Freelance İş Yaptım, Param Gelmedi: Serbest Çalışanın Ücret Alacağı

Bir logo, bir web sitesi ya da bir çeviri teslim edildi. Ödeme günü geçti ve müşteri cevap vermiyor. “Freelance iş yaptım, param gelmedi” diyen serbest çalışanın önünde birkaç soru durur. İlk soru işin hukuki niteliğidir: eser mi vekâlet mi sorusunun cevabı, ücretin ne zaman istenebileceğini ve zamanaşımını etkiler. İkinci soru, yazılı sözleşme ya da fatura yoksa alacağın nasıl kanıtlanacağıdır. Faturasız iş ispatı, bu dosyaların çoğunda düğüm noktasıdır. Bu yazı, “işin parasını alamadım” noktasındaki serbest çalışan için ihtardan icra takibine, mahkemeden arabuluculuğa kadar yolları kanun metinleri üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapılmıştır. Kontrol kapsamı: TBK, HMK, İİK, TTK, TKHK, Anayasa, TCK, Harçlar Kanunu, 6325 ve 7036 sayılı kanunlar. HMK m. 109 ile 3095 sayılı Kanunun 1. maddesinde 7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler de esas alınmıştır.

Freelance iş yaptım, param gelmedi: önce işin niteliği

Türk Borçlar Kanunu “freelance” adıyla ayrı bir sözleşme türü düzenlemez. Serbest çalışanın müşteriyle kurduğu ilişki, işin içeriğine göre Kanundaki bir sözleşme tipine yerleşir. Sözleşmenin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe bir şekle bağlı değildir (TBK m. 12). Taraflar iradelerini açık veya örtülü biçimde açıklayabilir (TBK m. 1). Dolayısıyla mesajlaşmayla verilen bir sipariş de sözleşme kurabilir. “Freelance iş yaptım” diyen kişi için ücretin muacceliyeti, zamanaşımı, görevli mahkeme ve arabuluculuk bu nitelendirmeye bağlıdır.

Eser Sözleşmesi: Belirli Bir Sonuç Vaat Edilmişse

TBK m. 470’e göre eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de karşılığında bedel ödemeyi üstlenir. Teslim edilecek belirli bir sonuç varsa ilişki çoğunlukla bu tipe yaklaşır. Bir logo dosyası, çalışan bir yazılım modülü ya da çevrilmiş bir metin buna örnektir. Yüklenici eseri kendisi yapar veya kendi yönetimi altında yaptırır; kişisel özellikleri önem taşımıyorsa işi başkasına da yaptırabilir (TBK m. 471).

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir…

TBK m. 470 güncel kanun metni →

Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, iş beklenenden fazla emek istese bile artış isteyemez. Buna karşılık iş daha az emekle bitse de iş sahibi kararlaştırılan bedelin tamamını öder (TBK m. 480). Ancak başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, eserin o bedelle yapılmasını engelleyebilir ya da son derece güçleştirebilir. Bu hâlde yüklenici hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün değilse veya karşı taraftan beklenemiyorsa sözleşmeden dönebilir (TBK m. 480). Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici ancak fesih hakkını kullanabilir. Fiyat konuşulmadan başlanan işlerde TBK m. 481 önem taşır. Bedel önceden belirlenmemiş veya yaklaşık belirlenmişse eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak bulunur.

Vekâlet: Özenli Çalışma Vaat Edilmişse

Vekâlet sözleşmesinde vekil, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenir (TBK m. 502). Vekâlet hükümleri, Kanunda ayrıca düzenlenmemiş işgörme sözleşmelerine de niteliklerine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil ücrete hak kazanır. Danışmanlık, sosyal medya hesabı yönetimi ya da reklam kampanyası yürütme gibi işlerde belirli bir sonuç taahhüt edilmemişse bu ihtimal güçlenir.

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir…

TBK m. 502 güncel kanun metni →

İşin görülmesi mesleğinin gereği olan kişiye yapılan öneri, hemen reddedilmezse sözleşme kurulmuş sayılır (TBK m. 503). Vekâlet veren, vekilin işin gereği gibi görülmesi için yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle öder (TBK m. 510). Eser mi vekâlet mi sorusunda belirleyici olan, sözleşmenin sonucu mu yoksa özenli faaliyeti mi borç konusu yaptığıdır. Tek bir işte iki unsur birlikte bulunabilir; o hâlde ağır basan unsura bakılır.

Hizmet Sözleşmesiyle Sınır

TBK m. 393’e göre hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşme de hizmet sözleşmesidir. Sözleşmenin türü belirlenirken tarafların kullandığı sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır (TBK m. 19). Kâğıt üzerinde serbest çalışma denilen bir ilişkide bağımlılık unsurunun bulunup bulunmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Kişi işverenin talimatıyla ve belirli bir düzen içinde çalışıyorsa hizmet sözleşmesi ihtimali gündeme gelebilir. Hizmet sözleşmesi söz konusuysa uyuşmazlığa iş mahkemesi bakar (7036 sayılı Kanun m. 5/1-a). Ayrıca işçi alacağı davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır (aynı Kanun m. 3/1). Tanımın tam metni TBK m. 393 hizmet sözleşmesinin tanımı sayfasındadır.

Üç İhtimalin Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, eser mi vekâlet mi yoksa hizmet mi sorusunun ücret talebine yansıyan sonuçlarını özetler.

Konu Eser sözleşmesi Vekâlet ve diğer işgörme Hizmet sözleşmesi
Dayanak TBK m. 470 ve devamı TBK m. 502 ve devamı TBK m. 393 ve devamı; iş mevzuatı
Borcun konusu Belirli bir eserin meydana getirilmesi İşin özenle görülmesi İşverene bağımlı çalışma
Ücret ne zaman istenir Eserin teslimi anında; parça teslimde her parçanın bedeli o parçanın tesliminde (m. 479) Sözleşmeye göre; kararlaştırılmamışsa ve ilişkinin özelliğinden anlaşılmıyorsa borcun doğumu anında (m. 90) Sözleşmeye ve iş mevzuatına göre
Zamanaşımı 5 yıl (m. 147/6); yüklenicinin ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi istisnası iş sahibinin taleplerine ilişkindir 5 yıl (m. 147/5) Ücret gibi dönemsel edimlerde 5 yıl (m. 147/1); özel kanun hükümleri saklı
Görevli mahkeme Asliye hukuk; ticari davada asliye ticaret; tüketici işleminde tüketici mahkemesi Eser sözleşmesindeki ayrımın aynısı İş mahkemesi (7036 s. K. m. 5)
Arabuluculuk Ticari davada TTK m. 5/A, tüketici mahkemesinde TKHK m. 73/A uyarınca dava şartı (istisnalar saklı); diğer alacak davalarında dava şartı değil Eser sözleşmesindeki ayrımın aynısı Dava şartı (7036 s. K. m. 3)

Freelance iş yaptım: ücret ne zaman istenir, müşteri ne zaman temerrüde düşer?

Eser ilişkisinde iş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur (TBK m. 479). Eserin parça parça teslimi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse her parçanın bedeli o parçanın tesliminde istenebilir. Vekâlette Kanun ödeme anını ayrıca düzenlemez. İfa zamanı kararlaştırılmamış ve ilişkinin özelliğinden de anlaşılmıyorsa borç doğumu anında muaccel olur (TBK m. 90).

İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur…

TBK m. 479 güncel kanun metni →

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa isteyen tarafın, sonra ifa hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş ya da ifayı önermiş olması gerekir (TBK m. 97). Kaynak dosyaları teslim etmeden ödeme isteyen serbest çalışan bu nedenle müşterinin savunmasıyla karşılaşabilir. Peşin ödeme kararlaştırılmışsa sonuç değişir. Taraflardan birinin ödeme güçsüzlüğü karşı tarafın hakkını tehlikeye düşürürse diğer taraf güvence verilene kadar kendi ediminden kaçınabilir (TBK m. 98).

Muaccel borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117). Ödeme günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle temerrüt ayrıca ihtar gerekmeden gerçekleşir. Örneğin “teslimden sonraki ayın beşinde ödenir” kaydı varsa o gün geçince müşteri temerrüde düşer. Freelance iş yaptım ama ödeme tarihi konuşulmadı diyen kişi için yazılı bir ihtar bu yüzden önem kazanır. Temerrüde düşen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe geç ifadan doğan zararı da giderir (TBK m. 118).

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer…

TBK m. 117 güncel kanun metni →

Faiz ve Ticari İşlerde Geç Ödeme

Temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükteki mevzuata göre belirlenir (TBK m. 120). Sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi, bu orandan yüzde yüz fazlasını aşamaz. 7589 sayılı Kanun, 3095 sayılı Kanunun kanuni faizi belirleyen 1. maddesini yeniden düzenledi. Temerrüt faizini aşan bir zarar varsa alacaklı bunu da isteyebilir (TBK m. 122).

İki taraf da ticari işletme ise ve iş mal veya hizmet tedariki amacıyla yapıldıysa TTK m. 1530 devreye girer. Alacaklı kendi tedarik borcunu yerine getirmişse borçlu, sözleşmedeki ödeme tarihinde ödemezse ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer (TTK m. 1530/2). Borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller bu kuralın dışındadır. Ödeme günü belirlenmemişse borçlu, faturayı aldığı tarihi izleyen otuz günün sonunda mütemerrit sayılır. Faiz türleri ticari faiz ve geç ödeme faizi yazısında anlatılıyor.

Freelance iş yaptım ama müşteri işi beğenmedi

“İşin parasını alamadım, çünkü müşteri işi ayıplı buldu” durumu sık görülür. TBK m. 474’e göre iş sahibi, eserin tesliminden sonra imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirir. Ayıp varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri giderini karşılayarak eserin bilirkişiye incelettirilmesini isteyebilir.

Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenici kural olarak sorumluluktan kurtulur (TBK m. 477). Kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar bu kuralın istisnasıdır. Gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal eden iş sahibi eseri kabul etmiş sayılır. Sonradan ortaya çıkan ayıp da gecikmeksizin bildirilmelidir. Aylarca kullanılan bir işin ödeme istendikten sonra ayıplı ilan edilmesi hâlinde bildirimin süresinde olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir.

Ayıp yüklenicinin sorumluluğundaysa iş sahibi sözleşmeden dönme, bedelden indirim ya da ücretsiz onarım haklarından birini kullanabilir (TBK m. 475). Dönme için eserin kullanılamayacak veya kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olması gerekir. Ayıp, yüklenicinin açık ihtarına rağmen iş sahibinin talimatından doğmuşsa iş sahibi bu hakları kullanamaz (TBK m. 476). İş sahibinin ayıp nedeniyle açacağı davalar, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde teslimden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar (TBK m. 478). Bu süre serbest çalışanın ücret alacağına değil, iş sahibinin ayıp taleplerine ilişkindir.

Freelance iş yaptım, iş yarıda kaldı ya da müşteri vazgeçti

TBK m. 484’e göre iş sahibi, yapılmış kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla eser tamamlanmadan sözleşmeyi feshedebilir. Proje ortasında işten vazgeçen müşteri, bu nedenle yapılan iş için ödeme borcundan kurtulmaz. Bu hüküm, “işin parasını alamadım, müşteri projeyi iptal etti” diyen yüklenici için temel dayanaktır. Hükmün güncel metni TBK m. 484 tazminat karşılığı fesih sayfasında yer alır.

Eserin tamamlanması iş sahibiyle ilgili beklenmedik bir olay yüzünden imkânsızlaşırsa yüklenici yaptığı işin değerini ve giderlerini isteyebilir (TBK m. 485). İş sahibi kusurluysa yüklenici ayrıca tazminat da isteyebilir. Vekâlette ise taraflar sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir (TBK m. 512). Uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını giderir. Kanun, sona ermeye kadar görülen işin ücretine ilişkin bu maddede ayrı bir hüküm içermez. Bu ücret, sözleşmeye ve yapılan işin kapsamına göre somut olayda değerlendirilir.

Müşteri ödemede temerrüde düşerse serbest çalışan ona ifa için uygun bir süre verebilir (TBK m. 123). Süre içinde ödeme gelmezse alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme tazminatını isteyebilir (TBK m. 125). Ayrıca bu haklardan vazgeçtiğini hemen bildirerek ifa edilmemeden doğan zararı isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir. Borçlunun tutumundan süre vermenin etkisiz kalacağı anlaşılıyorsa süre verilmesine gerek yoktur (TBK m. 124).

Faturasız iş ispatı: freelance iş yaptım ama sözleşme yok

İspat yükü, kanunda özel düzenleme yoksa iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190). Serbest çalışan sözleşmenin kurulduğunu ve işi teslim ettiğini ispat eder; ödemenin yapıldığını ise müşteri ispat eder. HMK m. 199, faturasız iş ispatı açısından önemli bir başlangıç noktasıdır. Bu hükme göre elektronik ortamdaki veriler, fotoğraf, görüntü ve ses kayıtları da belge sayılır.

HMK m. 200’e göre bir hakkın doğumu veya itfası amacıyla yapılan hukuki işlemler, yapıldıkları zamanki değer kanundaki sınırı geçiyorsa senetle ispat edilir. Bu parasal sınır, HMK Ek m. 1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır. Senetle ispat sınırının uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktar esas alınır. Karşı taraf, hüküm kendisine hatırlatılarak açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir (m. 200/2).

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları…

HMK m. 200 güncel kanun metni →

Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir (HMK m. 202). Delil başlangıcı, işlemi muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Elektronik ortamdaki veriler de belge sayıldığından (HMK m. 199), müşteriden gelen yazışmalar bu açıdan incelenebilir. İşi onaylayan ya da fiyatı kabul eden bir e-postanın delil başlangıcı sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Delil başlangıcının unsurları HMK m. 202 delil başlangıcı sayfasında görülebilir. Ayrıca işin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül olan işlemlerde de tanık dinlenebilir (HMK m. 203/1-b).

Somut İspat Araçları

Usulüne göre güvenli elektronik imzayla oluşturulan veriler senet hükmündedir (HMK m. 205/2). İmzasız bir yazışmanın ispat gücünü ise mahkeme somut olaya göre değerlendirir. Faturasız iş ispatı için şu kayıtlar birlikte kullanılabilir: teklif ve fiyat onayı yazışmaları, revizyon istekleri, teslim e-postaları ve dosya paylaşım kayıtları. Daha önce yapılmış kısmi ödemelerin banka dekontları da ilişkinin varlığını gösterebilir. Müşterinin işi yayımladığını gösteren ekran görüntüleri ve işi bilen kişilerin tanıklığı da delil olabilir.

Bedel önceden belirlenmemiş veya yaklaşık belirlenmişse, eserin yapıldığı yer ve zamandaki değerine ve yüklenicinin giderine göre belirlenir (TBK m. 481). Mahkeme bu tespit için bilirkişiye başvurabilir. Bilirkişi teknik görüş verir; hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Tacirler arasında fatura alan kişi sekiz gün içinde itiraz etmezse faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (TTK m. 21/2). Bu hüküm faturayı veren tacir için geçerlidir ve her serbest çalışan tacir değildir. Faturasız çalışmanın vergi mevzuatı yönünden doğurabileceği sonuçlar ise alacağın ispatından ayrı bir konudur ve bu yazının kapsamı dışındadır.

Zamanaşımı: freelance iş yaptım, alacak ne zaman düşer?

Eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147/6). Kanun, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmediği hâli bu bentten ayırır. Bu durumda on yıllık genel süre gündeme gelebilir (TBK m. 146). Bu istisna, iş sahibinin ağır kusurlu ifadan doğan taleplerine ilişkindir; serbest çalışanın ücret alacağı kural olarak beş yıllık süreye tabidir. Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar da beş yıllık süreye tabidir (TBK m. 147/5). Yani eser mi vekâlet mi ayrımı, süre bakımından çoğu dosyada sonucu değiştirmez. Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148).

Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149). Eser sözleşmesinde bu an kural olarak teslimdir. Borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle kısmen ödeme yapması zamanaşımını keser (TBK m. 154/1). Alacaklının dava açması veya icra takibi yapması da süreyi keser (m. 154/2). Kesilmeyle yeni bir süre başlar; borç senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre on yıldır (TBK m. 156).

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Yıllar sonra “işin parasını alamadım” diye harekete geçen kişi için hesap bu nedenle iki yönlüdür. Süre dolmadan işlem yapmak gerekir; süre dolmuşsa da sonuç müşterinin bu savunmayı yapmasına bağlıdır.

İhtar ve İlamsız İcra Takibi

TBK, temerrüt ihtarı için kural olarak bir şekil öngörmez; ispat kolaylığı için yazılı ihtar tercih edilir. Tacirler arasında temerrüde düşürme ihtarı ise noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta ile yapılır (TTK m. 18/3). İhtara rağmen ödeme gelmezse “işin parasını alamadım” noktasındaki serbest çalışan, dava açmadan önce ilamsız icra takibine başlayabilir. Takip talebinde alacak tutarı, faiz başlangıcı ve borcun sebebi gösterilir (İİK m. 58).

İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir; borçlu yedi gün içinde borcu öder ya da itiraz eder (İİK m. 60, 62). Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m. 66). Sürenin başlangıcı ve itirazın yapılacağı yer ödeme emrine itiraz süresi yazısında ayrıntılı olarak ele alınıyor.

İtiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67/1). Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulursa, alacaklının talebiyle borçluyu yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm eder. Değeri bilirkişi incelemesiyle bulunacak bir eser bedelinde bu tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği somut olaya göre değerlendirilir. Takibinde haksız ve kötüniyetli görülen alacaklı da aynı tazminata mahkûm edilebilir. Bir yıllık süre geçerse alacaklı alacağını genel hükümlere göre dava edebilir. Davanın süresi ve şartları itirazın iptali davası süresi ve açma şartları yazısında anlatılıyor.

İtirazın icra mahkemesinde kesin olarak kaldırılması için takip, imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarını içeren bir senede dayanmalıdır. Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri içinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belge de bu yolu açar (İİK m. 68/1). Alacaklı bu talebi, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde yapabilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz. Serbest çalışanın elinde böyle bir belge çoğu zaman bulunmaz. Bu nedenle itiraz karşısında olağan yol genellikle itirazın iptali davasıdır.

Ödemeyen Müşteri Suç İşlemiş Olur mu?

Anayasa m. 38’e göre hiç kimse, yalnız sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. Ödeme yapılmaması, bu nedenle kural olarak hukuki bir uyuşmazlıktır. Müşteri baştan ödeme niyeti olmadan hileli davranışlarla serbest çalışanı aldatmışsa durum farklılaşabilir. Bu ihtimalde TCK m. 157’deki dolandırıcılık suçunun unsurları ayrıca değerlendirilir. Salt ödeme gecikmesi bu unsurları karşılamaz.

Freelance iş yaptım, dava kime karşı açılır?

Davalı, serbest çalışanla sözleşme kuran taraftır: eser sözleşmesinde iş sahibi, vekâlette vekâlet veren. Siparişi bir şirket verdiyse davalı şirket tüzel kişiliğidir. Şirket adına yazışan çalışan, kişisel olarak borç altına girmedikçe davalı olmaz. Serbest çalışan işi bir ajanstan aldıysa sözleşmenin karşı tarafı kural olarak ajanstır. İşi sonunda kullanan müşteriyle doğrudan sözleşme yoksa ona sözleşmeye dayalı ücret talebi yöneltmek güçleşir.

Bir kişiye birlikte vekâlet verenler vekile karşı müteselsil olarak sorumludur (TBK m. 511). İş bir aracı internet sitesi üzerinden alındıysa sözleşmenin kiminle kurulduğunu sitenin kullanım koşulları ve yazışmalar gösterir. Bu koşullar kanun hükmü değildir; her dosyada ayrıca okunmalıdır. Davalı yanlış gösterilirse dava taraf sıfatı yokluğundan reddedilebilir; bu yüzden fatura, teklif ve ödeme kayıtlarındaki unvan karşılaştırılmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa değer ve miktara bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari davadır (TTK m. 4/1). Aksine hüküm yoksa bu davalara asliye ticaret mahkemesi bakar; o yargı çevresinde ticaret mahkemesi yoksa asliye hukuk davaya devam eder (TTK m. 5). TTK m. 4/1-d, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davaları da ticari dava sayar. Ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bunun dışındadır. Talep eser üzerindeki hakların devrinden veya lisansından doğuyorsa görev, fikrî mülkiyet mevzuatıyla birlikte ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nitelendirme TTK m. 5/A arabuluculuğunun uygulanıp uygulanmayacağını da etkiler. Görev bakımından eser mi vekâlet mi ayrımından çok, tarafların sıfatı ve işin amacı belirleyicidir.

Freelance iş yaptım, müşteri tüketiciyse ne olur?

Müşteri, işi ticari veya mesleki olmayan amaçla sipariş eden bir tüketiciyse durum değişir. Örneğin düğün davetiyesi tasarlayan kişi “freelance iş yaptım” derken çoğu zaman bir tüketiciye iş görmüştür. Serbest çalışan mesleki amaçla iş görüyorsa ilişki tüketici işlemidir; Kanun bu tanıma eser ve vekâlet sözleşmelerini de alır (TKHK m. 3). Bu uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 73/1). Kanun, değeri her yıl Ticaret Bakanlığınca ilan edilen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuruyu zorunlu tutar (TKHK m. 68/1, 68/4). Aynı hüküm, tarafların İcra ve İflas Kanunundaki haklarını saklı tutar. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki heyete yapılabilir (m. 68/3). Bu zorunluluğun tüketiciden alacaklı olan serbest çalışan için de geçerli olup olmadığı somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir. Heyet süreci tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve itiraz süresi yazısında anlatılıyor.

Yetkili Mahkeme

Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir (HMK m. 10). Aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89). Serbest çalışanın bu iki hükme dayanarak kendi yerleşim yerinde dava açıp açamayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Yetki itirazıyla zaman kaybetmemek için davalının yerleşim yeri mahkemesi daha güvenli seçenektir. Tüketici davaları ise tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir (TKHK m. 73/5). Yetki sözleşmesini yalnız tacirler veya kamu tüzel kişileri yapabilir (HMK m. 17).

Müşteri Yurt Dışındaysa

Yabancı müşteriye karşı Türk mahkemesinin yetkisi ve uygulanacak hukuk, milletlerarası özel hukuk kurallarına göre belirlenir. Bu kurallar bu yazının dayandığı kaynaklar arasında değildir; sonuç sözleşmedeki hukuk ve mahkeme seçimine de bağlı olabilir. Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânı bulunmadığı sürece zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Bu durma sebebinin somut olayda varlığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

“Freelance iş yaptım, dava açmadan önce arabulucuya gitmeli miyim?” sorusunun cevabı uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat ve itirazın iptali davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır (TTK m. 5/A). Arabulucu başvuruyu altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Tüketici mahkemesindeki uyuşmazlıklarda da arabuluculuk dava şartıdır. Ancak hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar bunun dışındadır (TKHK m. 73/A). İşçi alacağında ise 7036 sayılı Kanun m. 3 uygulanır.

Bu üç alan dışında kalan sıradan bir alacak davasında arabuluculuk dava şartı değildir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B’nin saydığı kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları bu tür bir ücret alacağını kapsamaz. Taraflar yine de ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Dava şartı arabuluculukta büroya başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 s. K. m. 18/A/15). Kanun dava şartını dava için arar; ilamsız takibe başlamak için arabulucuya gitmek gerekmez.

Geçici Koruma: İhtiyati Haciz ve Delil Tespiti

Rehinle güvenceye bağlanmamış ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir (İİK m. 257). Vadesi gelmemiş alacakta ihtiyati haciz yalnız Kanunun saydığı hâllerde istenebilir. Örneğin borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa ya da mallarını kaçırmaya hazırlanıyorsa bu yol açılır. Alacaklı, alacağı ve gerekirse haciz sebebi hakkında mahkemeyi ikna edecek delilleri gösterir (İİK m. 258).

Dava veya takipten önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, haczin uygulanmasından itibaren yedi gün içinde takip başlatmalı ya da dava açmalıdır (İİK m. 264/1). Haciz alacaklının yokluğunda yapılmışsa bu süre, haciz tutanağının ona tebliğinden başlar. Ödeme emrine itiraz edilirse itirazın tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açılmalı ya da itirazın kaldırılması istenmelidir. Bu durumda bir yıllık itirazın iptali süresine güvenilmez (İİK m. 264/2). İcra mahkemesi kaldırma talebini reddederse dava, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılır. Bu süreler geçirilirse ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264/4). Dava şartı arabuluculuk gereken hâllerde, haczin uygulanmasından başlayan dava açma süresi büroya başvurudan son tutanağa kadar işlemez (6325 s. K. m. 18/A/16).

İhtiyati haciz isteyen alacaklı, haksız çıkarsa doğacak zarardan sorumludur ve kural olarak teminat gösterir (İİK m. 259). Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz. Şartlar ve itiraz süreleri ihtiyati haciz şartları yazısında ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Delillerin kaybolma tehlikesi de ayrı bir koruma gerektirebilir. Müşterinin yayımladığı site ya da hesap içeriği değiştirilebilir; yazışmaların bulunduğu hesap kapanabilir. Bu hâllerde taraflar ileride açılacak dava için keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi isteyebilir (HMK m. 400). Noterlerin vakıa tespitine ilişkin hükümleri de saklıdır (HMK m. 401/2).

Harç, Dava Değeri ve Kısmi Dava

Konusu belli bir değer olan davalarda yargı harcı nispi esasa göre alınır (Harçlar Kanunu m. 15). Değer tayini mümkünse dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur (m. 16). Karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (m. 28/a). Oranlar ve tutarlar her yıl değiştiği için burada verilmemiştir. TKHK m. 73/2’deki harç muafiyeti tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlık için öngörülmüştür; tüketiciye karşı dava açan serbest çalışan bu muafiyetten yararlanmaz.

Bölünebilir bir alacağın bir kısmı da dava edilebilir (HMK m. 109/1). Kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava, geri kalandan feragat anlamına gelmez. 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 109/4’e göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Değeri bilirkişiyle bulunacak eser bedellerinde bu imkân harç yükünü başlangıçta azaltabilir. Kanunun tam metni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni sayfasındadır.

Sonuç

“Freelance iş yaptım, param gelmedi” diyen serbest çalışanın ilk işi, ilişkinin niteliğini belirlemektir. Belirli bir sonuç vaat edildiyse eser, özenli çalışma vaat edildiyse vekâlet, bağımlı ve düzenli çalışma varsa hizmet sözleşmesi gündeme gelir. Eserde bedel teslimle muaccel olur; vekâlette ödeme zamanını sözleşme, yoksa genel kural belirler. Eser ve vekâlet alacaklarında zamanaşımı kural olarak beş yıldır; kısmi ödeme, takip ve dava süreyi keser.

Faturasız iş ispatı için yazışmalar, teslim kayıtları, banka dekontları ve tanık birlikte kullanılır. Senetle ispat sınırını aşan işlerde delil başlangıcı ve teamül istisnası önem kazanır; güvenli elektronik imzalı veriler ise senet hükmündedir. Bu nedenle kayıtların silinmeden saklanması, dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Müşterinin ayıp itirazı, süresinde bildirim yapılıp yapılmadığına bağlıdır. Müşteri iş bitmeden vazgeçerse yapılan kısmın karşılığını ve zararı öder. Takip ve dava aşamasında görevli mahkeme ile arabuluculuk, uyuşmazlığın adi, ticari, tüketici ya da iş uyuşmazlığı olmasına göre değişir. Para alacağını korumak için ihtiyati haciz, kaybolabilecek deliller için delil tespiti başvurulabilecek yollardır; ihtiyati hacizde takip veya dava için yedi günlük süre kaçırılmamalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Yazılı sözleşme olmadan serbest çalışma ücreti istenebilir mi?

İstenebilir. Sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe şekle bağlı değildir (TBK m. 12). Sorun genellikle geçerlilikte değil ispattadır. Değeri senetle ispat sınırını aşan işlerde yazışmalar delil başlangıcı sayılabilir ve bu durumda tanık da dinlenebilir.

Freelance iş yaptım, ücreti kaç yıl içinde istemeliyim?

Eser sözleşmesinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi beş yıldır (TBK m. 147/6). Bentteki ağır kusurlu ifa istisnası iş sahibinin taleplerine ilişkindir; serbest çalışanın ücret alacağı kural olarak bu süreye tabidir. Vekâlet alacaklarında süre yine beş yıldır (m. 147/5). Süre alacağın muaccel olmasıyla başlar; kısmi ödeme, icra takibi ve dava süreyi keser.

Müşteri işi kullanıp ödemiyorsa icra takibi yapılabilir mi?

Yapılabilir. Serbest çalışan ilamsız takip başlatabilir; müşteri ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edebilir. İtiraz edilirse alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu süre geçerse alacak genel hükümlere göre dava edilebilir.

Serbest çalışanın ücret alacağında arabuluculuk zorunlu mu?

Uyuşmazlığa göre değişir. Ticari davalarda TTK m. 5/A, tüketici mahkemesindeki uyuşmazlıklarda TKHK m. 73/A, işçi alacaklarında 7036 sayılı Kanun m. 3 uyarınca dava şartıdır. Bunların dışındaki sıradan alacak davasında dava şartı değildir; taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

Müşteri işin kötü olduğunu söyleyerek ödemeyi reddedebilir mi?

Eser sözleşmesinde iş sahibi eseri teslimden sonra gözden geçirip ayıbı uygun sürede bildirmek zorundadır (TBK m. 474). Bildirimi ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır; kasten gizlenen ayıplar bunun dışındadır. Süresinde bildirilen ayıpta iş sahibi dönme, bedelden indirim veya ücretsiz onarım isteyebilir.

Ödeme yapmayan müşteri hakkında suç duyurusu yapılabilir mi?

Ödeme yapılmaması kural olarak hukuki bir uyuşmazlıktır; Anayasa sözleşmeden doğan borcu ödeyememeyi özgürlükten alıkoyma sebebi saymaz. Müşteri baştan hileli davranışlarla aldatmışsa dolandırıcılık suçunun unsurları ayrıca değerlendirilebilir. Ödemenin gecikmesi tek olgu ise bu unsurlar oluşmaz.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.