TMK 1018. Madde
(1) Taşınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem yüklü, hem yararlanan taşınmazların sayfalarına kaydedilir.
TMK 1018. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Konu, kaynak Kanunun 968 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu eksikliğin giderilmesi için, taşınmaz lehine kurulan irtifaklardaki tesc ile ilişkin özel hükme bu maddede yer verilmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu, 1018. maddesinde taşınmaz lehine irtifaklarda hususunu tapu sicili sistematiği çerçevesinde ele almaktadır. Madde tek fıkradan oluşan, net ve doğrudan bir kural koyar.
Maddenin tek fıkrası şu kuralı koymaktadır: “Taşınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem yüklü, hem yararlanan taşınmazların sayfalarına kaydedilir.” Bu düzenleme, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası bakımından uygulayıcıya doğrudan bir yol gösterir. Hükmün unsurlarının her biri somut olayda ayrı ayrı ispatı gereken olgulardır; unsurlardan birinin eksikliği kuralın uygulanmasına engel olur. Hâkim, öncelikle fıkradaki tanımlayıcı unsurları tespit eder, ardından somut olayın bu unsurları karşılayıp karşılamadığını değerlendirir ve son olarak hükmün öngördüğü sonucu uygular.
Hükmün uygulanmasında başvurulacak paralel düzenlemeler arasında Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG); İcra ve İflas Kanunu m.148 vd. (rehin takibi); Türk Borçlar Kanunu m.49 vd. (tazminat) yer alır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.
Yargıtay’ın 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri eliyle oluşturduğu içtihat, taşınmaz lehine irtifaklarda uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.
Hukuk uygulamasında bu düzenleme, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Madde, tapu sicili rejiminin hukuki güvenlik içinde işlemesi bakımından yapı taşı işlevi görür. Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1018. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, taşınmaz lehine irtifaklarda sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.
