Ödünç Verilen Eşya Geri Verilmiyorsa: Kullanım Ödüncünde İade Yolları

Bir komşuya ödünç verilen eşya olarak verilen matkap, akrabaya bırakılan araba ya da bir arkadaşa saklasın diye teslim edilen para zamanla geri gelmeyebilir. Bu durumda ilk soru, ilişkinin hukuki niteliğidir. Eşya karşılıksız kullanılmak üzere verildiyse ilişki kullanım ödüncü olarak nitelenir. Para ya da tüketilen bir şey misli geri verilmek üzere devredildiyse tüketim ödüncü gündeme gelir. Emanet verilen para ise çoğu zaman saklama sözleşmesine girer. Bu yazı, ödünç sözleşmesi ile saklama arasındaki farkı, geri isteme zamanını, zamanaşımını, ceza boyutunu ve dava yolunu Türk Borçlar Kanunu (TBK) üzerinden açıklıyor.

Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı.

Ödünç Verilen Eşya Hangi Sözleşmeye Girer?

TBK m. 379, kullanım ödüncü sözleşmesini tanımlar. Buna göre ödünç veren bir şeyin karşılıksız kullanılmasını karşı tarafa bırakır. Ödünç alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlenir. Tanımdaki iki unsur belirleyicidir: kullanım karşılıksızdır ve geri verilecek olan aynı şeydir. Kanun bu sözleşme için bir şekil öngörmez; TBK m. 12 uyarınca sözlü anlaşma da geçerlidir.

Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan…

TBK m. 379 güncel kanun metni →

Kullanım için bir bedel kararlaştırıldıysa ilişki artık karşılıksız değildir. Bu durumda TBK m. 299’daki kira sözleşmesi gündeme gelebilir. Eşya geri verilmemek üzere verildiyse bağışlama tartışılır. Bir ödünç sözleşmesi mi yoksa başka bir sözleşme mi kurulduğu, tarafların iradesine ve somut olayın koşullarına göre belirlenir. Nitelendirme önemlidir; çünkü geri isteme zamanı, zamanaşımı ve ispat yükü buna göre değişir.

Tüketim Ödüncü: Borç Verilen Para

TBK m. 386’ya göre tüketim ödüncünde ödünç veren bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi karşı tarafa devreder. Karşı taraf aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlenir. Bu kurgu, kullanım ödüncünden temelde ayrılır. Burada iade edilen, verilen paranın kendisi değil, aynı miktardaki paradır. Tüketim ödüncünün hükümleri TBK m. 386 tüketim ödüncü tanımı sayfasında okunabilir.

Saklama: Emanet Verilen Para ve Eşya

Saklama sözleşmesinde saklayan, kendisine bırakılan taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlenir (TBK m. 561). Amaç kullanım değil korumadır. Bu yüzden emanet verilen para ya da eşya, kural olarak kullanım ödüncüne değil saklamaya ilişkin hükümlere tabidir. Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz (m. 563). Aksi hâlde uygun bir kullanım bedeli öder ve beklenmedik hâlden doğan zarardan da sorumlu olabilir.

Paranın bir işin görülmesi için verildiği durumlar ayrıca değerlendirilmelidir. Örneğin bir yakına fatura ödemesi ya da alışveriş için para verildiyse ilişki vekâlet sözleşmesine (TBK m. 502) yaklaşabilir. Vekil, yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilgili aldıklarını vekâlet verene teslim etmekle yükümlüdür (m. 508). Bu nitelendirme, aşağıda görüleceği gibi zamanaşımı süresini de etkiler.

Ödünç Verilen Eşya Ne Zaman Geri İstenir?

Taraflar bir kullanım süresi kararlaştırdıysa, sözleşme kural olarak bu sürenin sonunda sona erer ve eşya geri verilir. Süre kararlaştırılmamış ama kullanım amacı belirlenmişse TBK m. 383 uygulanır. Bu hâlde sözleşme, ödünç alanın şeyi sözleşmeye uygun biçimde kullanmasıyla sona erer. Kullanabilecek kadar bir zaman geçmesi de aynı sonucu doğurur. Örneğin bir düğün için verilen takım elbise, düğünden sonra makul bir süre içinde geri verilmelidir.

Erken Geri İsteme Hâlleri

TBK m. 383, ödünç verene sürenin dolmasını beklemeden geri isteme imkânı tanır. Ödünç alan şeyi sözleşmeye aykırı kullanırsa, bozarsa ya da kullanması için başka birine verirse bu hak doğar. Önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ödünç verenin ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa da şey daha önce geri istenebilir. Bu hâllerden birinin varlığını, geri isteyen taraf ispat eder (TMK m. 6).

Kullanma için belirli bir süre öngörülmemişse, ödünç alanın, ödünç konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla veya kullanabilecek kadar bir zaman…

TBK m. 383 güncel kanun metni →

Kullanım süresi ve amacı hiç belirlenmeden verilen şeyde durum farklıdır. TBK m. 384’e göre ödünç veren onu dilediği zaman geri isteyebilir. Uygulamada en sık karşılaşılan durum budur; komşuya ya da arkadaşa bırakılan eşyada çoğu zaman ne süre ne amaç konuşulur. Hükmün metni TBK m. 384 amacı belirlenmemiş kullanma sayfasındadır.

Ödünç Alanın Ölümü

TBK m. 385, kullanım ödüncü sözleşmesinin ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden sona ereceğini düzenler. Mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m. 599). Bu nedenle ödünç verilen eşya geri istendiğinde talep mirasçılara yöneltilir. Kanun ödünç verenin ölümünü bir sona erme sebebi olarak saymaz; onun hakları da mirasçılarına geçer.

Ödünç Alanın Kullanma ve Özen Borcu

TBK m. 380’e göre ödünç alan şeyi ancak sözleşmede kararlaştırılan şekilde kullanabilir. Sözleşmede hüküm yoksa şeyin niteliği ya da özgülendiği amaç ölçü alınır. Ödünç alan şeyi başkasına kullandıramaz. Bu kurallara aykırı davranırsa beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumlu olur. Ancak kurallara uysaydı bile zararın doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Olağan bakım ve koruma giderleri ödünç alana aittir (m. 381). Örneğin ödünç alınan aracın yakıtı ve olağan temizliği bu kapsamda düşünülebilir. Ödünç alan, ödünç verenin yararına yapmak zorunda kaldığı olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebilir. Bir şeyi birlikte ödünç alanlar ondan müteselsilen sorumludur (m. 382). Bu durumda ödünç veren, iadeyi ya da tazminatı borçlulardan herhangi birinden isteyebilir.

Kanun, sözleşmeye uygun kullanımın doğurduğu olağan yıpranma için kullanım ödüncünde ayrı bir hüküm içermez. TBK m. 112’ye göre borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat ederse giderimden kurtulur. Bu nedenle amacına uygun kullanımdan doğan yıpranmada ödünç alanın sorumluluğu, m. 112’deki kusur ölçütüne göre somut olayda değerlendirilir. Buna karşılık şeyin bozulması, kaybolması ya da amacı dışında kullanılması ayrı değerlendirilir.

Ödünç Verilen Eşya Geri Verilmezse: İhtar, Temerrüt ve Tazminat

Geri verme borcu muaccel olduğu hâlde eşya teslim edilmiyorsa ödünç verenin ilk adımı genellikle ihtardır. TBK m. 117’ye göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İfa günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle de temerrüt gerçekleşir. Kanun ihtar için bir şekil öngörmez. Bununla birlikte ihtarın tarihini ve içeriğini sonradan ispat edebilmek için yazılı ve belgelenebilir bir yol seçmek yararlıdır.

Temerrüde düşen borçlu, kusuru olmadığını ispat etmedikçe geç ifadan doğan zararı giderir (TBK m. 118). Temerrütten sonra eşya beklenmedik bir olayla zarar görürse ödünç alan bundan da sorumludur (m. 119). Borçlu ancak temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ya da zamanında ifa etseydi de zararın doğacağını ispat ederek kurtulabilir. Bu kural, ödünç verilen eşya geç iade edildiğinde ödünç verenin elini güçlendirir.

Hangi Talepler Hangi Dayanakla İstenir?

Ödünç verenin asıl talebi, eşyanın aynen geri verilmesidir; dayanağı ödünç sözleşmesi ve TBK m. 379’daki geri verme borcudur. Eşya kaybolmuş ya da kullanılamaz hâle gelmişse talep, eşyanın değerinin tazminine dönüşebilir. Bu talebin dayanağı borcun ifa edilmemesine ilişkin TBK m. 112’dir. Geç iade nedeniyle doğan zarar ise m. 118 uyarınca gecikme tazminatı olarak istenir.

Saklamada saklayan izinsiz kullanım yaptıysa saklatan, m. 563 uyarınca uygun bir kullanım bedeli isteyebilir. Para alacaklarında temerrüt faizi TBK m. 120’deki esaslara göre belirlenir. Ödünç veren aynı zamanda malikse ve karşı taraf iyiniyetli değilse, TMK m. 995’teki tazminat da gündeme gelebilir. Bu hükme göre iyiniyetli olmayan zilyet, haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararları ve elde ettiği ürünleri tazmin eder.

Ödünç Verilen Eşya Başkasına Verilmiş ya da Satılmışsa

Ödünç veren eşyanın maliki ise sözleşmeye dayanan talebin yanında mülkiyete dayanan bir yolu da vardır. TMK m. 683’e göre malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabilir. Ödünç veren malik değilse, örneğin kendisi de eşyayı kiralamışsa, sözleşmeden doğan geri verme talebi yine kullanılabilir. Mülkiyet hakkının kapsamı TMK m. 683 mülkiyet hakkının içeriği sayfasında yer alır.

Ödünç alan eşyayı üçüncü bir kişiye satmışsa sonuç, alıcının iyiniyetine bağlıdır. TMK m. 988’e göre bir taşınırı emin sıfatıyla zilyedinden iyiniyetle edinen kişinin edinimi korunur. Ödünç alan, eşyayı ödünç verenin iradesiyle teslim aldığı için emin sıfatıyla zilyet konumundadır. Bu nedenle iyiniyetli alıcıya karşı istihkak talebi kural olarak sonuç vermez.

Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür…

TMK m. 988 güncel kanun metni →

Bu hâlde ödünç veren, zararını ödünç alandan TBK m. 112 uyarınca isteyebilir. Alıcı iyiniyetli değilse durum değişir; TMK m. 991’e göre önceki zilyet ona karşı taşınır davası açabilir. TMK m. 989’daki beş yıllık taşınır davası ise çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında elden çıkan şeyleri kapsar. Bu davada pazardan iyiniyetle edinene karşı bedel iadesi koşulu da aranır. Gönüllü olarak ödünç verilen eşya bu kapsamda değerlendirilmez.

Emanet Verilen Para: Saklama mı, Borç mu?

Saklamada saklatan, bir süre belirlenmiş olsa bile saklananı dilediği an geri isteyebilir (TBK m. 564). Saklayan, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreye güvenerek yaptığı masrafları öder. Emanet verilen para, korunması gereken yerde ve masrafları ile hasarı saklatana ait olmak üzere geri verilir (m. 566).

Paranın aynen değil mislen geri verileceği kararlaştırılmışsa TBK m. 570 devreye girer. Bu durumda paranın yararı ve hasarı saklayana ait olur. Kanun, paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmasını bu yönde örtülü anlaşma sayar. Dolayısıyla zarf içinde mühürlü bırakılan para ile elden sayılarak verilen para farklı sonuçlar doğurabilir.

Saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o…

TBK m. 570 güncel kanun metni →

Emanet verilen para üzerinde bir üçüncü kişi hak iddia edebilir. TBK m. 568’e göre saklanan haczedilmedikçe ya da saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan, onu saklatana geri vermekle yükümlüdür. Haciz ya da dava varsa saklayan durumu hemen saklatana bildirir. Bu kural, saklayanın üçüncü kişi iddiasını bahane ederek iadeyi geciktirmesinin önüne geçer.

Borç Verilen Paranın Geri Verme Zamanı

Tüketim ödüncünde geri verme için belirli bir gün kararlaştırılmamış olabilir. Bildirim süresi ya da istemle muaccel olma kaydı da bulunmayabilir. Bu durumda ödünç alan, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392). Ticari olmayan tüketim ödüncünde, kararlaştırılmadıkça faiz istenemez (m. 387). Bu kural, temerrüt hâlinde işleyen temerrüt faizinden ayrıdır.

TBK m. 389’daki altı aylık zamanaşımı sık karıştırılır. Bu hüküm, ödüncün teslimine ve teslim alınmasına ilişkin istemleri düzenler. Örneğin borç vermeyi üstlenen kişiden paranın verilmesini isteme hakkı bu süreye tabidir. Verilmiş paranın geri istenmesi ise bu hükmün kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Hangi Talep Hangi Sürede?

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kullanım ödüncü, tüketim ödüncü ve saklamadan doğan geri verme alacakları için TBK’da ayrı bir süre öngörülmemiştir. Buna karşılık vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (m. 147/5). Bu nedenle bir işin görülmesi için verilen paranın iadesinde süre daha kısa olabilir.

Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149/1). Muacceliyet bir bildirime bağlıysa süre, bildirimin yapılabileceği günden işler (m. 149/2). Dilediği an geri istenebilen eşya ve parada bu kural, sürenin teslimden itibaren işlemesi sonucunu doğurabilir. Kanun bu ilişkiler için başlangıç anını ayrıca belirlemez; sürenin kaçırılmaması için teslim tarihinin esas alınması güvenli olur. Bu yüzden geri istemeyi yıllarca ertelemek risk taşır.

İlişki Türüne Göre Süreler

İlişki Dayanak Ne zaman geri istenir Kim isteyebilir Zamanaşımı Sonuç
Kullanım ödüncü TBK m. 379-385 Kararlaştırılan sürenin sonunda; amaç belirliyse kullanım ya da makul süre sonunda; m. 383 hâllerinde erken; süre ve amaç yoksa dilediği an (m. 384); ödünç alanın ölümüyle sözleşme sona erer Ödünç veren veya mirasçıları 10 yıl (m. 146); başlangıç m. 149 Aynı şeyin iadesi; kusurlu kayıp veya hasarda tazminat (m. 112)
Tüketim ödüncü (borç para) TBK m. 386-392 Kararlaştırılan vadede; vade, bildirim süresi veya istemle muacceliyet kaydı yoksa ilk istemden 6 hafta sonra (m. 392) Ödünç veren veya mirasçıları 10 yıl (m. 146); m. 389’daki 6 ay yalnız teslim ve teslim alma istemleri içindir Aynı nitelik ve miktarda iade; temerrütte faiz (m. 120)
Saklama (emanet) TBK m. 561-568 Süre belirlenmiş olsa bile dilediği an (m. 564); saklatan saklayanın süreye güvenerek yaptığı masrafları öder Saklatan; birden çok saklatanda m. 565 son cümlesi saklı 10 yıl (m. 146); başlangıç m. 149 Saklananın çoğalmalarıyla iadesi; izinsiz kullanımda kullanım bedeli (m. 563)
Mislî parada saklama TBK m. 570 Saklama hükümlerine göre Saklatan 10 yıl (m. 146) Aynı miktarda paranın iadesi; yarar ve hasar saklayana ait
İş görmek için verilen para TBK m. 502, 508 Vekâlet verenin istemi üzerine hesap verme ve teslim Vekâlet veren 5 yıl (m. 147/5) Hesap verme, alınanların teslimi; geciken paranın faizi (m. 508)
Mülkiyete veya önceki zilyetliğe dayanan talep TMK m. 683, 988, 991 Malın haksız olarak elde tutulması hâlinde Malik; m. 991’de önceki zilyet Sözleşme alacağından ayrı değerlendirilir Malın iadesi; iyiniyetli üçüncü kişinin edinimi m. 988 ile korunur

İstihkak ve Haksız Fiil Talebinde Süre

TMK m. 683, istihkak davası için bir zamanaşımı süresi öngörmez. Bu davanın süre bakımından durumu somut olaya göre değerlendirilir; sözleşmeden doğan geri verme talebinin süresini ayrıca gözetmek güvenli olur. Ancak bu yol, ödünç verenin malik olduğunu ispat etmesini gerektirir. Ayrıca eşyanın iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçmesi bu yolu kapatabilir.

Ödünç alanın davranışı suç oluşturuyorsa haksız fiilden doğan tazminat istemi de gündeme gelir. TBK m. 72’ye göre bu istem, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Süre, en geç fiilin işlenmesinden itibaren on yılda dolar. Ceza kanunları daha uzun bir dava zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır. Adli tatil ise HMK m. 104 uyarınca yalnız HMK’nın belirlediği usul sürelerini etkiler; zamanaşımını uzatmaz.

Ceza Boyutu: Güveni Kötüye Kullanma Şikâyeti

TCK m. 155/1, muhafaza etmek ya da belirli şekilde kullanmak üzere zilyetliği devredilen mal üzerindeki bazı davranışları cezalandırır. Fail, kendisinin ya da başkasının yararına, devrin amacı dışında tasarrufta bulunursa suç oluşabilir. Devir olgusunu inkâr etmek de maddede ayrıca sayılır. Örneğin ödünç alınan bisikleti satan ya da “bana hiçbir şey vermedin” diyen kişi bakımından bu hüküm gündeme gelebilir.

Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya…

TCK m. 155 güncel kanun metni →

Birinci fıkradaki suçun soruşturulması şikâyete bağlıdır. TCK m. 73’e göre şikâyet, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir (CMK m. 158). Malın meslek, ticaret ya da hizmet ilişkisi gereği teslim edildiği nitelikli hâl ise m. 155/2’de düzenlenir; bu fıkrada şikâyet şartı yer almaz. Suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtıysa ceza bir kat artırılır (m. 155/3).

Ceza Hükümlerinin Sınırı

Ceza hükümleri her geri vermeme olayını kapsamaz. Tüketim ödüncünde para, misli geri verilmek üzere karşı tarafa devredilir (TBK m. 386). TCK m. 155/1 ise başkasına ait olup zilyetliği devredilen malı konu alır. Bu nedenle borç paranın ödenmemesi kural olarak bir alacak uyuşmazlığı olarak değerlendirilir. Mislen geri verilecek emanet verilen parada suçun oluşup oluşmadığı somut olaya göre değişebilir. Şikâyet hakkını kaybetmemek için altı aylık süre gözetilmelidir (TCK m. 73). Ayrıca suç, ayrılık kararı bulunmayan eşin, üstsoy ya da altsoyun zararına işlenmişse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m. 167/1).

Ceza soruşturması, ödünç verenin eşyasını geri almasını ya da tazminatı kendiliğinden sağlamaz. Etkin pişmanlık hükmüne göre fail, zararı kovuşturma başlamadan önce aynen geri verme veya tazminle tamamen giderirse cezası indirilir (TCK m. 168). Hukuk hâkimi de ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir (TBK m. 74). Bu nedenle iade ve tazminat için hukuk davası ayrıca değerlendirilmelidir.

Ödünç Verilen Eşya Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Eşyanın iadesi ya da değerinin tazmini, malvarlığı hakkına ilişkin bir davadır. HMK m. 2’ye göre bu davalarda, aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Sulh hukuk mahkemesi ise taşınırlarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalara bakar (HMK m. 4/1-c). Rızayla teslim edilen şeyin geri verilmemesinin TMK m. 982 anlamında zilyetliğin gasbı sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Bu yol seçilirse TMK m. 984’teki iki aylık ve bir yıllık hak düşürücü süreler de dikkate alınmalıdır.

Kullanım bir bedel karşılığında bırakıldıysa ilişki kira olarak nitelenebilir (TBK m. 299). Bu durumda sulh hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 4/1-a). Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması da dava şartıdır (6325 s. K. m. 18/B-1-a).

Ödünç veren ticari veya mesleki amaçla hareket ediyor ve karşı taraf tüketiciyse durum farklıdır. TKHK m. 3’e göre böyle bir ilişki tüketici işlemi sayılabilir. Bu hâlde tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi gündeme gelir. Her yıl Ticaret Bakanlığınca ilan edilen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur (TKHK m. 68/1). Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurulamaz. Bireyler arasındaki ödünç sözleşmesi ise genel hükümlere tabidir.

Yetki bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Aksine anlaşma yoksa parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir (TBK m. 89). Para borçları ise alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.

Ödünç Verilen Eşya İçin Dava Kime Karşı Açılır?

Sözleşmeye dayanan iade davasında davalı, kural olarak ödünç alandır. Birlikte ödünç alanlar müteselsilen sorumlu olduğundan dava birine ya da birkaçına karşı açılabilir (TBK m. 382). Saklamada da birlikte saklayanlar müteselsil sorumludur (m. 567). Ödünç alan öldüyse geri verme borcu mirasçılarına geçer ve dava onlara karşı yöneltilir.

Eşyayı fiilen elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı sözleşmeye dayanılamaz; çünkü üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir. Ona karşı mülkiyete dayanan istihkak davası açılabilir (TMK m. 683). Üçüncü kişi iyiniyetli değilse önceki zilyet sıfatıyla taşınır davası da açılabilir (TMK m. 991). Her iki yolun sonucu, üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir (TMK m. 988). Ödünç alan eşyayı izinsiz başkasına verdiyse ödünç verenin ona karşı tazminat talebi saklıdır.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B, dava şartı arabuluculuğu sayılı uyuşmazlıklarla sınırlar. Bunlar kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklardır. Bireyler arasında karşılıksız ödünç verilen eşya ya da emanet para nedeniyle açılan dava bu listede yer almaz. Bu nedenle böyle bir davada arabuluculuk dava şartı değildir; taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Kullanım bir bedel karşılığında bırakıldıysa uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanabilir. Bu hâlde arabulucuya başvuru dava şartıdır (m. 18/B-1-a).

Dava ticari dava niteliği taşıyor ve konusu bir miktar paraysa TTK m. 5/A uygulanabilir. Bu hâlde dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Uyuşmazlık tüketici işleminden doğuyorsa TKHK m. 73/A ve istisnaları ayrıca incelenmelidir.

Ödünç Verilen Eşya İçin Geçici Koruma: İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti ve İhtiyati Haciz

Eşyanın satılması ya da kaybolması riski varsa ödünç veren ihtiyati tedbir isteyebilir. HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa tedbir kararı verilebilir. Mahkeme, eşyanın muhafaza altına alınmasına ya da bir yediemine tevdiine karar verebilir (HMK m. 391). Talep eden, haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (m. 390/3).

Tedbir isteyen, kural olarak karşı tarafın muhtemel zararına karşı teminat gösterir (m. 392). Kararın uygulanması, tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içinde istenmelidir (m. 393/1). Dava açılmadan önce verilen tedbirde esas dava, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde açılmalıdır. Dava açıldığını gösteren evrak da bu süre içinde kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya konulmalı ve karşılığında belge alınmalıdır (m. 397/1). Aksi hâlde tedbir, HMK m. 397/1 uyarınca kendiliğinden kalkar.

Eşyanın hasarlı olduğu ileri sürülüyorsa durumun belgelenmesi için delil tespiti istenebilir (HMK m. 400). Bu yolla keşif ya da bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Talep para alacağına ilişkinse, örneğin emanet verilen para ya da borç para iade edilmiyorsa, İİK m. 257’deki ihtiyati haciz gündeme gelir. Bu yolun şartları ve süreleri ihtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısında açıklanmıştır.

Deliller ve Senetle İspat Kuralı

Davacının ispat edeceği ilk olgu, ödünç sözleşmesinin kurulmasıdır. Taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Eşyayı aldığını kabul eden taraf onun kendisine bağışlandığını ileri sürerse, ilişkinin niteliği tartışmanın merkezine oturur. Yazışmalar, mesajlar, banka kayıtları, fotoğraflar ve teslimi gösteren belgeler bu noktada önem taşır. HMK m. 199, elektronik ortamdaki verileri de belge sayar.

HMK m. 200’e göre belirli bir miktarı geçen hukuki işlemler senetle ispat olunmalıdır. Bu parasal sınır, HMK Ek Madde 1 uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Sınırın uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktar esas alınır (Ek m. 1/2). Karşı tarafın açık muvafakati varsa senetle ispatı gereken konuda tanık dinlenebilir (m. 200/2).

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları…

HMK m. 200 güncel kanun metni →

Senet yoksa iki istisna öne çıkar. Delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir (HMK m. 202). Delil başlangıcı, işlemi muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş ya da gönderilmiş belgedir; örneğin eşyayı geri getireceğini yazan bir mesaj. Ayrıca altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir (m. 203/1-a). Akrabalar arasındaki ödünç sözleşmesi uyuşmazlıklarında bu istisna sıkça önem kazanır.

Ödünç Verilen Eşya Davasında Harç, Dava Değeri ve İcra

Ödünç verilen eşya davası, konusu belli bir değerle ilgili dava olduğundan nispi harca tabidir. Dava dilekçesinde dava değeri olarak genellikle istenen eşyanın değeri gösterilir. Harçlar Kanunu m. 28/a bendine göre karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Güncel harç tutarları her yıl yeniden belirlendiği için burada tutar verilmemiştir.

Davacı, eşyanın aynen iadesini asıl talep olarak, iade mümkün olmazsa değerinin ödenmesini ise fer’î talep olarak ileri sürebilir. HMK m. 111 terditli davaya bu imkânı tanır. Taşınır teslimine dair ilamın icrasında icra emri, borçluya şeyi yedi gün içinde teslim etmesini bildirir (İİK m. 24). Eşya borçlunun elinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri tahsil edilir. Bu nedenle değerin dava dilekçesinde ve hükümde gösterilmesi önemlidir.

Para alacaklarında ise ilamsız takip yolu açıktır (İİK m. 42). Borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67). Takibin bu aşamaları ödeme emrine itiraz süresi ve itirazın iptali davası yazılarında ele alınmıştır. Para yanlışlıkla ya da sebepsiz olarak karşı tarafa geçmişse yanlış hesaba gönderilen paranın geri alınması yazısındaki sebepsiz zenginleşme kuralları değerlendirilebilir. Kanunun tam metni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni sayfasındadır.

Sonuç

Geri verilmeyen bir eşya ya da para için önce ilişkinin niteliği belirlenmelidir. Karşılıksız kullanım için verilen eşyada kullanım ödüncü, misli iade edilecek parada tüketim ödüncü, korunmak üzere bırakılan şeyde saklama hükümleri uygulanır. Bir işin görülmesi için verilen para ise vekâlete yaklaşabilir. Geri isteme zamanı bu ayrıma bağlıdır. Süresi ve amacı belirlenmemiş eşya dilediği zaman, saklanan şey ise süre olsa bile dilediği an geri istenebilir.

Geri verme alacakları kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir; vekâlette süre beş yıldır. Zamanaşımı muaccel olma ya da bildirimin yapılabileceği günden işlediği için talebi ertelemek risklidir. İhtar temerrüdü başlatır ve gecikme tazminatının yolunu açar. Eşya iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılmışsa TMK m. 988 alıcıyı korur; ödünç veren tazminatı ödünç alandan ister. Güveni kötüye kullanma şikâyeti altı aylık süreye bağlıdır ve borç para uyuşmazlıklarını kural olarak kapsamaz. Karşılıksız ödünçte dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır; arabuluculuk da kural olarak dava şartı değildir. Kullanım bedel karşılığında bırakıldıysa kira hükümleri, sulh hukuk mahkemesinin görevi ve dava şartı arabuluculuk gündeme gelir. İspatta senetle ispat kuralı, delil başlangıcı ve akraba istisnası birlikte değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Ödünç verilen eşya ne zaman geri istenebilir?

Kararlaştırılan süre varsa sürenin sonunda, yalnız kullanım amacı belirlenmişse kullanım ya da makul süre geçince geri istenir. Sözleşmeye aykırı kullanım veya ivedi gereksinim hâlinde erken istenebilir. Süre ve amaç hiç belirlenmemişse ödünç veren eşyayı dilediği zaman geri isteyebilir (TBK m. 383, 384).

Emanet verilen para hangi sürede geri istenir?

Saklamada saklatan, bir süre belirlenmiş olsa bile parayı dilediği an geri isteyebilir (TBK m. 564). Geri verme alacağı kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir; süre, paranın geri istenebileceği günden işlemeye başlayabileceği için talebi ertelemek risklidir (TBK m. 149). Para bir işin görülmesi için verildiyse ilişki vekâlet sayılabilir ve beş yıllık süre uygulanabilir.

Ödünç alınan eşyayı satan kişi hakkında suç duyurusu yapılabilir mi?

Koşulları varsa TCK m. 155 kapsamında güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir. Birinci fıkradaki suç şikâyete bağlıdır ve şikâyet, fiil ile failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Eş, üstsoy ve altsoy gibi yakın akrabalar bakımından TCK m. 167 ayrıca uygulanır.

Eşyayı satın alan üçüncü kişiden geri almak mümkün mü?

Alıcı iyiniyetliyse TMK m. 988 onun edinimini korur ve ödünç veren zararını ödünç alandan ister. Alıcı iyiniyetli değilse TMK m. 991 uyarınca ona karşı taşınır davası açılabilir.

Senet olmadan ödünç verildiği nasıl ispat edilir?

HMK m. 200 belirli bir değeri aşan işlemlerde senet arar; bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Senet yoksa karşı tarafın gönderdiği mesaj gibi bir delil başlangıcıyla tanık dinlenebilir. Eşler, kardeşler, üstsoy ve altsoy arasındaki işlemlerde de tanık dinlenebilir (HMK m. 202, 203).

Ödünç verilen eşya için arabulucuya gitmek gerekir mi?

Bireyler arasındaki karşılıksız ödünç uyuşmazlığı 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki listede yer almaz; bu yüzden arabuluculuk dava şartı değildir. Kullanım bedel karşılığında bırakıldıysa ilişki kira sayılabilir ve arabulucuya başvuru dava şartıdır. Ticari davada para alacağı varsa TTK m. 5/A, tüketici işleminde TKHK m. 73/A ayrıca incelenir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.