TMK ▸ Madde 409
Madde 408
MADDE 409

I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu

Madde 410

TMK 409. Madde

(1) Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz.

(2) Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. (Değişik cümle:2/3/2024-7499/6 md.) Resmî sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

TMK 409. Madde Gerekçesi

Madde yürürlükteki 359 uncu maddeden kısmen değiştirilerek ve arılaştırılarak alınmıştır. Savurganlık, alkol ve ya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötüyaşam tarzı, kötüyönetim ve isteğe bağlıkısıtl ama hâ llerinde kişinin dinlenmesi zorunluluğu öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında akıl hastalığı ve akıl zayıflığısebepleriyle kısıtlamanın ancak resmî sağlık kurulu raporu ile mümkün olduğu kabul edilmektedir. Bu fıkra ya eklenen yeni bir hükümle, hâ kimin kurul raporuna rağmen, bu rapor göz önünde tutularak kısıtlanmasıistenen kişiyi dinleyebilmesi öngörülmüştür. Bu hüküm sayesinde, uygulamada zaman zaman yakınmalara neden olan, kötüniyetli olarak, aslında akıl hastası ya da akıl zayıfıolmadığıhâ lde kişilerin gıyaplarında mahkeme kararlarıyla kısıtlanmalarının önüne geçilmek istenmiştir.

İlgili Yazılar

Açıklama

TMK Madde 409, kısıtlama kararı verilmeden önce uyulması gereken usuli güvenceleri düzenler. Birinci fıkraya göre savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim veya kişinin kendi isteği sebepleriyle hiç kimse dinlenilmeden kısıtlanamaz. Bu hüküm, TMK m.406 ve m.408’deki kısıtlama sebepleriyle doğrudan bağlantılıdır ve dinlenilme hakkını, hukuk devletinin adil yargılanma ilkesinin (Anayasa m.36) vesayet hukukundaki yansıması olarak güvence altına alır. İkinci fıkra ise akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya yalnızca resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini öngörür. Gerekçe, bu güvencenin kötüniyetli olarak sağlıklı kişilerin gıyaplarında kısıtlanmasını engellemeyi amaçladığını vurgular.

Uygulama mekanizması bakımından madde, sebebe göre farklılaşan iki ispat ve usul rejimi getirir. Savurganlık gibi davranışsal sebeplerde hâkimin kişiyi bizzat dinlemesi mutlak zorunluluktur; bu dinleme yapılmadan verilen kısıtlama kararı usul yönünden sakat olur. Akıl hastalığı ve akıl zayıflığında ise belirleyici olan resmî sağlık kurulu raporudur. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun değişikliğiyle, raporun tanzimi için gereklilik bulunması hâlinde TMK m.436 hükümlerinin (gözlem altına alma) uygulanacağı düzenlenmiştir. Hâkim, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi yine de dinleyebilir; böylece rapora körü körüne bağlı kalınmaması, kişinin iradesinin değerlendirilmesi amaçlanır. Bu güvenceler bilirkişi raporu ile yargısal değerlendirmenin birlikte işlemesini sağlar.

Hükmün ihlali ağır usuli sonuçlar doğurur: dinlenilmeden veya geçerli sağlık kurulu raporu olmadan verilen kısıtlama kararı bozma sebebidir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, akıl hastalığı sebebiyle kısıtlamada tam teşekküllü resmî sağlık kurulu raporu alınmadan karar verilemeyeceğini, özel hastane ya da tek hekim raporunun yeterli olmadığını istikrarla kabul etmektedir. Somut bir örnek olarak: ailesi tarafından akıl zayıflığı iddiasıyla kısıtlanması istenen bir kişi hakkında mahkeme yalnızca tanık beyanlarına dayanarak karar verirse, bu karar TMK Madde 409’a aykırılıktan bozulur; mahkemenin önce kişiyi adli tıp veya tam teşekküllü devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk etmesi, rapor sonucuna göre ve gerektiğinde kişiyi dinleyerek karar vermesi gerekir. Böylece kişi özgürlüğü ve onuru, keyfî kısıtlamalara karşı çok katmanlı biçimde korunmuş olur.

Madde 408
MADDE 409

I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu

Madde 410