Ailede akıl hastalığı, Alzheimer ya da demans tanısı olan bir yakın evlenmek istediğinde ilk soru şudur: akıl hastası evlenebilir mi? Türk Medeni Kanunu bu soruya tek bir yasakla cevap vermez. Sonucu ayırt etme gücü, hastalığın evlenmeye engel olacak derecede olup olmadığı ve kişinin kısıtlı olup olmadığı belirler. Yakınların sıkça sorduğu Alzheimer hastası evlenebilir mi sorusunda da tanı, sonucu kendi başına belirlemez; evlenme anındaki durum önem taşır. Evlilik raporu engel durumlar konusunda da her adaydan istenen genel belge ile akıl hastası için aranan resmî sağlık kurulu raporu ayrı tutulmalıdır. Demans hastasının evliliği yapılmışsa mutlak butlan, nisbi butlan ve boşanma yolları farklı şartlara bağlıdır. Bu yazı bu ayrımları, dava açabilecek kişileri ve süreleri kanun metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, HMK, Aile Mahkemeleri Kanunu ile arabuluculuk ve harç mevzuatı metinlerini kapsadı.
Akıl Hastası Evlenebilir mi? Kanundaki Üç Ölçüt
Evlenme ehliyeti Türk Medeni Kanunu’nun aile hukuku kitabında ayrıca düzenlenir. Yaş şartı TMK m. 124’te yer alır. Akıl sağlığıyla ilgili üç hüküm ise birbirinden farklı sorulara cevap verir. TMK m. 125 ayırt etme gücüne sahip olmayanların evlenemeyeceğini söyler. TMK m. 133 akıl hastalarının evlenmesini resmî sağlık kurulu raporuna bağlar. TMK m. 127 ise kısıtlı kişinin evlenmesi için yasal temsilcinin iznini arar. Bu nedenle akıl hastası evlenebilir mi sorusunun cevabı, bu üç ölçütün somut olayda birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Hükümlerin tamamı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni içinde yer alır.
Akıl Hastası Evlenebilir mi? Ayırt Etme Gücü Ölçütü
TMK m. 13, ayırt etme gücünü akla uygun biçimde davranma yeteneği olarak tanımlar. Kanun bu yeteneği ortadan kaldırabilecek sebepler arasında akıl hastalığını ve akıl zayıflığını da sayar. Ancak tanımın ölçütü hastalığın adı değil, akla uygun davranma yeteneğinin bulunup bulunmadığıdır. TMK m. 125’e göre ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).
TMK m. 125 güncel kanun metni →
TMK m. 13, ayırt etme gücünü ortadan kaldıran sebepler arasında sarhoşluk gibi geçici durumları da sayar. Kanun, yoksunluğun sürekli ya da geçici bir sebebe dayanabileceğini de kabul eder (TMK m. 145/2, m. 148). Evlenme, tarafların evlendirme memuru önünde olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur (TMK m. 142). Ayırt etme gücünün nasıl belirleneceği kanunda ayrıca düzenlenmemiştir; somut olaya göre değerlendirilir. Hükmün metni TMK m. 13 ayırt etme gücü sayfasında okunabilir.
Akıl Hastası Evlenebilir mi? Resmî Sağlık Kurulu Raporu Şartı
TMK m. 133 ayrı bir evlenme engeli koyar. Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez. Bu hüküm akıl hastalığını mutlak bir yasak olarak düzenlemez; engeli bir rapor şartına bağlar. Yani akıl hastası evlenebilir mi sorusunun ikinci cevabı, sağlık kurulunun tıbbi sakınca görmemesine bağlıdır. Hükmün kurucu unsurları, raporun resmî sağlık kurulu raporu olması ve tıbbi sakınca bulunmadığını ortaya koymasıdır.
TMK m. 133 güncel kanun metni →
Kanun, hangi tanının bu maddede akıl hastalığı sayılacağını tek tek saymaz. Bir rahatsızlığın bu kapsama girip girmediği, tıbbi görüş alınarak hukuki bir değerlendirmeyle belirlenir. Raporu hangi kurumların düzenleyebileceği ve kurulun nasıl oluşacağı da TMK m. 133’te yazılı değildir. Bu ayrıntı ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir.
Kısıtlı Akıl Hastası Evlenebilir mi? Yasal Temsilcinin İzni
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergin kısıtlanır (TMK m. 405). Bu sebeplerle korunması ve bakımı için sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin de kısıtlanır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409). Kısıtlama kararı verilmiş bir kişi, ayırt etme gücüne sahip olsa bile yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez (TMK m. 127). TMK m. 16, ayırt etme gücüne sahip kısıtlının kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları rıza olmadan kullanabileceğini söyler. Evlenme bakımından ise TMK m. 127 özel bir izin şartı koyar.
TMK m. 127 güncel kanun metni →
Yasal temsilci haklı sebep olmaksızın izin vermezse kısıtlı, aile mahkemesine (bulunmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesine) başvurabilir (4787 sayılı Kanun m. 2, m. 4/1-1). TMK m. 128’e göre hâkim, yasal temsilciyi dinledikten sonra kısıtlının evlenmesine izin verebilir. Kısıtlının evlenme başvurusunda yasal temsilcinin imzası onaylanmış yazılı izin belgesi de verilir (TMK m. 136). Kısıtlama ve vasi atanması ile kişinin kuruma yerleştirilmesi konusundaki genel kurallar, zorla tedavi ve psikiyatri hukuku yazısında ayrıca anlatılmıştır.
Alzheimer Hastası Evlenebilir mi? Tanı ile Ehliyet Ayrımı
Alzheimer ve diğer demans türleri ilerleyen seyirli rahatsızlıklar olarak bilinir. Hukuk bakımından ise önemli olan tanının adı değil, evlenme anındaki ayırt etme gücüdür. Başlangıç evresindeki bir kişi, evlenmenin anlamını ve sonuçlarını kavrayabiliyor olabilir. İleri evredeki bir kişi ise bu yeteneği sürekli olarak yitirmiş olabilir. Alzheimer hastası evlenebilir mi sorusunun cevabı bu nedenle somut olaya göre değişir. Tıbbi tavsiye bu yazının konusu değildir; burada yalnız hukuki ölçütler anlatılmaktadır.
Demans tanısı konulmuş kişi, TMK m. 133 anlamında akıl hastası sayılırsa evlenmesi için resmî sağlık kurulu raporu gerekir. Kişi kısıtlanmışsa ayrıca yasal temsilcisinin izni aranır (TMK m. 127). Yasal temsilci vasi ya da, kısıtlı velayet altında bırakılmışsa, ana babadır (TMK m. 419). Evlenme anında ayırt etme gücü yoksa evlenme mümkün değildir (TMK m. 125). Yoksunluk sürekliyse mutlak butlan, geçiciyse iptal gündeme gelir (TMK m. 145/2, m. 148). Örneğin seksen yaşında, orta evre demans tanılı bir baba bakıcısıyla evlenmek isteyebilir. Bu durumda tanının yanında evlenme tarihindeki muayene bulguları, kişinin kararını açıklama biçimi ve günlük işlerini görme yeteneği birlikte değerlendirilir. Demans hastasının evliliği sonradan tartışılırsa da aynı ölçütler mahkemenin önüne gelir. Alzheimer hastası evlenebilir mi diye soran aile için pratik sonuç şudur: tanının varlığı değil, evlenme günündeki durumun belgelenmesi önem taşır.
Demans tanılı yaşlıların bakım kurumlarında karşılaştığı ihmal ve sorumluluk sorunları, huzurevinde ihmal ve bakım kuruluşlarının sorumluluğu yazısında işlenmiştir. Bu yazıda yalnız evlenme ve evliliğin geçerliliği ele alınmaktadır.
Evlilik Raporu Engel Durumlar: Hangi Rapor Ne İşe Yarar?
Evlenme başvurusunda her aday, evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren bir sağlık raporu verir (TMK m. 136). Bu rapor her evlenme başvurusunda aranan genel bir belgedir. TMK m. 133’teki resmî sağlık kurulu raporu ise yalnız akıl hastaları için aranan ayrı bir belgedir. İki raporun konusu ve kanunda aranan nitelikleri farklıdır. Evlilik raporu engel durumlar sorusunda bu ayrım gözden kaçırılmamalıdır.
Genel sağlık raporunda hangi muayene ve testlerin yapılacağı Türk Medeni Kanunu’nda sayılmamıştır. TMK m. 144, evlenme işleminin ve ilgili diğer konuların yönetmelikle düzenleneceğini öngörür. Bu nedenle evlilik raporu engel durumlar listesi, rapor içeriği ve hangi hekimin raporu düzenleyeceği ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Kanun metninden kesin olarak çıkan, akıl hastası bakımından ayrıca resmî sağlık kurulu raporunun arandığıdır.
Evlendirme Memuru Akıl Hastası Evlenebilir mi Sorusunu Nasıl İnceler?
Evlenecekler, içlerinden birinin oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna birlikte başvurur (TMK m. 134). Memur başvuruyu ve belgeleri inceler. Evleneceklerden biri evlenmeye ehil değilse ya da yasal bir engel varsa başvuru reddolunur (TMK m. 137). Ret kararı adaylara yazıyla hemen bildirilir. Memur evlenme koşullarının bulunmadığını sonradan anlarsa evlenme törenini yapamaz (TMK m. 140).
Evleneceklerden her biri ret kararına karşı aile mahkemesine (bulunmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesine) başvurabilir (TMK m. 138; 4787 sayılı Kanun m. 4/1-1). TMK m. 138 bu başvuru için ayrı bir süre öngörmez; yine de başvurunun gecikmeden yapılması güvenli olur. İtiraz evrak üzerinde incelenir ve kesin karara bağlanır. Ret kararı bir mutlak butlan sebebine dayanıyorsa itiraz davası basit yargılama usulüyle görülür. Evlenmeye engel derecede akıl hastalığı ve sürekli ayırt etme gücü yokluğu mutlak butlan sebepleri arasında yer aldığından bu ayrım konumuz için önemlidir. Evlendirme memurunun ret kararına itiraz, HMK m. 382/2-b-3’te aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır. HMK m. 383 çekişmesiz işleri, aksine düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesine verir. 4787 sayılı Kanun m. 4/1-1 ise TMK İkinci Kitabından doğan işleri, Üçüncü Kısım hariç, aile mahkemesine verir.
Demans Hastasının Evliliği Yapıldıysa: Mutlak Butlan ve Nisbi Butlan
Engel bulunmasına rağmen evlenme gerçekleşmiş olabilir. Bu durumda kanun iki ayrı geçersizlik rejimi öngörür. Mutlak butlan sebepleri TMK m. 145’te sayılmıştır ve bu davada dava açma hakkı geniştir. Nisbi butlan ise yalnız belirli eşlere ya da yasal temsilciye iptal davası hakkı verir. Hangi rejimin uygulanacağı, ayırt etme gücü yokluğunun sürekli mi geçici mi olduğuna göre değişir.
Mutlak Butlan Sebepleri: TMK m. 145
TMK m. 145 dört mutlak butlan sebebi sayar ve bunların ikisi doğrudan bu konuyla ilgilidir. Birincisi, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunmasıdır (m. 145/2). İkincisi, eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunmasıdır (m. 145/3). Her iki bentte de kurucu unsurlar açıktır: birincisinde yoksunluğun sürekli olması, ikincisinde hastalığın evlenmeye engel olacak derecede bulunması aranır. Akıl hastalığı tanısının bulunması, bu derece şartı gerçekleşmeden mutlak butlan sonucunu doğurmaz.
TMK m. 145 güncel kanun metni →
TMK m. 133’teki rapor alınmadan yapılan evliliğin durumu ayrıca düşünülmelidir. Raporun alınmamış olması, m. 145/3’teki derece şartının gerçekleştiğini göstermez. Evliliğin bu bent uyarınca batıl sayılması için mahkemenin, evlenme sırasında hastalığın evlenmeye engel olacak derecede bulunduğunu tespit etmesi gerekir. Sürekli ayırt etme gücü yokluğu ise m. 145/2 kapsamında ayrıca incelenir.
Nisbi Butlan: Geçici Yoksunluk ve Gizlenen Hastalık
Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK m. 148). Bu hâlde dava hakkı yalnız o eşe aittir. Sürekli yoksunluk mutlak butlana, geçici yoksunluk nisbi butlana bağlanmıştır. Hastalığın seyrinde dalgalanmalar varsa bu ayrım somut olayda belirleyici olabilir.
Bir başka iptal sebebi TMK m. 150/2’de yer alır. Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse, aldatılan eş iptal davası açabilir. Bu hüküm hasta eşin değil, hastalığı kendisinden gizlenen eşin korunmasına yöneliktir. Akıl hastalığının ağır tehlike şartını karşılayıp karşılamadığı somut olaya göre değerlendirilir. Şartları varsa önemli bir nitelikte yanılma sebebiyle iptal (TMK m. 149/2) de gündeme gelebilir. Her iki dava da TMK m. 152’deki hak düşürücü sürelere bağlıdır. Gizleme sebebiyle iptalin bulaşıcı hastalıklardaki görünümü, HIV gizlilik hakkı ve evlenme öncesi gizleme yazısında farklı bir açıdan incelenmiştir.
Yasal Temsilcinin İptal Davası: TMK m. 153
Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK m. 153). Kısıtlı sonradan kısıtlı olmaktan çıkarsa ya da kadın gebe kalırsa iptale karar verilemez. Bu dava, izin eksikliğine dayanır ve ayırt etme gücünün yokluğunu ispat etmeyi gerektirmez. Kısıtlıda ayırt etme gücü sürekli olarak bulunmuyorsa mutlak butlan yolu da ayrıca gündeme gelir. Kanun bu dava için ayrı bir süre hükmü içermez; TMK m. 152 eşlerin dava hakkı başlığı altında yer alır. Hak kaybı yaşanmaması için davanın, izinsiz evlenmenin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde ve en geç evlenmeden itibaren beş yıl dolmadan açılması güvenli olur.
Butlan Yollarının Karşılaştırması
Aşağıdaki tablo, akıl sağlığına bağlı geçersizlik ve sona erme yollarını dayanakları, sebepleri, dava açabilecek kişiler, süreler ve sonuçlarıyla birlikte gösterir.
| Yol | Dayanak | Sebep | Kim açabilir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Mutlak butlan | TMK m. 145/2, 145/3, 146, 147 | Evlenme sırasında sürekli ayırt etme gücü yokluğu ya da evlenmeye engel derecede akıl hastalığı | Cumhuriyet savcısı ve ilgisi olan herkes; evlilik sona ermişse savcı re’sen açamaz, her ilgili isteyebilir; eş iyileşmiş ya da ayırt etme gücünü kazanmışsa yalnız o eş | Kanunda süre öngörülmemiştir | Evlilik hâkim kararıyla sona erer; karara kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur (m. 156) |
| Nisbi butlan (geçici yoksunluk) | TMK m. 148, 152 | Evlenme sırasında geçici sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk | Yalnız yoksun olan eş | Sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay, en geç evlenmeden itibaren beş yıl (hak düşürücü) | Evlilik iptal kararıyla sona erer; sonuçlarında boşanma hükümleri uygulanır (m. 158) |
| Nisbi butlan (gizlenen hastalık) | TMK m. 150/2, 152 | Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan hastalığın gizlenmesi | Hastalık kendisinden gizlenen eş | Sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay, en geç evlenmeden itibaren beş yıl (hak düşürücü) | Evlilik iptal kararıyla sona erer; iyiniyetli eş kişisel durumunu korur (m. 158) |
| Yasal temsilcinin iptal davası | TMK m. 127, 153 | Kısıtlının yasal temsilcinin izni olmadan evlenmesi | İzni alınmayan yasal temsilci | Kanunda ayrıca yazılmamıştır; m. 152’nin uygulanıp uygulanmayacağı açık olmadığından öğrenmeden itibaren altı ay içinde, en geç evlenmeden itibaren beş yıl dolmadan açmak güvenli yoldur. Kısıtlılık sona ererse ya da kadın gebe kalırsa iptal kararı verilemez | Evlilik iptal kararıyla sona erer |
| Akıl hastalığı sebebiyle boşanma | TMK m. 165 | Akıl hastalığı yüzünden ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmaması | Diğer eş | Maddede hak düşürücü süre öngörülmemiştir | Boşanma; hastalığın geçmeyeceği resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir |
Evliliğin İptali Davasını Kim Açabilir?
Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılır (TMK m. 146). Aynı dava ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir. Kanun “ilgili” kavramını tanımlamaz; bu sıfatın varlığı, davacının evliliğin geçersizliğinde hukuki bir yararının bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Yakınların ve ileride mirasçı olabilecek kişilerin durumu bu çerçevede incelenir. Hükmün metni TMK m. 146 mutlak butlan davasını açabilecekler sayfasında yer alır.
TMK m. 147 iki sınırlama getirir. Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı savcı tarafından re’sen dava edilemez; ancak her ilgili mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Eş ayırt etme gücünü sonradan kazanmış ya da akıl hastalığı iyileşmişse mutlak butlan davasını yalnız o eş açabilir. Bu ikinci kural, iyileşen kişinin evliliği sürdürme iradesini korur. Akıl hastası evlenebilir mi sorusunu evlilikten sonra soran yakınlar için bu sınır önemlidir.
Nisbi butlanda dava hakkı daha dardır. Geçici yoksunlukta yoksun olan eş, gizleme hâlinde aldatılan eş, yanılmada yanılan eş, izin eksikliğinde ise yasal temsilci dava açabilir (TMK m. 148, 149, 150, 153). Bu davalarda üçüncü kişilerin ve yakınların kendi adlarına dava açma hakkı kanunda öngörülmemiştir.
Dava Kime Karşı Açılır?
Bir eşin diğer eşe karşı açtığı nisbi butlan davasında davalı, diğer eştir. Savcının ya da ilgili üçüncü kişinin açtığı mutlak butlan davasında ise evlilik birliğinin iki tarafı da davanın sonucundan doğrudan etkilenir. Davalı tarafın kim olacağı, bu davalar bakımından kanunda ayrıca yazılmamıştır; bu nedenle davalı sıfatı somut olaya göre değerlendirilir. Yasal temsilcinin açtığı iptal davasında da durum aynıdır. Davanın kime yöneltileceği, dava açılmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.
Eş kısıtlıysa davada vasi tarafından temsil edilmesi ve menfaat çatışması hâli ayrıca gözetilir. Yasal temsilcinin menfaati kısıtlının menfaatiyle çatışıyorsa vesayet makamı temsil kayyımı atar (TMK m. 426/1-2). Örneğin vasi aynı zamanda evliliğin iptalini isteyen yakın ise bu durum gündeme gelebilir.
Akıl Hastası Evlenebilir mi Sorusunda Süreler: Mutlak ve Nisbi Butlan
Mutlak butlan davası için TMK m. 145 ile m. 147 arasında bir süre öngörülmemiştir. Eşlerin açtığı iptal davalarında ise TMK m. 152 hak düşürücü bir süre koyar. İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayarak altı ay içinde kullanılmalıdır. Evlenmenin üzerinden beş yıl geçmişse, öğrenme tarihine bakılmaksızın bu hak da düşer. Bu iki süre ayrı işler; altı aylık süre öğrenmeye, beş yıllık süre evlenme tarihine bağlıdır. Yasal temsilcinin davası için kanunda ayrı süre yoktur; bu davada da aynı sürelerin esas alınması güvenli olur.
TMK m. 152 güncel kanun metni →
Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir. Süre dolduğunda iptal davası açma hakkı düşer. Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). HMK m. 104’teki bir haftalık uzama yalnız HMK’nın tayin ettiği süreler içindir. TMK m. 152’deki süre ise Türk Medeni Kanunu’nun koyduğu bir süredir. Bu nedenle adli tatile rastlaması iptal davası süresini uzatmaz; davanın süresinde açılması güvenli yoldur.
Evlilikten Sonra Ortaya Çıkan Akıl Hastalığı: Boşanma Yolu
Evlenme sırasında eşin sağlığı yerinde olabilir ve hastalık yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu durumda butlan değil boşanma gündeme gelir; çünkü butlan sebepleri evlenme anına bağlıdır. TMK m. 165, eşlerden birinin akıl hastalığı yüzünden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesini düzenler. Bu durumda hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla diğer eş boşanma davası açabilir. Hastalığın evlenmeden önce mi sonra mı başladığı, demans hastasının evliliği bakımından izlenecek yolu belirler.
TMK m. 165 boşanmayı hasta eşin kusuruna bağlamaz; madde hastalığı, ortak hayatın çekilmezliğini ve raporu arar. Tazminat ve nafaka gibi fer’i sonuçlar, boşanmaya ilişkin genel hükümler çerçevesinde ve kusur şartlarına göre ayrıca değerlendirilir (TMK m. 174, 175). Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Hasta eş kısıtlıysa davada yasal temsilcisinin konumu ayrıca gözetilir (TMK m. 403).
Butlan Kararının Sonuçları: Çocuklar, Mal Rejimi ve Miras
Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer (TMK m. 156). Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Bu nedenle demans hastasının evliliği hakkında dava açılmamışsa ya da karar verilmemişse eş, evliliğin hukuki sonuçlarından yararlanır. Sağ kalan eş de yasal mirasçıdır; payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre belirlenir (TMK m. 499). Örneğin mirasbırakanın altsoyuyla birlikte mirasçı olan eşin payı mirasın dörtte biridir.
Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır (TMK m. 157). Evlenirken iyiniyetli olan eş, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur (TMK m. 158). Mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Butlan kararı bu yönleriyle boşanmaya yaklaşan sonuçlar doğurur.
Mirası Amaçlayan Evlilik Şüphesinde Yakınların Yolu
Yakınlar bazen evliliğin, hasta kişinin malvarlığına ulaşmak için yapıldığından şüphelenir. TMK m. 159’a göre evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilir. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz. Bu eş, ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.
TMK m. 159 güncel kanun metni →
Ölüm, evliliği sona erdirir. TMK m. 147 ise sona ermiş bir evlilikte her ilgilinin mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebileceğini söyler. Mirasçıların bu hükme kendi ilgileri sıfatıyla dayanıp dayanamayacağı konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Bu soru TMK m. 159 ile birlikte, somut olaya göre değerlendirilir. Bu belirsizlik nedeniyle, butlan sebebi bulunduğunu düşünen ilgili için davanın eşlerin sağlığında açılması daha güvenli görünür. Mirasın reddi ve tereke borçları gibi ayrı konular, reddi miras ve tereke borcu yazısında ele alınmıştır.
Evlilik henüz yapılmamışsa yakınların önündeki yol farklıdır. Kanun, üçüncü kişilere evlenmeye itiraz için ayrı bir dava hakkı tanımaz. Kısıtlama ise, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergin bakımından vesayet makamının görevidir (TMK m. 405). Aynı sebeplerle korunması ve bakımı için sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin için de bu yol açıktır. İdari makamlar, noterler ve mahkemeler görevleri sırasında öğrendikleri böyle bir durumu vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Yakınlar da durumu sulh hukuk mahkemesine bildirebilir. Vesayet işleri çekişmesiz yargı işlerindendir ve bu işlerde kural olarak re’sen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 382/2-b-19, m. 385/2).
Geçici Koruma: Vesayet Makamının Geçici Önlemleri ve İhtiyati Tedbir
Kısıtlama süreci sürerken evlenme ya da önemli bir mal tasarrufu yakın görünüyorsa önce özel hükme bakılır. TMK m. 420’ye göre vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamı, vasi atanmasından önce de re’sen gerekli önlemleri alır. Vesayet makamı özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Bu karar ilan olunur. Ergin bir kişi hastalığı sebebiyle ivedi bir işini göremiyorsa temsil kayyımı atanması da mümkündür (TMK m. 426/1-1).
Butlan davası açıldıktan sonra ise TMK m. 160 gereği yargılama usulünde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Bu yollamayla geçici önlemler hükmünün (TMK m. 169) butlan davasında uygulanması gündeme gelebilir; ancak madde lafzı yalnız boşanma ve ayrılık davasını anar. Eşlerin barınması, geçimi ve mallarının yönetimi bu önlemlerin konusu olabilir. Bu hükmün uygulanmadığı ya da karşılamadığı durumlarda HMK m. 389’daki genel ihtiyati tedbir yoluna başvurulabilir. Tedbir talebinde tedbir sebebi ve türü açıkça belirtilir ve haklılık yaklaşık olarak ispat edilir (HMK m. 390/3).
Adli tatil bu talepleri engellemez. HMK m. 103/1’e göre ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri ile vesayete ilişkin işler adli tatilde de görülür. Çekişmesiz yargı işleri de bu kapsamdadır. Butlan davasının esası ise HMK m. 103’teki listede sayılmamıştır. Bu nedenle esas yargılama adli tatile tabi olabilir; tedbir ve vesayet işleri ise adli tatilde de görülebilir.
Akıl Hastası Evlenebilir mi Uyuşmazlığında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Evlenme, butlan ve boşanma hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabında, vesayet hükümleri ise aynı kitabın Üçüncü Kısmında yer alır. 4787 sayılı Kanun m. 4/1, İkinci Kitaptan doğan dava ve işleri Üçüncü Kısım hariç olmak üzere aile mahkemesine verir. Aile mahkemesi bu nedenle butlan ve iptal davalarında görevlidir. Kısıtlama, vasi atanması ve vesayet makamının geçici önlemleri (TMK m. 420) ise vesayet işleridir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 397).
Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu dava ve işlere Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2). Yetki bakımından TMK m. 160, butlan davasında boşanmaya ilişkin yetki hükümlerini uygulatır. TMK m. 168’e göre yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Vesayet işlerinde yetki ise kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 411).
Arabuluculuk Dava Şartı mı?
6325 sayılı Kanun m. 18/B, dava şartı olarak arabuluculuğu kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında öngörür. Evliliğin butlanı ve iptali bu listede yer almaz. Ayrıca aynı Kanunun m. 1/2’sine göre Kanun, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanır. Evliliğin geçerliliği tarafların anlaşmasıyla belirlenebilecek bir konu olarak görünmemektedir. Bu nedenle butlan ve iptal davaları için arabulucuya başvuru, incelenen metinlerde dava şartı olarak öngörülmemiştir. Aynı hükme göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar da arabuluculuğa elverişli değildir.
Akıl Hastası Evlenebilir mi Tartışmasında Hangi Delillere Dayanılır?
Butlan davasında ispat edilecek olgu, evlenme anındaki ayırt etme gücü ve hastalığın derecesidir. Hastane kayıtları, epikriz raporları, muayene notları ve ilaç kullanım kayıtları belge niteliği taşır (HMK m. 199). Evlenme tarihine yakın tarihli kayıtlar, sonraki tarihli kayıtlara göre daha açıklayıcı olabilir. Tören tanıkları, komşular ve bakım verenler de kişinin o dönemdeki davranışları hakkında tanık olarak dinlenebilir.
Çözümü tıbbi bilgi gerektiren konularda mahkeme bilirkişi incelemesine başvurur (HMK m. 266). Bilirkişi ya da sağlık kurulu, hastalığın türü, evresi ve evlenme tarihindeki muhtemel etkisi hakkında görüş bildirir. Evliliğin batıl olup olmadığına ilişkin hukuki nitelendirme ise mahkemeye aittir. TMK m. 160 yollamasıyla TMK m. 184 de uygulanır. Buna göre tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder.
Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Butlan ve iptal davasının konusu evliliğin geçerliliğidir; bu konu belli bir parasal değerle ilgili değildir. Butlan talebi bakımından bu nedenle maktu harç uygulanması beklenir. Davada nafaka ya da tazminat gibi parasal talepler de ileri sürülürse bunlar için ayrıca nispi harç doğabilir. Harç tutarı bu yazıda verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.
Sonuç
Akıl hastası evlenebilir mi sorusuna Türk Medeni Kanunu genel bir yasakla değil, üç ölçütle cevap verir. Kanuna göre ayırt etme gücü bulunmayan kişi evlenemez (m. 125). Akıl hastası, tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılırsa evlenebilir (m. 133). Kısıtlı kişi, diğer şartlar da varsa yasal temsilcisinin ya da hâkimin izniyle evlenebilir (m. 127, 128).
Benzer biçimde Alzheimer hastası evlenebilir mi sorusunda tanı bu ölçütlerin yerine geçmez; evlenme anındaki durum esas alınır. Genel sağlık raporu ile resmî sağlık kurulu raporu ayrı belgelerdir. Engel varken yapılan evlilikte sürekli yoksunluk ve engel derecesinde akıl hastalığı mutlak butlana bağlanmıştır. Bu davayı kural olarak savcı ve her ilgili açabilir; kanunda süre öngörülmemiştir. Evlilik sona ermişse savcı re’sen dava açamaz, eş iyileşmişse davayı yalnız o eş açabilir.
Geçici yoksunluk, gizlenen hastalık ve izin eksikliği ise nisbi butlan sebepleridir. Bu davaları yalnız kanunda sayılan kişiler açabilir; eşlerin davası altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreye bağlıdır. Evlilikten sonra başlayan hastalıkta yol boşanmadır (m. 165). Butlan kararına kadar evlilik bütün sonuçlarını doğurur. Kısıtlama ve vesayet makamının geçici önlemleri (m. 420) sulh hukuk mahkemesinde; butlan davası ve bu davadaki geçici önlem ve tedbirler aile mahkemesinde görülür.
Sık Sorulan Sorular
Akıl hastası evlenebilir mi?
Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılırsa evlenebilir (TMK m. 133). Ayrıca evlenme anında ayırt etme gücüne sahip olmaları gerekir (TMK m. 125). Kişi kısıtlıysa yasal temsilcisinin izni de aranır (TMK m. 127). Yasal temsilci haklı sebep olmadan izin vermezse hâkim izin verebilir.
Alzheimer hastası evlenebilir mi?
Tanı, sonucu kendi başına belirlemez. Belirleyici olan evlenme anındaki ayırt etme gücüdür. Kişi TMK m. 133 anlamında akıl hastası sayılıyorsa resmî sağlık kurulu raporu gerekir. Kısıtlıysa yasal temsilcisinin, yani vasinin ya da velayet altında bırakılmışsa ana babanın izni de aranır. Evlenme anında ayırt etme gücü yoksa evlenme mümkün değildir; yapılmışsa yoksunluk sürekliyse mutlak butlan, geçiciyse iptal gündeme gelir.
Demans hastasının evliliği sonradan iptal edilebilir mi?
Evlenme sırasında sürekli ayırt etme gücü yokluğu ya da evlenmeye engel derecede akıl hastalığı varsa evlilik mutlak butlanla batıldır (TMK m. 145). Bu davayı savcı ve her ilgili açabilir; kanunda süre yoktur. Evlilik sona ermişse savcı re’sen açamaz, eş iyileşmişse davayı yalnız o eş açabilir (TMK m. 147). Yoksunluk geçiciyse yalnız o eş altı ay ve beş yıllık süreler içinde iptal davası açabilir (TMK m. 148, 152). Evlilik, karar verilene kadar geçerli sayılır.
Evlilik raporu engel durumlar nelerdir?
Her aday, evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren bir sağlık raporu verir (TMK m. 136). Raporun içeriği kanunda sayılmamıştır ve ilgili idari düzenlemeye göre belirlenir. Akıl hastaları için ise ayrıca resmî sağlık kurulu raporu aranır (TMK m. 133). İki rapor farklı belgelerdir.
Yakınlar mirası amaçlayan bir evliliğe karşı ne yapabilir?
Evlilik yapılmışsa ve mutlak butlan sebebi varsa ilgili sıfatı taşıyan yakın butlan davası açabilir (TMK m. 146). Eş iyileşmiş ya da ayırt etme gücünü sonradan kazanmışsa bu davayı yalnız o eş açabilir (TMK m. 147). Butlan dava hakkı mirasçılara geçmez; mirasçılar yalnız açılmış davayı sürdürebilir (TMK m. 159). Evlilik henüz yapılmamışsa durum sulh hukuk mahkemesine bildirilebilir. Kısıtlama istenmişse ve vesayet işleri zorunlu kılıyorsa vesayet makamı geçici önlem alabilir (TMK m. 420).
Evliliğin iptali davası hangi mahkemede açılır?
Butlan ve iptal davaları aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m. 2, m. 4). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 160, 168). Kısıtlama ve vesayet işleri ise sulh hukuk mahkemesindedir.
İlgili Yazılar
- Kuzen Evliliği Yasal mı? Süt Kardeş, Eski Eşin Kardeşi ve Kanunen Evlenilemeyecek Kişiler
- Eşi Kaybolan Kadın Ne Zaman Yeniden Evlenebilir? Gaiplik Kararı ve Evliliğin Feshi
- 18 Yaşını Dolduran Engelli Çocuğun Velayeti: Vasi mi Atanır, Velayet mi Sürer?
- Hasta Eşe Bakmamak Boşanma Sebebi mi? Hastalığında Yalnız Bırakılan Eşin Hakları
- 65 Yaş Üstü Tapu Satışı: Demans Hastası Tapuda Satış Yapabilir mi? Sağlık Raporu ve Sonradan İptal



