TMK 47. Madde
(1) Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar.
(2) Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz.
TMK 47. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 45 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı “Tüzel kişilik” olarak sadeleştirilmiştir. 1984 tarihli Öntasarıdan farklı olarak birinci fıkradaki “kişi birlikleri” yerine “kişi toplulukları”, yine aynıfıkradaki “bağımsız malvarlıkları” yerine “bağımsız mal toplulukları” terimleri tercih edilmiştir. Birinci fıkrada, hem “tüzel kişilik” kavramının tanımıyapılmakta, hem de tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağıbelirtilmektedir. Fıkraya, tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağıkonusunda tüm özel hukuk tüzel kişileri için geçerli olabilecek genel bir hüküm koymaktan özellikle kaçınılmıştır. Çünküyürürlükteki metin, İsviçre Medenî Kanunundan (m. 51/1) esinlenmek suretiyle kişi ve mal topluluklarının “sicillerine kayıtlarınıicra ettirmekle şahsiyet iktisap edeceklerini” belirtiyorsa da, bu hüküm pozitif hukukumuzda yalnızca vakıflar ve ticaret şirketleri ile kooperatif ortaklıklar açısından teyid edilmektedir. Serbest kuruluşsistemine tâ bi olan dernekler açısından ise yürürlükteki maddenin ilk fıkrasındaki bu hükmün işlerliği söz konusu değildir. Bu nedenle, yeni düzenleme hazırlanırken bütün özel hukuk tüzel kişileri için geçerli olması amaçlanan bir genel hükümde, her tüzel kişi çeşidinin kendisi için getirilen özel hükümlerde kabul edilen sisteme göre kurulacağınıbelirtmekle yetinmenin daha doğru olacağıdüşünülmüştür. Öte yandan yürürlükteki metnin “tüzel kişilik” tanımıda yeni düzenlemeye aynen alınmamıştır. Bu yapılırken, kanunda tanımlanmak istenen hukukî bir kavramın kapsamına girecek kurumlarıtek tek saymaktan ziyade, bu kurumların ortak özelliklerini orta ya koyan açık bir ifade kullanılmasıgerektiği düşüncesinden hareket edilmiştir. Dernekler, vakıflar, ticaret şirketleri ve kooperatif ortaklıklar, kendilerini düzenleyen özel hükümlerde zaten ayrıayrı tanımlanmaktadır. Bu sebeple maddenin birinci fıkrasında, tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağıaçıklanırken verilen tanımda tüzel kişi türleri tek tek zikredilmemiş, tüzel kişilere has olan ortak unsurlar belirtilmiştir. Birinci fıkrada yer alan bu unsurlar ise, a. Bir kişi ve ya mal topluluğunun bulunması, b. Bu topluluğun belirli bir amaç için oluşturulması, 10 c. Bu oluşumun hukuk düzeninde başlıbaşına bir varlığa sahip olmak üzere, bir örgütlenme ile sağlanmasıdır. Herhangi bir kişi ve ya mal topluluğunun tüzel kişilik kazanabilmesi için, onun ayrıca hukuk düzeni tarafından “hak ehliyetine sahip bir varlık” olarak tanınmasıgerektiği de açıktır. Yukarıdakilere eklenmesi gereken bu dördüncüunsur da birinci fıkrada yer almakta ve tanımda verilen özellikleri taşıyan toplulukların ancak özel hükümlerinde yazılışartlar uyarınca tüzel kişilik kazanabilecekleri belirtilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden ve 1984 tarihli Öntasarıdan farklı olarak “Kanuna… aykırı” yerine “hukuka… aykırı” deyimi tercih edilmiştir. Böylece, yalnızca teknik ve dar anlamda “kanun”a değil, pozitif hukuktaki diğer yürürlük kaynaklarına aykırı amaçgüden kişi ve mal topluluklarının da tüzel kişilik kazanamayacağıvurgulanmışolmaktadır. Diğer taraftan ikinci fıkrada, yürürlükteki metinden farklı olarak “kanuna ve ahlâ ka mugayir” ifadesi yerine “hukuka ve ya ahlâ ka aykırı” ifadesi kullanılmış ve böylece “ve” yerine “veya” sözcüğütercih edilmek suretiyle sadece hukuka aykırılığın yahut da ahlâ ka aykırılığın varlığının, tek başına tüzel kişiliğin kazanılmasınıengellemeye yeterli olduğu vurgulanmıştır.
Açıklama
TMK Madde 47, tüzel kişilik kavramını tanımlayan ve tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağını belirleyen temel düzenlemedir. Hükme göre, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ile belli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal toplulukları, kendileriyle ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanır. Madde, bütün özel hukuk tüzel kişileri için ortak bir kuruluş sistemi dayatmak yerine, her tüzel kişi türünün kendi özel mevzuatındaki sisteme tâbi olacağını öngörür. Böylece dernekler TMK Madde 56 vd., vakıflar TMK Madde 101 vd., ticaret şirketleri ise Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulur. İkinci fıkra ise amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal topluluklarının tüzel kişilik kazanamayacağını düzenleyerek hukuk düzeninin temel bir sınırını çizer.
Maddenin uygulanmasında tüzel kişiliğin dört unsuru aranır: bir kişi veya mal topluluğunun bulunması, bu topluluğun belirli bir amaç için oluşturulması, başlı başına bir varlık olacak şekilde örgütlenmesi ve hukuk düzenince hak süjesi olarak tanınması. Dernekler serbest kuruluş sistemine tâbidir ve kuruluş bildiriminin verilmesiyle TMK Madde 59 uyarınca tüzel kişilik kazanır; vakıflar ise mahkeme kararı ve tescil ile kurulur. Ticaret şirketleri ticaret siciline tescil anında tüzel kişilik elde eder. Amacın hukuka veya ahlâka aykırılığı denetimi, kuruluş aşamasında idarî makamlar ve gerektiğinde mahkemeler tarafından yapılır. Örneğin suç işlemeyi veya kanunen yasak bir faaliyeti amaçlayan bir oluşum, tescil edilmiş olsa dahi geçerli bir tüzel kişilik doğurmaz.
Bu normun ihlali hâlinde, ahlâka veya hukuka aykırı amaçla kurulduğu sonradan anlaşılan tüzel kişiler bakımından TMK Madde 89 uyarınca Cumhuriyet savcısı veya ilgililerin istemiyle mahkemece feshe karar verilebilir. Yargıtay içtihadı, amacın aykırılığının yalnızca tüzükteki yazılı amaca göre değil, fiilen yürütülen faaliyete göre de değerlendirileceğini benimsemektedir. Somut bir örnekte, görünürde kültürel faaliyet amaçlı kurulan ancak fiilen yasa dışı kazanç sağlamaya yönelen bir dernek, TMK Madde 47/2 ve ilgili fesih hükümleri uyarınca kapatılabilir. Pratikte bir vakıf senedinin onayı sırasında amacın belirsiz, hukuka aykırı veya gerçekleşmesi imkânsız olduğu tespit edilirse tescil reddedilir; bu da maddenin kuruluş denetimindeki süzgeç işlevini ortaya koyar.
