Takseli Sigorta Nedir? Eksik, Aşkın ve Çifte Sigortada Tazminat

Yangın, su baskını ya da hırsızlık sonrasında sigortacının ödediği tutar, çoğu zaman poliçedeki rakamdan farklı çıkar. Farkın sebebi genellikle sigorta bedeli ile malın gerçek değeri arasındaki ilişkidir. Bu yazı önce takseli sigorta kurumunu, yani tarafların değeri sözleşmede önceden belirlemesini ele alıyor. Ardından eksik sigorta hâlinde oranlı tazminatı sayısal örneklerle gösteriyor. Ayrıca aşkın sigorta nedir ve çifte sigorta nedir sorularını Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri üzerinden cevaplıyor. Son bölümler sigortacıya karşı tazminat davasının usulünü inceliyor.

Son güncelleme: 17.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine dayanır. Kontrol, Türk Ticaret Kanunu (6102), Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) metinlerini kapsadı. Arabuluculuk, icra-iflas ve harç hükümlerinde de 6325, 2004 ve 492 sayılı metinlerin aynı tarihli hâlini esas aldı.

Sigorta Değeri ve Sigorta Bedeli: Takseli Sigortanın Temeli

Mal sigortalarında pek çok kişi iki kavramı sürekli karıştırır. Sigorta değeri, sigorta olunan menfaatin tam değeridir (TTK m. 1460). Sigorta bedeli ise sigortacının sorumluluğunun üst sınırıdır. Kanun bu iki kavramı ayrı tutar ve tazminatı her ikisine birden bağlar. Örneğin bir deponun piyasa değeri sigorta değerini, poliçede yazan teminat tutarı ise sigorta bedelini gösterir.

Zarar sigortalarında temel kural, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin etmesidir (TTK m. 1459). Kanun bu bölüme “tazminat ilkesi” başlığını verir. Bu ilke, sigortalının sigorta yoluyla zenginleşmemesi düşüncesine dayanır; bu yüzden zenginleşme yasağı adını da taşır. Sigortalı, gerçek zararından fazlasını sigortacıdan isteyemez. Buna karşılık sigortacı da sözleşmede üstlendiği sınırın ötesinde ödeme yapmaz.

Tazminat ilkesi, Kanunun zarar sigortalarına ayırdığı bölümde yer alır. Öte yandan TTK can sigortalarını ayrı bir bölümde düzenler. Hayat sigortasındaki ödeme sorunlarını hayat sigortası bedelinin kime ödeneceği yazısı ele alır.

TTK m. 1461/1 bu dengeyi iki cümleyle kurar. Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli riziko anındaki menfaat değerini aşsa bile sigortacı, sigortalının uğradığı zarardan fazlasını ödemez. Ancak birinci fıkra, aynen tazmini öngören yeni değer sigortalarını kapsamaz (m. 1461/2). Bu nedenle yeni değer teminatı içeren poliçelerde sonucun sözleşme hükümlerine göre farklılaşması mümkündür.

Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır…

TTK m. 1461 güncel kanun metni →

Kanun ayrıca bazı zararları kural olarak kapsam dışında tutar. Rizikonun gerçekleşmesi sonucu doğan kazanç kaybı ile malın ayıbından doğan hasarlar, aksine sözleşme yoksa sigorta kapsamında değildir (TTK m. 1453/2). Mal bağlamında taraflar, kazancın makul sınırı aşan kısmını ise hiç sigortaya konu edemez. Bunun yanında rizikonun ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı da ayrı bir sorudur. Bu konuyu sigorta sözleşmesinde rizikonun gerçekleşmesi yazısı ayrıntılı olarak ele alır.

Takseli Sigorta Nedir?

Takseli sigorta, tarafların sigorta değerini sözleşmede belirli bir para olarak kararlaştırdığı sigortadır. TTK m. 1464/1’e göre bu para, taraflar arasında sigorta değeri için esas olur. Böylece hasar sonrasında malın değerini yeniden tartışmak gerekmez. Sanat eseri, koleksiyon, antika veya piyasa değerini belirlemenin zor olduğu mallarda bu yöntem özellikle işe yarar. Uygulama, bu tutara takse adını verir.

Taraflar sözleşme ile sigorta değerini belirli bir para olarak belirlemişlerse, bu para taraflar arasında, sigorta değeri için esas…

TTK m. 1464 güncel kanun metni →

Takseli sigorta, değer tartışmasını baştan kapatır; ancak poliçedeki bedelin işlevini ortadan kaldırmaz. Sigortacının sorumluluğu yine sigorta bedeli ile sınırlıdır (m. 1461/1). Takse yalnız sigorta değeri yerine geçer; rizikonun gerçekleştiğini ve zararın meydana geldiğini ayrıca ortaya koymak gerekir. Buna karşılık bir rizikonun teminat dışında kaldığını sigortacı ispat eder (TTK m. 1409/2).

Takseli Sigortada Kısmi Hasar

Malın tamamen yok olduğu hâlde takseli sigorta hesabı basittir. Ayrıca takseli sigorta bu durumda değer tespitine ilişkin uzun bir ekspertiz tartışmasını da çoğu zaman önler. Takse, sigorta bedelini aşmıyorsa tazminatın takse tutarına ulaşması mümkündür. Kısmi hasarda ise zararı takseye göre nasıl ölçmek gerektiği daha tartışmalıdır. Kanun kısmi hasarda takseye dayalı hesabı ayrıca düzenlemez; ölçütü poliçe şartları ve somut olay belirler.

Takseli Sigortada Takse Fahişse Sigortacı Ne Yapabilir?

Kanun taksenin bağlayıcılığına bir sınır koyar. TTK m. 1464/2’ye göre takse esaslı şekilde fahiş ise sigortacı taksede indirim isteyebilir. Buradaki ölçüt “esaslı şekilde fahiş” olmaktır; küçük değer farkları bu sonucu doğurmaz. İndirim isteme imkânını Kanun yalnız sigortacıya tanır. Takse gerçek değerin altında kalmışsa Kanun sigortalıya benzer bir artırım hakkı öngörmez.

Umulan kazanç için ayrı bir ölçüt vardır. Umulan kazanç takselenmişse ve takse, sözleşme anındaki ticari tahminlere göre elde etmenin mümkün göründüğü kazancı aşıyorsa sigortacı indirim isteyebilir (m. 1464/2). Bu durumda karşılaştırmanın ölçüsü, hasar anındaki değil sözleşme anındaki ticari tahminlerdir. Ayrıca sigortacının sigorta süresi içinde sigortalı menfaatin değerini inceleme hakkı vardır (TTK m. 1469).

Takseli Sigorta ile Oranlı Ödemenin Birlikte Uygulanması

Takse ile oranlı ödeme kuralının birlikte işlemesi de mümkündür. Takse sigorta değeri yerine geçtiği için sigorta bedeli takseden düşükse, aksine sözleşme yoksa oranlamanın ölçüsü takse olur (m. 1462, 1464/1). Örneğin takse 1.000.000 TL, sigorta bedeli 500.000 TL ise oran yüzde ellidir. Bu örnekteki rakamlar kurgusaldır ve yalnız hesap yöntemini göstermek içindir. Takse gerçek değerin altında kalsa bile takseli sigorta hesabı takseyi esas alır; bu nedenle takseye eşit bedelde oranlama söz konusu olmaz.

Eksik Sigorta ve Oranlı Tazminat

Poliçedeki bedel, menfaatin değerinden az ise eksik sigorta söz konusudur. TTK m. 1462’ye göre menfaatin bir kısmı zarara uğrarsa sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine oranına göre tazminat öder. Bu ödemenin adı oranlı tazminattır. Kısacası sigortalı, malının tam değerini sigortalatmadığı ölçüde zararın bir kısmına kendisi katlanır.

Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme…

TTK m. 1462 güncel kanun metni →

Maddedeki “aksine sözleşme yoksa” kaydı önemlidir. Taraflar oranlı ödemeyi dışlayan bir düzenleme yapmakta serbesttir. Bu nedenle tazminat hesabından önce poliçenin özel şartlarını okumak gerekir. Ayrıca Kanun, eksik sigortada değerleri hangi ana göre karşılaştırmak gerektiğini m. 1462’de ayrıca belirtmez. Buna karşılık m. 1461, sigorta bedelini riziko anındaki menfaat değeriyle karşılaştırır.

Sayısal Örneklerle Oranlı Tazminat ve Takseli Sigorta Hesabı

Aşağıdaki örneklerdeki bütün rakamlar kurgusaldır ve yalnız hesap yöntemini gösterir. Bir işyerinin sigorta değeri 2.000.000 TL, poliçedeki sigorta bedeli 1.000.000 TL olsun. Bu durumda oran 1.000.000 / 2.000.000, yani yüzde ellidir. Yangında 400.000 TL tutarında kısmi hasar oluşursa sigortacı 200.000 TL öder. Sonuç olarak kalan 200.000 TL’lik zarar sigortalının üzerinde kalır.

Aynı işyeri tamamen yanarsa zarar 2.000.000 TL olur. Oranlama sonucunda tutar 1.000.000 TL’dir; bu tutar sigorta bedeline de eşittir. Dolayısıyla tam ziyada sigortacının ödemesi, sigorta bedeli sınırına ulaşır (m. 1461/1). Sigorta bedeli 1.800.000 TL olsaydı oran yüzde doksan olurdu. Bu durumda sigortacı 400.000 TL’lik hasar için 360.000 TL tazminat öderdi.

Kurgusal örnek Sigorta değeri Sigorta bedeli Hasar Tazminat (aksine sözleşme yoksa)
Eksik sigorta, kısmi hasar 2.000.000 TL 1.000.000 TL 400.000 TL 200.000 TL (oran %50; m. 1462)
Eksik sigorta, tam ziya 2.000.000 TL 1.000.000 TL 2.000.000 TL 1.000.000 TL (sigorta bedeli sınırı; m. 1461/1)
Tam değer sigortası 2.000.000 TL 2.000.000 TL 400.000 TL 400.000 TL (oranlama yok)
Aşkın bedel 2.000.000 TL 3.000.000 TL 2.000.000 TL 2.000.000 TL; aşan 1.000.000 TL geçersiz, fazla prim iade (m. 1463/1); kötüniyette sözleşme bütünüyle geçersiz (m. 1463/2)
Takseli sigorta, tam ziya Takse 1.500.000 TL (gerçek değer 1.800.000 TL) 1.500.000 TL Tam ziya 1.500.000 TL; takse sigorta değeri için esas (m. 1464/1); fahiş takse indirimi saklı (m. 1464/2)

Eksik ve Takseli Sigortada Giderlerin Oranlanması

Oranlı tazminat yalnız hasar bedeliyle sınırlı kalmaz. Rizikonun ve tazminatın kapsamını belirlemeye yönelik makul giderleri sigortacı, faydasız kalsalar bile öder (TTK m. 1426/1). Ancak eksik sigorta hâllerinde Kanun bu giderlere m. 1462’yi kıyasen uygular (m. 1426/2). Zararı önleme ve azaltma giderleri için de aynı kıyas kuralı geçerlidir (m. 1448/3). Dolayısıyla yüzde elli oranlı bir poliçede sigortacı bu giderlerin de kural olarak yarısını karşılar.

Aşkın Sigorta Nedir?

Aşkın sigorta nedir sorusunun cevabı, eksik sigortanın tersidir. Poliçedeki bedel menfaatin değerini aşıyorsa aşkın sigorta vardır. TTK m. 1463/1’e göre aşan kısım geçersizdir. Bu sebeple sigortacı, sigorta bedelini ve primin onu karşılayan kısmını indirir; tahsil ettiği fazla primi de geri verir. Ancak sözleşme değer sınırına kadar geçerliliğini korur.

Sigorta bedeli sigorta olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan kısım geçersizdir…

TTK m. 1463 güncel kanun metni →

Sigorta ettirenin iyiniyetli olup olmaması, aşkın sigorta nedir sorusunun ikinci boyutudur. Sigorta ettiren mali çıkar sağlamak amacıyla kötüniyetle aşkın sigorta yapmışsa sözleşme bütünüyle geçersizdir (m. 1463/2). Bu hâlde geçersizlik yalnız aşan kısımla sınırlı kalmaz. Sözleşme anında geçersizliği bilmeyen sigortacı ise durumu öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır. Taraflar primi daha kısa zaman dilimlerine göre hesaplamamışsa sigorta dönemi bir yıldır (TTK m. 1411).

Uygulamada pek çok kişi aşkın sigorta nedir sorusunu yanlış bir beklentiyle sorar. Yüksek bedel, sigortalıya daha fazla tazminat getirmez. Örneğin sigorta ettiren, değeri 2.000.000 TL olan bir malı 3.000.000 TL bedelle sigortalatmışsa sigortacı tam ziyada en çok 2.000.000 TL öder. Bu rakamlar da kurgusaldır. Sonuç, m. 1461/1’deki “uğranılan zarardan fazlasını ödemez” kuralından çıkar.

Aşkın Sigortada Prim İadesi

Kanun, iyiniyetli aşkın sigortada primin aşan kısmı karşılayan bölümünde indirim öngörür. Bu noktada aşkın sigorta nedir sorusunun pratik sonucu ortaya çıkar: sigorta ettiren, karşılığı olmayan bir teminat için prim ödememelidir. Sigortacı da tahsil ettiği fazla primi geri verir (m. 1463/1). Prim iadesi talebi de sigorta sözleşmesinden doğan bir istem olduğundan m. 1420’deki zamanaşımı süresini gözetmek gerekir.

Çifte Sigorta Nedir?

Çifte sigorta nedir sorusunu cevaplamadan önce Kanunun genel kuralını görmek gerekir. Kanun, birden çok sigortaya ayırdığı bölümde dört durumu ayrı ayrı düzenler: genel kural, müşterek, çifte ve kısmi sigorta. Buna göre birden çok sigortacı aynı menfaati aynı rizikolara karşı ve aynı süre için güvence altına almışsa, sigorta ettiren sigorta bedelinden fazlasını alamaz (m. 1465/1).

Birden çok sigortada sigorta ettirenin bir bildirim yükümlülüğü de vardır. Sigorta ettiren, her sigortacıya hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yaptırdığı diğer sigortaları bildirir (m. 1465/2). Bu hükme aykırılık hâlinde m. 1446 devreye girer. Sigorta ettirenin bildirimi hiç yapmaması ya da geç yapması tazminatta artışa yol açmışsa sigortacı, kusurun ağırlığına göre indirim yapar. Ancak sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse bu indirimden yararlanamaz (m. 1446/3). Birden çok sigortaya ilişkin genel kural TTK m. 1465 birden çok sigorta sayfasında yer alır.

Müşterek Sigorta

Birden çok sigortacı bir menfaati aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta etmişse müşterek sigorta vardır. Kanun bu sözleşmelerin hepsini ancak menfaatin değerine kadar geçerli sayar (m. 1466/1). Sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre kendi sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. Sözleşmeler müteselsil sorumluluk öngörüyorsa sigortalı yine zararından fazlasını isteyemez (m. 1466/2). Bu hâlde her sigortacı yalnız kendi sözleşmesine göre ödeyeceği bedele kadar sorumludur.

Çifte Sigortanın Geçerlilik Şartları

Çifte sigorta nedir sorusunun dar cevabı TTK m. 1467’dedir. Değerinin tamamı sigortalı bir menfaati kimse sonradan aynı rizikolara karşı ve aynı süreler için yeniden sigorta ettiremez. Bu yasak, ikinci sigortayı aynı veya farklı kişilerin yaptırmasına bakmaz. Kanun ikinci sigortayı yalnız üç hâlde geçerli sayar.

Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta…

TTK m. 1467 güncel kanun metni →

Birinci hâlde sonraki ve önceki sigortacılar onay verir. Bu durumda sözleşmeler aynı zamanda yapılmış sayılır ve sigorta bedeli m. 1466’daki oranda ödenir (m. 1467/1-a). İkinci hâlde sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devreder veya bu haklardan feragat eder. Devir veya feragatin ikinci poliçeye yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sözleşme geçersiz sayılır (m. 1467/1-b).

Üçüncü hâlde sonraki sigortacının sorumluluğu, önceki sigortacının ödemediği tazminatla sınırlanır. Bu durumda önceki sigortanın ikinci poliçeye yazılması gerekir; yazılmazsa ikinci sözleşme geçersiz sayılır (m. 1467/1-c). Dolayısıyla çifte sigorta nedir sorusunun uygulamadaki karşılığı, ikinci poliçenin kaydına bakmaktır. Bu üç hâlden biri gerçekleşmemişse Kanun ikinci sigortayı geçerli saymaz.

Kısmi Sigorta

Önceki sözleşme menfaatin değerini tamamen teminat altına almamışsa durum farklıdır. Kanun sigorta ettirene bu menfaati, kalan değerine kadar bir veya birkaç kez daha sigorta ettirme imkânı tanır (m. 1468). Bu durumda sonraki sigortacılar, bakiyeden dolayı sözleşmelerin yapılış tarihleri sırasıyla sorumlu olur. Aynı günde yapılan sözleşmeler aynı anda yapılmış sayılır. Böylece sigorta ettiren, eksik sigortanın açığını ek poliçelerle kapatma olanağı bulur.

Tazminat Ne Zaman Ödenir, Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir (TTK m. 1446/1). Sigorta tazminatı, rizikoyla ilgili belgeler verildikten ve sigortacının araştırmaları bittikten sonra muaccel olur (m. 1427/2). Muacceliyet en geç, m. 1446’daki ihbardan kırk beş gün sonra gerçekleşir; can sigortalarında bu süre on beş gündür. Ancak sigortacıya yüklenemeyen bir kusurla inceleme gecikmişse süre işlemez.

Araştırmalar ihbardan itibaren üç ay içinde bitmezse sigortacı avans öder (m. 1427/3). Avans, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlıkta mahkemenin yaptıracağı ön ekspertizin tespit edeceği hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisidir. Sigortacı bu tutarı tazminattan mahsup eder. Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer (m. 1427/4). Sigortacıyı temerrüt faizinden kurtaran sözleşme hükümleri ise geçersizdir (m. 1427/5). Muacceliyet ve temerrüdün güncel metni TTK m. 1427 tazminat ödeme borcu sayfasındadır.

Sigorta Zamanaşımı: İki Ayrı Süre

TTK m. 1420/1 iki ayrı süre öngörür. Birincisi, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. İkincisi, sigorta tazminatına ve bedeline ilişkin istemler, muacceliyet tarihi ne olursa olsun, rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçince zamanaşımına uğrar. Dolayısıyla hangisi önce dolarsa istem o tarihte zamanaşımına uğramış olur. Sorumluluk sigortalarına ilişkin m. 1482 ve diğer kanunlardaki hükümler saklıdır (m. 1420).

Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta…

TTK m. 1420 güncel kanun metni →

Bu sürelerin başlangıcı farklıdır; bu yüzden ikisini tek süre gibi düşünmek hatalıdır. İki yıllık süre muacceliyetle, altı yıllık süre ise rizikonun gerçekleşmesiyle başlar. Kanun, m. 1420’ye aykırı sözleşme şartlarını geçersiz sayar (TTK m. 1452/2). Ayrıca taraflar, ticari hükümler koyan kanunlardaki zamanaşımı sürelerini, Kanunda aksine düzenleme yoksa sözleşmeyle değiştiremez (TTK m. 6).

Adli tatil bu süreleri uzatmaz. Çünkü HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, yalnız HMK’nın tayin ettiği süreler içindir. TTK m. 1420’deki süre ise maddi hukuka ait bir zamanaşımı süresidir. Buna karşılık arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 s. K. m. 18/A/15).

Sigortacıya Karşı Tazminat Davası

Dava Kime Karşı Açılır?

Tazminat borçlusu, sözleşmeyle rizikoyu üstlenen sigortacıdır (TTK m. 1401). Bu nedenle davacı, davayı kural olarak sigorta şirketine karşı açar. Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini sigorta ettirmişse sözleşmeden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa tazminatın ödenmesini sigortacıdan isteme ve onu dava etme hakkına sahiptir (m. 1454/1). Reasürans ise sigorta ettirene reasürör aleyhine doğrudan dava hakkı vermez (m. 1403/2).

Birden çok sigortacı varsa her birinin sorumluluk payını yukarıdaki oranlar belirler. Bu yüzden davacı, hangi sigortacıdan ne kadar isteyeceğini m. 1466 ve m. 1467’ye göre ayrıca hesaplamalıdır. Ayrıca mal üzerinde sınırlı ayni hak varsa ve bu hakkın bildirimi sigortacıya ulaşmışsa sigortacı, ayni hak sahiplerinin izni olmadan tazminatı sigortalıya ödeyemez (m. 1456/2). Sigortalı mal haczedilirse sigortacı, zamanında bilgilendirilmek şartıyla, tazminatı icra müdürlüğüne ödeyerek borcundan kurtulur (m. 1457).

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kanun, TTK’nın düzenlediği hususlardan doğan hukuk davalarını, tarafların tacir olup olmadıklarına bakmaksızın ticari dava sayar (TTK m. 4/1-a). TTK sigorta sözleşmesini Altıncı Kitabında düzenlediği için bu davalar kural olarak ticari davadır. Aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi, dava değerine bakılmaksızın ticari davalara bakar (m. 5/1). Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görev kuralına dayanılmamışsa asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (m. 5/4). Görevli mahkemeye ilişkin hükmün metni TTK m. 5 ticari davaların görüleceği mahkemeler sayfasındadır.

Ancak sigortalı tüketiciyse tablonun değişmesi mümkündür. TKHK m. 3/1-l, sigorta sözleşmesini tüketici işlemi örnekleri arasında açıkça sayar. TKHK m. 73/1’e göre tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Buna göre ticari veya mesleki olmayan amaçla sigorta yaptıran kişinin davasında tüketici mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varmak mümkündür. Görevli mahkemeyi, somut olayda sigortalının tüketici sıfatı taşıyıp taşımadığı belirler. Tüketici mahkemelerinin görevine ilişkin hüküm TKHK m. 73 tüketici mahkemeleri sayfasında yer alır.

Tüketici uyuşmazlığının değeri her yıl güncellenen parasal sınırın altındaysa tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur (TKHK m. 68/1). Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları ise saklıdır. Buna karşılık sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda heyete başvuru yolu kapalıdır. Taraflar heyet kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz hakkına sahiptir (TKHK m. 70/3). Bu yolun ayrıntılarını tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve itiraz süresi yazısı açıklar.

Yetki bakımından genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Ayrıca davacı, sözleşmeden doğan davayı sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde açma imkânına da sahiptir (HMK m. 10). Öte yandan tüketicinin davasını kendi yerleşim yerindeki mahkemede açma hakkı da vardır (TKHK m. 73/5).

Tahkim ve Diğer Çözüm Yolları

Mahkeme dışı çözüm yollarının gündeme gelmesi de mümkündür. TKHK m. 68/5, tüketicinin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel olmadığını belirtir. Tahkim sözleşmesi bulunan hâllerde ise dava şartı arabuluculuk hükümleri devreye girmez (6325 s. K. m. 18/A/18). Ayrıca Sigortacılık Kanunu m. 30/1, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü için Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu kurar. Sigorta tahkim sistemine üye bir kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişi, sözleşmede özel hüküm olmasa bile tahkim usulünden yararlanma hakkına sahiptir. Zorunlu sigortalarda ise kuruluş sisteme üye olmasa da hak sahiplerinin bu yola başvurma hakkı vardır.

Komisyona gitmeden önce kişinin sigorta şirketine yazılı başvuru yapması gerekir. Şirket talebi kısmen ya da tamamen reddederse veya on beş iş günü içinde yazılı cevap vermezse kişinin Komisyona başvurma hakkı doğar (m. 30/13). Ancak taraflardan birinin mahkemeye ya da tüketici hakem heyetine taşıdığı uyuşmazlıkta Komisyon yolu kapalıdır (m. 30/14). Kanunun belirlediği tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda taraflar hakem kararına, bildirimden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus itiraz hakkına sahiptir (m. 30/12). Kanun Komisyon yolunu sigortalıya bir imkân olarak sunar; mahkemede dava yolunu seçen sigortalı dava şartı arabuluculuk hükümlerini ayrıca gözetmelidir. Kanunların güncel metinleri mevzuat.gov.tr resmî mevzuat bilgi sistemi üzerinden erişime açıktır.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş olması dava şartıdır (TTK m. 5/A/1). Sigortacıya karşı tazminat davası da konusu para olan bir ticari dava olduğu ölçüde bu kapsama girer. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Ancak arabulucunun bu süreyi zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatma yetkisi vardır (m. 5/A/2). Davacı arabulucuya başvurmadan dava açarsa mahkeme davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (6325 s. K. m. 18/A/2).

Tüketici mahkemesinin bakacağı davalarda dayanak TKHK m. 73/A’dır. Bu hükme göre de dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklarda ve heyet kararlarına itirazlarda Kanun bu şartı aramaz (m. 73/A/1-a, b). Ayrıca ilk toplantıya katılmayan tarafa gider yükleyen 6325 s. K. m. 18/A/11 tüketici aleyhine uygulanmaz (TKHK m. 73/A/2).

Geçici Koruma: Delil Tespiti ve İhtiyati Haciz

Sigorta uyuşmazlıklarında en büyük risk, hasarın izlerinin kaybolmasıdır. Sigorta ettiren, hasar saptanmadan önce zarar sebebinin veya miktarının belirlenmesini güçleştirecek değişiklik yapamaz (TTK m. 1471/1). Ancak sigortacının onayıyla veya zararı azaltmak amacıyla yaptığı değişiklik bu yasağa girmez. Kusurlu ihlalde, illiyet bağı varsa sigortacı kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapar (m. 1471/2).

Hasar yerinin korunması mümkün değilse delil tespiti gündeme gelir. Taraflar, ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti için keşif veya bilirkişi incelemesi isteyebilir (HMK m. 400/1). Bunun için hukuki yarar gerekir; delilin kaybolma ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır (m. 400/2). Davadan önce talep sahibi, tespiti esas davaya bakacak mahkemeden veya şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden ister (HMK m. 401/1). Delil tespitinin şartları HMK m. 400 delil tespiti sayfasında ayrıntılı olarak yer alır.

TTK m. 1427/3 de sigortalıya geçici bir güvence sağlar. Araştırma üç ayda bitmezse ve taraflar anlaşamazsa mahkeme ön ekspertiz yaptırır. Sigortacı, bu ekspertizin belirlediği tutarın en az yüzde ellisini avans olarak öder. Tazminat alacağı muaccel olmuşsa alacaklının, şartları varsa İİK m. 257’ye göre ihtiyati haciz isteme imkânı da vardır.

Uyuşmazlık konusu bir şeyin korunması gerekiyorsa HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir şartları da gündeme gelir. Alacaklı ihtiyati haczi davadan önce almışsa, haczin uygulanmasından itibaren yedi gün içinde takip başlatmalı ya da dava açmalıdır (İİK m. 264/1). İhtiyati tedbirde ise tedbir talep eden, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde dava açmalıdır (HMK m. 397/1). Öte yandan arabuluculuk süreci bu süreleri durdurur (6325 s. K. m. 18/A/16).

Deliller: Poliçe, Ekspertiz ve Takseli Sigorta Kaydı

Davanın temel belgesi poliçe ile genel ve özel şartlardır. Sigortacının sözleşme öncesinde yazılı olarak verdiği aydınlatma açıklaması da önem taşır (TTK m. 1423/1). Aydınlatma açıklamasını verdiğini ispat yükü sigortacıya aittir (m. 1423/2). Teminat dışı kalma iddiası bakımından da ispat yükü sigortacıdadır (m. 1409/2). Hasar ihbarının tarihini ve içeriğini, muacceliyet ve zamanaşımı hesabı için ayrıca belgelemek gerekir.

Sigorta değerinin ispatında faturalar, envanter kayıtları, değerleme raporları ve fotoğraflar işe yarar. Takseli sigorta varsa poliçedeki takse kaydı değer tartışmasında temel delildir. Takseli sigorta kaydı bulunmayan poliçelerde ise değerin m. 1460’taki tam değer ölçüsüne göre ayrıca ispatı gerekir. Sigortacının ekspertiz raporu da dosyaya girer; ancak sigortalının bu rapora karşı kendi delillerini sunma hakkı vardır. Bilirkişi teknik konularda görüş verir; sigorta değerinin ve zararın hukuki nitelendirmesi mahkemeye aittir. Birden çok sigortada diğer sigortaların varlığını ve bildirimini de belgelemek gerekir.

Harç, Dava Değeri ve Kısmi Dava

Dava değeri, kural olarak sigortacıdan istenen tazminat tutarıdır. Konusu belli bir değerle ilgili davalarda karar ve ilam harcı nispidir (Harçlar K. 1 sayılı tarife). Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (Harçlar K. m. 28/1-a). Buna karşılık tüketicilerin tüketici mahkemesinde açtığı davalar harçtan muaftır (TKHK m. 73/2).

Ayrıca miktar veya değeri Kanundaki sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır (TTK m. 4/2). Bu sınırın artışını ise HMK ek m. 1 düzenler. Talep konusu niteliği itibarıyla bölünebiliyorsa davacı yalnız bir kısmını dava edebilir (HMK m. 109/1). Sigorta tazminatı gibi para alacakları kural olarak bu niteliktedir. 7589 sayılı Kanunun eklediği m. 109/4’e göre davacının talep konusunu aynı davada bir kez, tahkikat sonuna kadar artırma hakkı vardır. Bu durumda artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Sonuç

Mal sigortalarında tazminatı, sigorta değeri ile sigorta bedelinin ilişkisi belirler. Sigortacı en çok sigorta bedeli kadar öder ve kural olarak gerçek zarardan fazlasını ödemez; aynen tazmini öngören yeni değer sigortaları bu kuralın dışındadır. Takseli sigorta, menfaatin değerini sözleşmeyle sabitler; ancak esaslı şekilde fahiş takseye karşı sigortacının indirim isteme hakkı vardır. Bedel değerden düşükse eksik sigorta vardır ve kısmi hasarda sigortacı, aksine sözleşme yoksa tazminatı oranlı öder.

Bedel değeri aşıyorsa aşan kısım geçersizdir ve sigortacı fazla primi iade eder; kötüniyetli aşkın sigortada ise sözleşme bütünüyle geçersizdir. Kısacası aşkın sigorta nedir sorusunun cevabı, bedel ile değer arasındaki farka ve sigorta ettirenin niyetine dayanır. Tam değeri sigortalı bir menfaatin yeniden sigortalanması kural olarak yasaktır; ikinci sözleşme yalnız m. 1467’deki üç hâlde geçerli olur. Tazminat istemi muacceliyetten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Ayrıca rizikodan itibaren altı yıl geçince istem zamanaşımına uğrar; TTK m. 1482 hükmü saklıdır. Sigortacıya karşı davaya kural olarak asliye ticaret mahkemesi bakar; önce arabulucuya başvurmak gerekir. Sigortalı tüketiciyse tüketici mahkemesi ile tüketici hakem heyeti yollarını da ayrıca değerlendirmek gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Takseli sigortada sigortacı takse tutarına itiraz edebilir mi?

Edebilir; ancak yalnız takse esaslı şekilde fahiş ise sigortacı indirim isteyebilir (TTK m. 1464/2). Umulan kazanç takselenmişse ölçüt, sözleşme anındaki ticari tahminlere göre elde edilebilecek kazançtır. Küçük değer farkları taksenin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Ödenecek tazminat ise sigorta bedeli sınırını aşamaz.

Takseli sigorta hangi durumlarda tercih edilir?

Takseli sigorta, değerini hasardan sonra belirlemenin zor olduğu mallarda değer tartışmasını önlemeye yarar. Sanat eseri, koleksiyon ve antika bunun tipik örnekleridir. Taraflar sigorta değerini sözleşmede belirli bir para olarak kararlaştırır ve bu tutar aralarında esas olur (TTK m. 1464/1). Sigortacının sorumluluğu ise yine sigorta bedeliyle sınırlıdır.

Eksik sigortada tazminat nasıl hesaplanır?

Aksine sözleşme yoksa sigortacı, sigorta bedelinin sigorta değerine oranına göre öder (TTK m. 1462). Kurgusal bir örnekle değer 2.000.000 TL, bedel 1.000.000 TL ise 400.000 TL’lik hasarda sigortacı 200.000 TL öder. Tam ziyada ödeme sigorta bedeli sınırına ulaşır.

Aşkın sigortada fazla ödenen prim geri alınır mı?

İyiniyetli aşkın sigortada aşan kısım geçersizdir; sigortacı, sigorta bedelini ve buna karşılık gelen primi indirir, tahsil ettiği fazla primi de geri verir (TTK m. 1463/1). Sigorta ettiren mali çıkar amacıyla kötüniyetle hareket etmişse sözleşme bütünüyle geçersizdir. Bu durumda sigortacı, geçersizliği bilmiyorsa durumu öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır.

Aynı mal iki ayrı şirkete sigortalatılabilir mi?

Değeri tam sigortalı bir menfaat, aynı rizikolara karşı ve aynı süre için yeniden sigorta ettirilemez. Değerin bir kısmı sigortasızsa sigorta ettiren kalan değer için ek sigorta yaptırabilir (m. 1468). TTK m. 1467’ye göre ikinci sözleşme üç hâlde geçerlidir. Bunlar sigortacıların onayı ile ilk sigortadan doğan hakların devri veya bunlardan feragattir. Üçüncü hâl, ikinci sigortacının yalnız ilk sigortacının ödemediği kısımdan sorumlu olmasıdır. Son iki hâlde ilgili kaydı ikinci poliçeye yazmak şarttır.

Sigorta tazminatı davasında zamanaşımı süresi nedir?

TTK m. 1420’ye göre istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Tazminat ve bedel istemleri ise rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçince, muacceliyet ne zaman olursa olsun zamanaşımına uğrar. Sorumluluk sigortalarına ilişkin m. 1482 ve diğer kanunlardaki hükümler saklıdır. Adli tatil, TTK’daki bu zamanaşımı sürelerini uzatmaz.

Sigorta şirketine dava açmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?

Konusu para olan ticari davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Sigortalı tüketiciyse TKHK m. 73/A uygulanır; tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklarda bu şart aranmaz. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.