Yaşlanan bir anne ya da babanın evde tek başına kalamaz hâle gelmesi, aileyi çoğu zaman bir bakım kurumu arayışına yöneltir. Bu noktada en sık sorulan soru, yaşlı kişiyi huzurevine yatırmak için onun rızasının şart olup olmadığıdır. Kardeşler arasında yaşlıyı huzurevine zorla götürmenin mümkün olup olmadığı da tartışılır. Kimden izin alınacağı ise Alzheimer hastasını bakım evine yerleştirmek isteyen ailenin başlıca sorusudur. Türk Medeni Kanunu bu konuda kişinin iradesini esas alır ve rızanın yerine geçebilecek yolları sınırlı tutar. Huzurevine yatma şartları ise büyük ölçüde kanunla değil, yönetmelik ve kurum uygulamasıyla belirlenir. Bu yazı rızanın yerini, vasinin ve vesayet makamının rolünü, koruma amaçlı kuruma yerleştirmeyi ve ceza hukuku riskini kanun metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, TBK, TCK ve HMK ile 2828, 4787, 6325 ve 492 sayılı kanunların metinlerini kapsadı.
Huzurevine Yatırmak Kimin Kararıdır?
Kural, ergin ve ayırt etme gücüne sahip kişinin nerede yaşayacağına kendisinin karar vermesidir. TMK m. 13, ayırt etme gücünü akla uygun biçimde davranma yeteneği olarak tanımlar. Bu yeteneği ortadan kaldıran sebepler olarak yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ve benzeri sebepler sayılır. Kanun bu tanımda yaşlılığı ayrı bir sebep olarak saymaz. Seksen yaşındaki bir kişi de bu yetenekten yoksun değilse kendi barınma yerini kendisi seçer. Bu yeteneğin belirli bir karar anında bulunup bulunmadığı ise somut olaya göre değerlendirilir. Tanımın tam metni TMK m. 13 ayırt etme gücü sayfasında okunabilir.
Kişinin bir kuruma yerleştirilmesi, kişilik hakları ve hareket özgürlüğüyle yakından ilgilidir. TMK m. 23’e göre kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz. Kişilik hakkına yapılan saldırı ise TMK m. 24’e göre kural olarak hukuka aykırıdır. Saldırıyı haklı kılan sebepler; zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkidir. Huzurevine yatırmak bakımından bu hüküm temel soruyu belirler: kişinin rızası yoksa kararı hangi kanuni yetki destekliyor?
TMK m. 23 güncel kanun metni →
Yaşlılık ve Teşhis Kendi Başına Yetki Doğurmaz
Kanunda yaşlılık, kısıtlama sebebi olarak TMK m. 408’de geçer. Bu hüküm, yaşlılığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden erginin kendi kısıtlanmasını isteyebileceğini düzenler. Yaşlılık, kişinin kendi istemi olmadan kısıtlama sebebi olarak sayılmamıştır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama ise TMK m. 405’te ayrıca düzenlenir. Bu hüküm, söz konusu sebeple işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergini kapsar. Mahkeme bu yolda ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verebilir (TMK m. 409). Alzheimer ya da demans teşhisi konmuş olması, raporun ve mahkeme kararının yerini tutmaz. Bu nedenle Alzheimer hastasını bakım evine götürmek isteyen aile bakımından da ilk soru, kişinin o andaki ayırt etme gücüdür. Teşhis konmuş ama kısıtlanmamış bir kişinin hukuki işlemleri, işlem anındaki ayırt etme gücüne göre değerlendirilir (TMK m. 14 ve 15).
Yetişkin çocuklara, ergin anne veya babaları adına barınma yerini seçme yetkisi veren bir hüküm incelenen kanun metinlerinde bulunmamaktadır. Eşin temsil yetkisi de bu boşluğu doldurmaz. TMK m. 188, eşlerden birine ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil yetkisi tanır. Bu hüküm hukuki işlemlerde temsile ilişkindir; diğer eşin rızası dışında bir kuruma yerleştirilmesine dair bir yetki içermez. Anne veya babanın daha önce verdiği bir vekâletname de sınırlı bir araçtır. TBK m. 513’e göre vekâlet sözleşmesi, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle sona erer.
Huzurevine Zorla Götürmenin Hukuki Sonuçları
Rızası olmayan ve hakkında kanuni bir karar bulunmayan bir yaşlıyı huzurevine zorla götürmek, ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir. TCK m. 109/1, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmayı suç olarak düzenler. Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenirse ceza artar (m. 109/2). Suçun üstsoya ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenmesi de ağırlaştırıcı sebeptir (m. 109/3-e ve f). Kanun metninde bu suç için şikâyet şartı öngörülmemiştir.
TCK m. 109 güncel kanun metni →
Suçun oluşup oluşmadığı, her şeyden önce yerleştirmenin hukuka aykırı olup olmadığına bağlıdır. Kişinin geçerli rızası, vesayet makamının izni ya da TMK m. 432 ve devamı uyarınca verilmiş bir karar bu değerlendirmede belirleyici olabilir. Kapıların kilitlenmesi, çıkmak isteyen kişinin engellenmesi veya kandırılarak götürülmesi gibi olgular ayrıca önem taşır. Ailenin bakım amacıyla hareket etmesinin sonuca etkisi somut olaya göre değerlendirilir. Unsurların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine ceza muhakemesi içinde karar verilir. Bu nedenle geçerli rıza, izin veya karar bulunmadan fiilî bir yerleştirme adımı atılmaması güvenli olur.
Madalyonun öbür yüzü de ceza hukukunu ilgilendirir. TCK m. 97/1, yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kişiyi kendi hâline terk etmeyi cezalandırır. Hüküm, terk edilen kişinin bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunmasını şart koşar. Dolayısıyla aile, yaşlıyı huzurevine zorla götürmek ile bakımsız bırakmak arasında sıkışmış değildir; kanun bu ikisinin arasında yargısal yollar öngörür. Kişilik hakkı zedelenen yaşlı ise TMK m. 25 uyarınca saldırının önlenmesini veya sona erdirilmesini mahkemeden isteyebilir.
Huzurevine Yatırmak İçin Rıza Nasıl Alınır?
Huzurevine yerleşme kararı, ayırt etme gücü yerinde olan yaşlının kendi hukuki işlemidir. Kurumla yapılacak sözleşmeyi de kural olarak kendisi ya da yetki verdiği bir temsilci imzalar. Aile üyeleri bilgi verebilir, seçenekleri gösterebilir ve kararın sonuçlarını açıklayabilir. Rızanın ise serbest iradeye dayanması gerekir. TBK m. 36’ya göre aldatma sonucu sözleşme yapan taraf o sözleşmeyle bağlı değildir. Aldatma üçüncü kişiden geliyorsa bu sonuç, karşı tarafın aldatmayı bilmesine veya bilecek durumda olmasına bağlıdır. Korkutmada ise korkutma üçüncü kişiden gelse de korkutulan sözleşmeyle bağlı değildir (TBK m. 37). Karşı taraf korkutmayı bilmiyor veya bilecek durumda değilse, bağlı kalmak istemeyen korkutulan hakkaniyet gerektiriyorsa tazminat öder.
Sözleşmeyle bağlı olmama imkânı süreye bağlıdır. TBK m. 39’a göre taraf, aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde bunu bildirmezse sözleşmeyi onamış sayılır. Örneğin birkaç günlük dinlenme denilerek huzurevine götürülen ve durumu sonradan anlayan bir yaşlı bu süreyi gözetmelidir. Huzurevine zorla ya da kandırılarak götürüldüğünü ileri süren kişinin kurumdan ayrılma iradesi ise ayrı bir meseledir. Kişiyi bu iradesine rağmen ya da hakkında karar bulunmadan kurumda tutmak, yukarıda anlatılan TCK m. 109 riskini doğurabilir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi bakımından da yol, vasi atandıktan sonra vesayet makamı izni veya koruma amaçlı yerleştirme kararıdır.
Alzheimer Hastasını Bakım Evine Yerleştirmede Vasinin Rolü
Hastalığı ilerlemiş ve ayırt etme gücü zayıflamış bir kişi, huzurevine yerleşme konusunda geçerli bir rıza veremeyebilir. Bu durumda karar, kanunun yetkilendirdiği bir temsilci ve mahkeme denetimi yoluyla verilir. Alzheimer hastasını bakım evine yerleştirmek isteyen aile için olağan yol, sulh hukuk mahkemesinden kısıtlama ve vasi atanması istemektir. TMK m. 397’ye göre vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Haklı sebepler engel olmadıkça mahkeme, vasilik koşullarını taşımaları kaydıyla kişinin eşini veya yakın hısımlarından birini öncelikle atar (TMK m. 414). Kişinin kendisinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse de, haklı sebepler engel olmadıkça vasiliğe atanır (TMK m. 415). Atamaya karşı çıkan ilgili, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir (TMK m. 422). Atama usulünün diğer ayrıntıları bu yazının konusu dışında bırakılmıştır.
Vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür (TMK m. 447). Vasinin yetkisi ise sınırsız değildir. Kısıtlı görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, vasi önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde onun görüşünü alır (TMK m. 450). Huzurevi tercihi, bu hükümdeki önemli işlerden sayılabilir. Kısıtlının işi uygun bulmuş olması da vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.
Vasi Huzurevine Yatırmak İçin İzin Almak Zorunda mı?
Kanun bu işi vesayet makamının iznine bağlamıştır. TMK m. 462/13’e göre vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi vesayet makamının iznini gerektirir. Aynı maddenin 14. bendi, yerleşim yerinin değiştirilmesini de izne bağlar. Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez (TMK m. 412). Kanunen gereken izin alınmadan yapılan işlem, TMK m. 465 uyarınca vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir. Vasinin izin almadan, kısıtlıyı huzurevine yatırmak için imzaladığı sözleşme bu nedenle eksik kalabilir.
TMK m. 462 güncel kanun metni →
Kurumda bulunmanın yerleşim yerine etkisi de ayrıca düzenlenmiştir. TMK m. 22’ye göre eğitim, sağlık veya bakım kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz. Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21). Huzurevinin başka bir şehirde olması, yetkili vesayet makamını bu nedenle tek başına değiştirmez. İzinle yerleşim yeri değişirse yetki yeni vesayet dairelerine geçer (TMK m. 412).
Acil Hâlde Vasinin Yetkisi ve Şikâyet Yolu
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanun vasiye ayrı bir yetki tanır. TMK m. 447’ye göre vasi bu hâllerde, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümlere göre kısıtlıyı bir kuruma yerleştirebilir veya orada alıkoyabilir. Vasi bu durumu vesayet makamına derhâl bildirir. Bu yetki, olağan bir huzurevi tercihinin izin alınmadan yapılmasına imkân vermez. Acil koruma ihtiyacına ve TMK m. 432 ile devamındaki hükümlerin şartlarına bağlıdır.
TMK m. 447 güncel kanun metni →
Kısıtlının ve diğer ilgililerin vasiye karşı bir başvuru yolu da vardır. TMK m. 461’e göre ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vasinin acil hâlde yaptığı yerleştirme de bu şikâyet yoluna konu olabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir. Huzurevi kararını onaylamayan bir kardeşin de ilgili sıfatıyla şikâyette bulunması gündeme gelebilir. TMK m. 461, şikâyet için ayrı bir süre öngörmemiştir; vesayet makamı kararına itiraz süresi ise on gündür. Vasinin atanmasına karşı çıkmak ise ayrı bir yoldur ve öğrenmeden başlayan on günlük süreye bağlıdır (TMK m. 422). Sürelerin kaçırılmaması için öğrenme veya tebliğ gününden itibaren en kısa sürenin esas alınması güvenli olur.
Vasi Yokken Huzurevine Yatırmak: Geçici Önlemler ve Kayyım
Kısıtlama istemi incelenirken yaşlının durumu acil bir çözüm gerektirebilir. TMK m. 420’ye göre vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de re’sen gerekli önlemleri alır. Bu kapsamda mahkeme, kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Vesayet makamının bu kararı ilân olunur. Yaşlıyı huzurevine yatırmak konusunda ailenin kendi aralarında aldığı bir karar, bu önlemin yerine geçmez. Hükmün metni TMK m. 420 vesayette geçici önlemler sayfasında yer alır.
Temsil kayyımı farklı bir araçtır. TMK m. 426/1 bu aracı, hastalık veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi göremeyen ergin için öngörür. Kişi bu iş için bir temsilci de atayamıyorsa vesayet makamı temsil kayyımı atar. Kayyım atanması ise kişinin fiil ehliyetini etkilemez (TMK m. 458). Kayyım atanması, ayırt etme gücü yerinde olan kişiyi iradesine rağmen bir kuruma yerleştirmeye kural olarak dayanak oluşturmaz. Belli bir iş için görevlendirilen kayyım, vesayet makamının talimatına aynen uymak zorundadır (TMK m. 459).
Çekişmesiz yargı işlerinde ihtiyati tedbir de gündeme gelebilir. HMK m. 389/2, ihtiyati tedbirin şartlarına ilişkin hükmün niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanacağını öngörür. Vesayet hukukunda ise önce TMK m. 420 ve 426’daki özel önlemler değerlendirilir. Genel tedbir hükmü, bu özel önlemlerin karşılamadığı ihtiyaçlar için düşünülebilir.
Koruma Amacıyla Kuruma Yerleştirme ile Huzurevine Yatırmak Arasındaki Fark
TMK m. 432, kişinin rızası dışında bir kuruma yerleştirilmesini düzenleyen özel hükümdür. Hükme göre akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biri bulunmalıdır. Bu sebeple toplum için tehlike oluşturan ergin, kişisel korunması başka şekilde sağlanamıyorsa kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Kurum, kişinin tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli olmalıdır. Kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur ve kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
TMK m. 432 güncel kanun metni →
Bu şartlar, bakıma ihtiyaç duyan her yaşlıya uygulanabilecek nitelikte değildir. Hüküm bir sebebin varlığını, toplum için tehlikeyi ve başka bir koruma yolunun bulunmamasını birlikte arar. Demans tanısı olan bir yaşlının bu şartları taşıyıp taşımadığı ve huzurevinin elverişli kurum sayılıp sayılmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Kanun bu hükümde demansı ya da huzurevini ayrıca anmaz. Huzurevine yatırmak isteyen aile bakımından olağan yol, bu nedenle vasi ve vesayet makamı izni yoludur.
Yerleştirme Kararının Usulü ve İtiraz
Koruma amaçlı yerleştirmede karar yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamına aittir. Kişinin bulunduğu yer vesayet makamı da, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde karar verebilir (TMK m. 433). Bu yolda akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gibi sebeplerde karar, ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilebilir (TMK m. 436/5). Karar verilirken ilgilinin sebepler hakkında bilgilendirilmesi ve itiraz hakkına yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur (TMK m. 436/1). Hâkim ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve en geç iki gün içinde kararını verir (TMK m. 437). Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları, karara karşı bildirimden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir. Bu hak, kurumdan çıkarılma isteminin reddinde de kullanılabilir (TMK m. 435).
İtiraz yolunun metni TMK m. 435 koruma amaçlı yerleştirmeye itiraz sayfasında bulunur. Usulün ayrıntısı ve güvenceler, sitemizdeki zorla tedavi ve koruma amacıyla kuruma yerleştirme yazısında anlatılmıştır. Hastanede rıza dışı alıkonulma ise hastanenin taburcu etmemesi ve hastanın hakları yazısında ele alınmıştır.
Huzurevine Yatma Şartları Kanunda Nasıl Düzenlenmiştir?
Huzurevlerinin kanuni çerçevesi 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yer alır. Kanunun 3. maddesi huzurevini, ihtiyacı olan yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşu olarak tanımlar. Aynı madde ihtiyacı olan yaşlıyı, sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içinde olup korunmaya, bakıma ve yardıma ihtiyacı olan kişi olarak tarif eder. Kanun, sosyal hizmet programlarında ihtiyacı olan yaşlıya öncelik tanır (m. 4/c). Talep hizmet arzından fazlaysa öncelik, ihtiyaç derecesi ile başvuru veya tespit sırasına göre belirlenir (m. 4/d). Hizmet, insan haysiyet ve vakarına yaraşır şekilde sunulur (m. 4/ı).
Huzurevine yatma şartları ise ayrıntısıyla kanunda sayılmamıştır. 2828 sayılı Kanun m. 26, ihtiyacı olan yaşlıların tespiti, incelenmesi ve hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esasları yönetmeliğe bırakır. Kurum dışındaki kuruluşların açılış izni, varsa ücret tarifeleri ve hizmet standartları da yönetmelikle düzenlenir (m. 34/1). Yaş sınırı, sağlık raporu, kişinin kendi başvurusunun aranması ve kabul belgeleri bu nedenle ilgili yönetmeliğe ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Bu yazıda yönetmelik hükümlerine yer verilmemiştir. Kanunun güncel metni 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu resmî metni üzerinden okunabilir.
Kanun, kabul işleminde kişinin rızasını ayrıca düzenlemez. Bu sessizlik, TMK’daki kişilik hakkı ve temsil kurallarının kabul aşamasında uygulanmayacağı anlamına gelmez. Kurum bakımından huzurevine yatma şartları yerine gelse bile, ayırt etme gücü olan yaşlının iradesi ya da vasinin aldığı izin ayrıca aranır. Özel sosyal hizmet kuruluşlarının kapasitesinin yüzde üçü, kanunda sayılan istisna dışında, Bakanlıkça tespit edilen kişilerin ücretsiz yararlanmasına ayrılır (m. 34/2). Kurumdaki bakımın yetersizliği ve sorumluluk konusu huzurevinde ihmal ve bakım kuruluşunun sorumluluğu yazısında incelenmiştir.
Huzurevi Masrafı ve Yakınların Nafaka Yükümlülüğü
Yaşlıyı huzurevine yatırmak kararından sonra masraf, kardeşler arasında ayrı bir tartışma konusu olabilir. Bu noktada TMK m. 364’teki yardım nafakası gündeme gelir; yükümlülüğün kapsamı ve kardeşler arasındaki paylaşım bu yazının konusu dışında bırakılmıştır. Aşağıda yalnız huzurevi masrafına özgü hükümlere yer verilmiştir.
Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır (TMK m. 366). Bu kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir. Nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir (TMK m. 365). 2828 sayılı Kanun m. 30 da kuruma, yardımda bulunduğu kişiler için nafaka yükümlüleri hakkında dava açma hakkı tanır. Yaşlının kamu huzurevinde kalması, çocuklarının nafaka yükümlülüğünü kural olarak sona erdirmez. Ücretin hesaplanmasını ve ücretsiz kalma şartlarını ise ilgili idari düzenleme belirler; bu konu kurum uygulamasına göre değişebilir.
TMK m. 366 güncel kanun metni →
Görev bakımından iki iş birbirinden ayrılır. 4787 sayılı Kanun m. 4/1’e göre TMK İkinci Kitabının Üçüncü Kısmı hariç aile hukukundan doğan dava ve işlere aile mahkemesi bakar. Yardım nafakası davası bu kapsamdadır; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 m. 2). Vesayet hükümleri Üçüncü Kısımda yer aldığı için vesayet işleri sulh hukuk mahkemesinde kalır.
Huzurevine Yatırmak İçin Başvurulabilecek Yollar
Aşağıdaki iki tablo, rızadan koruma amaçlı yerleştirmeye kadar uzanan yolları dayanağı, şartı, karar mercii, süresi ve sonucuyla birlikte gösterir.
Rızaya ve Vasiye Dayanan Yollar
| Yol | Dayanak | Şart | Kim başvurur / kim karar verir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Kişinin kendi kararı | TMK m. 13, 23, 24; TBK m. 36, 37, 39 | Ayırt etme gücünün bulunması; rızanın aldatma veya korkutmaya dayanmaması | Yaşlının kendisi ya da yetki verdiği temsilci; mahkeme kararı gerekmez | Aldatma veya korkutmada, öğrenme ya da etkinin kalkmasından itibaren bir yıl (TBK m. 39) | Kişi kurumla sözleşme yapar; ayrılma iradesine rağmen alıkoyma TCK m. 109 riskini doğurabilir |
| Vasinin kararı ve vesayet makamı izni | TMK m. 412, 450, 462/13 ve 14, 465 | Kısıtlama kararı ve atanmış vasi; kısıtlının görüşünün olanak ölçüsünde alınması | Vasi izin ister; sulh hukuk mahkemesi (vesayet makamı) karar verir | Vesayet makamı kararına tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz (TMK m. 461) | İzinle yerleştirme; izinsiz işlem TMK m. 465 sonucuna tabidir |
| Acil hâlde vasinin yerleştirmesi | TMK m. 447; m. 432 vd. | Gecikmesinde sakınca bulunması ve koruma amaçlı yerleştirme hükümlerindeki şartlar | Vasi yerleştirir ve vesayet makamına derhâl bildirir | Vasinin eylemine karşı vesayet makamına şikâyet (TMK m. 461); vesayet makamının kararına karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz (TMK m. 435) | Acil koruma amaçlı yerleştirme; olağan huzurevi tercihinin yerine geçmez |
Mahkeme Kararına ve Nafakaya Dayanan Yollar
Rıza ve vasi yolu sonuç vermiyorsa ya da acil bir durum varsa, aşağıdaki yollar gündeme gelir.
| Yol | Dayanak | Şart | Kim başvurur / kim karar verir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması | TMK m. 432 ile 437 arası | Kanunda sayılan sebep, toplum için tehlike, başka koruma yolunun bulunmaması, elverişli kurum; ilgili sebeplerde resmî sağlık kurulu raporu (m. 436/5) | Yerleşim yeri vesayet makamı; gecikmesinde sakınca varsa bulunduğu yer vesayet makamı (m. 433) | Hâkim en geç iki gün içinde karar verir (m. 437); bildirimden itibaren on gün içinde itiraz (m. 435) | Kuruma yerleştirme veya alıkoyma; durum elverir elvermez çıkarma |
| Geçici önlem ve temsil kayyımı | TMK m. 420, 426/1, 458, 459 | Vesayet işlerinin zorunlu kılması; kayyımda ivedi bir işin kişi tarafından görülememesi | Vesayet makamı re’sen veya istem üzerine karar verir | Vesayet makamı kararına tebliğden itibaren on gün içinde itiraz (TMK m. 461) | Fiil ehliyetinin geçici kaldırılması ve temsilci atanması; kayyım atanması fiil ehliyetini etkilemez |
| Huzurevi masrafı için yardım nafakası | TMK m. 364, 365, 366; 2828 sayılı Kanun m. 30 | Yardım edilmezse yoksulluğa düşme; kardeşler için refah içinde bulunma | Yaşlı ya da ona bakan resmî veya kamuya yararlı kurum, nafaka yükümlüsüne karşı; aile mahkemesi | TMK m. 364 ve 365’te dava açma süresi öngörülmemiştir | Davacının geçinmesi için gerekli ve yükümlünün malî gücüne uygun yardım |
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Huzurevine yerleştirme izni, vasi atanması ve koruma amacıyla kuruma yerleştirme vesayet işleridir. HMK m. 382/2-b-19 vesayet işlerini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. HMK m. 383’e göre çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça sulh hukuk mahkemesidir. Vesayet makamı da TMK m. 397’de sulh hukuk mahkemesi olarak belirlenmiştir. Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 411). Çekişmesiz yargıda, niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve aksine hüküm yoksa resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 385). Koruma amaçlı yerleştirmede ise hâkim basit yargılama usulüne göre karar verir (TMK m. 437).
Kişilik hakkının korunmasına ilişkin dava ise vesayet işi değildir. Bu davada davacı, kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir (TMK m. 25). Ceza boyutu bulunan olaylarda ise süreç, vesayet işlerinden ayrı olarak ceza soruşturması yoluyla yürür.
Başvuru Kime Karşı Yapılır?
Vasi atanması, huzurevine yerleştirme izni ve geçici önlem istemleri çekişmesiz yargı işi olarak vesayet makamına sunulur. Bu işlerde kural olarak bir davalı ya da karşı taraf bulunmaz. Kısıtlanması istenen kişi karşı taraf değil, hakkında karar verilecek ilgilidir. Hâkim, kuruma yerleştirme istemlerinde onu dinler (TMK m. 437). Kısıtlama isteminde ise hâkim, kurul raporunu göz önünde tutarak onu dinleyebilir (TMK m. 409). Diğer ilgililer TMK m. 461 uyarınca şikâyet ve itiraz yoluyla sürece katılabilir. Yardım nafakası davası ise çekişmeli bir davadır ve nafaka yükümlüsü hısımlara karşı açılır. Kişilik hakkına saldırı varsa dava, saldırıda bulunanlara karşı yöneltilir (TMK m. 24).
Arabuluculuk ve Adli Tatil
6325 sayılı Kanun m. 18/B, dava şartı arabuluculuğu dört uyuşmazlık türü için öngörür: kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı. Vesayet işleri ve yardım nafakası davası bu sayımda yer almaz. Bu Kanun, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklara uygulanır (6325 m. 1/2). Aynı hükme göre aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. İncelenen metinlerde bu yazıdaki başvurular için dava şartı arabuluculuk öngören bir hüküm bulunmamaktadır.
Adli tatil bu başvuruları durdurmaz. HMK m. 103/1-b’ye göre her çeşit nafaka davası ile vesayete ilişkin dava ve işler adli tatilde de görülür. Çekişmesiz yargı işleri (m. 103/1-ğ) ile ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri de (m. 103/1-a) bu kapsamdadır. Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). Söz konusu işler adli tatilde de görüldüğü için HMK m. 104’teki bir haftalık uzama kural olarak uygulanmaz. On günlük itiraz süreleri de TMK’dan doğar ve tatil gerekçesiyle uzamaz.
Huzurevine Yatırmak Uyuşmazlığında Deliller
Kısıtlama ve koruma amaçlı yerleştirmede kanun belirli bir rapor türünü arar. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409). Kuruma yerleştirme kararında da ilgili sebepler için aynı rapor şarttır (TMK m. 436/5). Raporun alınabilmesi için gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir (TMK m. 436/6). Bu karara karşı da bildirimden itibaren on gün içinde itiraz edilebilir; itiraz kararın icrasını durdurmaz.
Kurul niteliği taşımayan tek hekim raporu, kanunun aradığı resmî sağlık kurulu raporunun yerini tutmaz. Hastane kayıtları, reçeteler ve bakım notları ise Alzheimer hastasını bakım evine yerleştirme sürecinde kişinin günlük durumunu göstermeye yarayabilir. HMK m. 199, fotoğraf, görüntü, ses kaydı ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Komşular, bakım veren kişiler ve aile üyeleri tanık olarak dinlenebilir. Bilirkişi teknik konularda görüş verir (HMK m. 266). Kişinin kısıtlanması veya kuruma yerleştirilmesi gerekip gerekmediği ise mahkemenin hukuki değerlendirmesidir.
Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Aynı Kanunun m. 13/b hükmü, vasi tayini ve azline ilişkin kararları harçtan müstesna sayar. Huzurevine yatırmak için istenen izin ve geçici önlem gibi diğer vesayet işlemlerinde harç, tarifedeki ilgili kalem esas alınarak belirlenir. Kanuna bağlı (1) sayılı tarife, nafaka verilmesine dair hükümlerde nispi harcı bir senelik nafaka bedeli üzerinden hesaplar. Maktu harçlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında güncellendiği için tutarlar bu yazıda verilmemiştir.
Sonuç
Yaşlı bir kişiyi huzurevine yatırmak, ayırt etme gücü yerindeyse onun kendi kararıdır. Yaşlılık ya da demans teşhisi, aileye bu kararı onun yerine verme yetkisi kazandırmaz. Rızanın aldatma veya korkutmayla alındığı hâllerde TBK’daki bir yıllık süre gözetilmelidir. Rızası olmayan ve hakkında karar bulunmayan bir yaşlıyı huzurevine zorla götürmek, TCK m. 109 bakımından risk taşır.
Alzheimer hastasını bakım evine yerleştirmek isteyen aile için kanunun öngördüğü yol, kısıtlama ve vasi atanmasıdır. Vasi, kısıtlıyı bir bakım kurumuna yerleştirmek için vesayet makamının iznini almak zorundadır. Acil hâllerde vasinin koruma amaçlı yerleştirme yetkisi vardır, ancak bu yetki TMK m. 432 ve devamındaki şartlara bağlıdır. Vasi atanmadan önce mahkeme geçici önlem alabilir.
TMK m. 432 ve devamındaki hükümler, bakıma muhtaç her yaşlı için değil, kanunda sayılan sebeplerle toplum için tehlike oluşturan kişiler içindir. Huzurevine kabulün ayrıntılı şartları kanunda değil, yönetmelikte ve kurum uygulamasındadır. Masraf konusunda çocukların yardım nafakası yükümlülüğü ve bakan kurumun dava hakkı saklıdır. Vesayet işleri sulh hukuk, nafaka davası aile mahkemesinde görülür; incelenen metinlerde arabuluculuk dava şartı öngörülmemiştir ve bu işler adli tatilde de görülür.
Sık Sorulan Sorular
Yaşlı bir kişi rızası olmadan huzurevine yatırılabilir mi?
Ayırt etme gücü yerinde olan yaşlı, nerede yaşayacağına kural olarak kendisi karar verir. Rızası olmadan yerleştirme ancak kanunun öngördüğü yollarla mümkündür: vasinin vesayet makamından izin alması ya da TMK m. 432 ve devamındaki şartlarla koruma amaçlı yerleştirme. Hakkında karar bulunmayan bir kişiyi huzurevine zorla götürmek TCK m. 109 riskini doğurabilir.
Alzheimer hastası bir yakını huzurevine yatırmak için ne gerekir?
Kişi ayırt etme gücüne sahipse karar kural olarak onun rızasına dayanır; kurumun kabul şartları ayrıca aranır. TMK m. 405, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebinin yanında üç durumdan birini arar. Bunlar işlerini görememe, korunması ve bakımı için sürekli yardım gerekmesi ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmadır. Bu şartlar varsa sulh hukuk mahkemesinden kısıtlama ve vasi atanması istenebilir; resmî sağlık kurulu raporu şarttır (TMK m. 409). Vasi atandıktan sonra bakım kurumuna yerleştirme için vesayet makamının izni gerekir (TMK m. 462/13).
Vasi huzurevi seçimini tek başına yapabilir mi?
Vasi, kısıtlıyı bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirmek için vesayet makamının iznini almak zorundadır. Kısıtlı görüş oluşturabiliyorsa vasi olanak ölçüsünde onun görüşünü alır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vasi, koruma amaçlı yerleştirme hükümlerine göre kısıtlıyı kuruma yerleştirebilir ve durumu derhâl vesayet makamına bildirir.
Huzurevine yatma şartları nelerdir?
2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu huzurevini tanımlar ve ihtiyacı olan yaşlıya öncelik tanır. Yaş, sağlık raporu ve kabul belgeleri gibi ayrıntılar kanunda sayılmamış, yönetmeliğe bırakılmıştır; ilgili düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Kurum şartları yerine gelse bile ayırt etme gücü olan yaşlının rızası ya da vasinin aldığı izin ayrıca aranır.
Huzurevi yaşlının yakınlarından masraf isteyebilir mi?
Korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 366). Nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlar nafaka davası da açabilir (TMK m. 365). Bu yükümlülük, yardım edilmezse yoksulluğa düşme şartına bağlıdır; kardeşler bakımından ayrıca refah içinde bulunma şartı aranır (TMK m. 364). Dava aile mahkemesinde görülür.
Huzurevine yerleştirme kararına itiraz süresi ne kadar?
Koruma amaçlı yerleştirme kararına karşı kişi veya yakınları, bildirimden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir (TMK m. 435). Vasinin acil hâlde yaptığı yerleştirmeye karşı ise vesayet makamına şikâyet yolu vardır (TMK m. 461). Vesayet makamının izin kararı gibi diğer kararlara karşı itiraz süresi de tebliğden itibaren on gündür (TMK m. 461). Bu işler adli tatilde de görüldüğü için süre adli tatil gerekçesiyle kural olarak uzamaz.
İlgili Yazılar
- Yaşlı Annemin Parası Kardeşim Tarafından Harcanıyor: Yaşlı Ebeveynin Malını Korumanın Hukuki Yolları
- Huzurevinde İhmal: Yaşlı Bakım Kuruluşlarında Hukuki Sorumluluk ve Hasta Hakları
- Zorla Tedavi, Madde ve Alkol Bağımlığına Zorla Tedavi
- Anne Babaya Bakmak Kanunen Zorunlu mu? Yardım Nafakası ve Kardeşlerin Payı



