Konsinye Mal İadesi: Satılmayan Malın Geri Alınması ve Bedelin Tahsili

Üretici ya da toptancı malını bir mağazaya bırakır; mağaza satabildiğini satıp parasını öder, satamadığını geri verir. Bu düzen, konsinye satış sözleşmesi adıyla bilinir. Ancak sorun çoğu zaman ilişki bozulduğunda çıkar: mağaza satılmayan malı vermez, satılan malın parasını ödemez ya da kepenk kapatır. Bu noktada konsinye mal iadesi ve konsinye mal bedeli soruları gündeme gelir. Ayrıca taraflar çoğu zaman konsinye iade süresi konusunda da anlaşamaz. Oysa TBK ve TTK’da konsinye adını taşıyan bir sözleşme tipi yoktur. Bu nedenle sonuç, ilişkinin komisyon mu, satış mı, başka bir aracılık mı olduğuna göre değişir. Bu yazı nitelendirmeyi, iade ve bedel taleplerini, haciz ve iflas hâlini ve dava yolunu kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TBK, TTK, TMK, İİK, HMK ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun metinlerini kapsadı. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile Harçlar Kanunu da aynı tarihli metinlerden okundu.

Konsinye Satış Sözleşmesi Kanunda Düzenlenmiş mi?

Ne Türk Borçlar Kanunu ne de Türk Ticaret Kanunu konsinye kelimesini kullanır. Ayrıca tarafların sözleşmeye verdiği ad da belirleyici değildir. Nitekim TBK m. 19’a göre sözleşmenin türü belirlenirken kullanılan sözcüklere değil, tarafların gerçek ve ortak iradesine bakılır. Buna göre konsinye adıyla kurulan bir ilişki, kanundaki şu üç kalıptan birine yaklaşabilir: satış komisyonu, iade hakkı tanınmış satış ve mal sahibi adına yapılan aracılık. Satılmayan mal için yapılacak konsinye mal iadesi talebinin dayanağı da bu kalıplara göre değişir.

Birinci Kalıp: Satış Komisyonu

TBK m. 532 alım veya satım komisyonculuğunu tanımlar. Buna göre komisyoncu, ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına taşınır ya da kıymetli evrak alıp satmayı üstlenir. Mağaza müşteriye kendi adıyla satıyor, satışın kazancı ve riski ise mal sahibine ait oluyorsa ilişki bu tanıma yaklaşır. Ayrıca aynı madde, komisyon bölümündeki özel hükümler saklı kalmak üzere vekâlet hükümlerinin de uygulanacağını belirtir. Bu göndermenin pratik sonucu büyüktür; hesap verme, özen ve sona erme kuralları vekâletten gelir. Komisyon ve vekâlet hükümlerinin tamamı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya…

TBK m. 532 güncel kanun metni →

Satış komisyonunda mal, satılmak üzere mağazaya teslim edilir. TMK m. 763’e göre taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Ancak satması için malı teslim etmek, mülkiyeti mağazaya geçirme amacını göstermez. Bu nedenle satılmayan malın mülkiyeti, sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça mal sahibinde kalır. Bununla birlikte kanun, konsinye ilişkisinde mülkiyetin kimde kalacağı konusunda ayrı bir hüküm içermez. Dolayısıyla sonuç, sözleşmenin yorumuna göre somut olayda değerlendirilir.

İkinci Kalıp: İade Hakkı Tanınmış Satış

Bazen mağaza malı belirli bir fiyattan satın alır, satamadığı malı geri verme hakkını da sözleşmeyle elde eder. TBK m. 207’ye göre satışta satıcı zilyetlik ve mülkiyeti devretme, alıcı ise bedel ödeme borcu altına girer. Dolayısıyla bu kalıpta mal, teslimle birlikte mağazanın mülkiyetine geçebilir. Öte yandan iade hakkı sözleşmeden doğar ve kapsamı sözleşmeye göre belirlenir. Mal sahibinin alacağı ise sözleşmede kararlaştırılan satış bedelidir.

Satıcı mülkiyeti kendinde tutmak isterse TMK m. 764’teki şekle uymalıdır. Buna göre mülkiyeti saklı tutma kaydı, resmî şekilde yapılan sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur. Bu nedenle sözleşmeye yalnız “mülkiyet bizde kalır” yazılması bu şartı karşılamaz. Hükmün metni TMK m. 764 mülkiyetin saklı tutulması sayfasında yer alır.

Üçüncü Kalıp: Mal Sahibi Adına Satış

Mağaza müşteriye mal sahibinin adıyla satış yapıyorsa doğrudan temsil söz konusu olabilir. Ayrıca aracı, mal sahibinin ticari işletmesini ilgilendiren sözleşmeleri onun adına yapıyor olabilir. Bu iş, işletmeye bağlı bir hukuki konum olmadan, belirli bir bölgede sürekli ve meslek edinilerek yürütülüyorsa TTK m. 102’deki acentelik tanımı gündeme gelir. Acentelik hükümlerinde düzenleme bulunmayan hâllerde, sözleşme yapan acenteye komisyon hükümleri uygulanır (TTK m. 102/2). Onlarda da hüküm yoksa vekâlet hükümlerine başvurulur. Bu yazı, satış komisyonu kalıbını esas alır.

Konsinye Mal İadesi Hangi Kalıba Göre Değerlendirilir?

Tek bir ölçüt yeterli değildir; birkaç gösterge birlikte değerlendirilir. Örneğin müşteriye düzenlenen faturanın kimin adına kesildiği ilk göstergedir. Ayrıca fiyatın belirlenme biçimi de önemlidir: sabit bir alış fiyatı mı, yoksa satış bedelinden kesilen bir komisyon mu kararlaştırılmış? Satılmayan malın değer kaybı riskini kimin taşıdığı ve mağazanın satılmayan mal için ödeme borcu bulunup bulunmadığı da sonucu etkiler. Somut bir örnekle anlatmak gerekirse, bir seramik sanatçısı kırk parça eserini bir hediyelik eşya mağazasına bırakmış olsun. Mağaza satış bedelinin belirli bir yüzdesini alıp kalanını sanatçıya ödüyorsa ve satılmayanları iade ediyorsa, ilişki satış komisyonuna yaklaşır. Buna karşılık mağaza her parça için sabit bir alış bedeli borçlanmış ve yalnız iade hakkı elde etmişse, satış kalıbı ağır basabilir.

Üç Kalıbın Karşılaştırması

Kalıp Dayanak Kim açabilir Müşteriye kimin adına satılır Satılmayan malın mülkiyeti Mal sahibinin para alacağı Süre Haciz ve iflasta sonuç
Satış komisyonu TBK m. 532 vd.; tamamlayıcı olarak vekâlet hükümleri Mal sahibi (vekâlet veren); mağaza da ücret ve gider alacağı için Mağazanın kendi adına, mal sahibinin hesabına Sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça mal sahibinde Satış bedeli, mağazanın ücret ve giderleri hesaplanarak (TBK m. 508, 538, 539) Komisyondan doğan alacakta TBK m. 147/5 beş yıl İstihkak iddiası ve davası ileri sürülebilir; mülkiyetin ispatı mal sahibine düşer (İİK m. 97/a)
İade hakkı tanınmış satış TBK m. 207 vd. ve sözleşmedeki iade kaydı Mal sahibi (satıcı) bedel için; iade hakkını sözleşmeye göre mağaza kullanır Mağazanın kendi adına ve hesabına Teslimle mağazaya geçebilir; saklı tutma ancak TMK m. 764 şekliyle Sözleşmede kararlaştırılan satış bedeli Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça TBK m. 146 on yıl gündeme gelebilir Mülkiyet geçmişse mal sahibi kural olarak alacaklı konumunda kalır
Mal sahibi adına aracılık Temsil kuralları; koşulları varsa TTK m. 102 vd. Mal sahibi (temsil olunan) Mal sahibinin adına Kural olarak mal sahibinde Aracının tahsil ettiği bedel; acentelikte TTK hükümleri Vekâlet ya da acentelikten doğan alacakta TBK m. 147/5 beş yıl Mülkiyet mal sahibinde olduğundan istihkak yolu gündeme gelir

Konsinye Mal İadesi Nasıl İstenir?

Satış komisyonunda konsinye mal iadesi talebinin ilk dayanağı TBK m. 508’dir. Bu hüküm, TBK m. 532’deki gönderme yoluyla komisyoncuya da uygulanır. Buna göre vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla satılmak üzere bırakılan ve satılmayan mal da bu kapsamda değerlendirilebilir. Mal sahibi ayrıca malik sıfatıyla TMK m. 683’e dayanabilir; malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabilir.

Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür…

TBK m. 508 güncel kanun metni →

Sözleşmenin sürmesi iade talebinin önünde bir engel değildir. Nitekim TBK m. 512’ye göre vekâlet veren de vekil de sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Böylece mal sahibi bu yolla satış talimatını geri alıp konsinye mal iadesi isteyebilir. Mağaza ise sona erme uygunsuz zamanda yapıldıysa zararının giderilmesini talep edebilir.

Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir…

TBK m. 512 güncel kanun metni →

İade talebi yazılı ve tarihli olmalıdır; aksi hâlde talebin içeriği ve tarihi sonradan tartışılabilir. Özellikle taraflar tacirse TTK m. 18/3 önem kazanır. Bu hükme göre tacirler arasında temerrüde düşürme, fesih ve sözleşmeden dönme ihtarları belirli yollarla yapılır. Kanunda sayılan yollar noter, taahhütlü mektup, telgraf ve güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik postadır. Ayrıca konsinye mal iadesi için gönderilecek ihtarda iadesi istenen malların listesi, teslim yeri ve verilen süre açıkça yazılmalıdır.

Konsinye Mal İadesi Geciktiğinde Sonuç

TBK m. 117’ye göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Buna göre temerrüde düşen mağaza, kusuru olmadığını ispat etmedikçe geç ifadan doğan zararı öder (TBK m. 118). Temerrüdün bir sonucu daha vardır: TBK m. 119’a göre temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl nedeniyle doğacak zarardan da sorumludur. Ancak borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ya da zamanında ifa etse bile zararın doğacağını ispat ederse bu sorumluluktan kurtulabilir. Dolayısıyla ihtardan sonra depoda çıkan bir yangın, iade borcunda gecikmiş mağazanın riskine kalabilir.

Konsinye İade Süresi Ne Kadardır?

Kanunda konsinye iade süresi olarak belirlenmiş bir gün sayısı yoktur. Süre ise öncelikle sözleşmeye göre belirlenir. TBK m. 90’a göre ifa zamanı kararlaştırılmamış ve hukuki ilişkinin özelliğinden de anlaşılmıyorsa borç, doğumu anında muaccel olur. Komisyonda iade borcunun ne zaman doğduğu ise sözleşmenin sona ermesine ve ilişkinin yapısına göre değerlendirilir. Bu nedenle konsinye satış sözleşmesi yapılırken iade süresini, iade yerini ve iade masrafının kime ait olduğunu yazmak, sonraki tartışmayı önemli ölçüde azaltır.

İade masrafı bakımından TBK m. 538 yol gösterir. Buna göre komisyoncu, vekâlet verenin yararı için yaptığı bütün giderleri ve ödediği paraları faiziyle birlikte isteyebilir. Ayrıca ardiye ve taşıma bedellerini de vekâlet verenin hesabına geçirebilir; kendi çalışanlarının ücretlerini ise geçiremez. Bu nedenle sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iade için yapılan taşıma gideri bu kapsamda tartışılabilir.

Mal Sahibi Malı Geri Almazsa

Konsinye iade süresi sorunu bazen ters yönden doğar: mal satılamamıştır, ancak mal sahibi malı almaya gelmez. TBK m. 542 bu durum için özel bir yol öngörür. Buna göre mal satılamamış ya da satış emrinden cayılmış olabilir. Vekâlet veren malı geri almakta aşırı ölçüde gecikirse komisyoncu, malın bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak malı açık artırmayla sattırabilir. Ayrıca mal borsada kayıtlıysa, piyasa fiyatı varsa ya da değeri masrafa oranla azsa hâkim başka bir satış yoluna da karar verebilir.

Komisyoncuya verilen malın satılamaması veya satış emrinden cayılması durumunda vekâlet veren, malı geri almakta ya da o malla ilgili başka işlem…

TBK m. 542 güncel kanun metni →

Mağazanın elindeki malı mahkeme kararı olmadan elden çıkarması ise bu yolun yerine geçmez. Çünkü kanun satışı mahkeme kararına bağlamıştır. Malın hızla değer kaybetmesi dışında, artırmanın yer ve zamanı mahkemece vekâlet verene bildirilir. Kısa sürede bozulabilecek mallarda ise TBK m. 534 ayrı bir kural koyar. Komisyoncu, vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla bu eşyayı satmakla yükümlüdür.

Konsinye Mal Bedeli: Satılan Malın Parası Nasıl Alınır?

Satılan malın parası, komisyon ilişkisinde de TBK m. 508 kapsamındadır. Nitekim vekil aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür ve teslimde geciktiği paranın faizini de öder. TBK m. 533 ise komisyoncuya yaptığı iş hakkında bilgi verme ve talimatın yerine getirildiğini hemen bildirme borcu yükler. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda mal sahibi, hangi malın ne zaman ve kaça satıldığını gösteren bir hesap isteyebilir. Dolayısıyla konsinye mal bedeli bu hesap üzerinden belirlenir.

Mağazanın kendi alacakları da hesaba girer. TBK m. 539’a göre komisyoncu, işi yapınca ücretini isteyebilir. Ayrıca TBK m. 538’deki giderler de faiziyle birlikte talep edilebilir. Buna karşılık TBK m. 540, dürüstlük kurallarına aykırı davranan komisyoncunun ücret hakkını kaybedeceğini düzenler. Öte yandan komisyoncu sattığından eksik bir bedel bildirirse, mal sahibi onu gerçekleşen bedel üzerinden alıcı sayma hakkına sahiptir.

Fiyat, Veresiye Satış ve Alıcının Ödememesi

Mal sahibi bir satış fiyatı belirlemişse TBK m. 535 devreye girer. Bu fiyatın altında satış yapan komisyoncu, kural olarak aradaki farkı gidermekle yükümlüdür. Ancak komisyoncu, malı satmasaydı vekâlet verenin daha fazla zarar göreceğini ispat ederek kurtulabilir. Bunun için durumun yeniden talimat almaya elverişli olmadığını da ispat etmelidir. Belirlenen fiyatın üstünde satış yapan komisyoncu ise bu farkı kendinde alıkoyamaz. TBK m. 536’ya göre izinsiz veresiye satıştan doğan zarar komisyoncuya kalır. Ancak vekâlet veren yasaklamadıkça, satış yerindeki ticari teamüle göre veresiye satış da yapılabilir.

Müşterinin ödeme yapmaması ayrı bir sorudur. TBK m. 537’ye göre komisyoncu, yetkisiz veresiye satış dışında, işlem yaptığı borçluların ödememesinden sorumlu olmaz. Buna karşılık komisyoncu açıkça garanti vermişse ya da bulunduğu yerdeki ticari teamül gerektiriyorsa sorumluluk doğar. Müşteriden henüz tahsil edilmemiş bedel için TBK m. 509 ayrıca önem taşır. Komisyoncunun üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet veren komisyoncuya karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda, ayrıca bir devir işlemi aranmadan vekâlet verene geçer.

Mağazanın sattığı malın bedeli üzerinde bir de hapis hakkı vardır. TBK m. 541’e göre komisyoncunun sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı bulunur. Bu nedenle mağaza, ücret ve gider alacağı ödenmeden tahsil ettiği bedeli koşulları varsa alıkoyabilir. Ancak komisyon hükümleri, satılmayan mallar için ayrı bir hapis hakkı düzenlemez. Bu mallarda TMK m. 950’deki genel hapis hakkının şartları somut olaya göre değerlendirilir. Bu hükme göre alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı, borç muaccelse ve bağlantı varsa hapsedebilir. Ayrıca zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Bununla birlikte TMK m. 951, hapis hakkının alacaklının üstlendiği yükümlülükle ya da borçlunun teslim sırasında verdiği talimatla bağdaşmayan hâllerde kullanılamayacağını belirtir.

Faiz ve Takip

Mağaza konsinye mal bedeli ödemesini geciktirirse faiz de gündeme gelir. TTK m. 10’a göre aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden, belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işler. Ticari işlerde faiz türleri ve oranları ticari faiz ve geç ödeme faizi yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Alacak için ilamsız icra takibi başlatılabilir; borçlunun itirazıyla takip durursa itirazın iptali davası gündeme gelir. Bu dava, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılabilir (İİK m. 67/1). Uyuşmazlık ticari davaysa, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m. 5/A). Bu davanın süresi ve şartları itirazın iptali davası süresi ve açma şartları yazısında anlatılmıştır.

Konsinye Mal Kaybolursa veya Zarar Görürse

Komisyoncu, malı başkasının hesabına elinde tutar ve özenle korumakla yükümlüdür. TBK m. 506’ya göre vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütür. Özen borcunun ölçüsü, benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranıştır. Ayrıca taraf tacirse TTK m. 18/2 de her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini arar. TBK m. 112’ye göre borcunu gereği gibi ifa etmeyen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe zararı giderir.

Bu kuralın sınırları da vardır. TBK m. 533’e göre vekâlet verenin talimatı olmadıkça komisyoncu malı sigorta ettirmekle yükümlü değildir. Bu nedenle kusursuz bir hırsızlık ya da yangında mağazanın sorumluluğu, somut olaya göre değerlendirilir. Çalışanların işi yürüttükleri sırada verdiği zarardan ise TBK m. 116 uyarınca kural olarak mağaza sorumludur. Ancak bu sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen ya da kısmen kaldırılmış olabilir. Öte yandan satılmak üzere gönderilen eşya açıkça ayıplı geldiyse, TBK m. 534 komisyoncuya zararı tespit ettirme ve mal sahibini hemen bilgilendirme borcu yükler.

Mağazaya Haciz Gelirse veya Mağaza İflas Ederse

Konsinye mallar mağazadayken mağazanın alacaklıları haciz yaptırabilir. İİK m. 97/a’ya göre bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Bu karinenin aksini ispat yükü, iddia eden kişiye düşer. İstihkak davacısı, malı nasıl edindiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri göstermek ve ispat etmek zorundadır. Bu yüzden yazılı konsinye satış sözleşmesi ve teslim belgeleri, haciz anında belirleyici hâle gelir.

Süreler kısadır. İİK m. 96’ya göre üçüncü kişi, malın haczini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra dairesine istihkak iddiasında bulunmalıdır. Bu süre geçirilirse aynı takipte iddia ileri sürülemez. İddiaya alacaklı ya da borçlu itiraz ederse dosya icra mahkemesine gider. İcra mahkemesi takibin devamına ya da ertelenmesine karar verir (İİK m. 97). Ardından üçüncü kişi, bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır.

İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir…

İİK m. 97 güncel kanun metni →

İstihkak iddiasına karşı itiraz süresi, icra mahkemesindeki inceleme ve teminat gibi konular ihtiyati haciz şartları ve üçüncü kişinin istihkak iddiası yazısında da ele alınmıştır. Konsinye ilişkisine özgü nokta, mülkiyetin hangi kalıpta kimde kaldığıdır. Buna göre satış kalıbında mülkiyet teslimle mağazaya geçmişse istihkak iddiasının dayanağı kalmaz. Mülkiyetin geçip geçmediği tartışmalıysa bunun ispatı belirleyici olur. Dolayısıyla mülkiyet geçmişse mal sahibi kural olarak yalnız alacaklı konumunda kalır.

Mağaza İflas Ederse Konsinye Mal İadesi

Mağaza iflas ederse TBK m. 513 devreye girer. Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekilin iflası ile sona erer. Ayrıca iflas masasına karşı istihkak iddiası İİK m. 228’e tabidir. Tasfiye adi şekilde yapılıyorsa istihkak iddiası ve bedel alacağı, iflas ilanından itibaren bir ay içinde iflas dairesine kaydettirilmelidir (İİK m. 219). Basit tasfiyede bu süreyi iflas dairesi ilanla belirler (İİK m. 218). Vaktinde kaydettirilmeyen alacak iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Ancak geç kalmanın masrafı alacaklıya aittir ve alacaklı önceki paylaştırmaya katılamaz (İİK m. 236). Eşyanın üçüncü kişiye verilip verilmeyeceğine iflas idaresi karar verir. İflas idaresi iddiayı reddederse, üçüncü kişiye icra mahkemesinde istihkak davası açması için yedi günlük süre verir. Bu süreyi geçiren üçüncü kişi, masaya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Usul ayrıntısı İİK m. 228 üçüncü kişilerin istihkak iddiaları sayfasında yer almaktadır.

Satılmış ama bedeli tahsil edilmemiş mallarda TBK m. 509/2 önem taşır. Buna göre vekil iflas ederse vekâlet veren, müşterideki alacağın kendisine geçtiğini iflas masasına karşı da ileri sürebilir. Ancak bu geçiş için vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa etmiş olması gerekir. Öte yandan mağaza konsinye malı yetkisi dışında iyiniyetli bir alıcıya satmışsa TMK m. 988 dikkate alınır. Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle mülkiyet edinen kişinin edinimi, zilyedin yetkisi olmasa bile korunur.

Konsinye Mal İadesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

TTK m. 4/1-c, TBK’nın komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinden doğan davaları ticari dava sayar. Hüküm bunu tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın öngörür. Satış kalıbında ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlık, aynı maddenin ilk cümlesine göre ticari davadır. TTK m. 5/1’e göre aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi, değere bakılmaksızın ticari davalara bakar. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde ticari davaya asliye hukuk mahkemesi bakar. TTK m. 5/4’e göre orada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı gerektirmez.

Mal sahibi bir tüketici olabilir; örneğin kişisel eşyasını satılmak üzere bir ikinci el mağazasına bırakan kişi. TKHK m. 3, tüketici işlemini vekâlet ve simsarlık dâhil her türlü sözleşmeyi kapsayacak biçimde tanımlar. TKHK m. 73’e göre tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. TKHK m. 83/2’ye göre bu işlemlerle ilgili başka kanunlarda düzenleme bulunması, TKHK’nın görev ve yetki hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Bu nedenle işlem tüketici işlemi sayılırsa, TTK m. 4/1-c’ye rağmen tüketici mahkemesinin görevi gündeme gelir. İşlemin tüketici işlemi olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Görev konusunda tereddüt varsa dava açmadan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Tüketici işlemi kabul edilirse TKHK m. 68’deki parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Hüküm, tarafların İİK’daki haklarını saklı tutar. Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Başvuru ve itiraz süreleri tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve itiraz süresi yazısında anlatılmıştır.

Yetki bakımından HMK m. 6 genel kuralı koyar: davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bunun yanında HMK m. 10’a göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Tacirler, HMK m. 17 ve 18’deki şartlarla yazılı bir yetki sözleşmesi yapabilir. Tüketici davaları ise TKHK m. 73/5 uyarınca tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Haciz ve iflas sırasındaki istihkak davalarında ise icra mahkemesi görevlidir (İİK m. 97, 228).

Konsinye Mal İadesi İçin Arabuluculuk Dava Şartı mı?

TTK m. 5/A’ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Buna göre bu kapsama konsinye mal bedeli, faizi ve kaybolan malın tazminatı girer. Satılmayan malın aynen geri verilmesi talebi ise konusu bir miktar para olan bir talep değildir; hüküm bu talebi saymaz. İade talebi para alacağıyla birlikte ileri sürülecekse, arabuluculuğa önce başvurmak usul riskini azaltır. Ancak kanun, para alacağıyla aynı davada ileri sürülen iade talebi için ayrı bir hüküm içermez.

Tüketici işlemi sayılan uyuşmazlıkta TKHK m. 73/A uygulanır. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar ise bunun dışındadır. Arabuluculuk sürecinde 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uygulanır. Ayrıca davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı dava dilekçesine eklemek zorundadır. Arabulucuya başvurmadan dava açılırsa, mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verir (m. 18/A/2). Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A/15).

Konsinye Mal İadesi Davası Kime Karşı Açılır?

Mal sahibinin konsinye mal iadesi ve bedel talepleri sözleşmeye dayanır. Bu nedenle davalı, kural olarak malı teslim alan sözleşme tarafıdır. Örneğin mağaza bir şirket tarafından işletiliyorsa taraf şirket tüzel kişiliğidir; mağaza çalışanı ya da şube yetkilisi kural olarak ayrıca taraf olmaz. Buna karşılık mağaza bir gerçek kişinin ticari işletmesiyse davalı o gerçek kişidir. Sözleşmede birden çok kişi borç altına girmişse TTK m. 7’deki teselsül karinesi ayrıca değerlendirilir.

Müşteriden tahsil edilmemiş bedel için mal sahibi, TBK m. 509’daki şart gerçekleşirse müşteriye de başvurabilir. Öte yandan haciz hâlinde istihkak davası, İİK m. 97 uyarınca kural olarak haczi yaptıran alacaklıya karşı yürütülür. İflasta ise muhatap iflas masasıdır ve süreç İİK m. 228’e göre işler. Malı haksız olarak elinde bulunduran başka bir kişiye karşı malik sıfatıyla TMK m. 683’e dayanılabilir; iyiniyetli edinen korunuyorsa TMK m. 988 bu talebi sınırlar.

Konsinye Mal İadesi ve Diğer Talep Kalemleri

Mal sahibinin talepleri farklı hükümlere ve farklı şartlara bağlıdır. Aşağıdaki tablo komisyon kalıbını esas alır. Ancak mağaza malı satın almışsa dayanak, TBK’nın satış hükümleri ve taraflar arasındaki sözleşmedir.

Talep Kalemleri Tablosu

Talep Dayanak Kim açabilir Şart Arabuluculuk Süre Sonuç
Satılmayan malın aynen iadesi TBK m. 508, 512 (m. 532 göndermesi); TMK m. 683 Mal sahibi (vekâlet veren; malikse malik sıfatıyla da) İade borcunun muaccel olması; mülkiyetin mal sahibinde kalması TTK m. 5/A bu talebi saymaz; para talebiyle birlikteyse önce başvuru güvenli yol Sözleşmeden doğan talepte TBK m. 147/5 beş yıl Malın geri verilmesine karar
Satılan malın bedeli ve hesap TBK m. 508, 533 Mal sahibi (vekâlet veren) Satışın gerçekleşmesi; mağazanın ücret ve giderleri düşülür (m. 538, 539) Ticari davada dava şartı (TTK m. 5/A) TBK m. 147/5 beş yıl; başlangıç muacceliyet (m. 149) Bedelin ödenmesi
Faiz TBK m. 508 (ikinci cümle), 117, 120; TTK m. 10 Mal sahibi (vekâlet veren) Teslimde gecikme ya da temerrüt Para alacağı olarak dava şartı Asıl alacak zamanaşımına uğrarsa faiz de uğrar (TBK m. 152) Faize hükmedilmesi
Düşük fiyat ya da izinsiz veresiye satış farkı TBK m. 535, 536 Mal sahibi (vekâlet veren) Belirlenen fiyatın altında satış ya da izinsiz veresiye; kanundaki savunmalar saklı Tazminat olarak dava şartı TBK m. 147/5 beş yıl Farkın ya da zararın giderilmesi
Kaybolan ya da hasar gören mal TBK m. 506, 112; temerrütte m. 119 Mal sahibi (vekâlet veren) Özen borcuna aykırılık; mağaza kusursuzluğunu ispat edemezse sorumlu Tazminat olarak dava şartı TBK m. 147/5 beş yıl Zararın giderilmesi; sigorta yükümlülüğü talimata bağlı (m. 533)
Hacizde istihkak İİK m. 96, 97, 97/a Mülkiyet iddia eden üçüncü kişi (mal sahibi) Mülkiyetin ispatı mal sahibine düşer TTK m. 5/A’da sayılan davalar arasında yer almaz Öğrenmeden itibaren yedi gün içinde icra dairesine iddia; icra mahkemesi kararından itibaren yedi gün içinde dava Malın hacizden kurtarılması

Konsinye Mal İadesi Uyuşmazlığında Deliller

En güçlü delil, taraflarca imzalanmış yazılı bir konsinye satış sözleşmesi metnidir. TBK m. 12’ye göre sözleşmeler kanunda aksi öngörülmedikçe şekle bağlı değildir; sözlü bir konsinye ilişkisi de geçerli olabilir. Ancak ispat başka bir meseledir. HMK m. 200 belirli bir değeri aşan hukuki işlemlerin senetle ispatını arar. Bu parasal sınır HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır.

Teslim belgeleri ve stok listeleri, hangi malın ne zaman mağazaya bırakıldığını gösterir. Ayrıca fatura alan kişi, TTK m. 21/2’ye göre aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ticari davalarda mahkeme, HMK m. 222 uyarınca tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verebilir. Satış raporları, yazışmalar ve elektronik kayıtlar da HMK m. 199 anlamında belgedir. Konsinye mal iadesi talebinde iade edilmeyen malların fotoğraflı ve tarihli listesi ayrıca hazırlanmalıdır.

Malın teknik durumu ya da değeri tartışılırsa mahkeme bilirkişi incelemesine başvurabilir. Bilirkişi değer ve hasar konusunda teknik görüş verir. İlişkinin komisyon mu satış mı olduğuna ilişkin hukuki nitelendirme ise mahkemeye aittir.

Geçici Koruma: İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti ve İhtiyati Haciz

Mağaza malları elden çıkarmaya başlamışsa beklemek, hakkın elde edilmesini zorlaştırabilir. HMK m. 389, mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı hâllerde ihtiyati tedbir imkânı verir. Örneğin belirli konsinye mallar için satış ve devrin önlenmesi bu yolla istenebilir. Tedbir isteyen taraf, tedbir sebebini ve türünü belirtir ve haklılığını yaklaşık olarak ispat eder (HMK m. 390/3). HMK m. 392 uyarınca kural olarak teminat gösterilir; talep resmî belgeye ya da kesin bir delile dayanıyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat almayabilir. Tedbir dava açılmadan alınmışsa esas dava, kararın uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m. 397/1). Dava açıldığını gösteren belge de kararı uygulayan memura ibraz edilmelidir; aksi hâlde tedbir kanun gereği kalkar.

Stokların sayılması ve malların durumunun belgelenmesi için delil tespiti istenebilir. HMK m. 400’e göre taraf, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti için keşif ya da bilirkişi incelemesi isteyebilir. Delil hemen tespit edilmezse kaybolacak ya da ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa hukuki yarar var sayılır. Delil tespitinin istenebileceği hâller HMK m. 400’de düzenlenmiştir. HMK m. 406 ise gerekli hâllerde mallarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürlemeye karar verilebileceğini düzenler.

Para Alacağı İçin İhtiyati Haciz

Para alacakları için, örneğin konsinye mal bedeli bakımından, İİK m. 257 uyarınca ihtiyati haciz de istenebilir. Buna göre rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir. Dava ya da takipten önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, haczin uygulanmasından itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmalı ya da dava açmalıdır (İİK m. 264/1). Haciz gıyabında yapılmışsa bu süre, haciz tutanağının alacaklıya tebliğinden başlar. Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıkta bu iki dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A/16). Başvurudan önce süre işlemeye devam ettiğinden, arabulucuya gecikmeden başvurulması güvenli olur. Adli tatil, geçici koruma taleplerini durdurmaz; HMK m. 103/1-a bu talepleri tatilde görülecek işler arasında sayar.

Zamanaşımı ve Süreler

Satış komisyonundan doğan alacaklar için özel bir süre vardır. TBK m. 147/5’e göre vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, TBK m. 149 uyarınca alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Satış kalıbında ise kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça satış bedeli için genel on yıllık süre gündeme gelebilir (TBK m. 146). Hangi sürenin uygulanacağı nitelendirmeye bağlı olduğundan, tereddüt hâlinde kısa sürenin esas alınması hak kaybını önler. Hükmün metni TBK m. 147 beş yıllık zamanaşımı sayfasında yer almaktadır.

Malik sıfatıyla açılan istihkak davası ise sözleşmeden doğan alacaktan farklı bir taleptir. TBK m. 147/5, vekâlet ve komisyon gibi sözleşmelerden doğan alacakları düzenler. Ancak kanun, malik sıfatıyla açılan davanın bu süreye tabi olup olmadığı konusunda ayrı bir hüküm içermez. Bu nedenle sürenin kaçırılmaması için iade talebinde de beş yıllık sürenin esas alınması güvenli olur. Ayrıca TTK m. 6 ve TBK m. 148’e göre kanundaki zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez.

Süre hesabında adli tatil de dikkate alınmalıdır. Adli tatil her yıl 20 temmuzda başlar ve 31 ağustosta sona erer (HMK m. 102). HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, adli tatile tabi dava ve işlerde HMK’nın belirlediği süreler için öngörülmüştür. Hükmün lafzı gereği zamanaşımı gibi maddi hukuk süreleri ve İİK’daki yedi günlük istihkak süreleri bu uzamanın kapsamında değildir. İİK süreleri için İİK m. 19 uygulanır; sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen günde biter.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Bu nedenle konsinye mal bedeli ve tazminat talepleri kural olarak nispi harca tabidir. Aynı şekilde satılmayan malın aynen iadesi talebinde de malın değeri üzerinden değer tayini kural olarak mümkündür. Kanunun 16. maddesine göre değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar ise TKHK m. 73/2 uyarınca harçtan muaftır. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Sonuç

Konsinye satış sözleşmesi TBK ve TTK’da adıyla düzenlenmemiştir. Bu nedenle ilk iş, ilişkinin satış komisyonu mu, iade hakkı tanınmış satış mı, mal sahibi adına aracılık mı olduğunu belirlemektir. Komisyon kalıbında konsinye mal iadesi TBK m. 508 ve m. 532’deki göndermeye, mülkiyet ise TMK m. 683’e dayanır. Mal sahibi TBK m. 512 uyarınca sözleşmeyi tek taraflı sona erdirebilir; uygunsuz zamanda sona erdirme ise tazminat doğurabilir. İade hakkı tanınmış satışta mülkiyet teslimle mağazaya geçebilir ve saklı tutma ancak TMK m. 764’teki noter sicili kaydıyla geçerlidir.

Kanunda belirli bir konsinye iade süresi yoktur; süre sözleşmeden, sözleşmede yoksa ilişkinin yapısından belirlenir. Konsinye mal bedeli, mağazanın hesabı üzerinden ve ücret ile giderler düşülerek istenir. Haciz ve iflasta İİK m. 96, 97 ve 228’deki yedi günlük süreler ile İİK m. 219’daki kayıt süresi kaçırılmamalıdır. Elde bulunan mal borçlunun sayıldığından, mülkiyeti yazılı sözleşme ve teslim belgeleriyle ispat yükü mal sahibine düşer. Komisyondan doğan davalar TTK m. 4/1-c uyarınca ticari davadır ve para talepleri TTK m. 5/A uyarınca arabuluculuğa tabidir. Mal sahibi tüketiciyse görev ve arabuluculuk bakımından TKHK hükümleri ayrıca değerlendirilir. Komisyon alacaklarında zamanaşımı beş yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Konsinye bırakılan malın mülkiyeti kime aittir?

İlişkinin niteliğine bağlıdır. Satış komisyonunda mal satılana kadar, sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça mal sahibinde kalır. İade hakkı tanınmış satışta ise mülkiyet teslimle mağazaya geçebilir. Bu kalıpta mülkiyetin saklı tutulması için TMK m. 764’teki noter sicili şartı aranır.

Satılmayan konsinye malı geri almak için ne yapılmalı?

Önce iadesi istenen malları, teslim yerini ve süreyi gösteren yazılı bir talep gönderilmelidir. Taraflar tacirse TTK m. 18/3’te sayılan ihtar yollarından biri kullanılmalıdır. Satış komisyonunda talep TBK m. 508 ve m. 512’ye, mülkiyet ise TMK m. 683’e dayanır. Mal verilmezse dava ya da koşulları varsa ihtiyati tedbir yoluna gidilebilir.

Konsinye iade süresi kanunda belirlenmiş mi?

Hayır. Kanunda konsinye iade süresi için bir gün sayısı yoktur; süre sözleşmeye göre belirlenir. Sözleşmede süre yoksa TBK m. 90 ve ilişkinin yapısı dikkate alınır. Mal sahibi satılmayan malı geri almakta aşırı gecikirse komisyoncu, TBK m. 542 uyarınca mahkeme kararıyla malı sattırabilir.

Mağaza satılan malın parasını ödemezse ne olur?

Satış komisyonunda mağaza, TBK m. 508 uyarınca hesap vermek ve tahsil ettiği bedeli ödemekle yükümlüdür; geciktirdiği paranın faizini de öder. Mağaza kendi ücret ve giderlerini hesaba katabilir. Uyuşmazlık ticari davaysa, para alacağı için dava açmadan önce TTK m. 5/A uyarınca arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Tüketici olan mal sahibi bakımından TKHK m. 68 ve m. 73/A hükümleri ayrıca değerlendirilir.

Mağazaya haciz gelirse konsinye mallar kurtarılabilir mi?

Mülkiyet mal sahibinde kalmışsa istihkak yoluna başvurulabilir. Haczi öğrenen mal sahibi yedi gün içinde icra dairesine istihkak iddiasında bulunmalıdır (İİK m. 96). Elde bulunan mal borçlunun sayıldığı için mülkiyeti sözleşme ve teslim belgeleriyle ispat yükü mal sahibine düşer (İİK m. 97/a).

Konsinye uyuşmazlığında hangi mahkeme görevlidir?

Komisyon sözleşmesinden doğan davalar, TTK m. 4/1-c uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari davadır. Bu davalara asliye ticaret mahkemesi, bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesi bakar. Mal sahibi tüketiciyse TKHK m. 73 uyarınca tüketici mahkemesinin, parasal sınırın altında tüketici hakem heyetinin görevi gündeme gelebilir. Haciz ve iflastaki istihkak davalarına icra mahkemesi bakar.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.