18 Yaşını Dolduran Engelli Çocuğun Velayeti: Vasi mi Atanır, Velayet mi Sürer?

Zihinsel engeli olan bir çocuğun ailesi, on sekizinci doğum günü yaklaşırken çoğu zaman aynı soruyu sorar: engelli çocuğun velayeti erginlikle birlikte sona erer mi? Türk Medeni Kanunu’na göre velayet ergin olmayan çocuk içindir ve erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Bu nedenle 18 yaşını dolduran engelli bir gencin ana babası, kısıtlama kararı yoksa onun yasal temsilcisi olmaya devam etmez. Kanun bu geçiş için özel bir çözüm öngörür: kısıtlanan ergin çocuk, hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana babanın velayeti altında kalır. Engelli çocuk vasi atanmasına mı, yoksa velayetin sürmesine mi ihtiyaç duyar sorusunun cevabı, kısıtlama kararına ve somut duruma bağlıdır. Kanun, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada resmî sağlık kurulu raporu arar; engelli raporu vasi tayini için yeterli mi sorusu bu noktada önem kazanır. Bu yazı erginliği, kısıtlamayı, velayetin sürmesini, vasi seçimini ve bakım yükümlülüğünü kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol TMK, HMK ve TBK ile 4787 ve 6325 sayılı Kanunlar ve Harçlar Kanunu metinlerini kapsadı.

Engelli Çocuğun Velayeti 18 Yaşında Sona Erer mi?

TMK m. 11’e göre erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme de kişiyi ergin kılar. TMK m. 335/1 ise ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olduğunu söyler. İki hüküm birlikte okunduğunda velayetin dayanağı çocuğun küçüklüğüdür. Çocuğun engelli olması, tek başına velayetin erginlikten sonra da sürmesi sonucunu doğurmaz. Bu yüzden engelli çocuğun velayeti, kısıtlama kararı verilmemişse on sekiz yaşın dolmasıyla son bulur. Kanunun tam metni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni üzerinden okunabilir.

Erginliğin hukuki önemi fiil ehliyetidir. TMK m. 14’e göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. TMK m. 13’e göre akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir. Bu yeteneği ortadan kaldıran sebepler arasında yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sayılır. Bu güce sahip olmayan kişinin fiilleri, kanundaki ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Dolayısıyla 18 yaşını dolduran engelli bir genç kısıtlanmamış olsa bile, işlem anında ayırt etme gücü yoksa yaptığı işlem geçersiz sayılabilir.

Bu iki durum birbirinden ayrıdır. Kısıtlama, mahkeme kararıyla kurulan ve ilandan sonra iyiniyetli üçüncü kişileri de etkileyen bir durumdur (TMK m. 410). Ayırt etme gücünün yokluğu ise her işlem için ayrıca ispat edilmesi gereken bir olgudur. Ailenin günlük hayatta banka, noter veya resmî kurum işlemlerinde karşılaştığı güçlük, çoğu zaman bu ispat sorunundan doğar. Kurumların hangi belgeyi istediği ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir.

Engelli Çocuğun Velayeti Kısıtlama Kararıyla Sürer mi?

Kanun, ergin olduktan sonra korunmaya muhtaç kalan çocuk için ana babayı devre dışı bırakmaz. TMK m. 335/2’ye göre hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar. Bu hüküm, engelli çocuğun velayeti bakımından en önemli kuraldır. Velayetin sürmesi kısıtlama kararına bağlıdır; karar yoksa velayet de devam etmez.

Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır…

TMK m. 335 güncel kanun metni →

Aynı kural vesayet hükümleri arasında da tekrar edilir. TMK m. 419/3’e göre kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılır. Maddenin ikinci fıkrası aileler için ayrıca önemlidir. Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; ancak kısıtlama kararı ergin olduktan sonra sonuç doğurur (TMK m. 419/2). Böylece 18 yaşını dolduran engelli bir gencin erginlik günü ile kısıtlama kararı arasında bir korumasızlık dönemi doğması önlenebilir.

Vesayet makamı, gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür…

TMK m. 419 güncel kanun metni →

Velayet altında bırakılma kararı da ilan edilir. TMK m. 421 bu kuralı kısıtlama, vasi atanması ve velayet altında bırakma kararlarının üçü için koyar. İlan, kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde yapılır ve üçüncü kişilerin kısıtlamayı öğrenmesini sağlar. Kısıtlama sebepleri ve zorunlu tedavi ilişkisi sitemizdeki zorla tedavi ve kısıtlama sebepleri yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Engelli Çocuğun Velayeti Sürerken Ana Babanın Yetkileri

Velayet altındaki kişinin yasal temsilcisi ana ve babadır. TMK m. 342/1’e göre ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidir. Aynı maddenin son fıkrası, vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümlerin velayetteki temsilde de uygulanacağını belirtir. Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyeti ise vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir (TMK m. 343).

Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler…

TMK m. 342 güncel kanun metni →

Vasinin taşınmaz satışı, ödünç verme veya dava açma gibi işler için vesayet makamından izin alması gerekir (TMK m. 462). TMK m. 342/3’ün lafzı, vesayet makamlarının iznine bağlı hususları velayetteki temsilde uygulanan hükümlerin dışında bırakır. Kanun, velayet altında bırakılan kısıtlı ergin için ayrı bir izin hükmü içermez. Bu lafzın somut işlemdeki sonucu, olayın özelliklerine göre mahkemece değerlendirilir. Önemli bir malvarlığı işleminden önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir.

Çocuk ile ana baba arasındaki işlemlerde kanun ek bir güvence koyar. TMK m. 345 bu güvenceyi iki tür hukuki işlem için arar. Birincisi çocuk ile ana veya baba arasındaki, ikincisi ana babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasındaki işlemdir. Bu işlemlerle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Çocuğun mallarını tehlikeye düşüren durumlarda hâkim önlem alabilir ve yönetimi bir kayyıma devredebilir (TMK m. 360, 361). Ana baba, çocuğun mallarını yönetir ve kural olarak hesap ve güvence vermez (TMK m. 352).

Engelli Çocuk Vasi Atanması Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

Velayetin sürmesi bir kural, vasi atanması ise bunun istisnasıdır. TMK m. 335/2, hâkimin vasi atanmasına gerek görmesi hâlini saklı tutar. Kanun bu gerekliliğin ölçütlerini tek tek saymaz. Ana babanın yaşlılık veya hastalık sebebiyle bakım ve temsili sürdürememesi ya da ölmesi bu soruyu gündeme getirebilir. Bu nedenle engelli çocuk vasi kararı, ailenin durumu ve kısıtlının menfaati birlikte tartılarak verilir.

Ana babadan biri ölürse velayet sağ kalana aittir (TMK m. 336/3). İkisinin de ölmesi hâlinde velayeti kullanacak kimse kalmaz ve vesayet makamı vasi atar. TMK m. 419/1’e göre vesayet makamı gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür. Vasi atanmadan önce de vesayet işleri zorunlu kıldığı takdirde vesayet makamı gerekli önlemleri re’sen alabilir (TMK m. 420). Bu önlemler arasında kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetinin geçici olarak kaldırılması ve ona bir temsilci atanması da vardır.

Vasi Kim Olur? Eş, Hısım ve Ana Babanın Gösterdiği Kişi

Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi olarak atar (TMK m. 413). Gereken durumlarda birden çok vasi de atanabilir; ancak rızaları olmadıkça birden çok kişi vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez. Haklı sebepler engel olmadıkça vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini atar (TMK m. 414). Bu önceliğin şartı, atanacak eşin veya hısımın vasilik koşullarına sahip olmasıdır. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur.

Ana babanın sözü burada ayrıca güçlüdür. TMK m. 415’e göre haklı sebepler engel olmadıkça vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanır. Kanun bu göstermenin biçimini ayrıca düzenlemez. Yaşlanan ana babanın, kendilerinden sonra kimin vasi olmasını istediğini mahkemeye bildirmesi bu hükme dayanır. Engelli çocuk vasi seçiminde kardeş, teyze veya başka bir yakın bu yolla öne çıkabilir.

Haklı sebepler engel olmadıkça, vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanır…

TMK m. 415 güncel kanun metni →

Vasilik için kanunda engeller de vardır. TMK m. 418’e göre kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar ve haysiyetsiz hayat sürenler vasi olamaz. Menfaati vesayet altındaki kişiyle önemli ölçüde çatışanlar, onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ve ilgili vesayet dairesi hâkimleri de vasi olamaz. Vasi kural olarak iki yıl için atanır ve süre ikişer yıl uzatılabilir (TMK m. 456).

Vasiliği Kabul Yükümlülüğü ve Kaçınma Süresi

Vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atanan kişi, kural olarak bu görevi kabul etmekle yükümlüdür (TMK m. 416). Kanun bazı kişilere ise kaçınma hakkı tanır. TMK m. 417’ye göre altmış yaşını doldurmuş olanlar ve dörtten çok çocuğun velisi olanlar vasiliği kabul etmeyebilir. Bedensel engeli veya sürekli hastalığı sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olanlar da bu hakka sahiptir. Üzerinde vasilik görevi olanlar ile Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da sayılanlar arasındadır. Hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları da vasiliği kabul etmeyebilir.

Kaçınma hakkı, atamanın kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde kullanılır (TMK m. 422). Vesayet makamı kaçınma sebebini yerinde görmezse, görüşüyle birlikte durumu denetim makamına bildirir. Kaçınan kişi, yerine bir başkası atanıncaya kadar vasilik görevini yerine getirmekle yükümlüdür (TMK m. 423). Bu nedenle atanan yakının süreyi kaçırmaması ve kararı beklerken görevi sürdürmesi önem taşır.

Kısıtlama Kararı: Sebep, Rapor ve Kişinin Dinlenmesi

Zihinsel engeli olan bir genç bakımından ilk akla gelen sebep TMK m. 405’tir. Hüküm, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergini kısıtlanacak kişiler arasında sayar. Korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin de bu kapsamdadır. Hükmün metni TMK m. 405 akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama sayfasında yer alır. Hükmün uygulanması için engelin varlığı yetmez; kanunda sayılan sonuçlardan birinin de gerçekleşmesi gerekir.

Bedensel engeli bulunan ama ayırt etme gücü yerinde olan bir ergin, kural olarak bu hüküm kapsamına girmez. Böyle bir kişi TMK m. 408’e dayanarak kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep edebilir. Hükme göre yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin bu istemde bulunabilir. Bu durumda kişi dinlenmeden kısıtlanamaz (TMK m. 409/1). Kendi isteğiyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması ise kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır (TMK m. 476).

Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını…

TMK m. 408 güncel kanun metni →

Engelli Raporu Vasi Tayini İçin Yeterli mi?

TMK m. 409/2’ye göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Raporun tanzimi için gereklilik varsa TMK m. 436 hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. Kanun burada genel bir engellilik belgesini değil, kısıtlama sebebini değerlendiren bir resmî sağlık kurulu raporunu arar.

Sosyal haklar veya eğitim için alınmış bir rapor, engellilik oranını ve tanıyı gösterebilir. Ancak bu tür bir engelli raporu vasi tayini için kendi başına yeterli olmayabilir. Belirleyici olan, raporun kişinin işlerini görüp göremediği ve sürekli yardıma ihtiyaç duyup duymadığı sorusunu cevaplamasıdır. Kanun, başka amaçla alınmış bir raporun kurul raporunun yerine geçip geçmeyeceğine dair ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta somut olaya göre mahkemece değerlendirilir. Aile, engelli raporu vasi tayini başvurusunda yanında bulunsa bile mahkemenin ayrıca kurul raporu istemesini olağan karşılamalıdır.

Rapor tıbbi bir değerlendirmedir; kısıtlama kararı ise hukuki bir sonuçtur. Kurul, kişinin sağlık durumunu ve işlerini görme yeteneğini tespit eder. Bu tespitin TMK m. 405’teki şartları karşılayıp karşılamadığına mahkeme karar verir. Bu ayrım, raporun içeriğine itiraz edilen durumlarda da önem taşır.

Kısıtlamaya Alternatif Yollar: Yasal Danışman, Kayyım ve Vekâlet

Her engelli genç için kısıtlama gerekli olmayabilir. TMK m. 429’a göre kısıtlanması için yeterli sebep bulunmayan, ama korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergine yasal danışman atanabilir. Yasal danışmanın görüşü dava açma, taşınmaz alım satımı, ödünç verme, bağışlama ve kefil olma gibi sayılan işlerde alınır. Kişi bunların dışında kalan işlerde kendi kararını verir. Aynı koşullarda kişinin malvarlığını yönetme yetkisi de, gelirleri üzerindeki tasarruf hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir (TMK m. 429).

Temsil kayyımı daha dar bir araçtır. TMK m. 426/1’e göre ergin kişi hastalık gibi bir sebeple ivedi bir işini ne kendisi görebiliyor ne de bir temsilci atayabiliyorsa kayyım atanır. Vesayet makamı bu kararı istek üzerine veya re’sen verir. Yasal temsilci ile kısıtlının menfaatinin bir işte çatışması da kayyım sebebidir (TMK m. 426/2). Kayyım atanması kişinin fiil ehliyetini etkilemez (TMK m. 458).

Karar verme yeteneği yerinde olan bir genç, güvendiği bir yakınına vekâlet de verebilir. Vekâlet sözleşmesi TBK m. 502 ve devamında düzenlenmiştir. Ancak sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle sona erer (TBK m. 513). Bu nedenle ilerleyici bir hastalıkta vekâlet, kısıtlamanın yerini kalıcı olarak tutmayabilir.

Engelli Çocuğun Velayeti ve Diğer Koruma Yolları

Aşağıdaki tablo, 18 yaşını dolduran engelli bir genç için kanunda yer alan koruma yollarını dayanak, sebep, başvuru, süre ve sonuç yönünden karşılaştırır.

Yol Dayanak Sebep Kim başvurabilir Süre Sonuç
Kısıtlama ve velayet altında bırakma TMK m. 335/2, 405, 409, 419 Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görememe, sürekli yardım ihtiyacı ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma; resmî sağlık kurulu raporu Kanunda başvuranlar ayrıca sayılmamıştır; ilgililerin başvurusu üzerine, bildirim hâlinde re’sen de harekete geçilebilir (TMK m. 405/2) Başvuru süresi öngörülmemiştir; karar erginlikten önce verilebilir, sonucu erginlikte doğar (m. 419/2) Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana babanın velayeti sürer
Kısıtlama ve vasi atanması TMK m. 335/2, 413–418 Kısıtlama sebebine ek olarak hâkimin vasi atanmasını gerekli görmesi veya ana babanın velayeti kullanamaması İlgililer; vesayet makamı re’sen de karar verebilir Atanan kişinin kaçınması: tebliğden itibaren on gün; ilgililerin atamaya itirazı: öğrenmeden itibaren on gün, vesayet makamına (m. 422); vasi iki yıl için atanır (m. 456) Vasi, vesayet makamı izni ve denetimi altında temsil eder (m. 448, 462, 463)
İstek üzerine kısıtlama TMK m. 408, 409/1 Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işleri yönetememe ve bunun ispatı Ergin kişinin kendisi Süre sınırı öngörülmemiştir Kişi dinlenmeden kısıtlanamaz; sebep kalkınca vesayet kaldırılabilir (m. 476)
Yasal danışman TMK m. 429 Kısıtlama için yeterli sebep yok, ancak korunma için fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli Başvuranlar sınırlı sayılmamıştır; vesayet makamı karar verir Süre sınırı öngörülmemiştir Sayılan dokuz işte danışmanın görüşü gerekir; diğer işlerde kişi kendisi karar verir; aynı koşullarda malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerdeki tasarruf hakkı saklı kalarak kaldırılabilir
Temsil kayyımı TMK m. 426, 458 İvedi bir işi kendisinin görememesi ve bunun için temsilci de atayamaması; temsilci ile menfaat çatışması İlgilisinin isteği üzerine veya re’sen İşin bitirilmesiyle sona erer (m. 477) Belirli iş için temsil; kişinin fiil ehliyeti etkilenmez

Ergin Engelli Çocuğa Bakım ve Nafaka Yükümlülüğü

Ana babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m. 328). Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa, ana baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar ona bakmakla yükümlüdür. TMK m. 340 ise ana babanın özellikle bedensel ve zihinsel engelli çocuklara yetenek ve eğilimlerine uygun bir eğitim sağlamasını öngörür. Hükmün metni TMK m. 340 çocuğun eğitimi sayfasında okunabilir.

Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder…

TMK m. 328 güncel kanun metni →

Erginlikten sonra bakım ihtiyacı sürüyorsa TMK m. 364’teki yardım nafakası gündeme gelir. Hükme göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Yardım nafakasının şartı engellilik değil, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşme tehlikesidir. Kanun, velayet altında bırakılan kısıtlı ergin için TMK m. 327 ve 328’deki bakım borcunun sürüp sürmediğine dair ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Talebin hangi hükme dayandırılacağı, dava açılmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.

Yardım nafakası davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır (TMK m. 365). Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlar da davayı açabilir. Yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım ödemelerinin kime yapılacağı ise ilgili kurum mevzuatına göre değişir ve bu yazının kapsamı dışındadır.

Engelli Çocuğun Velayeti İçin Görevli ve Yetkili Mahkeme

Erginlik sonrasında engelli çocuğun velayeti, kısıtlama kararına bağlı olduğundan önce bu kararı verecek mahkeme belirlenmelidir. Kısıtlama ile vasi atanması birer vesayet işidir. TMK m. 397’ye göre vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. HMK m. 382/2-b-19 vesayet işlerini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383 çekişmesiz yargıda görevli mahkeme).

Aile mahkemesinin görevi ise farklıdır. 4787 sayılı Kanun m. 4/1’e göre aile mahkemeleri, TMK İkinci Kitabının Üçüncü Kısım hariç olmak üzere aile hukukundan doğan dava ve işlere bakar. Vesayet hükümleri bu Üçüncü Kısımda yer aldığından kısıtlama işi aile mahkemesinde değil, sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yardım nafakası ise İkinci Kitabın vesayet dışındaki bölümündedir ve aile mahkemesinin görev alanına girer. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara kanunda gösterilen usulle belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2).

Yetki bakımından TMK m. 411, vesayet işlerinde küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerini yetkili kılar. Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasının yerleşim yeridir (TMK m. 21). Vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri ise bağlı olduğu vesayet makamının bulunduğu yerdir. Kanuna göre vesayet altındaki kişi, vesayet makamının izni olmadıkça yerleşim yerini değiştiremez (TMK m. 412).

Kısıtlama İşinde Karşı Taraf Var mı?

Vesayet işleri çekişmesiz yargı işi olduğundan, bu işte kanunda gösterilmiş bir davalı yoktur. Kısıtlanması istenen kişi işin ilgilisidir; mahkeme onu dinleyebilir, kanunun aradığı hâllerde ise dinlemek zorundadır (TMK m. 409). Çekişmesiz yargıda aksine bir hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 385/2). Mahkeme, başvuranın sunduğu delillerle bağlı kalmadan gerekli araştırmayı yapabilir.

Nafaka davasında durum farklıdır. Yardım nafakası davası, nafaka yükümlüsü hısıma karşı açılan bir davadır ve davalı, TMK m. 365’teki sıraya göre belirlenir. Davacı kısıtlı ise dava onun adına yasal temsilcisi tarafından açılır. Yasal temsilci vasi ise davayı açmak için, acele hâllerde geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere vesayet makamının izni gerekir (TMK m. 462/8). Yasal temsilci ana baba olup dava da onlara karşı açılacaksa menfaat çatışması doğar. Bu hâlde TMK m. 426/2 uyarınca bir temsil kayyımı atanması gündeme gelebilir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B, dava şartı arabuluculuğu kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarıyla sınırlar. Kısıtlama, vasi atanması ve yardım nafakası bu listede yer almaz. Kanunun 1/2. maddesine göre arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanır. Kısıtlama ise tarafların anlaşmasıyla değil, mahkeme kararıyla kurulur. Aynı hükme göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar da arabuluculuğa elverişli değildir.

Engelli Çocuğun Velayeti İçin Hangi Delillerle Başvurulur?

Zihinsel engele dayanan başvuruda temel delil resmî sağlık kurulu raporudur (TMK m. 409/2). Bunun yanında çocukluk döneminden gelen hastane kayıtları, özel eğitim ve rehabilitasyon belgeleri ve daha önce alınmış engelli raporları mahkemeye sunulabilir. Bu belgeler kişinin durumunun süreklilik taşıdığını gösterebilir. Günlük bakımı üstlenen aile üyeleri ve öğretmenler tanık olarak dinlenebilir.

Velayet altında bırakma mı yoksa vasi atanması mı istendiği de delillerle desteklenmelidir. Ana babanın yaşı, sağlık durumu, birlikte yaşama düzeni ve kısıtlının bakımını nasıl sağladıkları bu soruda önem taşır. Bir yakın, engelli çocuk vasi adayı olarak gösteriliyorsa onun vasilik koşullarını taşıdığını ve TMK m. 418’deki engellerin bulunmadığını gösteren bilgiler eklenebilir. Mahkeme, kısıtlının menfaatini esas alarak karar verir.

Engelli Çocuğun Velayeti Kararı Çıkana Kadar Geçici Koruma

Kısıtlama süreci tamamlanmadan önce acil bir işlem gerekebilir. Bu durumda önce vesayet hukukundaki özel önlem hükmü uygulanır. TMK m. 420’ye göre vesayet işleri zorunlu kıldığı takdirde vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de re’sen gerekli önlemleri alır. Özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Vesayet makamının bu kararı ilan olunur.

Belirli ve ivedi bir iş için temsil kayyımı da bir koruma aracıdır (TMK m. 426/1). Vesayet için yeterli sebep bulunmadığı hâlde malvarlığını ne kendi başına yönetebilen ne de temsilci atayabilen kişiye yönetim kayyımı atanır (TMK m. 427/2). Bunların yeterli olmadığı durumlarda HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır (HMK m. 389/2). Tedbirin şartları somut olaya göre mahkemece değerlendirilir.

Süreler, Kanun Yolu ve Adli Tatil

Kanunda kısıtlama başvurusu için bir başvuru süresi öngörülmemiştir. Önemli olan, kararın erginlikten önce verilebilmesidir (TMK m. 419/2). Kararlara karşı yollar ise kısa sürelere bağlıdır. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir (TMK m. 461/2). Vasinin atanmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürmek isteyen ilgili, atamayı öğrendiği günden başlayarak on gün içinde vesayet makamına başvurmalıdır (TMK m. 422).

Çekişmesiz yargı kararlarına karşı ise özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak üzere, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (HMK m. 387). Kısıtlama ve vasi atanması kararlarına bu iki yoldan hangisinin uygulanacağı, kararın niteliğine göre değerlendirilir. Kararda gösterilen kanun yolu ve süresi de dikkate alınmalıdır. Sürenin kaçırılmaması için on günlük sürenin, tebliğ ve öğrenme tarihlerinden önce geleninden hesaplanması güvenli olur. Merci konusunda tereddüt varsa, başvurudan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir.

Adli tatil bu işleri durdurmaz. HMK m. 103/1’e göre nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler, ayrıca çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama ise adli tatile tabi olan dava ve işler içindir. Bu nedenle kanun metnine göre itiraz ve kanun yolu süreleri adli tatile rastlasa bile bu uzamadan yararlanılamaz.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Kısıtlama talebi bir para alacağı içermediğinden, harcın işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınması gündeme gelir. Uygulanacak tarife pozisyonu ve güncel tutar, başvuru tarihinde yürürlükte olan harç tarifesine göre belirlenir. Vasinin hesabının görülmesi dolayısıyla alınacak harçlar, vesayet altındaki kişiye izafeten vasiden alınır (Harçlar Kanunu m. 11/2).

Yardım nafakası davası ise para alacağına ilişkindir. Bu davada harcın hangi değer üzerinden hesaplanacağı, yürürlükteki harç tarifesine göre belirlenir. Güncel tutarlar dava açılırken tarifeden kontrol edilmelidir.

Kısıtlının Görüşü ve Tıbbi Kararlar

Kısıtlama, kişinin iradesini tümüyle ortadan kaldırmaz. TMK m. 16’ya göre ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada yasal temsilcinin rızasına muhtaç değildir. Vasi de önemli işlerde karar vermeden önce, olanak ölçüsünde vesayet altındaki kişinin görüşünü almakla yükümlüdür (TMK m. 450). Velayette de ana baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır (TMK m. 339).

Tıbbi müdahaleye kimin rıza vereceği ayrı bir konudur. Küçükler bakımından bu konu çocuklarda tıbbi müdahale rızası yazısında, erginler bakımından ise tıbbi müdahalelerde rıza ve onam yazısında anlatılmıştır. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi ise vesayet makamının iznine bağlı işler arasında sayılır (TMK m. 462/13). Velayet altında bırakılan kısıtlı bakımından bu izin, yukarıda anlatılan TMK m. 342/3 lafzı çerçevesinde değerlendirilir. Koruma amacıyla bir kuruma yerleştirme veya alıkoyma ise TMK m. 432 ve devamındaki ayrı şartlara bağlıdır.

Sonuç

Engelli çocuğun velayeti, kural olarak çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla sona erer. Erginlikten sonra ana babanın yasal temsilci olmaya devam edebilmesi için bir kısıtlama kararı gerekir. Kısıtlanan ergin çocuk, hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana babanın velayeti altında kalır. Kısıtlama kararı erginlikten önce de verilebilir ve sonucunu erginlikte doğurur.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayanan kısıtlamada resmî sağlık kurulu raporu aranır. Başka amaçla alınmış bir engelli raporu bu raporun yerine geçmeyebilir. Ayırt etme gücü yerinde olan bedensel engelli bir ergin için m. 405’e dayalı kısıtlama yerine istek üzerine kısıtlama, yasal danışmanlık, kayyımlık veya vekâlet değerlendirilebilir.

Vasi gerekiyorsa, engelli çocuk vasi seçiminde eş ve yakın hısımlar önceliklidir ve ana babanın gösterdiği kişi haklı sebep yoksa atanır. Bu nedenle engelli çocuğun velayeti sona ermeden önce ailenin vasi adayını düşünmesi yararlı olur. Kısıtlama işi sulh hukuk mahkemesinde, yardım nafakası davası ise aile mahkemesinde görülür. Bu işlerde arabuluculuk dava şartı değildir ve işler adli tatilde de görülür. Kararlara karşı yol, niteliğine göre on günlük itiraz ya da iki haftalık istinaf olabileceğinden, en kısa sürenin esas alınması güvenli olur.

Sık Sorulan Sorular

Engelli çocuğun velayeti 18 yaşından sonra kendiliğinden devam eder mi?

Devam etmez. Velayet ergin olmayan çocuk içindir ve erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar (TMK m. 11, 335/1). Velayetin erginlikten sonra sürmesi için çocuğun kısıtlanması gerekir. Kısıtlanan ergin çocuk, hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana babanın velayeti altında kalır (TMK m. 335/2, 419/3).

18 yaşını dolduran engelli için kısıtlama başvurusu ne zaman yapılmalı?

Kanunda bir başvuru süresi yoktur. TMK m. 419/2’ye göre gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; karar ergin olduktan sonra sonuç doğurur. Bu nedenle başvuru, erginlik gününden önce de yapılabilir.

Engelli raporu vasi tayini için yeterli mi?

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409/2). Sosyal haklar veya eğitim için alınmış bir rapor delil olarak sunulabilir. Bu raporun kanunun aradığı rapor yerine geçip geçmeyeceği mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.

Ana baba öldükten sonra engelli çocuğa kim vasi olur?

Vesayet makamı, haklı sebepler engel olmadıkça kişinin eşini veya yakın hısımlarından birini atar (TMK m. 414). Ana veya babanın gösterdiği kişi de haklı sebep yoksa vasiliğe atanır (TMK m. 415). Atanacak kişide TMK m. 418’deki vasiliğe engel sebepler bulunmamalıdır.

Ergin engelli çocuğa ana baba nafaka ödemek zorunda mı?

Ana babanın bakım borcu kural olarak erginliğe kadar, eğitim sürüyorsa eğitimin sonuna kadar devam eder (TMK m. 328). Bundan sonra yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoy için TMK m. 364’teki yardım nafakası gündeme gelir. Bu dava aile mahkemesinde görülür.

Kısıtlama işi hangi mahkemede görülür?

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 397). Kısıtlama ve vasi atanması, kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür (TMK m. 411). Kararlara karşı yol, kararın niteliğine göre değerlendirilir. Bu yol, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine on günlük itiraz (TMK m. 461/2) ya da iki haftalık istinaf (HMK m. 387) olabilir. Kararda gösterilen kanun yolu ve süresi dikkate alınmalı, sürenin kaçırılmaması için en kısa süre esas alınmalıdır.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.