Mirasta Denkleştirme Davası: Terekeye İade ve Miras Payı

Mirasbırakan hayattayken malvarlığı değerlerini çocuklarına veya diğer mirasçılarına karşılıksız olarak devreder. Ancak kanun koyucu, mirasçılar arasında haksızlık yaşanmasını önlemek adına mirasta denkleştirme kurumunu özel olarak ihdas etmiştir. Mahkemeler, mirasbırakanın yasal mirasçılarına yaptığı belirli sağlararası kazandırma işlemlerini terekeye iade prensibiyle değerlendirir. Yasal mirasçılar, aldıkları bu değerleri mahsup ederek her birinin kanuni miras payı oranını korur. Dava süreci, hangi işlemlerin iadeye tabi olduğunu ve hesaplama yöntemlerini belirler. Bu yazıda, kazandırmaların tespiti, hesaplama anı ve dava sürecinin yasal şartları kapsamlı biçimde incelenmektedir.

Yazar: Av. Mehmet Tokar | Son güncelleme: 10 Eylül 2026

Mirasta Denkleştirme Kavramı ve Hukuki Dayanağı

Mirasçılar arasında adaleti sağlamak, miras hukukunun temel felsefesini oluşturur. Mirasbırakan yaşarken bazı mirasçılarına diğerlerinden daha fazla mal veya para aktarır. Kanun koyucu, mirasbırakanın hayattayken yaptığı bu orantısız kazandırmaları ölümden sonra hesaba katarak eşitliği yeniden tesis eder. Yargıtay uygulamaları bu dengeleme işlemini mirasta denkleştirme olarak tanımlar.

Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler….

TMK m. 669 güncel kanun metni →

Yasal mirasçılar, miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları terekeye geri vermekle yükümlüdür. Altsoya karşılık almaksızın yapılan kazandırmalar ise TMK m. 669/2 uyarınca aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tâbidir. Kanun, bu madde vasıtasıyla sağlararası işlemlerin ölüm sonrasındaki miras paylaşımına etki etmesini güvence altına alır. Hâkim dava dosyasını incelerken, mirasbırakanın işlem anındaki gerçek iradesini tespit etmeye çalışır. Mirasçılar, aralarındaki kanuni eşitlik bozulduğunda bu hukuki imkânı kullanarak haklarını mahkemede ararlar.

Mirasta Denkleştirme Davasında Sağlararası Kazandırma Şartları

Dava sürecinin en kritik adımı, mirasbırakanın yaptığı işlemin niteliğini doğru tespit etmektir. Mirasbırakanın hayattayken bir mirasçıya karşılıksız olarak malvarlığı devretmesini hukuk doktrini sağlararası kazandırma olarak isimlendirir. İşlemin bu kapsama girebilmesi için mirasbırakanın kendi malvarlığından eksilme yaratarak mirasçının malvarlığını artırması zorunludur. İşlem kısmen karşılıklıysa mahkeme, karşılıksız kazandırma niteliği taşıyan kısmı somut olaya göre belirler.

Ayrıca söz konusu kazandırmanın mirasçıya ve onun yasal payına mahsuben yapılması gerekir. Üçüncü kişilere yapılan olağan bağışlamalar bu kurumun kapsamı dışında kalır ve farklı davalara konu olur. Davacı mirasçı, işlemin gerçekte bir satış olmadığını ve karşılıksız yapıldığını mahkeme huzurunda ispatlar. Mahkeme işlemi nitelendirirken resmi senetleri, banka dekontlarını ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirir.

Mirasta Denkleştirme Kurumunda Yasal Mirasçıların Yükümlülüğü

Geri verme yükümlülüğü yasal mirasçılar arasında uygulama alanı bulur. Kanun, atanmış mirasçılara yönelen kazandırmaları bu kurumun dışında bırakır. Mirasbırakandan sağlığında karşılıksız mal veya para alan yasal mirasçı, bunu diğer mirasçılara karşı hesaba katmak zorundadır. Yükümlü mirasçı, elde ettiği değeri terekeye beyan eder.

Hâkim, tarafların ileri sürdüğü vakıa ve delillere göre banka ve tapu kayıtlarının getirtilmesine karar verebilir. Geri verme borcu, mirasın açıldığı an olan mirasbırakanın vefat tarihiyle birlikte doğar. Ancak mirasçı bu borcu gönüllü olarak yerine getirmezse, diğer mirasçılar ona karşı dava açar. Mahkemenin vereceği karar, gizlenen veya hesaba katılmayan tüm değerleri açıkça ortaya çıkarır.

Miras Payı ve Mahsup İşleminin Mantığı

Miras hukuku, her yasal mirasçıya tereke üzerinde belirli oranda hak tanır. Kanun yapıcı bu oransal hakkı miras payı olarak özel biçimde adlandırır. Denkleştirme kurumunun asıl amacı, mirasbırakanın sağlığında mirasçıya verdiği değerlerin bu kanuni paydan indirilmesini sağlamaktır. Mahkeme bilirkişi yardımıyla terekenin toplam değerini güncel olarak hesaplar.

Bilirkişi heyeti, mirasçının sağlığında aldığı kazandırmayı sanki terekede duruyormuş gibi sanal olarak toplama dâhil eder. Daha sonra her bir mirasçının alması gereken yasal oranı bu sanal toplam üzerinden belirler. Mahkeme, önceden kazandırma alan mirasçının payından bu değeri mahsup eder. Böylece mahkeme, fiili paylaşım anında mirasçıların birbirlerinden haksız yere fazla almasını engeller.

Altsoya Yapılan Kazandırmalar ve Mirasta Denkleştirme Karinesi

Mirasbırakanın çocukları veya torunları, miras hukukunda altsoy sıfatını taşır ve özel korumadan yararlanır. Kanun koyucu, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı büyük çaplı kazandırmalar için özel bir karine kabul eder. Altsoya yapılan belirli kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmiş olmadıkça TMK m. 669 gereği denkleştirmeye tabidir. Yani mahkeme, altsoya yapılan büyük kazandırmaların baştan yasal paya mahsuben verildiğini varsayar.

Davacı, kazandırmanın altsoya yapıldığını ve TMK m. 669/2 kapsamındaki kazandırmalardan olduğunu ortaya koyar. Bu yasal karineyi çürütmek, işlemi yapan veya malı alan davalı mirasçının üzerine düşer. Davalı, mirasbırakanın denkleştirmeye tâbi olmama iradesini açıkça belirttiğini ispatlar. Mirasbırakan iade edilmeme iradesini resmî bağışlama senedinde veya yazılı belgede açıkça gösterir.

Çeyiz ve Kuruluş Sermayesi Verilmesi

Ebeveynler genellikle çocukları evlenirken veya iş kurarken onlara maddi destek sağlarlar. Kanun koyucu bu tür harcamaları çeyiz veya kuruluş sermayesi olarak sınıflandırır. TMK, altsoya verilen kuruluş sermayesi niteliğindeki büyük meblağları iadeye tabi tutar. Mahkeme, mirasçının kendi işini kurması için verilen dükkân veya sermayeyi bu kapsamda hesaplar.

Öte yandan mirasbırakanın bir çocuğunun yüklü bir borcunu ödeyerek onu borçtan kurtarması da denkleştirmeye dâhildir. Hâkim, mirasbırakanın bir malvarlığını diğer çocuğuna bedelsiz devretmesini de aynı kurala bağlar. Mirasbırakan bu desteği yasal paya mahsuben saymadığını belirtmedikçe, alan çocuk terekede mahsup işlemine katlanır. Davacı taraf, verilen meblağın ticari hayata atılma gayesi taşıdığını mahkemede tanıklarla kanıtlar.

Olağan Hediyeler ve Evlenme Giderleri İstisnası

Mirasbırakan sağlığında ailesine veya çocuklarına pek çok olağan masraf yapar ve ufak hediyeler verir. Kanun koyucu, hayatın olağan akışına uygun olan bu harcamaları mirasta denkleştirme sürecinden ayırır. Hâkim, doğum günü hediyelerini, bayram harçlıklarını veya küçük ziynet eşyalarını terekeye iade hesabına katmaz.

Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir…

TMK m. 675 güncel kanun metni →

TMK m. 675 hükmü, olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderleri mahsup dışı bırakır. Altsoy hısımlarının evlenmesinde alışılmış ölçüler içinde kalan çeyiz giderlerinde kanun, iade etmeme arzusunu asıl sayar. Hâkim, mirasbırakanın sosyoekonomik durumunu inceleyerek harcamanın olağan sınırda kalıp kalmadığını takdir eder. Çeyiz masrafı ailenin maddi durumuna kıyasla aşırı bulunursa, mahkeme aşan kısmı iade hesabına katar.

Eğitim ve Öğrenim Giderlerinde Mirasta Denkleştirme Sınırı

Anne ve babanın çocuklarının eğitimi için harcama yapması yasal bir bakım yükümlülüğüdür. Kanun, çocukların olağan eğitim giderlerini terekeye iade kuralının dışında özel olarak tutar. Aksi arzu ispat edilmedikçe, çocuklar temel eğitim masraflarını ölümden sonra diğer mirasçılara iade etmezler. Ancak mahkeme, harcamanın ailenin standartlarını aşıp aşmadığını değerlendirir.

Örneğin bir çocuğun yurt dışında çok pahalı bir özel okulda okuması alışılmış ölçüleri aşar. TMK m. 674 uyarınca mahkeme, ancak alışılmış ölçüleri aşan eğitim masrafı kısmını denkleştirmeye dâhil eder. Ayrıca kanun, eğitimini tamamlamamış veya engelliliği bulunan çocuklara paylaşmada hakkaniyete uygun ek ödeme öngörür. Hâkim, bu ek ödemeyi belirlerken çocuğun mevcut ihtiyaçlarını ve terekenin genel durumunu esas alır.

Mirasbırakanın İradesi ve Aksi Yönde Beyan

Yasal mirasçılara yapılan kazandırmaların mahsup edilip edilmeyeceği büyük oranda mirasbırakanın iradesine dayanır. Kanun koyucu, mirasbırakana kendi malvarlığı üzerinde tasarruf özgürlüğü tanıyarak mirasta denkleştirme kuralını emredici olmaktan çıkarır. Mirasbırakan, işlemi yaparken veya sonrasında bu kazandırmanın iadeye tabi olmadığını açıkça beyan eder. Mahkeme, mirasbırakanın bu yöndeki açık iradesini tespit ettiğinde ilgili malvarlığını hesaplama dışında bırakır.

Mirasbırakan iade etmeme iradesini resmî bir vasiyetnameyle veya el yazılı bir belgeyle ortaya koyar. Resmî vasiyetnamenin şeklini TMK m. 532 gösterir. İrade beyanının şeklini, işlemin türü ve miras hukuku kuralları belirler. Davalı mirasçı, elindeki yazılı belgeyi mahkemeye sunarak malı yasal paya mahsuben almadığını ispatlar. Hâkim belgenin geçerliliğini denetler ve iradenin şüpheye yer bırakmayacak kadar net olmasını arar.

Karşılaştırma Tablosu: Mirasta Denkleştirme ve Tenkis

Uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılan bu iki davanın hukuki nitelikleri farklıdır. Aşağıdaki tablo her iki davayı ayırt etmeniz için yol göstericidir.

Özellik Mirasta Denkleştirme Davası Tenkis Davası
Amaç Yasal mirasçılar arasında eşitliği sağlamak Saklı payın ihlalini gidermek
Davalı Kimdir? Sadece kazandırma alan yasal mirasçılar Hem mirasçılar hem üçüncü kişiler
Şartı Yasal miras payına mahsuben verilmiş olmak Tasarruf edilebilir kısmı aşmak
Dava Süresi Kural olarak 10 yıllık zamanaşımı Öğrenmeden 1, her halde 10 yıllık süre

Geri Verme Yükümlüsü Mirasçının Seçimlik Hakkı

Geri vermekle yükümlü mirasçı, TMK m. 671 gereğince aldığını aynen geri verme veya değerini miras payına mahsup ettirme seçim hakkına sahiptir. Kanun koyucu, borçlu mirasçıya ödeme yöntemini seçme konusunda iki farklı hukuki yol sunar. Borçlu mirasçı, mirasta denkleştirme yükümlülüğünü ifa ederken kendi ekonomik çıkarlarına en uygun yolu seçer. Davacı taraf, davalının bu seçimlik hakkını kullanmasını mahkeme vasıtasıyla usulüne uygun şekilde ister.

Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir…

TMK m. 671 güncel kanun metni →

TMK m. 671 lafzına göre geri vermekle yükümlü olan mirasçı dilerse aldığını aynen geri verir. Mahkeme, mirasçının bu tercihini yapmasını bekler; eğer mirasçı aynen iadeyi seçerse mal terekeye döner. İkinci seçenek olarak mirasçı, dilerse aldığı değerin parasal karşılığını kendi miras payından mahsup ettirir. Mahkeme, mirasçının bildirdiği tercihe göre nihai hükmü kurar.

Aynen İade ve Bedel Üzerinden Terekeye İade

Borçlu mirasçı aynen iadeyi seçtiğinde, aldığı taşınmazı veya eşyayı fiziki olarak tereke ortaklığına devretmek zorundadır. Taşınmaz söz konusuysa mahkeme tapu iptali kararı vererek taşınmazı tüm mirasçılar adına elbirliği mülkiyetiyle tescil eder. Aynen iadede eşyanın değerindeki artış veya azalış terekeye geçer. Hâkim, iade konusu eşyanın güncel durumunu keşifle saptar.

Mirasçı bedel üzerinden mahsubu seçtiğinde ise malın fiziki mülkiyeti kendisinde kalmaya devam eder. Bilirkişi heyeti malın ilgili tarihteki parasal değerini hesaplayarak mirasçının alacağı miras payı oranından düşer. Kazandırma miras payını aşıyorsa mirasçı, mirasbırakanın fazlalığı kendisine bırakmak istediğini ispat ederse bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. İspat edilemezse fazla kısım TMK m. 671 ve m. 672 çerçevesinde denkleştirilir. Terekeye iade bedelinin tespiti davanın en teknik aşamasıdır ve uzman bilirkişi raporlarıyla şekillenir.

Kazandırmanın Değerinin Hesaplanma Anı

Dava sürecinde uyuşmazlıkların en yoğun yaşandığı aşama, malın veya paranın hangi tarihteki değerinin esas alınacağıdır. Mirasbırakan kazandırmayı yıllar önce yapmış olabilir ve enflasyon sebebiyle malın değeri ciddi oranda değişebilir. Kanun koyucu bu hesaplamanın sınırlarını TMK m. 673 hükmüyle kesin olarak çizer. Hâkim, kanunun işaret ettiği tarihi temel alarak bilirkişiye hesaplama talimatı verir.

TMK m. 673 uyarınca denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Yani ölçüt, kazandırmanın devir tarihindeki değeri değil TMK m. 673 uyarınca denkleştirme anındaki değeridir. Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında TMK m. 673 uyarınca mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Fazla Kazandırmaların Durumu ve İspat Külfeti

Mirasbırakanın yaptığı kazandırma, bazen mirasçının ölüm anındaki yasal miras payını aşar. Kanun koyucu, bu fazla kısmın iade edilip edilmeyeceği konusunda ispat yükünü kazandırmayı alan mirasçıya yükler. Hâkim, fazla kısmın akıbetini tayin ederken davalının sunduğu yazılı veya sözlü delilleri inceler.

Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz….

TMK m. 672 güncel kanun metni →

TMK m. 672 uyarınca, mirasçı mirasbırakanın bu fazlalığı kendisine bırakmak istediğini ispat ederse fazlalık denkleştirmeye tabi olmaz. Davalı mirasçı, mirasbırakanın aşan kısmı iadeden muaf tuttuğunu tanıklarla veya mektuplarla mahkemede kanıtlar. Aksi takdirde mahkeme, yasal miras payı sınırını aşan fazla kısmın terekeye nakden geri ödenmesine hükmeder. Ancak diğer saklı paylı mirasçıların tenkise ilişkin hakları kanunen saklı kalır.

Mirasçılık Sıfatının Kaybı ve Halefiyet Kuralı

Sağlararası işlemi alan kişi, mirasbırakandan önce ölür ya da mirası reddeder. Bu durumlarda kazandırmayı alan kişi fiilen mirasçı olamasa da, geri verme yükümlülüğü ortadan kalkmaz. Kanun, haksız zenginleşmeyi önlemek için borcu onun yerine geçen haleflere devreder. Davacı taraf husumeti işlemi yapan asıl kişiye değil, onun yerine geçen yeni mirasçılara yöneltir.

TMK m. 670 uyarınca mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara geçer. Yeni mirasçılar, işlemi yapmamış olsalar dahi terekeye karşı sorumluluk taşırlar. Ancak kanun bu sorumluluğu, kendi miras paylarındaki artış oranıyla sınırlar. Mahkeme, yerine geçen mirasçıların paylarındaki artış oranını hesaplayarak iade veya mahsuba bu oranda hükmeder.

Davacı Sıfatı ve Mirasta Denkleştirme Davası Açma Hakkı

Mirasta denkleştirme talebini mahkemeye taşıyacak kişi, yasal miras payı ihlal edilen yasal mirasçıdır. Kanun bu davanın davacısı sıfatını atanmış mirasçıya veya vasiyet alacaklısına tanımaz. Davacı, kendi payının olması gerekenden daha az hesaplandığını mahkeme huzurunda somut delillerle ileri sürer. Usul kuralları, miras ortaklığı devam ettiği sürece her yasal mirasçıya dava açma hakkını tanır.

Dava, TMK m. 642 uyarınca açılan paylaşma davasında ileri sürülebileceği gibi, şartları varsa bağımsız bir eda davasına da konu olur. Anılan madde, ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her mirasçıya paylaşmayı isteme hakkı tanır. Davacı, hazırladığı dilekçesinde hangi taşınmazın veya paranın iade kapsamına alınması gerektiğini açıkça belirtir. Mahkeme davacının talebiyle bağlı kalarak sadece dilekçede belirtilen kazandırmaları inceler. Terekeye iade talebini içeren dava, mahiyeti gereği nispi harca tabidir.

Davalı Sıfatı ve Yargılama Süreci

Davacı bu davayı, mirasbırakandan sağlığında karşılıksız mal veya değer edinen yasal mirasçılara yöneltir. Davalı taraf, yasal payına mahsuben bir değer aldığını inkâr eder veya malı bedeliyle satın aldığını savunur. Mahkeme davalının bu savunmalarını değerlendirirken mirasbırakanın işlem tarihindeki mali gücünü araştırır. Eğer davalı malı gerçekten bir bedel ödeyerek almışsa, mahkeme işlemi sağlararası kazandırma saymaz.

Ayrıca davalı, işlemi aldığını kabul etse bile mirasbırakanın iadeden muaf tutma iradesini kanıtlayarak davayı reddettirme yoluna gider. Yargılama boyunca davalı taraf miras payı hesabının bilirkişi tarafından doğru yapılmasını talep eder. Mahkeme taraf teşkilini sağladıktan sonra tapu, banka ve vergi dairesi kayıtlarını ilgili kurumlardan celp eder. Karar aşamasında hâkim, davalının seçimlik hakkını kullanmasına resmi süre tanır.

İspat Yükü ve Mahkemeye Sunulan Deliller

Her hukuk davasında olduğu gibi bu yargılamada da iddiaların ispatlanması davanın sonucunu belirler. Davacı taraf, mirasbırakanın yaptığı işlemin karşılıksız olduğunu ve altsoya verildiğini mahkeme huzurunda kanıtlar. Şayet yasal karine varsa (altsoya çeyiz verilmesi gibi) ispat yükü davalıya geçer. Usul kuralları gereği, taraflar iddialarını yasal süreler içinde geçerli delillerle sunar.

Mahkeme tanık beyanlarını, aile içi yazışmaları, banka dekontlarını ve tapu resmi senetlerini bir bütün olarak inceler. Resmi kayıtların aksini iddia eden taraf, eşdeğer güçte yazılı delil getirmekle kanunen yükümlüdür. Ancak dosyaya TBK m. 19 kapsamındaki muvazaa iddiaları da eklenmişse hâkim tanık beyanlarını daha geniş değerlendirir. Bilirkişi incelemesi, taşınmaz değerlerinin ve banka hesap hareketlerinin çözümlenmesinde hakime yardımcı olur.

Geçici Koruma ve İhtiyati Tedbir Talepleri

Yargılama yılları bulabileceğinden, dava konusu taşınmazların bu süreçte üçüncü kişilere devredilmesi tehlikesi mevcuttur. Davacı mirasçı, davanın en başında mahkemeden ilgili tapu kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep eder. Hâkim, davanın yaklaşık olarak ispatlandığına kanaat getirirse taşınmazların devrini geçici olarak engeller. Bu önlem, davanın sonunda çıkacak kararın etkisiz kalmasını önler.

Eğer hâkim tedbir kararını ağır bulursa, bunun yerine tapu kütüğüne “davalıdır” şerhi işlenmesine karar verir. Şerh, taşınmazı devralacak üçüncü kişilerin iyiniyet iddialarını bertaraf ederek mülkiyetin terekeye dönmesini kolaylaştırır. Mahkemenin verdiği veya reddettiği tedbir kararlarına karşı taraflar üst mahkemeye itiraz edebilirler. Davacı, tedbir talebi haksız çıkarsa karşı tarafın uğrayacağı zararlar için mahkemeye teminat yatırmak zorundadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları

Davanın başında doğru mahkemenin belirlenmesi, usulden ret kararı alınmaması için hayati önem taşır. Kanun, miras paylaşımından doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkemeyi Asliye Hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesi olarak ayırır. Mirasta denkleştirme talebi başlı başına eda davası açılıyorsa görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak bu talep ortaklığın giderilmesi davası içinde öne sürülüyorsa Sulh Hukuk Mahkemesi davayı görür.

Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Mirasın açılmasına ve paylaşılmasına ilişkin uyuşmazlıkları, ölenin son yerleşim yeri mahkemesi çözer. Hâkim yetki itirazını beklemeden yetkili olup olmadığını dosya üzerinden resen kontrol eder. Yetkisizlik kararı kesinleştikten sonra taraflardan biri, HMK m. 20 uyarınca iki hafta içinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini ister. Bu süre içinde başvurmayan taraf bakımından dava açılmamış sayılır.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Mirasçı denkleştirme istemini terekenin paylaşılmasına kadar ileri sürer; paylaşmadan sonra eda davası süreye tâbi olur. Mirasta denkleştirme davası, on yıllık genel zamanaşımı süresine kanunen tabidir. TBK m. 149 uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Davalı taraf zamanaşımı def’ini ileri sürerse mahkeme, talebi zamanaşımı sebebiyle reddeder.

Ancak denkleştirme işlemi tereke paylaşım sürecinin (izale-i şuyu) ayrılmaz bir parçası niteliğini taşır. Bu sebeple paylaşma davası devam ettiği sürece mirasçılar denkleştirme taleplerini hâkime iletebilirler. Paylaşma tamamlandıktan ve miras payları kesinleştikten sonra ise mirasçılar on yıllık süre içinde eda davası açarlar. Sürelerin kaçırılması durumunda mirasçılar yasal paylarındaki eksikliği zaman aşımına uğratırlar.

Sonuç

Sonuç olarak, mirasta denkleştirme kurumu yasal mirasçılar arasındaki maddi dengeyi sağlayan hukuki bir araçtır. TMK m. 669 uyarınca yasal mirasçıların miras paylarına mahsuben aldıkları sağlararası karşılıksız kazandırmalar denkleştirilir. Altsoya yapılan kazandırmalar ise aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tâbidir. Mahkemeler özellikle çeyiz, kuruluş sermayesi veya borçtan kurtarma gibi büyük çaplı destekleri yasal miras payı hesaplamasından mahsup ederler. Borçlu mirasçı dilerse aldığı malı aynen iade eder, dilerse güncel bedel üzerinden payından indirilmesini kanuni hakkı olarak seçer.

Davacı taraf, hak iddialarını on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde yetkili asliye hukuk mahkemesinde ispat kuralları çerçevesinde ileri sürer. Hâkim, mirasbırakanın işlem anındaki gerçek iradesini, resmi evrakları ve tanık beyanlarını değerlendirerek fiili zenginleşmeyi doğru şekilde tespit eder. Kurumun tenkis davasından farklarının iyi anlaşılması ve yargılama sürecinde terditli taleplerin doğru kurgulanması usul ekonomisi açısından zorunludur. TMK m. 671 mirasçıya seçim hakkı tanır: aldığını aynen geri verir ya da değerini miras payına mahsup ettirir. TMK m. 673 ise değerlemenin anını gösterir; denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler TMK m. 675 uyarınca bu hesabın dışında kalır. Eğitim giderlerinde ise yalnız alışılmış ölçüleri aşan kısım hesaba katılır.

Sık Sorulan Sorular

Denkleştirme kuralı vasiyetname ile yapılan devirleri kapsar mı?

Hayır, mirasta denkleştirme kurumu sadece sağlararası kazandırma dediğimiz mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği devirleri kapsar. Ölüme bağlı tasarruflar denkleştirmeye tâbi değildir; saklı payı zedelemeleri hâlinde TMK m. 560 uyarınca tenkise konu olur.

Eğitim giderleri terekeye iade edilir mi?

Kanun, olağan eğitim ve öğrenim giderlerini iade yükümlülüğünün dışında tutar. Ancak mahkeme eğitim giderinin alışılmış ölçüleri (örneğin aşırı lüks bir yurt dışı eğitimi) aştığını tespit ederse aşan kısım denkleştirmeye tabi tutulur.

Dava üçüncü kişilere karşı açılabilir mi?

Hayır, mirasta denkleştirme talepleri yasal mirasçılar arasında öne sürülür. Üçüncü kişilere (örneğin akraba olmayan bir arkadaşa veya vakfa) yapılan karşılıksız devirler ancak şartları varsa tenkis davasına konu edilir.

Denkleştirme davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Bu davalarda on yıllık genel zamanaşımı uygulanır; süre TBK m. 149 uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Ancak mirasçılar arasındaki izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.