Pazaryerinde satış yapan bir işletme, ödeme gününde hesabına beklediğinden az para geçtiğini görebilir. Hakediş raporunda “ceza”, “hizmet bedeli” ya da “kesinti” adıyla düşülmüş tutarlar yer alır. Pazaryeri hakediş kesintisi satıcı itiraz etse de uygulanabilir ve muhasebe kayıtlarında çözülmemiş bir alacak bırakır. 6563 sayılı Kanun, aracı hizmet sağlayıcının bazı davranışlarını haksız ticari uygulama sayar ve Ticaret Bakanlığına idari para cezası yetkisi tanır. Ne var ki bu ceza, satıcının parasını kendiliğinden geri getirmez. Satıcı talebini aracılık sözleşmesi ile Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine dayanarak ayrıca kurar. Bu yazı pazaryeri ceza kesintisinin hukuki niteliğini, geri isteme yollarını, usulü ve delilleri sırasıyla anlatır.
Son güncelleme: 01.11.2026. Mevzuat kontrolü, 6563 sayılı Kanunun 01.11.2026 tarihli resmî metni ile TBK, TTK, HMK, İİK ve 6325 sayılı Kanunun yürürlükteki metinleri üzerinden yapılmıştır. Kanunun resmî metni Mevzuat Bilgi Sistemi sitesinde yer alır.
Pazaryeri Hakediş Kesintisi Nedir?
Kanunun tanımlar maddesi, pazaryerini işleten kişiyi “elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı” olarak adlandırır. Bu kişi, pazar yerinde satıcıların mal veya hizmetleri için sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân sağlar (m. 2/1-f). Pazar yerinde satış yapan işletme ise kanunda “elektronik ticaret hizmet sağlayıcı” adını taşır (m. 2/1-g). Bu yazıda kısalık için birincisine pazaryeri, ikincisine satıcı denir.
Hakediş kanuni bir terim değildir. Uygulamada bu kelime, alıcının ödediği satış bedelinden kesintiler düşüldükten sonra satıcıya aktarılan tutarı anlatır. Kesintiler genellikle komisyon, hizmet bedeli ve ceza başlıkları altında toplanır. Komisyon ve hizmet bedeli, pazaryerinin sunduğu bir hizmetin karşılığıdır. Ceza ise satıcının bir yükümlülüğü ihlal ettiği iddiasına dayanır; geç kargolama ve sipariş iptali bunun tipik örnekleridir.
Kesintinin adı sonucu belirlemez. Belirleyici olan, kesintinin sözleşmede hangi dayanağa bağlandığı ve bu dayanağın geçerli olup olmadığıdır. Kanun, aracılık sözleşmesi kavramını tanımlar maddesinde ayrıca tanımlamaz; buna karşılık ek maddelerde bu sözleşmeye birçok kez atıf yapar. Bakanlık da sözleşmede yer verilmesi zorunlu unsurları belirlemeye yetkilidir (m. 11/1).
Haksız Ticari Uygulama Yasağı ve Ek Madde 1
Kanunun ek 1. maddesi elektronik ticarette haksız ticari uygulamayı yasaklar. Birinci fıkra genel bir ölçüt koyar ve satıcının ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan uygulamaları haksız kabul eder. Satıcının makul karar verme yeteneğini azaltan ya da onu normal şartlarda girmeyeceği bir ticari ilişkiye zorlayan uygulamalar da bu kapsamdadır.
İkinci fıkra ise beş bendi her durumda haksız ticari uygulama sayar. Bu bentlerde kanun, uygulamayı ayrıca bir etki değerlendirmesi yapmadan haksız kabul eder. Hakediş kesintisi bakımından öne çıkan bentler aşağıda sıralanmıştır.
- Ödeme (a): Satıcıya yapılacak ödemenin, satış bedeli pazaryerinin tasarrufuna girdiği ve sipariş alıcıya ulaştığı tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde eksiksiz yapılmaması.
- Yazılı koşul (c): Ticari ilişkinin koşullarının yazılı ya da elektronik ortamda yapılan bir sözleşmeyle belirlenmemesi veya sözleşmenin açık, anlaşılır ve kolay erişilebilir olmaması.
- Değişiklik (ç): Sözleşme hükümlerinde satıcı aleyhine geçmişe yönelik veya tek taraflı değişiklik yapılması ya da buna imkân veren bir hükme sözleşmede yer verilmesi.
- Bedel (d): Hiç hizmet verilmediği ya da hizmetin türü ve bedelin tutarı veya oranı sözleşmede belirtilmediği hâlde satıcıdan bedel alınması.
- Yaptırım (e): Sözleşmede nesnel ölçüt bulunmadığı hâlde ya da kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurduğu için satıcının sıralamada düşürülmesi, hizmetinin kısıtlanması, askıya alınması veya sonlandırılması.
Hizmet bedeli kesintisi ve (d) bendi
Hizmet bedeli adıyla yapılan kesintiler için (d) bendi açık bir ölçüt verir. Kanun burada iki ayrı durumu haksız sayar. Birincisi, karşılığında hiçbir hizmet verilmeyen bir bedelin alınmasıdır. İkincisi, hizmet verilse bile hizmetin türü ve bedelin tutarı ya da oranı sözleşmede yazmıyorsa bedel alınmasıdır.
Örneğin hakedişten, aracılık sözleşmesinde adı ve oranı geçmeyen bir “hizmet bedeli” düşülmüş olsun. Böyle bir kesinti, sözleşmede hizmetin türü ve bedeli gösterilmediği için (d) bendinin kapsamına girebilir. Buna karşılık oranı sözleşmede açıkça belirlenmiş ve hizmeti fiilen sunulmuş bir komisyon, bu bendin konusu değildir. Ceza adıyla yapılan kesinti ise bir hizmetin karşılığı olarak alınmaz. Bu nedenle ceza kesintisi daha çok ceza koşuluna ilişkin hükümlerle ve (c) bendiyle birlikte değerlendirilir.
Beş iş günü kuralı ve pazaryeri hakediş ödemesi
Beş iş günü kuralı, ödemenin hem zamanını hem de eksiksizliğini arar. Pazaryeri hakediş ödemesi beş iş günü içinde yapılsa bile eksik yapılmışsa bu bent gündeme gelebilir. Ancak eksiklik iddiası, öncelikle kesintinin dayanaksız olduğunun ortaya konmasına bağlıdır. Çünkü sözleşmeye uygun bir kesinti, satıcıya ödenmesi gereken tutarı zaten azaltır.
Kanun ayrıca pazaryeriyle ekonomik bütünlük içindeki ödeme hizmeti sağlayıcısına yapılan ödemeleri, bu bent bakımından pazaryerine yapılmış sayar (ek m. 1/3). Dolayısıyla alıcının bedeli o kuruluşa ödemesi, beş günlük sürenin hesabında pazaryerine ödenmiş gibi değerlendirilir.
Sözleşme değişikliği ve ceza koşulları
Pazaryerinin sözleşme koşullarını değiştirmesi, ceza uyuşmazlıklarının sık görülen kaynağıdır. Kanun (ç) bendinde, satıcı aleyhine geçmişe yönelik veya tek taraflı değişikliği haksız ticari uygulama sayar. Böyle bir değişikliğe imkân tanıyan bir hükme sözleşmede yer verilmesi de bende göre haksızdır. Dolayısıyla sonradan eklenen bir ceza kalemi, eklenmeden önceki satışlara uygulanırsa bu bent tartışma konusu olur.
Kanun (c) bendinde ise ticari ilişkinin koşullarının sözleşmeyle belirlenmesini şart koşar. Ceza tutarları sözleşmede değil de bir duyuru veya yardım sayfasında yer alıyorsa, bu metnin sözleşmenin parçası olup olmadığı ayrıca incelenir. Sözleşmenin açık, anlaşılır ve satıcı tarafından kolay erişilebilir olması da aynı bendin gereğidir.
Kanunun ek 2. maddesi, net işlem hacmi ve işlem sayısı kanuni eşikleri aşan aracı hizmet sağlayıcılara ek yükümlülükler getirir. Bunlardan biri, satıcıyı herhangi bir kişiden mal veya hizmet teminine zorlama yasağıdır (ek m. 2/3-c). Eşikler her yıl artırılır ve Bakanlığın internet sitesinde ilan edilir (ek m. 2/10). Bir pazaryerinin bu yükümlülüğe tabi olup olmadığı, ilan edilen eşiklere ve kendi işlem hacmine göre belirlenir.
Bu kavram tüketici hukukundaki haksız ticari uygulama ile karıştırılmamalıdır. TKHK m. 62, tüketiciye yönelik ticari uygulamaları düzenler ve ortalama tüketicinin ekonomik davranışını ölçüt alır. Satıcı ile pazaryeri arasındaki ilişkiye ise 6563 sayılı Kanunun ek 1. maddesi uygulanır.
Bakanlığa Şikâyet ve İdari Para Cezası Parayı Geri Getirir mi?
Ticaret Bakanlığı, kanunun uygulanmasını sağlamak amacıyla denetim yapmaya yetkilidir (m. 11/2). İdari para cezası verme yetkisi de Bakanlığa aittir (m. 12/7). Kanun, ek 1. maddeye aykırılıklarda her bent için ayrı bir ceza öngörür. Genel ölçüte aykırılık, beş iş günü kuralı, dayanaksız hizmet bedeli ve sıralama yaptırımları ayrı bentlerde düzenlenir (m. 12/1-g, ğ, i, j). Bu yazı ceza tutarlarına yer vermez; güncel tutar başvuru tarihinde ayrıca kontrol edilmelidir.
Satıcının Bakanlığa başvurması denetimi harekete geçirebilir. Kanun bu başvuruyu ayrıca korur. Satıcıyı kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurduğu için sıralamada düşürmek ya da hizmetini kısıtlamak haksız ticari uygulama sayılır (ek m. 1/2-e).
Ne var ki idari para cezası satıcının zararını karşılamaz. Kanunun 12. maddesi Bakanlığın vereceği cezayı düzenler, kesilen tutarın satıcıya iadesine ilişkin bir hüküm içermez. Bu nedenle Bakanlığın tespiti satıcının alacağını kendiliğinden doğurmaz. Satıcı parasını geri almak için aracılık sözleşmesine dayalı hakediş alacağını ya da sebepsiz zenginleşme talebini ayrıca ileri sürer. Bakanlık sürecinde bir tespit yapılmışsa bu belge davada delil olarak sunulabilir; değerlendirmesi mahkemeye aittir.
Pazaryeri Ceza Kesintisi Bir Cezai Şart mı?
Sözleşme, satıcının bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde belirli bir tutar ödeyeceğini öngörebilir. Böyle bir hüküm, TBK m. 179 ve devamında düzenlenen ceza koşulu niteliğini taşıyabilir. Cezai şart, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi ya da borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılır. Geç kargolama için öngörülen bir ceza ikinci türe örnek olabilir. Bu türde alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir (TBK m. 179/2).
TBK m. 179 güncel kanun metni →
Pazaryeri ceza kesintisi bu nitelikteyse cezanın istenebilmesi her şeyden önce cezaya bağlanan ihlalin gerçekleşmesine bağlıdır. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası da istenemez (TBK m. 182/2). Örneğin satıcı siparişi süresinde kargoya vermiş, gecikme ise kargoya teslimden sonraki aşamada doğmuş olabilir. Bu durumda tartışma, sözleşmede kargolama yükümlülüğünün nasıl tanımlandığına ve gecikmenin hangi aşamada doğduğuna odaklanır.
Tacir satıcı cezanın indirilmesini isteyebilir mi?
TBK m. 182/3 uyarınca hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Buna karşılık tacir sıfatını taşıyan borçlu, aşırı ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez (TTK m. 22). Satıcı tacirse “ceza çok yüksek” gerekçesi bu nedenle indirim sonucu doğurmaz. Satıcının tacir mi esnaf mı olduğu ise somut olayda belirlenir.
TTK m. 22 güncel kanun metni →
Esnafın durumu farklıdır. TTK m. 15, esnafa uygulanacak tacir hükümlerini tek tek sayar ve indirim yasağını getiren 22. maddeyi bu sayıma almaz. Bu nedenle esnaf olan satıcı bakımından aşırı cezanın indirilmesi gündeme gelebilir.
İndirim yasağının kapsamı dardır ve yalnız aşırılık iddiasına dayanan indirim talebini kapatır. Tacir satıcı; cezaya bağlanan ihlalin gerçekleşmediğini, ceza hükmünün sözleşmenin parçası olmadığını veya genel hükümlere göre geçersiz olduğunu ileri sürebilir. Bu savunmalar indirim talebinden farklıdır ve TTK m. 22’nin düzenlediği konunun dışında kalır.
Genel İşlem Koşulları ve Aracılık Sözleşmesi Denetimi
Pazaryeri ile satıcı arasındaki sözleşme genellikle önceden hazırlanmış ve çok sayıda satıcıya aynı biçimde sunulmuş bir metindir. Bu niteliği taşıyan hükümler genel işlem koşuludur (TBK m. 20). Kanun genel işlem koşulları bakımından tacir ile tacir olmayan arasında bir ayrım yapmaz. Dolayısıyla tacir satıcı da bu korumadan yararlanabilir.
Karşı taraf aleyhine olan bir genel işlem koşulu, ancak belirli şartlarla sözleşmenin kapsamına girer. Düzenleyen, sözleşme yapılırken bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermeli ve içeriğini öğrenme imkânı sağlamalıdır. Satıcı da bu koşulları kabul etmiş olmalıdır. Bu şartlar gerçekleşmemişse koşul yazılmamış sayılır (TBK m. 21). Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı koşullar da aynı sonuca bağlanır.
TBK m. 21 güncel kanun metni →
Koşulun anlamı belirsizse yorum kuralı da satıcıyı korur. Açık ve anlaşılır olmayan ya da birden çok anlama gelen hüküm, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır (TBK m. 23). Ceza kalemini tetikleyen ihlalin tanımı belirsizse bu kural önem kazanır.
Tek yanlı değişiklik ve içerik denetimi
TBK m. 24, düzenleyene karşı taraf aleyhine tek yanlı olarak sözleşme hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtları yazılmamış sayar. Bu hüküm, 6563 sayılı Kanunun ek 1. maddesindeki (ç) bendiyle aynı yöne bakar. Ancak iki hükmün sonucu aynı değildir. TBK m. 24 kaydı yazılmamış sayar; ek 1. maddenin (ç) bendine aykırılık ise kanunda idari para cezasına bağlanır (m. 12/1-ç).
TBK m. 25 ise genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ya da onun durumunu ağırlaştırıcı hükümler konulamayacağını öngörür. Ceza tutarının ihlalin ağırlığıyla orantısız olması veya satıcıya hiçbir itiraz imkânı tanınmaması bu denetimde tartışılabilir. Sonucu mahkeme somut sözleşmeye göre belirler.
Aynı sorun haksız rekabet hukukunda da karşılık bulur. TTK m. 55, dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmayı haksız rekabet hâlleri arasında sayar. Hüküm, özellikle yanıltıcı biçimde karşı taraf aleyhine kullanılan önceden yazılmış genel işlem şartlarını hedef alır. Bu şartların kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılması ya da hak ve borçları sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı dağıtması aranır. Bu yolun dava türleri, şartları ve zamanaşımı süreleri ayrıdır.
Haksız rekabet davalarının türleri ve süreleri haksız rekabet davası, tazminat ve zamanaşımı yazısında ayrıca anlatılır.
Pazaryeri Hakediş Alacağı Hangi Hukuki Sebeple İstenir?
Satıcının temel talebi, aracılık sözleşmesi uyarınca kendisine ödenmesi gereken tutarın ödenmesidir. Sözleşmeler genellikle pazaryerinin tahsil ettiği bedeli, kararlaştırılan kesintiler düşüldükten sonra satıcıya aktarmasını öngörür. Kesinti dayanaksızsa kesilen kısım, ödenmemiş hakediş olarak satıcının alacağı olmaya devam eder.
Pazaryeri ceza veya hizmet bedeli alacağını çoğu zaman hakedişten mahsup ederek tahsil eder. Hukuken bu işlem takas niteliği taşıyabilir. Takas, tarafların karşılıklı olarak para borçlu olmasını ve iki borcun da muaccel olmasını gerektirir (TBK m. 139). Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Ancak pazaryerinin karşı alacağı hiç doğmamışsa takas, hakediş borcunu sona erdirmez.
TBK m. 139 güncel kanun metni →
Bu nedenle davadaki asıl tartışma, pazaryerinin ileri sürdüğü ceza veya hizmet bedeli alacağının var olup olmadığıdır. Mahkeme bu alacağın sözleşmeye, genel işlem koşullarına ilişkin hükümlere ve 6563 sayılı Kanuna uygunluğunu inceler. Alacak yoksa ya da tutarı daha azsa, satıcının aradaki farkı hakediş alacağı olarak isteme imkânı vardır.
Sebepsiz zenginleşme ne zaman gündeme gelir?
Bazı durumlarda kesintinin sözleşmede hiçbir dayanağı bulunmaz ya da dayanak hükmü yazılmamış sayılır. Bu hâlde satıcı, pazaryerinin kendi malvarlığından haklı bir sebep olmaksızın zenginleştiğini ileri sürebilir (TBK m. 77). Hangi hukuki sebebin uygulanacağı somut olaya göre belirlenir ve hukuki nitelendirmeyi mahkeme yapar. Satıcının dilekçede vakıaları eksiksiz anlatması bu yüzden önem taşır.
Sebepsiz zenginleşmenin genel şartları sebepsiz zenginleşme ve iade davası yazısında ayrıntılı olarak ele alınır.
Faiz ve temerrüt ihtarı
Ödenmeyen hakediş için faiz talebi de gündeme gelebilir. Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ifa günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesi yeterlidir (TBK m. 117). Sebepsiz zenginleşmede borçlu zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşer; zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır. Tacirler arasında temerrüde düşürmeye ilişkin ihtar; noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta ile yapılır (TTK m. 18/3).
Uygulanacak faizin türü ve oranı için ticari faiz, avans faizi ve geç ödeme faizi rehberi yol gösterir.
Zamanaşımı: Pazaryeri Hakediş Alacağı Ne Zaman Zamanaşımına Uğrar?
TBK m. 146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağı on yıllık zamanaşımına bağlar. Sözleşmeden doğan hakediş alacağı için çıkış noktası bu genel süredir.
Ancak TBK m. 147 bazı alacaklar için beş yıllık süre öngörür. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar bu listededir. Ticari simsarlık ücreti alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar da aynı süreye tabidir. Aracılık sözleşmesi somut içeriği itibarıyla bu tiplerden birine girerse beş yıllık sürenin uygulanması gündeme gelebilir.
Sebepsiz zenginleşme talebinde süre daha kısadır. TBK m. 82’ye göre bu istem, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda ve her hâlde zenginleşmeden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar. Hangi sürenin uygulanacağı tartışmalı olabileceğinden, satıcının en kısa süreyi esas alarak hareket etmesi temkinli bir yaklaşımdır.
Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir (TBK m. 139/3). Bu konunun icra ve itiraz boyutu zamanaşımına uğramış borç, icra ve takas yazısında ele alınır.
Satıcının Başvurabileceği Yolların Karşılaştırması
Aşağıdaki tablo, kesinti uyuşmazlığında satıcının başvurabileceği dört yolu yan yana gösterir. Bu yollar birbirini dışlamaz; aynı olayda birden fazlası birlikte ileri sürülebilir. Tablo yalnız genel çerçeveyi gösterir, somut sözleşmenin içeriği sonucu değiştirebilir.
| Yol | Dayanak | Sebep | Kim başvurur | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Bakanlığa başvuru | 6563 sayılı Kanun ek m. 1, m. 11, m. 12 | Haksız ticari uygulama | Satıcı başvurur; denetim ve yaptırım Bakanlığındır | Kanunda satıcının başvurusu için süre öngörülmemiştir | İdari para cezası; kanun satıcıya iade öngörmez |
| Hakediş alacağı davası | Aracılık sözleşmesi; takas savunmasına karşı TBK m. 139 | Dayanaksız kesinti nedeniyle ödenmeyen bakiye | Satıcı, sözleşmenin karşı tarafı olan pazaryerine karşı | TBK m. 146: on yıl; sözleşmenin niteliğine göre TBK m. 147: beş yıl gündeme gelebilir | Kesilen tutarın ve şartları varsa faizin ödenmesi |
| Sebepsiz zenginleşme | TBK m. 77 | Kesintinin geçerli bir dayanağının bulunmaması | Satıcı, zenginleşen pazaryerine karşı | TBK m. 82: öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde on yıl | Zenginleşmenin geri verilmesi |
| Genel işlem koşulu denetimi | TBK m. 20–25 | Koşulun sözleşmeye girmemesi, tek yanlı değişiklik yetkisi, dürüstlüğe aykırılık | Satıcı, alacak davasında ya da pazaryerinin talebine karşı savunmada | Bu hükümlerde ayrı bir süre öngörülmemiştir | TBK m. 21 ve 24 hâllerinde koşul yazılmamış sayılır; pazaryeri ceza kesintisinin dayanağı tartışmaya açılır |
Fatura İtirazı ve Sekiz Günlük Süre
Pazaryeri hizmet bedeli veya ceza tutarı için satıcıya fatura düzenleyebilir. TTK m. 21/2’ye göre fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu nedenle muhasebe biriminin pazaryerinden gelen faturaları düzenli olarak kontrol etmesi önem taşır. İtirazın, tarihini ispat edebilecek bir yolla yapılması uygun olur; kayıtlı elektronik posta ve noter bu yollara örnektir.
Süresinde itiraz edilmemiş bir faturanın içeriğine sonradan karşı çıkmak isteyen satıcı, daha ağır bir ispat durumuyla karşılaşabilir. Kesinti, pazaryerinin hakediş raporunda ayrıca gösteriliyorsa itiraz bu rapora da yöneltilebilir. Muhasebecinin kesinti kalemlerini sipariş numarasıyla eşleştirerek ayrı bir dökümde tutması, sonraki itiraz ve davada ispatı kolaylaştırır.
Pazaryeri Hakediş Davasında Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır (TTK m. 4/1). Satıcı tacirse ve kesinti iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse uyuşmazlık bu kapsama girer. Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi görevlidir (TTK m. 5/1). Satıcı tacir değilse uyuşmazlığın ticari dava sayılıp sayılmayacağı ve görevli mahkeme ayrıca belirlenir.
TTK m. 4/2, belirli bir parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağını öngörür. Bu sınır kanunda gösterilen usulle artırıldığı için yazıda tutar verilmez. Harç ve arabuluculuk ücretinin hesabı da yürürlükteki tarifelere bağlıdır. Tarifeler değiştiği için bu yazı harç ve ücret oranı vermez.
Arabuluculuk dava şartı
TTK m. 5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse hakediş farkının ödenmesi talebi bu kapsama girer. Kesilen tutarın geri istenmesi ya da borçlu olunmadığının tespiti talepleri de bu dava türleri arasında yer alabilir.
TTK m. 5/A güncel kanun metni →
HUAK m. 18/A dava şartı arabuluculuğun usulünü düzenler. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa mahkeme, dava şartı yokluğu sebebiyle davayı usulden reddeder. Bir taraf geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmazsa ve arabuluculuk bu yüzden sona ererse, bu durum son tutanakta belirtilir. O taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde ise dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.
Satıcı dava yerine önce ilamsız icra takibine de başvurabilir. Pazaryerinin itirazı hâlinde izlenecek yol itirazın iptali davası süresi ve şartları yazısında anlatılır.
Yetkili mahkeme
Genel yetkili mahkeme, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89/1). Bu nedenle sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa hakediş alacağı için satıcının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir.
Tacirler, aralarındaki uyuşmazlık için bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız bu mahkemelerde açılır (HMK m. 17). Bu yüzden sözleşmede bir yetki şartı bulunup bulunmadığı ve geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı dava açılmadan incelenir. Satıcı tacir değilse bu hükme dayalı bir yetki sözleşmesi kurulamaz.
Pazaryeri Hakediş Davası Kime Karşı Açılır?
Dava, sözleşmenin karşı tarafı olan ve kesintiyi yapan aracı hizmet sağlayıcıya karşı açılır. Davacı ise sözleşmeyi yapan satıcıdır: satıcı şirketse şirketin kendisi, şahıs işletmesiyse işletmenin sahibi olan kişi. Satıcının muhasebecisi veya mali müşaviri davanın tarafı değildir. Bununla birlikte kayıtların hazırlanmasında ve bilirkişi incelemesinde önemli bir rol üstlenir.
Pazaryeriyle ekonomik bütünlük içindeki bir ödeme kuruluşu da ödeme sürecinde yer alabilir. Kanun bu kuruluşa yapılan ödemeyi, beş iş günü kuralı bakımından pazaryerine yapılmış sayar (ek m. 1/3). Bu hüküm ödeme kuruluşunu kendiliğinden davalı yapmaz. Ödeme kuruluşunun davalı gösterilip gösterilemeyeceği, satıcıyla arasında ayrı bir sözleşme bulunup bulunmadığına ve kesintiyi kimin yaptığına göre belirlenir.
Pazaryeri Hakediş Uyuşmazlığında Deliller
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m. 190). Satıcı satışları, tahsil edilen bedeli ve kesilen tutarı ortaya koyar. Ceza kesintisini haklı göstermek isteyen pazaryeri ise cezaya bağlanan ihlalin gerçekleştiğini ispat eder.
Elektronik ortamdaki veriler de HMK m. 199 uyarınca belge niteliği taşır. Bu nedenle satıcı panelindeki kayıtlar ve hakediş raporları ispatta önemli bir yer tutar. Başlıca deliller aşağıda sıralanmıştır.
- Aracılık sözleşmesi ve kesintinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan sürümü.
- Satıcı panelindeki sipariş, kargo ve iade kayıtları ile ekran görüntüleri.
- Hakediş raporları, ödeme dökümleri ve banka hesap hareketleri.
- Pazaryerinin düzenlediği faturalar ve bunlara yapılan itirazlar.
- Destek talepleri, e-postalar ve kayıtlı elektronik posta yazışmaları.
- Tarafların ticari defterleri ve kesinti kalemlerinin muhasebe dökümü.
Aracı hizmet sağlayıcı ile hizmet sağlayıcı, 6563 sayılı Kanun kapsamındaki işlem kayıtlarını on yıl saklamakla yükümlüdür (m. 11/3). Dolayısıyla satıcı, pazaryerinin elindeki kayıtları da delil olarak gösterebilir. Ticari defterlerin delil olabilmesi ise kanuna uygun tutulmalarına, açılış ve kapanış onaylarına ve kayıtların birbirini doğrulamasına bağlıdır (HMK m. 222). Onayları bulunmayan ve kayıtları birbirini doğrulamayan defter, sahibi aleyhine delil olur. Bilirkişi kayıtları teknik yönden inceler; kesintinin hukuka uygun olup olmadığına mahkeme karar verir.
Geçici Koruma: Pazaryeri Hakediş Alacağında İhtiyati Haciz ve Tedbir
Satıcı lehine özel bir geçici koruma önlemi 6563 sayılı Kanunda yer almaz; bu nedenle genel hükümler uygulanır. İİK m. 257/1’e göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ve alacaklarını ihtiyaten haczettirebilir. Hakediş farkı muaccel bir para alacağıysa bu yol gündeme gelebilir. İhtiyati haczin delil, teminat ve itiraz kuralları ihtiyati haciz şartları, itiraz ve süreler yazısında ayrıntılı olarak anlatılır.
İhtiyati tedbir başka bir ihtiyaca cevap verir. Mevcut durumdaki bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırabilir ya da ciddi bir zarar doğurabilir. Böyle bir endişe varsa mahkeme, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verebilir (HMK m. 389). Örneğin satıcı, mağazasının askıya alınmasının hukuka aykırılığını da dava konusu yapmışsa bu konuda tedbir istemi değerlendirilebilir. Tedbir isteyen taraf, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m. 390/3).
Sonuç
Pazaryeri hakediş kesintisinde ilk soru, kesintinin sözleşmede geçerli bir dayanağının bulunup bulunmadığıdır. Kesintinin adı bu soruyu cevaplamaz. Hizmet bedeli adıyla yapılan kesinti, hizmetin türü ve bedeli sözleşmede yazmıyorsa 6563 sayılı Kanunun ek 1. maddesinin (d) bendine girebilir. Ceza adıyla yapılan kesinti ise çoğu zaman bir ceza koşuluna dayanır ve cezaya bağlanan ihlalin gerçekleşmesini gerektirir.
Haksız ticari uygulama tespiti Bakanlığa idari para cezası yetkisi verir; satıcının alacağını ise kendiliğinden doğurmaz. Satıcı parasını geri almak için hakediş alacağını ya da sebepsiz zenginleşme talebini ayrıca ileri sürer. Bu talepte genel işlem koşulları hükümleri belirleyici rol oynayabilir. Satıcı aleyhine olup sözleşmeye usulüne uygun girmeyen koşullar ile tek yanlı değişiklik yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.
Tacir satıcı, pazaryeri ceza kesintisini yalnız aşırılık gerekçesiyle indirtemez. Buna karşılık ihlalin yokluğunu, ceza hükmünün sözleşmeye girmediğini veya geçersizliğini ileri sürebilir. Usul bakımından ticari nitelikteki uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Konusu para olan taleplerde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Faturalara sekiz gün içinde itiraz etmek ve kesinti dökümlerini düzenli tutmak, ispat bakımından satıcının elini güçlendirir.
Sık Sorulan Sorular
Pazaryeri hakediş kesintisi geri istenebilir mi?
Kesintinin sözleşmede geçerli bir dayanağı yoksa satıcı kesilen tutarı hakediş alacağı olarak ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Sonuç, sözleşmenin içeriğine ve ihlal iddiasının ispatına bağlıdır.
Haksız ticari uygulama şikâyeti parayı geri getirir mi?
Bakanlık, haksız ticari uygulama tespit ederse pazaryerine idari para cezası verebilir. Kanun bu cezanın satıcıya ödenmesini öngörmez. Satıcının parasını geri alması için ayrıca özel hukuk talebinde bulunması gerekir.
Tacir satıcı ceza tutarının indirilmesini isteyebilir mi?
Tacir sıfatını taşıyan borçlu, aşırılık iddiasıyla cezanın indirilmesini isteyemez (TTK m. 22). Ancak ihlalin gerçekleşmediğini, ceza hükmünün sözleşmeye girmediğini veya geçersiz olduğunu ileri sürebilir. Esnaf satıcı bakımından ise indirim gündeme gelebilir.
Aracılık sözleşmesi sonradan değiştirilirse ne olur?
Satıcı aleyhine geçmişe yönelik veya tek taraflı değişiklik, 6563 sayılı Kanunun ek 1. maddesine göre haksız ticari uygulamadır. Ayrıca tek yanlı değişiklik yetkisi veren genel işlem koşulu TBK m. 24 uyarınca yazılmamış sayılır. Değişikliğin satıcı tarafından açıkça kabul edilip edilmediği ayrıca incelenir.
Pazaryeri hakediş davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse ve konusu bir miktar paraysa arabuluculuk dava şartıdır (TTK m. 5/A). Arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Sözleşmede tahkim şartı varsa bu kural uygulanmaz.
Pazaryerinin kestiği faturaya ne kadar sürede itiraz edilmeli?
TTK m. 21/2’ye göre fatura alan kişi sekiz gün içinde itiraz etmezse faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. İtirazın tarihini ispat edebilecek bir yolla, örneğin kayıtlı elektronik posta ile yapılması uygun olur.
Pazaryeri hakediş alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Genel süre TBK m. 146 uyarınca on yıldır. Sözleşmenin niteliğine göre TBK m. 147’deki beş yıllık süre gündeme gelebilir. Sebepsiz zenginleşme talebinde ise TBK m. 82 uyarınca öğrenmeden itibaren iki yıllık ve her hâlde on yıllık süre işler.
İlgili Yazılar
- Markamın Taklidi Pazaryerinde Satılıyor: Marka Hakkı İhlali Şikayeti ve Satıcının İtirazı
- Kripto Hesap Kısıtlama: Kripto Borsası Para Çekmeye İzin Vermiyorsa Ne Olur?
- Haksız Rekabet Davası: Rakip Firmaya Karşı Hangi Haklar Var, Süre Ne Kadar?
- Ticari Faiz ve Geç Ödeme Faizi: Avans Faizi Ne Zaman Uygulanır?



