TMK 407. Madde
(1) (Değişik:2/3/2024-7499/5 md.)
(2) Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
(3) Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.
(4) Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
(5) Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.
TMK 407. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki 357 nci maddeyi karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan erginlerin vesayet altına alınmasını düzenleyen özel bir hükümdür. Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına hükmolunan kişi, ceza süresince kısıtlanır ve vesayet altına girer. Bu hüküm, mahkûmun cezasını çekerken kişisel ve malvarlığı işlerinin sahipsiz kalmamasını, aile ve üçüncü kişi menfaatlerinin korunmasını amaçlar.
Özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlamanın koşulu, hapis cezasının bir yıl veya daha uzun süreli olmasıdır. Daha kısa süreli cezalarda kısıtlama uygulanmaz; çünkü kişi kısa bir süre sonra normal yaşamına dönecek ve işlerini sürdürebilecektir. Kanun, bir yılı aşan sürelerde işlerin sürdürülebilirliğinin zedelenebileceğini varsayarak vesayeti devreye sokar. Denetimli serbestlik, koşullu salıverme gibi cezanın kısmen infaz edildiği durumlarda, kısıtlama hukukî bakımdan sürmekle birlikte uygulamada esnek değerlendirilir.
Bu sebeple kurulan vesayetin özelliği, tipik olarak mahkûmun rızasına bağlı olmamasıdır; ceza kararının kesinleşmesiyle birlikte vesayet kendiliğinden işlemeye başlar. Hâkim, ceza kararını veren mahkemeden aldığı bildirim üzerine vasi atar. Vasinin görevi, mahkûmun ceza süresince malvarlığını yönetmek, acil kişisel işlerini görmek, ailenin ihtiyaçlarını gözetmektir. Mahkûm, cezasını çektikten sonra —kısıtlama sebebi kalkmış olduğundan— vesayet sona erer ve kişi ehliyetine tam olarak kavuşur.
Uygulamada bu hüküm özellikle aile nafakası, eş ve çocukların bakımı, taşınmaz ve ticarî faaliyetlerin sürdürülmesi gibi konularda pratik önem kazanır. Yargıtay kararları, mahkûmun ailesi lehine vesayet makamının hızlı harekete geçmesini ve mağduriyetlerin önlenmesini talep etmektedir. Özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle vesayet, klasik vesayet türlerinden farklı olarak geçicidir; cezanın sona ermesiyle otomatik biçimde ortadan kalkar. TMK 471’de belirtilen vesayetin sona erme sebebi burada doğrudan uygulanır. Madde, hapishane kapılarının ardındaki kişinin dış dünyadaki hayatının çökmemesini sağlayan pragmatik ve sosyal nitelikte bir hükümdür.
