TMK 743. Madde
(1) Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları tazminat isteme hakkı olmaksızın kabul etmek zorundadır.
(2) Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinde yapılacak mecrayla suyun akıtılmasını isteyebilir.
(3) Bataklıkların kurutulması hakkındaki özel kanun hükümleri saklıdır.
(4) a. Katlanma yükümlülüğü
TMK 743. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 667 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin “Kurutma” şeklindeki kenar başlığı İsviçre aslına uygun olarak “Fazla suyun akıtılması” şeklinde değiştirilmiştir. Madde, İsviçre aslıolan 690 ıncı maddede olduğu gibi iki fıkra hâ line getirilmiş, ayrıca maddeye bir üçüncüfıkra eklenmiştir. İlk iki fıkra yürürlükteki metinden arılaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır. Bu fıkralar kaleme alınırken, bu hükümler bataklıklarla sınırlıolmayacak şekilde düzenlenmiştir. Eklenen son fıkrayla Ülkemizde bataklıkların kurutulması hakkında özel kanun bulunduğundan bu hükümlerin saklıolduğu belirtilmiştir.
Açıklama
komşuluk hukuku ve taşkın yapı alanında fazla suyun akıtılması meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun 743. maddesinde somut kurallara bağlanmıştır. Maddenin açılış cümlesi — “Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında d…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 2 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 667. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece komşu taşınmazlar arasında karşılıklı özverilerle mülkiyetin sınırlanması bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 3 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşa…” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinde yapı…” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “Bataklıkların kurutulması hakkındaki özel kanun hükümleri saklıdır.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, taşkın yapı, katlanma yükümü, zorunlu geçit hakkı, mecra hakkı, zarar verici taşkınlıklar bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 737-750, İmar Kanunu, Büyükşehir Belediye Kanunu, Çevre Kanunu, TBK 49 vd. ile bir bütün halinde uygulanır. fazla suyun akıtılmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 743. maddeyi değil, TMK 737 (kullanma biçiminin sınırları), 744-745 (geçit, mecra), TBK 58 (çevresel zarar) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 743. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 14. ve 1. Hukuk Daireleri, fazla suyun akıtılması kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, komşuluk hukuku ve taşkın yapı alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 743, komşuluk hukuku ve taşkın yapı alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
