TMK 441. Madde
(1) Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen millî bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.
(2) Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz kaybını ödemekle yükümlüdür.
TMK 441. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 385 inci maddesini karşılamaktadır. Konu başlığı İsviçre Medenî Kanununun 401 inci maddesine uygun olarak “Paraların yatırılması” biçiminde düzeltilmiştir. Madde yürürlükteki metinden farklı olarak kaynak Kanuna uygunluğu sağlanarak iki fıkra hâ linde düzenlenmiştir. Birinci fıkradaki “Sulh mahkemesi ve ya hükümetçe tayin edilmişmalî bir müesseseye faiz mukabilinde ikraz edilir.” ifadesi yerine “faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen milli bir banka ya yatırılır ve ya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.” ifadesine yer verilmiştir. İkinci fıkrada paranın yatırılmasınıbir aydan fazla geciktiren vasinin, bu yüzden uğranılan faiz kaybınıödemekle yükümlüolduğu öngörülmüştür.
Açıklama
TMK Madde 441, vesayet altındaki kişinin günlük ihtiyaçları ve malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralarının nemalandırılmasını düzenleyen ve yürürlükten kalkan 743 sayılı Kanun’un 385. maddesinin karşılığı olan bir hükümdür. Gerekçeye göre madde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 401. maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiş ve eski metindeki ödünç verme anlayışı yerine, paranın faiz getirmek üzere vesayet makamınca belirlenen millî bir bankaya yatırılması veya Hazine menkul kıymetlerine çevrilmesi esası benimsenmiştir. Hüküm, atıl paranın değer kaybetmesini önlemeyi amaçlar ve yatırımların güvenli araçlara dönüştürülmesini öngören m.442, değerli evrakın saklanmasını düzenleyen m.439 ve malvarlığı defterini düzenleyen m.438 ile birlikte vesayet malvarlığının koruyucu yönetimi sistemini oluşturur.
Maddenin işleyişinde vasi, vesayet altındaki kişinin nakit varlığından, onun bakımı ve malvarlığının yönetimi için gerekli olan kısmı ayırdıktan sonra, geriye kalan atıl parayı yatırmakla yükümlüdür. Yatırılacak banka, vasinin keyfine bırakılmamış; vesayet makamı tarafından belirlenecek millî bir banka olarak gösterilmiştir. Alternatif olarak para, Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilebilir. Bu seçenekler, anaparanın güvenliğini önceleyen ihtiyatlı bir yatırım politikasının ifadesidir. İkinci fıkra, vasiye somut bir süre yükümlülüğü getirir: paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, bu gecikme nedeniyle uğranılan faiz kaybını ödemekle yükümlüdür. Böylece vasinin pasif davranarak paranın getirisiz kalmasına yol açması, doğrudan bir tazmin sorumluluğuna bağlanmıştır ve bu yükümlülük m.452’deki hesap verme düzeniyle denetlenir.
Bir aylık süre içinde parayı yatırmayan vasi, kusuru aranmaksızın faiz kaybından sorumlu tutulur; bu, vasinin genel sorumluluğunu düzenleyen TMK m.466-467 hükümlerinin somutlaşmış bir görünümüdür ve ağır ihmal hâlinde görevden alma sebebi de oluşturabilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vasinin vesayet altındaki kişiye ait nakdi makul sürede nemalandırmaması hâlinde faiz kaybından sorumlu olacağını ve bu zararın hesap döneminde mahsup edileceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: vesayet altındaki bir kişinin satılan taşınmazından elde edilen 500.000 TL’lik bedel, günlük ihtiyaçlar için gerekli değilse, vasi bu parayı en geç bir ay içinde vesayet makamının belirlediği millî bankaya faizli hesaba yatırmalı veya Hazine tahviline yönlendirmelidir. Parayı üç ay boyunca getirisiz bir hesapta tutarsa, iki aylık faiz kaybını korunan kişinin malvarlığına ödemek zorunda kalır.
