Yanlış diyet yüzünden sağlığını yitiren kişi tazminat isteyebilir. Ancak her olumsuz sonuç diyetisyenin sorumluluğu anlamına gelmez. Bu yazı dört sorunun cevabını arıyor. İlk olarak, hasta diyetisyen şikayet başvurusunu hangi mercie yapar? Ayrıca diyetisyen onam formu bulunmaması ispat dengesini nasıl değiştirir? Zayıflama ilacı zararları kimin sorumluluğunu doğurur? Son olarak hangi mahkeme bu tazminat davasına bakar?
Son güncelleme: 11 Ağustos 2026 · Mevzuat kontrolü, bu tarihte yürürlükte olan metinler üzerinden yapılmıştır.
Yanlış Diyet Ne Zaman Hukuki Sorumluluk Doğurur?
Diyetisyen, 1219 sayılı Kanun’un Ek 13. maddesinin saydığı sağlık meslek mensuplarındandır. Öncelikle maddenin (ç) bendi diyetisyeni beslenme ve diyetetik lisans mezunu olarak tanımlar. Ayrıca aynı bent iki ayrı yetki alanı çizer. Örneğin sağlıklı bireyler için beslenme programı belirlemek serbesttir. Hasta bireyler için program düzenlemek ise tabibin yönlendirmesine bağlıdır. Nitekim yanlış diyet iddialarının önemli bölümü bu ikinci sınırın aşılmasından doğar.
Ek 13. madde ayrıca açık bir yasak taşır. Buna göre tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları teşhiste bulunamaz. Üstelik tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Dolayısıyla diyetisyenin hastalık teşhisi koyması bu yasağı ihlal eder. Buna karşılık yetki sınırının aşılması tek başına kusur anlamına gelmez. Mahkeme bu davranışı, yanlış diyet iddiasında mesleki özeni değerlendirirken önemli bir unsur sayar.
Yanlış Diyette Komplikasyon ile Mesleki Hata Farkı
Öncelikle her olumsuz sonuç kusur anlamına gelmez. Özenli çalışmaya rağmen ortaya çıkan öngörülemez sonuç komplikasyondur. Mesleki hata ise standarda aykırı davranıştan doğar. Dolayısıyla bir yanlış diyet iddiasında bu ayrım ilk tartışma konusudur. Bu ayrımı ise bilirkişi somut dosya üzerinden inceler. Sonuç ise her olayın kendi şartlarına göre değişir.
Nitekim Yargıtay, hasta ile sağlık meslek mensubu arasındaki ilişkiyi vekâlet sözleşmesi sayar. Buna göre vekilin borcu sonuç değil özen borcudur. Bu nedenle kilo verilememesi tek başına tazminat sebebi olmaz. Sağlığın zarar görmesi ise bambaşka bir sonuçtur. Ölçü ise benzer işi üstlenen basiretli bir vekilin davranışıdır.
TBK m. 506 güncel kanun metni →
Diyetisyenin Yetki Sınırını Çizen 2025 Yönetmeliği
Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik 29 Mart 2025 tarihinde yayımlandı. Resmî Gazete sayısı ise 32856’dır; Yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlanan tam metni bu adrestedir. Ayrıca yönetmeliğin 4. maddesi diyetisyeni sağlık meslek mensubu olarak sayar. Serbest çalışan diyetisyenin açtığı yer, sağlık meslek hizmet birimi adını alır. Dolayısıyla ruhsat almadan bu birimi açmak mümkün değildir.
Yönetmeliğin 16. maddesi, hasta bireylere yönelik hizmeti sıkı şartlara bağlar. Hastaya tanıyı önce ilgili hekim koymuş olmalıdır. Tedavi planı veya reçete önceden düzenlenmiş olmalıdır. Buna karşılık diyetisyen, planın hastaya zarar vereceğini öngörürse uygulama yapmaz. Bu nedenle yalnızca planda yer alan işlemleri uygular. Yetkisi dışına ise çıkamaz. Üstelik diyetisyen her uygulamayı ayrıntılı biçimde kayda geçirir.
Öte yandan aynı madde bazı durumlarda hizmet sunumunu tümüyle yasaklar. Örneğin hekim müdahalesi gerektiren durumlar bunların başında gelir. Hatta hayati tehlike taşıyan akut ve kronik tablolar da yasak kapsamındadır. Tıbbi teşhis gerektiren işlemler ise yine dışarıda kalır. Nitekim bu sınırların ihlali, yanlış diyet iddiasını güçlendiren somut bir dayanaktır.
Yönetmelik ayrıca denetim rejimini belirledi. Buna göre 22. madde birimleri yılda en az bir olağan denetime tabi tutar. Geçici 1. madde ise mevcut iş yerlerine uyum süresi verdi. Örneğin sağlık kabinleri için bu süre 31 Aralık 2025’te doldu. Bu nedenle yönetmelik, uyum sağlamayan kabinlerin kapanmasını öngördü.
Diyetisyen Onam Formu Neden Belirleyici?
Yazılı rıza artık açık bir yönetmelik hükmüne dayanıyor. Nitekim 2025 Yönetmeliği her uygulama için bilgilendirilmiş rıza formu ister. Başka bir deyişle diyetisyen, bireyin yazılı rızası olmadan işlem yapamaz. Diyetisyen onam formu bu yüzden basit bir kırtasiye işi değildir. Dolayısıyla formun bulunmaması, başlı başına bir mevzuat ihlalidir. Ancak bu ihlal tek başına tazminat sorumluluğu doğurmaz. Formun yokluğu asıl sonucunu ispat alanında gösterir. Nitekim aydınlatmanın yapıldığını kanıtlamak diyetisyen için zorlaşır.
Bilgilendirmenin içeriğini ise Hasta Hakları Yönetmeliği belirler. Buna göre yönetmeliğin 2. maddesi kapsamı geniş tutar. Örneğin sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar kapsam içindedir. Ayrıca her kademedeki ve unvandaki ilgililer de kapsama girer. Yani diyetisyen bu tanımın dışında kalmaz.
Yönetmeliğin 15. maddesi, hastaya hangi bilgileri vereceğini sayar. İlk olarak diyetisyen, uygulamayı kimin ve nasıl yapacağını anlatır. Ayrıca diğer seçenekleri, faydalarını ve risklerini açıklar. Bunun yanında muhtemel komplikasyonları hastaya bildirir. Üstelik reddetme hâlinde doğacak riskleri anlatır. Son olarak kritik yaşam tarzı önerilerini aktarır.
İmzalanan diyetisyen onam formu, işte bu anlatımın belgesidir. Matbu ve tek sayfalık metin ise çoğu zaman yetersiz kalır. Bu nedenle diyetisyen, formu hastanın somut durumuna göre doldurmalıdır. Örneğin böbrek, karaciğer, tiroit veya diyabet öyküsü forma işlenmelidir. Aynı şekilde hastanın kullandığı ilaçlar ve gıda alerjileri kayda geçmelidir. Nitekim eksik diyetisyen onam formu, yanlış diyet iddiasında davalıyı zorlar.
Öte yandan rızanın sınırı da önemlidir. Buna göre Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 31. maddesi bu sınırı çizer. Diyetisyen, ancak rızanın sınırları içinde işlem yapabilir. Ayrıca rıza alırken hastayı aydınlatmak esastır. Böylece aydınlatma olmadan imza atmak, geçerli rıza doğurmaz.
Zayıflama İlacı Zararları ve Takviye Önerisi
Ayrıca diyetisyenin ilaç veya takviye önermesi ayrı bir risk alanıdır. Öncelikle 1219 sayılı Kanun reçete yazma yetkisini tabibe bırakır. 2025 Yönetmeliği ise başka bir sınır getirir. Buna göre mesleki yetki kapsamındaki liste dışında ilaç bulundurulamaz. Aynı şekilde kozmetik ürün ve gıda takviyesi de satılamaz.
Piyasadaki zayıflama ilacı zararları çoğu zaman etken maddeden kaynaklanır. Örneğin bazı firmalar yasaklı madde içeren ürünü gıda takviyesi diye satar. Nitekim sibutramin içeren ürünler bunun çarpıcı örneğidir. Zararın doğması hâlinde ise sorumluluk zinciri genişler. Böylece üretici, ithalatçı ve satıcı ürün kaynaklı zarardan sorumlu tutulabilir. Diyetisyenin sorumluluğu ise ayrı bir temele, mesleki özene dayanır.
Dolayısıyla bu tür zayıflama ilacı zararları iki hukuki temele dayanır. İlk olarak ürünü satan kişi haksız fiil hükümlerine göre sorumludur. Ürünü öneren diyetisyen ise özen borcuna aykırılıktan sorumlu olur. Üstelik zarar gören bu iki sorumluluğu birlikte ileri sürebilir. Ancak her davalının kusuru ve illiyet bağı ayrı ayrı değerlendirilir.
Ayrıca yetkisiz uygulamanın cezai boyutu da vardır. Nitekim Ek 13. maddenin son fıkrası buna açık hüküm getirir. Diploması veya meslek belgesi olmadan bu işleri yapan kişi ceza alır. Buna göre madde, bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörür. Bunun yanında iki yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezası eklenir.
Diyetisyen Şikayet Yolları: Nereye Başvurulur?
Öncelikle şikayet ile tazminat davası birbirinden ayrı yollardır. Örneğin şikayet, idari veya cezai bir süreci başlatır. Tazminatı ise ancak mahkeme kararı sağlar. Üstelik diyetisyen şikayet başvurusu, dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla zarar gören iki yolu paralel yürütebilir.
İl Sağlık Müdürlüğü ve Bakanlık İletişim Merkezi
Öncelikle ruhsat, kayıt ve yetki ihlalleri idari denetimin konusudur. Bu nedenle hasta, bu ihlaller için il sağlık müdürlüğüne başvurur. 2025 Yönetmeliği ise ek bir kanal daha zorunlu kıldı. Buna göre bekleme salonlarında Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi karekodu bulunmalıdır. Ayrıca karekod, geri bildirim için göz önünde durmalıdır. Nitekim diyetisyen şikayet dilekçesinde ihlali somut olarak anlatmak önem taşır.
Hasta Hakları Birimi ve Sınırı
Öte yandan Hasta Hakları Yönetmeliği ayrı bir başvuru yapısı kurar. Buna göre 42/B maddesi sağlık kuruluşlarında hasta hakları birimleri öngörür. İl sağlık müdürlüğü bünyesinde ayrıca hasta hakları kurulu görev yapar. Ancak bu yolun bilinmeyen bir sınırı vardır. Nitekim aynı madde, tıbbi hata iddialarının kurulca değerlendirilmeyeceğini açıkça yazar. Dolayısıyla yanlış diyet iddiası tıbbi hata niteliğindeyse kurul dosyayı görüşmez.
Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
Ayrıca sağlığın zarar görmesi suç oluşturabilir. Bu hâlde mağdur ise Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunur. Ancak sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık meslek mensupları için özel bir izin usulü işler. Nitekim 3359 sayılı Kanun’un Ek 18. maddesi bu usulü düzenler. Buna göre soruşturma iznini Mesleki Sorumluluk Kurulu verir. Bunun yanında ilgililer, kurul kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesinde itiraz edebilir. Bu usul, kamu ve özel kuruluşlarda görev yapanları birlikte kapsar. Buna karşılık Yükseköğretim Kanunu’nun 53 üncü maddesine tabi olanlar kapsam dışındadır. Dolayısıyla diyetisyen şikayet dosyasında bu izin aşaması gözden kaçırılmamalıdır.
Paralel Yolların Karşılaştırması
| Yol | Dayanak | Sebep | Kim açabilir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Tüketici mahkemesinde tazminat davası | 6502 sayılı Kanun ve Türk Borçlar Kanunu | Özel hizmette özen borcuna aykırılık | Zarar gören hasta veya mirasçıları | Sözleşmede beş yıl; haksız fiilde iki ve on yıl | Maddi ve manevi tazminat |
| İdare mahkemesinde tam yargı davası | Anayasa ve 2577 sayılı Kanun | Kamu kurumundaki hizmet kusuru | Zarar gören hasta veya mirasçıları | İdareye başvuru için bir yıl, her hâlde beş yıl | İdareden tazminat; rücu hakkı saklı |
| Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu | Türk Ceza Kanunu ve 3359 sayılı Kanun | Taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet | Mağdur, yakınları veya resen savcılık | Dava zamanaşımı süresi; şikayete bağlı hâller saklı | Ceza davası; beraat veya mahkûmiyet |
| İdari şikayet ve denetim başvurusu | Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik | Ruhsatsız çalışma, yetki aşımı, kayıt eksikliği | Hasta, yakını veya üçüncü kişiler | Kanuni bir başvuru süresi öngörülmemiştir | Denetim, idari yaptırım, faaliyeti durdurma |
Yanlış Diyet Davası Kime Karşı Açılır?
Öncelikle davalı sıfatını doğru belirlemek davanın kaderini etkiler. Ancak mahkeme, davalıyı yanlış gösteren davayı husumetten reddeder. Dolayısıyla diyetisyenin çalışma biçimi bu noktada belirleyicidir.
İlk olarak serbest çalışan diyetisyene hasta doğrudan dava açabilir. Ruhsat ve sorumluluk ise şahsına aittir. Ancak diyetisyen bir merkezde ya da özel hastanede çalışıyorsa durum değişir. Üstelik işveren de zarardan sorumlu tutulabilir. Türk Borçlar Kanunu adam çalıştıranın sorumluluğunu ayrıca düzenler.
TBK m. 66 güncel kanun metni →
Buna karşılık kamu hastanesinde görevli diyetisyen bakımından tablo farklıdır. Nitekim hasta, kamu görevlisine karşı doğrudan dava açamaz. Anayasa, bu davaların ancak idare aleyhine açılabileceğini söyler.
Anayasa m. 129 güncel kanun metni →
Bu nedenle idareye karşı izlenecek yol tam yargı davasıdır. Dava öncesinde idareye yazılı başvuru zorunludur. Başvuru süresini ise kanun belirler. Ancak kanun, otuz günlük sessizliği ret cevabı sayar. Böylece bu andan itibaren dava süresi işlemeye başlar. İdare ödediği tazminatı sonradan sağlık çalışanına rücu edebilir.
İYUK m. 13 güncel kanun metni →
Yanlış Diyet Davasında Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Özel sektörde alınan diyetisyenlik hizmeti çoğu zaman tüketici işlemidir. Ancak bu nitelik kendiliğinden doğmaz. Hizmetin ticari veya mesleki amaçla sunulması ve karşı tarafın tüketici olması gerekir. Bu şartlar varsa uyuşmazlığa tüketici mahkemesi bakar. Ayrıca çevrim içi hizmet de aynı kurala tabidir.
TKHK m. 73 güncel kanun metni →
Arabuluculuk sorusunun cevabını hükmün kendisi verir. Buna göre tüketici mahkemesindeki uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak kanun bazı istisnalar sayar. Örneğin tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar bunlardan biridir. İdari yargıda ise arabuluculuk dava şartı değildir. Dolayısıyla kamu hastanesine karşı bu adım aranmaz.
TKHK m. 73/A güncel kanun metni →
Harç ve Dava Değeri
Kanun, tüketicilerin açtığı davaları harçlardan muaf tutar. Bu muafiyet ise 492 sayılı Harçlar Kanunu’ndaki harçları kapsar. Buna karşılık dava değerini davacının istediği tazminat tutarı belirler. Zararın tutarı dava tarihinde tam olarak belirlenemiyorsa davacı kısmi dava açar. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107, 16 Temmuz 2026’da yürürlükten kalktı. Buna karşılık davacı, talebini bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat bitene kadar artırabilir.
Yanlış Diyette Hangi Tazminat Kalemleri İstenebilir?
Öncelikle her kalem ayrı bir hukuki temele oturur. Dolayısıyla kalemleri karıştırmak talebin reddine yol açar. Nitekim kanun bedensel zarar kalemlerini tek tek sayar.
TBK m. 54 güncel kanun metni →
Yanlış diyet sonrası ortaya çıkan tedavi harcamaları bu maddeye dayanır. Bunun yanında çalışılamayan günlerin kazanç kaybı da aynı kapsamdadır. Kalıcı bir kayıp varsa çalışma gücü zararı ayrıca hesaplanır. Ödenen danışmanlık ücretinin iadesi ise sözleşme hükümlerine dayanır.
Buna karşılık acı, elem ve yaşam kalitesindeki düşüş manevi tazminat konusudur. Hâkim ise bu konuda geniş takdir yetkisi kullanır.
TBK m. 56 güncel kanun metni →
Ölüm hâlinde ise tablo değişir. Böylece yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Bu kalem ise ölenin desteğinden mahrum kalanlara aittir. Ayrıca ağır bedensel zarar hâlinde yakınlar da manevi tazminat isteyebilir.
Hastanın Kendi Kusuru Tazminatı Düşürür
Öte yandan hastanın davranışı sonucu etkileyebilir. Hekim uyarısına rağmen programı sürdürmek indirim sebebidir. Ayrıca bildirilmeyen hastalık öyküsü de aynı sonucu doğurur. Nitekim kanun hâkime tazminatı indirme yetkisi verir.
TBK m. 52 güncel kanun metni →
Dava Sürerken İstenebilecek Geçici Korumalar
Ancak yargılama uzun sürer. Zarar gören ise bu süre içinde çaresiz kalmamalıdır. Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu özel bir hüküm taşır. Nitekim geçici ödeme, tazminat davasına özgü bir korumadır.
TBK m. 76 güncel kanun metni →
Geçici ödeme için ise iki şart birlikte aranır. İlk olarak iddianın haklılığı inandırıcı kanıtlarla gösterilmelidir. Ayrıca zarar görenin ekonomik durumu da bu ödemeyi gerektirmelidir. Böylece mahkeme, ödenen tutarı hükmettiği tazminattan düşer. Aksi hâlde davacı, aldığı tutarı yasal faiziyle geri öder.
İkinci koruma ise genel nitelikli ihtiyati tedbirdir. Nitekim bu yol, mevcut durumu koruma ihtiyacında işler.
HMK m. 389 güncel kanun metni →
Üçüncü koruma ise delil tespitidir. Örneğin kayıt silme veya değiştirme riski varsa davacı bu yola başvurur. Talep, dava açılmadan önce de yapılabilir.
HMK m. 400 güncel kanun metni →
Yanlış Diyet İddiasını Hangi Deliller Kanıtlar?
Öncelikle ispat yükü kural olarak zarar görene aittir. Bu nedenle davacı kusuru, zararı ve illiyet bağını birlikte gösterir. Buna karşılık bazı belgelerin yokluğu davalı aleyhine işler. Nitekim mevzuat, kayıt tutma yükümlülüğünü diyetisyene yükler. Dolayısıyla belge eksikliği, yanlış diyet dosyalarında çoğu zaman belirleyicidir.
Davacının dosyaya koyacağı somut ispat araçları ise şunlardır:
- Hazırlanan beslenme programı ve diyet listelerinin asılları
- İmzalı diyetisyen onam formu ve bilgilendirme metni
- Hekim tanısı, tedavi planı veya reçete belgesi
- Sağlık meslek hizmet biriminin ruhsat belgesi
- Uygulama öncesi ve sonrası tahlil sonuçları
- Hastaneye başvuru ve yatış kayıtları
- Ödeme dekontları, fatura ve sözleşme örneği
- Kısa mesaj, e-posta ve uygulama içi yazışmalar
- Diyetisyenin önerdiği ürünün ambalajı, kutusu ve satış belgesi
- Tanık beyanları ve bilirkişi raporu
Bilirkişi incelemesi ise bu dosyalarda belirleyici olur. Ayrıca mahkeme bilirkişiyi, uyuşmazlığın teknik niteliğine göre belirler. Buna göre beslenme ve diyetetik, tıp veya ilgili başka bir uzmanlık alanından görüş alınabilir. Nitekim rapor, uygulamanın mesleki standarda uygunluğunu değerlendirir. Buna karşılık taraflar rapora itiraz edebilir. Son olarak hâkim, çelişkili raporlar arasında dengeyi kurar.
Yanlış Diyette Cezai Sorumluluk
Ayrıca yanlış diyet uygulaması ceza sorumluluğu da doğurabilir. Nitekim sağlığın zarar görmesi taksirle yaralama suçunu gündeme getirir.
TCK m. 89 güncel kanun metni →
Yaralamanın nitelikli hâllerinde ise ceza artar. Nitekim organ işlevinin sürekli zayıflaması bu hâllerdendir. Örneğin kemik kırığı ve yaşamı tehlikeye sokan durum bu kapsamdadır. Ayrıca savcılık, suçu kural olarak şikayet üzerine soruşturur. Buna karşılık bilinçli taksirle işlenen ağır hâllerde şikayet aranmaz.
Ancak ölüm meydana gelmişse suç tipi değişir. Şu hâlde mahkeme taksirle öldürme hükmünü uygular. Ayrıca sağlık meslek mensuplarının cezai sorumluluğu ayrı bir usule tabidir.
TCK m. 85 güncel kanun metni →
Yanlış Diyet Davasında Zamanaşımı Süreleri
Öncelikle süre kaçırıldığında hak kaybı kaçınılmazdır. Uygulanacak süre ise talebin dayandığı temele göre değişir. Örneğin haksız fiile dayanan istemde iki ve on yıllık süreler işler.
TBK m. 72 güncel kanun metni →
Ayrıca aynı madde bir istisna daha getirir. Buna göre fiil suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Sözleşmeye dayanan istemlerde ise süre, ilişkinin hukuki niteliğine göre belirlenir. Nitekim vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklarda beş yıllık süre işler. Buna karşılık ilişki başka bir sözleşme tipine giriyorsa genel süre gündeme gelir.
TBK m. 147 güncel kanun metni →
Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Diyetisyeni Kapsar mı?
Öncelikle zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasında yaygın bir yanlış bilgi dolaşır. Nitekim 1219 sayılı Kanun’un Ek 12. maddesi bu sigortayı düzenler. Buna göre madde, sigorta zorunluluğunu belirli meslek gruplarına bağlar. Örneğin madde; tabipleri, diş tabiplerini ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzmanları sayar. Dolayısıyla diyetisyen bu sayımın içinde yer almaz.
Sonuç olarak diyetisyen için kanuni bir sigorta zorunluluğu bulunmaz. Ancak diyetisyen isteğe bağlı bir mesleki sorumluluk poliçesi yaptırmış olabilir. Böyle bir poliçe varsa teminat kapsamını ise poliçe şartları belirler. Buna karşılık poliçe yoksa tazminatı diyetisyenin şahsi malvarlığı karşılar. Bu nedenle davacı, dava açmadan önce poliçe varlığını araştırmalıdır.
Sonuç
Mahkeme, yanlış diyet iddiasını önce yetki sınırı üzerinden değerlendirir. Örneğin diyetisyen sağlıklı bireye program yapabilir. Hasta bireye program yapması ise hekim tanısına bağlıdır. Nitekim 2025 Yönetmeliği bu sınırı yazılı kurallara bağladı. Ayrıca aynı yönetmelik her uygulama için yazılı rıza aradı.
Diyetisyen onam formu, aydınlatmanın yapıldığını gösteren temel belgedir. Dolayısıyla formun yokluğu davalı tarafın işini zorlaştırır. Ayrıca kayıt eksikliği de aynı sonucu doğurur. Öte yandan olayda zayıflama ilacı zararları varsa sorumluluk zinciri genişler. Böylece ürünü satan ve öneren kişiler birlikte hedef alınabilir.
Ayrıca davalı sıfatı çalışma biçimine göre değişir. Örneğin hasta, serbest çalışan diyetisyene doğrudan dava açar. Buna karşılık özel merkezde çalışıyorsa işveren de sorumlu tutulabilir. Diyetisyen kamu görevlisi ise hasta davayı idare aleyhine açar. Son olarak özel sektörde görevli mahkeme tüketici mahkemesidir ve arabuluculuk dava şartıdır.
Kısacası diyetisyen şikayet yolu ile tazminat davası birbirini tamamlar. İdari şikayet ise denetim ve yaptırım sağlar. Ayrıca ceza soruşturmasında Mesleki Sorumluluk Kurulu izni aranır. Tazminatı ise yalnızca mahkeme kararı sağlar. Nitekim delillerin baştan toplanması davanın seyrini belirler. Bu nedenle diyet listeleri, yazışmalar ve tahliller ilk günden saklanmalıdır. Zorunlu sigorta bulunmadığından tahsil riski de ayrıca değerlendirilmelidir. Süreler erken işlemeye başladığından delilleri gecikmeden güvence altına almak önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Yanlış diyet nedeniyle tazminat davası açmak mümkün mü?
Evet. Hasta; kusuru, zararı ve illiyet bağını gösterebiliyorsa dava açabilir. Ancak sadece kilo verilememesi yeterli değildir. Ayrıca sağlığın bozulduğunu tıbbi belgelerle ortaya koymak gerekir. Sonuç ise bilirkişi raporu ve dosyadaki delillerle şekillenir.
Diyetisyen şikayet başvurusu nereye yapılır?
Ruhsat, kayıt ve yetki ihlalleri için hasta il sağlık müdürlüğüne başvurur. Ayrıca Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi de geri bildirim kanalıdır. Suç oluşturan durumlarda ise Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu gerekir. Bununla birlikte diyetisyen şikayet başvurusu tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Diyetisyen onam formu imzalamamış olmak lehime midir?
Genellikle hastanın lehine sonuç doğurur. Nitekim yazılı rıza alma yükümlülüğü diyetisyene aittir. Dolayısıyla formun bulunmaması, aydınlatmanın ispatını güçleştirir. Buna karşılık form imzalanmış olsa dahi sorumluluk tümüyle ortadan kalkmaz. Ayrıca formun içeriği somut duruma uygun değilse değeri azalır.
Zayıflama ilacı zararları için kime dava açılabilir?
İlk olarak ürünü satan kişi haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilir. Ayrıca üretici ve ithalatçı da sorumluluk zincirine girebilir. Ürünü öneren diyetisyen ise özen borcundan sorumlu olur. Nitekim zayıflama ilacı zararları davalarında adli tıp raporu belirleyici olur.
Hasta hakları kurulu tıbbi hata iddiasını inceler mi?
Hayır. Nitekim Hasta Hakları Yönetmeliği bu konuda açık hüküm taşır. Kurul, tıbbi hata iddialarına ilişkin başvuruları değerlendirmez. Dolayısıyla bu iddialar yargı yoluna ve soruşturma usullerine gider.
Çevrim içi diyet hizmetinde de dava açabilir miyim?
Evet. Kanun, çevrim içi hizmeti de tüketici işlemi sayar. Görevli mahkeme ise yine tüketici mahkemesidir. Ancak uzaktan hizmette fiziki muayene yapılamaz. Dolayısıyla bu durum, aydınlatma ve takip yükümlülüğünü ağırlaştırır.
Kamu hastanesinde çalışan diyetisyene dava açılabilir mi?
Doğrudan açılamaz. Nitekim Anayasa, bu davaların idare aleyhine açılmasını öngörür. Hasta önce idareye yazılı başvuru yapar. Başvuru reddedilirse hasta, idare mahkemesinde tam yargı davası açar. Ayrıca idare, ödediği tazminat için sonradan rücu edebilir.
Diyetisyenin zorunlu malpraktis sigortası var mıdır?
Kanuni zorunluluk bulunmamaktadır. Çünkü 1219 sayılı Kanun’un Ek 12. maddesi tabip, diş tabibi ve uzmanları sayar. Bu yüzden diyetisyen bu kapsamda değildir. İsteğe bağlı poliçe varsa teminatı ise poliçe şartları belirler. Poliçe yoksa ödemeyi diyetisyenin şahsi malvarlığı karşılar.



