TMK 476. Madde
(1) Kendi isteğiyle kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır.
TMK 476. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 420 nci maddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 476. maddesi, kendi isteğiyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılabilmesi için kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmış olması şartını arar. İsteğe bağlı kısıtlamada kişi bizzat başvurmuş olduğundan, kaldırma talebi de öncelikle kişinin kendisi tarafından yapılabilir; ancak mahkeme incelemesi ve karar zorunludur.
Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının tespiti, sebebin niteliğine göre değişir. Yaşlılık veya bedensel engele dayanan isteğe bağlı kısıtlamada sağlık durumunun somut biçimde iyileşmiş olması gerekir; hastalık sona ermişse bunu belgeleyen tıbbi rapor yeterlidir. Deneyimsizlik veya genel zaafiyet nedeniyle kurulan vesayette ise kişinin artık kendi işlerini bağımsız yönetebileceğini somut göstergelerle ortaya koyması beklenir. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken sosyal inceleme raporu, tanıklık ve gerektiğinde sağlık kurulu raporu alabilir.
İsteğe bağlı kısıtlamada temel güvence, kişinin başvurusuna dayalı bir sistemin kurulmuş olmasıdır; bu nedenle sona erdirmede de kişinin iradesi belirleyici olmakla birlikte, sebebin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı nesnel olarak denetlenir. Başka bir deyişle kişinin “artık kısıtlanmak istemiyorum” demesi tek başına yeterli değildir. Kaldırma kararının ardından TMK 478 uyarınca gerekli ilân ve tescil işlemleri yapılır; kişi tam ehliyetle malvarlığını ve kişisel ilişkilerini yeniden bizzat yönetmeye başlar.
