânı yoktur. Özellikle, konaklayanın ziyaretçisinin veya çalışanının kusuru, konaklayana yüklenebilecek nitelikte kabul edilerek işletenin sorumluluğunu kaldırmaktadır. İkinci fıkra, kusursuz sorumluluğun miktar sınırını belirler. İşletenlere veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, sorumluluk her bir konaklayan için günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz. Bu sınır, eski kanundaki sabit parasal miktara bağlı sınırlamadan farklıdır; dinamik bir ölçü olarak, konaklama ücretine endekslenmiş ve parasal değerlerdeki değişimlerden etkilenmeyecek bir yapı kurulmuştur. Tasarı gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, bu dönüşüm, hükmün zaman içinde güncelliğini koruması amacını taşımaktadır. Önemle vurgulanmalıdır ki, bu üç katlık sınır yalnızca kusursuz sorumluluk hâllerinde geçerlidir. İşletenin veya çalışanlarının kusurunun bulunması durumunda, sorumluluk tam tazminat esasına göre belirlenir ve zararın gerçek miktarı üzerinden hesaplanır. Örneğin, resepsiyon çalışanının anahtarı üçüncü kişiye vermesi veya kasa güvenliğinin ihlali gibi durumlarda, kusur somutlaşır ve sınırsız sorumluluk devreye girer. Yargıtay uygulamasında, otel odalarından gerçekleşen hırsızlık olaylarında, güvenlik kameralarının çalışırlığı, kapı kilit sisteminin durumu, personel denetimi ve giriş-çıkış kayıtları titizlikle incelenir; eksiklik varsa kusur sorumluluğu kurulur, yoksa üç katlık kusursuz sorumluluk sınırı uygulanır. Böylece madde, konaklayan-işleten ilişkisinde güven esaslı bir koruma sistemi kurmaktadır.
